Borç - Ansiklopedik bilgi
Borç

1. (isim) Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey
2. Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü, vecibe
Borç - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 282. ayet:
Ey iman edenler, belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. Aranızdan bir katip doğru olarak yazsın, katip Allah ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah tan sakınsın, ondan hiç bir şeyi eksiltmesin. Eğer üzerinde hak olan (borçlu),  düşük akıllı ya da zaaf sahibi veya kendisi yazmaya güç yetiremeyecekse, velisi dosdoğru yazdırsın. Erkeklerinizden de iki şahid tutun; eğer iki erkek yoksa, şahidlerden rıza göstereceğiniz bir erkek ve biri şaşırdığında öbürü ona hatırlatacak iki kadın (da olur). Şahidler çağırıldıkları zaman kaçınmasınlar. Onu (borcu) az olsun, çok olsun, süresiyle birlikte yazmaya üşenmeyin. Bu, Allah katında en adil, şahitlik için en sağlam, şüphelenmemeniz için de en yakın olandır. Ancak aranızda devredip durduğunuz ve peşin olarak yaptığınız ticaret başka, bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alış-veriş ettiğinizde de şahid tutun. Yazana da, şahide de zarar verilmesin. (Aksini) Yaparsanız, o, kendiniz için fısk (zulüm ve günah)tır. Allah tan sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi  bilendir. 

Nisa (Kadınlar) Suresi 12. ayet:
Eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, geride bıraktıklarının yarısı sizindir. Şayet çocukları varsa, -onunla yapacakları vasiyetten ya da (ayıracakları) borçtan sonra- bu durumda bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa, geriye bıraktıklarınızdan dörtte biri onların (kadınlarınızın)dır. Eğer sizin çocuğunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın)dır. (Yine bu hükümler,) Edeceğiniz vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri  için altıda bir vardır. Eğer bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyette ya da (varsa) borçtan sonra- üçte bir de -zarara uğratılmaksızın onlara ortaktırlar. (Bu size) Allah tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, (kullara) yumuşak olandır.

Maide (Ziyafet) Suresi 12. ayet:
Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin söz (misak) almıştı. Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır."

Tevbe (Tövbe) Suresi 60. ayet:
Sadakalar, -Allah tan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekat) işinde görevli olanlar, kalbleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Furkan (Ayırıcı) Suresi 65. ayet:
Onlar: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç (veya sürekli bir acıdır) derler.

Tur (Tur Dağı) Suresi 40. ayet:
Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altındalar?

Vakıa (Olay) Suresi 66. ayet:
(Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık."

Hadid (Demir) Suresi 11. ayet:
Allah a güzel bir borç verecek olan kimdir? Artık Allah, bunu onun için kat kat arttırır. Onun için  kerim (üstün ve onurlu) bir ecir vardır.

Hadid (Demir) Suresi 18. ayet:
Gerçek şu ki, sadaka veren erkekler ile sadaka veren kadınlar ve Allah a güzel bir borç verenler; onlar için kat kat arttırılır ve  "kerim (üstün ve onurlu)" olan ecir de onlarındır.

Tegabun (Aldanış) Suresi 17. ayet:
Eğer Allah a güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah Şekûr dur (şükrü kabul edip çok ihsan eden), Halim dir (cezayı vermekte acele etmeyendir). 

Müzemmil (Bürünen) Suresi 20. ayet:
Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin bunu sayamıyacağınızı bildi, böylece tevbenizi (O na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur an dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur an dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulursunuz. Allah tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

Borç - Kitap Tanıtım
Dünya! Türk´e Borcunu Öde!

Cemal Kutay
KİŞİSEL YAYINLAR

Uygar ülkelerde devlet adamı, tarihin bağrından gelir. Bizde, tarih yoksunu devlet adamı, iktidardan düşünce tarihi hatırlar. Bu kitap Türk´e Şamanlık´dan veraset, hayır/hasenet geleneğine bağlı Arabın ve ötekilerin yoksun olduğu vakıf hukukunu, Osmanlı´nın İki Avrupa Büyüklüğü´nü aştığı kudret yüzyıllarında her karış toprağını ziynetlendirdiği mabedden yola, köprüden sağlık kuruluşlarına, kervansarayından tarım-ticaret-ekonomi armonisine kuruluşlarla bağladığı kişi kabiliyetini devletin eline emanet ettiği bir tamamiyetin ardından bırakarak o topraklarda bugün varolan 27 devlete emanet edip gitti.
Borç - Muhtelif yazılar
BAKKAL BORCU

Koca Ragıp Paşa nın konağında bir ramazan, oruç üzerine konuşuluyordu. Paşa nın sevip himaye ettiği şair Haşmet de oradaydı. 
Paşa ona :
- Haşmet senin de borcun var mı ? diye sordu.
- Var efendim.
- Ne kadar ?
- Mahalle bakkalına bin kuruş borcum var.
Ragıp Parşa kızdı :
- Be adam onu sormuyorum. Oruç borcunu soruyorum, deyince Haşmet :
- Onu Allah sorar paşam; sizin soracağınız bakkala olan borçtur, dedi.

Borç - Muhtelif yazılar
BORCUN VADESİ 

İyi yürekli bir vezir, yoksul ve muhtaçlara devlet hazinesinden borç para veriyor, borç alanlar, 
- Bunu ne zaman geriye ödeyeceğiz? diye sorduklarında, 
- Padişahımız ölünce ödersiniz. diye cevap veriyordu.
Bu duruma tanık olan bir adam bir gün Padişaha, 
- Efendimiz sizin veziriniz devletinizin hazinesinden muhtaçlara borç para veriyor, vadesini de sizin ölümünüze bağlıyor. Demek ki niyeti kötü, sizin bir an önce ölmenizi istiyor, siz ölünce de paraları zimmetine geçirecek. 
diye gammazladı. 
Bu gammazlık üzerine padişahın vezirine karşı kalbi bozuldu. 
Kendisini huzuruna çağırıp söylenenlerin doğruluk derecesini ve maksadının ne olduğunu sordu.
Vezir sıradan bir vezir değildi. Görevinin dışındaki bir takım incelikleri de biliyor ve yerinde bunlardan yararlanıyordu. 
Padişahı yatıştıran ve yüreğini ferahlatan şu açıklamada bulundu: 
- Padişahım, söylenen doğrudur. Ben hazineden muhtaçlara borç para veriyor, vadesini de sizin ölümünüze bağlıyorum. Ama bunu sizin ölmenizi değil, tersine daha çok yaşamanızı istediğim için yapıyorum. Bilirsiniz ki her borçluya borcunun vadesi kısa gelir, vade dolmasın diye bakar, bunun için dua eder. Bu demektir ki borçlarını siz ölünce verecek olanlar, borçlarının vadesi dolmasın diye sizin ölmemeniz için dua edeceklerdir. Allah katında en makbul dualardan biri de borç altındaki kullarının duasıdır. Benim de maksadım ömrünüzün uzunluğu, sağlık ve afiyetinizdir.
Borç - Özlü sözler
  • Dört şey insanın ruhunu bozar; Hırs, korku, tembellik ve borç
  • Hiçbir başarımı rastlantıya borçlu değilim, buluşlarım da rastlantının değil çalışmalarımın sonucudur. (Edison)
  • Borcunu azaltırsan hür yaşarsın, günahlarını azaltırsan rahat ölürsün. - Hz. Ömer (r.a.)
  • Borç, köle olmanın başlangıcıdır.
  • Borçlu ölmez; fakat benzi sararır.
  • Sabahleyin borçlu kalkmaktansa;  akşamleyin aç yatmak iyidir.
  • Can sıkan bir ziyaretçiden kurtulmak için ona ödünç para veriniz. - Benjamin Franklin

Borç - Risale-i Nur Külliyatı
Demek bu beş vaktin herbiri, bir mühim inkılâb başında olduğu ve büyük inkılâbları ihtar ettiği gibi, kudret-i Samedâniyenin tasarrufât-ı azîme-i yevmiyesinin işaretiyle hem senevî, hem asrî, hem dehrî Kudretin mu´cizâtını ve Rahmetin hedâyâsını hatırlatır. Demek asıl vazife-i fıtrat ve esâs-ı ubûdiyet ve kat´î borç olan farz namaz, şu vakitlerde lâyıktır ve ensebdir.

Sözler | Dokuzuncu Söz

On Dördüncü Misal: Başta Buharî ve Müslim, kütüb-ü sahiha haber veriyorlar ki:
Hazret-i Câbir´in pederi vefat eder. Borcu çok, ziyade medyun; borç sahipleri de Yahudiler. Câbir, pederinin asıl malını guremâya verdi, kabul etmediler. Halbuki, bağındaki meyveleri, kaç senede deynine kâfi gelmeyecek. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti: "Bağın meyvelerini koparınız, harman ediniz." Öyle yaptılar. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm harman içinde gezdi, dua etti. Sonra Câbir, harmandan pederinin bütün guremâsının borçlarını verdikten sonra, yine, bir senede bağdan gelen mahsulât kadar harmanda kaldı. Bir rivayette, bütün guremâya verdiği kadar kaldı. O hadiseden, borç sahipleri olan Yahudiler çok taaccüp edip hayrette kaldılar. 

Mektubat | On Dokuzuncu Mektup