Eğitim - Öğretim - Ansiklopedik bilgi
Eğitim - Öğretim

Eğitim
1. isim Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye

Öğretim
1. (isim) Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim
2. Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi
Eğitim - Öğretim - Ayet mealleri
Alak (Asılıp Tutunan) Suresi 4. ayet:
Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir.

Alak (Asılıp Tutunan) Suresi 5. ayet:
İnsana bilmediğini öğretti.

Kasas (Tarihi Vakalar) Suresi 12. ayet:
Biz, daha önce ona süt analarını haram etmiştik. (Kız kardeşi:) "Ben, sizin adınıza onun bakımını üstlenecek ve ona öğüt verecek (veya eğitecek) bir aileyi size bildireyim mi?" dedi.

Bakara (Sığır) Suresi 31. ayet:
Ve Adem e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: "Eğer doğru sözlüyseniz, bunları bana isimleriyle haber verin" dedi.

Bakara (Sığır) Suresi 32. ayet:
Dediler ki: "Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın." 

Mutaffifin (Kandıranlar) Suresi 8. ayet:
"Siccîn"in ne olduğunu sana öğreten nedir?

Mutaffifin (Kandıranlar) Suresi 19. ayet:
"İlliyîn"in ne olduğunu sana öğreten nedir?

Beled (Şehir) Suresi 12. ayet:
Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten nedir? 

Rahman (Merhametli) Suresi 2. ayet:
Kur an ı öğretti.

Rahman (Merhametli) Suresi 4. ayet:
Ona beyanı öğretti.

Neml (Karınca) Suresi 16. ayet:
Süleyman, Davud a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür."

Enbiya (Peygamberler) Suresi 80. ayet:
Ve sizin için ona, zorlu-savaşınızda sizi korusun diye,  "(madeni) giyim-sanatını" öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?

Nahl (Arı) Suresi 103. ayet:
Andolsun ki biz, onların: "Bunu kendisine ancak bir beşer öğretmektedir" dediklerini biliyoruz. Saparak kendisine yöneldikleri (kimse)nin dili acemdir, bu ise açıkça Arapça olan bir dildir.

Yusuf Suresi 37. ayet:
Dedi ki: "Size rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden önce onun ne olduğunu haber veririm. Bu, rabbimin bana öğrettiklerindendir. Doğrusu ben, Allah a iman etmeyen, ahireti de tanımayanların ta kendileri olan bir topluluğun dinini terkettim."

Eğitim - Öğretim - Kitap Tanıtım
Eğitim Hikayedir
Yazar : Ayhan Aydın  
Yayınevi: Pegem Akademi Yayıncılık

Niçin çalışıyoruz? Nasıl yaşıyoruz ve nasıl bir eğitim alıyoruz? Bunlar insanın belki de kendine her gün sorması gereken sorular arasındadır. Ayrıca eğitim daha güzel bir Türkiye ve dünya yaratma amacına ne ölçüde hizmet ediyor? Acaba belli, kalıplaşmış görüşleri, basının klişelerini, toplumsal dedikoduları ve magazin haberleriyle dolu sosyal yaşam, insanın gelişmesi için yeterli midir? Eğitim sistemi kişinin vicdan ve karakter gelişimini sağlamak adına insancıl bir felsefi temele ve içeriğe sahip midir? Başka bir anlatımla, sadece çoğunluğun görüşlerini değil, kendi görüşlerine bile, tümüyle katılmayan bağımsız ve özgür karakterli insanlar mı, yoksa sosyal köleler mi yetiştiriyoruz? Tek doğru yanıtlı testler gibi ahlâki doğruları da, içi boş, retorikler şeklinde aktarmak kişinin düşünsel ve duygusal gelişimine ne ölçüde katkı sağlayabilir? Özetle birine dansın kurallarını öğreterek onun iyi bir dansçı olmasını sağlayabilir misiniz? Ya da şöyle diyelim nezaket kurallarını çok iyi bilen biri, gerçek yaşamında da yeterince nazik bir insan mı olur? Aynı durum futbol, yüzme ya da aklınıza gelen herhangi bir etkinlik için de geçerli olabilir. Demek ki futbolun kurallarını bilmekle iyi bir futbolcu olmak çoğu kez aynı anlama gelmeyebiliyor. 

Buna göre eğitim, her şeyden önce empatik, farkındalık, duyarlık, sevecenlik, nezaket, hoşgörü, anlayış ve sevgi gibi duygusal dönüşümleri kazandırma amacına dönük örüntülerden oluşmalıdır. Bu bağlamda hikaye insanların içinde yaşadıkları hayata ve kendilerine bakabilecekleri bir aynadır. Gerçekte hikayenin insanoğlunun bütün bilgeliğini, örtülü ya da açık hastalıklarını yansıtan gizemli bir gücü vardır. Bu nedenle eğitim bir bakıma hikaye anlatma ve anlama sanatıdır. Bu kitap dünya edebiyatının en seçkin ve en unutulmaz bir dizi hikayesinin zamanın acımasız çarkları içinde yok olmasına yüreği dayanmayan insanların ortak çabalarının ürünüdür.

Eğitim - Öğretim - Kitap Tanıtım
Öğrenci Koçluğu
İsmail Öz

Günümüzde önemli her geçen gün daha çok fark edilen ‘’Koçluk’’ uygulamalarının, öğrenciler üzerinde nasıl bir ilerleme ve başarı getireceğini anlatan bu çalışma, aynı zamanda dağınık olan ‘’öğrenci Koçluğu’’ çalışmalarını da tek çatı altında toplamaktadır. Alanında önemli bir ihtiyaca cevap vermeyi hedefleyen bu çalışmayla ülkemizin daha başarılı ve zeka potansiyelini kullanabilen bireylere kavuşması hedeflenmiştir. ‘’Nasıl öğrenciler’’ yetiştireceğiz ve dahası ‘’Nasıl bir toplumu meydana getireceğiz’’ sorusuna cevap arayan bu kitap, birçok soruya cevap veriyor. 

Çocuklarına zaman ayırmakta zorlanan, iş hayatının yoğun seyrinde çocuklarını ihmal etme korkusu taşıyan ebeveynler, çocuklarına yön vermesini istediği eğitimcileri ararken onların hangi vasıfları taşıması gerektiğine de bu kitap aracılığıyla ulaşılabilme imkanı sunuyor. Eğitimcilere ve anne-babalara ideal öğrenciler yetiştirebilme konusunda iyi bir kılavuz olmayı hedefleyen bu kitap, alanında bir ilk ve bir başlangıç eser olma özelliği taşıyor.
Eğitim - Öğretim - Muhtelif yazılar
YARATILIŞ

Padişah, oğlunun çok iyi yetişmesini istediği için, hocalar tutmuş, oğluna her şeyi öğretmeye çalışmış, ama nafile; çocuğun gözü eğlencedeymiş, çalsın sazlar oynasın kızlar, gününü gün ediyormuş...
Padişah, bir gün vezirine dert yanmış :
- Ne yaptımsa nafile, o kadar hoca tuttum, okuttum, olmadı!
- Padişahım, çocuğun yaradılışında ne varsa o olur, neye kabiliyetliyse, onu yapar.
Hocalar çocuğun kabiliyetini geliştirir, tabiatını, yaratılışını değiştiremez...
Padişah kızmış :
- Yani sana göre eğitimin, terbiyenin bir faydası yok mu ?
- Hiç olmaz mı padişahım,ama eğitim, terbiye yaratılışı tam değiştirmez!
Padişah, o gece sarayda bir eğlence düzenletmiş, eğlence sırasında terbiyeli eğitilmiş kediler de gösteri yapmışlar, sırtlarında bir tabak, tabakta yanan mum dolaşıp duruyorlarmış...
Padişah vezire dönmüş :
Gör, bak, terbiye, kedileri bile ne hale getiriyor!
Vezir sesini çıkarmamış. Bir ay sonra yine saraya çağrılınca, bu sefer bir sepette beş, on tane fare koyup gitmiş...
Biraz sonra padişahın terbiyeli, eğitilmiş kedileri ortaya çıkınca, vezir sepetin kapağını açıvermiş. Fareleri gören kediler gösteriyi filan unutup saldırmışlar, halılar tutuşmuş, ortalık birbirine girmiş, vezir de yavaşça padişahın kulağına fısıldamış :
- Yaa, işte böyle padişahım, terbiye de, eğitim de yaratılışa bağlıdır!
Eğitim - Öğretim - Muhtelif yazılar
NE İÇİN ÖĞRENİYORUZ

Tarih biyografisi ve monografi sahalarında erişilmesi çok güç bilgisiyle, dünya çapında bir şahsiyet olan İbnülemin Mahmud Kemâl (İnal)´a sormuşlar:
- "Sizdeki bilginin çok azına sahib olmalarına rağmen sizden çok daha fazla tanınanlar var. Bunun sebebi nedir?"
Şöyle cevap vermiş:
- Ben bilmek için öğrendim, onlarsa bilinmek için!

Eğitim - Öğretim - Muhtelif yazılar

TEMEL´İN  TORUNU 

(Hasan PULUR – Milliyet Gazetesi, Olaylar ve İnsanlar)
Geçen akşam bir arkadaş telefon etti, torunu ilkokuldaymış, öğretmen öyle bir ödev vermiş ki, bizimkinin aklı ermemiş, biz de içinden çıkamadık.
Çocuğun anası, babası işteymiş, gelince de yardım edeceklerini umuyor, torun sevgisi bir başka, “Ne yapacağımı bilmiyorum!” diyor, çocuk ağlayıp sızlanıyormuş, öğretmen, yarın bunu sorarsa, ne yaparım diyormuş...
Dayanamadık,”Bir daha sor bakalım” dedik, “Belki çözeriz!”
Ne mümkün.
AKLIMIZA M. Reşat SÜMERKAN´ın  “Temel Ağa´nın mektupları” geldi, rahmetli Gündağ Kayaoğlu yayımlamıştı.
“Temel Ağa” ya da torunu böyle bir soru sormuş, o da Rize´den Eskişehir´e yerleşen arkadaşı Niyaziye mektup yazıp, anlatmış...
Bakın ne tatlı tatlı  anlatıyor:
“YAHU, bu uşakcuklar bi kariş boydalar. Daha oyin oynamasuni bile beceremiyler. Hani utanmasalar emzuk emecekler. Onlara oyle sorilar sorayiler ki; efendi, ayip değil ya, ben çözemeyrum. Geçen akşam geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlayi. Zaten dertlerini hep bağa açar. Dedi ki: Ha bunlari anliyamadum. O yüzden de yapamadum. Yarin öğretmen beni dövecek. Dedum ki: Ağlama uağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Şimdu oni çözeruk...   
Ne mümkün Niyazi kardaşum. Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmişlar. Tiren otobostan üzte bi daha hızlı gidiy. Otobos iki yerde on beşer dakka  istirahat vermiş. Tiren da bir yerde durmiş 20 dakka su almiş. Otobos saatte 60 kilometre gidiymiş. Tiren beş saat sonra gideceği yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmış.
Oğraştum yapamadum. Uşak ağlar. Derken bubasi geldi. O da çözemedi. Diyorum oğa ki: Damat senun tanıduğun tahsilli bi otobos şoförü var ise oğa soralum, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşağu şoförler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yaruş etmiş bi şoför vardur da bize nasihat verur.   
Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif edeyruk. Tiren görmemiş ki...Ne anasi görmüş, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum´dan Sivas´a gittiydum. Neysa kardaşum, o gece çok kızdım. Diyeceksun ki niye? UŞAK DAHA İNCİR AĞACUNDAN DUTİ AYIRAMAY; MEZGİTİ GÖSTERİYRUM, HAMSİ DİY; EFENDUM, YUMURTANIN FABRİKADA YAPILDIĞINI SANAY. BİZ GELDUK ARABA YARIŞTIRİRUK. Yani efendi otobos zamanında varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolcu mi pekliysun?  Eğer varacağı saat önemliysa, edersun yazıhaneye bi telefon, derler saa otobosun ineceği zamani, Bu kadarlik mesele içun sabiyi sübyani niye telef edersun? Uşacuklarda şarkı yok, türki yok, oyun yok; dayamiş oğa matematiği, Matematiği öğrenen, milleti soymanin hesabıni  daha iyi yapayi.”
Temel Ağa´nın bu mektubu, bu günlerde analara, babalara, ninelere, dedelere, çok lazım olur.
BELKİ,    ÖĞRETMENLER DE BİRAZ GÜLÜP,  İNSAFA GELİRLER.

Eğitim - Öğretim - Özlü sözler
  • Öğretim bilgi kazandırmak amacıyla yapılan işlemler, eğitim DAVRANIŞ kazandırmak amacıyla yapılan işlemlerdir.
  • ‎İnsanları eğitip, eğlendiklerini ümit edeceğime, onları eğlendirip birşeyler öğrendiklerini ümit ederim. - Walt Disney
  • Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır. (Albert Einstein)
  • Eğitim, insanın okulda öğrendiği her şeyi unuttuğunda arta kalandır. (Albert Einstein)
  • Kendinize gerçekten gülebilmek yaratıcı düşünme eğitiminin en önemli adımıdır. (Melik Duyar)
  • Bir adama balık satarsanız, bir gün yer, balık tutmayı öğretirseniz, harika bir iş fırsatını mahvedersiniz. — Karl Marx
  • Birine bir balık verirsen, Onu bir kez doyurursun, ama balık tutmayı öğretirsen, ömür boyu doyurmuş olursun.
  • Öğretenlerin otoritesi genellikle öğrenmek isteyenlerin önünde engeldir. — Cicero
  • Heykeltıraş mermere ne ise, öğretmen de öğrenciye odur. - Addison
  • Öğretmen zaman içinde kendini gereksiz hale getirebilen kişidir.
  • Nefsinin öğretmeni, vicdanının öğrencisi ol.  (Eflatun)
  • Çocuğuna küçük şeylerden zevk almasını öğreten, ona büyük bir servet bırakmış olur. 
  • Öğretmen mum gibidir, kendini tüketerek başkasına ışık verir.

Eğitim - Öğretim - Risale-i Nur Külliyatı
Risale-i Nur´ un eğitim yerleri "Medrese-i Nuriyeler"dir

Elbette bizlere lazım ve millete elzem, şimdi resmen izin verilen, din tedrisatı için husûsi dershaneler açılma ve izin verilmesine binaen, Nur şakirtleri, mümkün olduğu kadar her yerde küçücük bir dershane-i Nûriye açmak lazımdır. Gerçi, herkes kendi kendine bir derece istifade eder, fakat herkes herbir meselesini tam anlamaz. Hem îman hakîkatlerinin izahı olduğu için, hem ilim,  hem marifet, hem ibadettir. Eski medreselerde beş on seneye mukabil, inşaallah Nur medreseleri, beş on haftada aynı neticeyi temin edecek ve yirmi senedir ediyor.
Emirdağ Lâhikası-l, s. 245.

Hizmet Rehberi | Üçüncü Bölüm

Said Nursi medrese eğitimiyle dînî ilimlerde kazandığı ihtisası, çeşitli fenlerde yaptığı tetkiklerle tamamlamış bu arada devrinin gazetelerini takip ederek ülkedeki ve dünyadaki gelişmelerle ilgilenmiştir. Diğer taraftan, doğup büyüdüğü şark topraklarının sıkıntı ve problemlerini bizzat yaşayarak gören Said Nursî, en zaruri ihtiyacın eğitim olduğu kanaatine varmış; bunun için de şarkta din ve fen ilimlerinin birlikte okutulacağı bir üniversite kurulmasını temin için yardım istemek maksadıyla 1907´de İstanbul´a gelmiştir.

Beyanat ve Tenvirler | Beyanat ve Tenvirler