Cennet - Ansiklopedik bilgi
Cennet

1. (isim, din b.) Dinî inanışlara göre imanlı, dünyada iyi işler yapmış kimselerin öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak, behişt
2. Herhangi bir şeyden fazlasıyla bulunan yer
3. Herhangi bir şeyin kolayca yapıldığı yer
4. (sıfat) Çok güzel, huzur veren (yer)
Cennet - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 35. ayet:
Ve dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

Bakara (Sığır) Suresi 82. ayet:
İman edip salih amellerde bulunanlar ise cennet halkıdırlar, orada süresiz kalacaklardır.

Bakara (Sığır) Suresi 111. ayet:
Dediler ki: "Yahudi veya hristiyan olmayan hiç kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onların kendi kuruntularıdır. De ki: "Eğer doğru sözlüyseniz, kesin-kanıtınızı (burhan) getirin."

Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 142. ayet:
Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip-ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırdetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?

Fecir (Tan Vakti) Suresi 30. ayet:
Cennetime gir.

Tekvir (Dolama) Suresi 13. ayet:
Cennet de yakınlaştırıldığı zaman,

Müdessir (Gizlenen) Suresi 40. ayet:
Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar.

Kalem Suresi 34. ayet:
Doğrusu, muttaki olanlar için Rableri katında nimetlerle donatılmış cennetler vardır.

Rahman (Merhametli) Suresi 62. ayet:
Bu-ikisinin ötesinde iki cennet daha var.

Muhammed Suresi 6. ayet:
Ve onları, kendilerine tarif edip-tanıttığı cennete sokacaktır.
Cennet - Bağlantılar
Bir Anlık Niyet Nasıl Olur Cennet

Bir Cennet Hazinesi: La Havle... 

Kur´ân´da Cennet 

Hayatdaki Cennet Esintileri 

AŞERE-İ MÜBEŞŞERE HARİCİNDE CENNETLE MÜJDELENENLER 

Bazı Sahabilerin Cennet´le Müjdelenmesi 

Azap Ve Nimetleriyle Kabir, Cennet Ve Cehennem -1 

Azap Ve Nimetleriyle Kabir, Cennet Ve Cehennem -2 
Cennet - Hadisler
"Siz gerçekten tıpkı şu ayı gördüğünüz gibi, Rabbinizi gözle (açıkça) göreceksiniz. Onu görmekte haksızlığa uğramıyacak, izdihâma düşmeyeceksiniz." 
(Buhârî, Mevâkıt 16, 26)

"Cennetlikler Cennet e girdiği zaman Allah (c. c.) şöyle buyuracak: "Size daha da vermemi istediğiniz bir şey var mı?" Cennetlikler de şöyle derler: "Yüzlerimizi ak çıkarmadın mı, bizi Cennet e koymadın mı, bizi Cehennem den kurtarmadın mı? (o yeter)." Rasûlullah sözlerine devam buyurarak: "Cenâb-ı Hak perdeyi kaldırır, Cennetliklere artık Rablerine bakmaktan daha sevimli gelecek hiç bir şey verilmiş olmaz." 
(Müslim in rivayeti, et-Tâc, V, 423)

"Cennette bir ağaç vardır ki, binekli bir kimse yüz yıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İstersiniz şu ayeti okuyun: "Daimi gölgededirler, çağlayıp duran su başlarındadırlar." 
(Vakıa 30-31)." (Tirmizi, Tefsir, Vakıa, Cennet 1)

Cennet - Kitap Tanıtım
Cennet Çocukları

Yazarı: Seyfettin Bulut  
Nesil Yayınları

Cennete gidecek büyük insanların bu dünyada seçildiklerini biliyoruz. 
Ya Cennet çocuklarının da burada seçildiklerini biliyor muydunuz? 
İşte bu kitapta, bu seçimin nasıl ve niçin yapıldığını okuyacaksınız. 
Hepsi hayattan alınmış ve bizzat yaşanmış taze örnekleriyle... 
Evladından ayrılık acısını vuslat sevincine dönüştürenlerin hikayesi gözlerinizi yaşartacak ve size ölümü bile sevdirecektir. 
Bu kitabı, çocuklarını Cennete uğurlayan bağrı yanık anne babalara armağan ediyoruz. 
Başsağlığı dileklerimiz ve sabırlarının artmasına vesile olması duasıyla...

Cennet - Muhtelif yazılar
ABDAL ÇOKTAN CENNETİ BULUR

Abdülaziz Bekkine Hazretlerinin sohbetine yabancı birisi gelmişti. Hafif meczup, saf, aptalca olan bu zat, hocaefendiye öyle sualler soruyor,yle hadiseler anlatıyordu ki gülmemek elde değildi.
Efendinin müridlerinden birisi fazlaca gülmüştü. Meczup zatın gitmesinden sonra Efendi hazretleri, o müride şu ikazı yaptı :
- Senin bu adama gülmen neye benzer bilir misin ? Sen Zeyrek yokuşunu sırtına çok ağır bir yük yüklemiş olarak çıkıyorsun. Yükün altında ezilmişsin. Yanında hiç yükü olmadan oynaya zıplaya çıkan birine gülüyorsun.
OĞLUM AKILLI HESAP VERİNCEYE KADAR, ABDAL ÇOKTAN CENNETİ BULUR.

Cennet - Muhtelif yazılar
Bu Cennet Kokusudur 

Eski zamanların birinde saf mı saf temiz mi temiz, her şeye ve herkese kanan bir adam yaşarmış. Tüm muradı insanlara hizmet edip Rabbinin rızasını kazanmakmış. Fakat bazı kendini bilmez insanlar, onun bu saflığından yararlanıp, ona kötü şakalar yaparlar, üzerlermiş. Gel zaman git zaman, bu saf adamın köyünden bir grup insan umre ziyareti yapmaya karar verirler. Giderlerken bu adamcağızı da yanlarında götürmeye karar verirler. "Yolda biraz takılırız, zaman geçiririz." diye.
Nihayet uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra yüce Allah´ın evi Beytullah tüm heybetiyle görünmüş. Müslümanlar ve bizim iyilik timsali saf adamımız, heyecan ve sevinçle ona koşmuş ve umre vazifelerini yerine getirmişler. Yaklaşık on gün burada ibadet ve taatla meşgul olan kafile artık toparlanıyormuş. Şimdi Resûlullah´a varma zamanı gelmişti. Nur şehir Medine´ye gitmek için yola koyulmuşlardı. Mekke´den bir mil mesafe ayrılmışlardı ki, içlerinden biri çantasından birtakım kâğıtlar çıkarmış, acele ile arkadaşlarına dağıtmaya başlamış. "Bu nedir?" diyenlere: 
"Susun, sessiz olun. Bizim saf adam duymasın, ona müthiş bir oyun hazırladım." demiş.
Kafilede olan herkese dağıtmış. O kâğıtlardan sadece saf adama vermemiş. Arkadaşları dayanamamış, "Çabuk anlat, oyunun nedir?" demişler. Adam: 
"Bakın, birazdan saf adam gelecek. Bizlere ellerimizdeki kâğıtların ne olduğunu soracak."
"Eee, biz ne diyeceğiz?" diye atılmış arkadaşları.
"Diyeceğiz ki, bu kâğıtlar bize cennetten gelmiştir. Umre ziyaretimizi kabul eden Allah, bizlere beraatlarımızı gönderdi." diyeceğiz.
Arkadaşlarından bazıları: 
"Fakat bu çok ağır bir şaka." dedilerse de bu işi yapmaya karar verdiler.
Biraz sonra saf adam yanlarına gelmişti. Birde ne görsün, herkesin elinde birtakım kağıtlar, onu öpüp kokluyorlar. Dayanamadı: 
"Ey benim arkadaşlarım! Nedir o elinizdeki öpüp kokladığınız kâğıtlar?" diye sordu.
Hepsi birbirlerine kaş göz edip gülüşmüşlerdi. Bu oyunu hazırlayan zat ona:
"Aaa, senin bu kâğıtlardan haberin yok mu?"
"Hayır, yok."
"Ama nasıl olur, bak, hepimize gönderildi bundan."
"Fakat anlamıyorum, nedir onlar? Kim gönderdi?"
"Kim olacak, umremizi ve ibadetlerimizi beğenip kabul eden Allah gönderdi."
Saf adam âdeta beyninden vurulmuştu. Son baharda yaprakları dökülüp en ufak bir rüzgârda titreyen bir gül ağacı yaprağı gibiydi. Dudakları: "Rabbim! Rabbim! diye kıpırdıyordu. 
Aniden yönünü Mekke´ye çevirdi. Kâbe karşısındaydı; birden olanca kuvvetiyle koşmaya başladı. Arkadaşlarının "Dur, gitme! Şaka yaptık." sözlerini duymuyordu bile. Onun gönlü yanmıştı, hem de nasıl bir yangın… Belki Nil nehri oraya aksa, söndüremeyecekti. Düşüyor, kalkıyor, ağlıyordu. Sonunda kavuşmuştu Beytullah´a. Ona öyle bir sarıldı ki, gözyaşlarını, Kâbe´nin örtüsü içine çekiyordu. Kalbini âlemlerin Rabbi olan Allah´a bağlamış haykırıyordu: 
"Ey yüceler yücesi Allah´ım! Ey benim Rabbim! Niye benim beraatımı vermedin, ne kusur ettim? Allah´ım! Arkadaşlarım öyle mutlu ve sevinçli, ben böyle boynu bükük yetim kaldım. Rabbim! Sana yalvarıyorum! Benim de beratımı ver. Ne olur Allah´ım, beratımı ver!"
O, böyle yalvarırken, kafasına bir şeyin değip yere düştüğünü hissetti. Bir de ne görsün, arkadaşlarının ellerindeki kâğıtlardan çok daha güzel bir kâğıt. Hemen aldı, sevinçten ne yapacağını şaşırmıştı. Hemen kalktı kafilesine doğru koşmaya başladı. Bir yandan da bağırıyordu: 
"Aldım! Aldım! Ben de beratımı aldım!…" 
Arkadaşlarının hepsi şaşırmıştı. Adam yanlarına gelince, hemen elindeki kağıdı aldılar. O da neydi? Bu kâğıt nasıl da güzel kokuyordu! Hayatlarında hiç bu kadar güzel bir koku koklamamışlardı. Üstelik çok garip harika desenli bir kâğıttı. Şimdi hepsi telaşlanmışlardı, işin içinde bir iş vardı. Hiç vakit kaybetmeden hemen Mekke´ye döndüler ve o devrin büyük âlimi bir büyük zata gittiler. Kâğıdı ona verdiler. O âlim zat kâğıdı eline alır almaz, ayağa kalktı.
"SübhanAllah! Bu cennet kokusudur." dedi. Kâğıdı açınca hayret ve dehşeti arttı:
"Bu," dedi, "bu bir berattır. Falan adama yazılmıştır. Hem de nur mürekkeple yazılmıştır."
Hepsi donmuşlardı. Kimileri hüngür hüngür ağlıyordu. Âlim o saf adamı kucaklamış sakallarından, yüzünden, ellerinden öpüyordu. 
"Ne olur bana dua et!" diye rica ediyordu. 
Allah, bu saf kuluna rahmet etmiş, ona nazar edip mükâfatlandırmış ve arkadaşlarına da bir ders vermişti.

Cennet - Muhtelif yazılar
Yâ Rabbî! Bana Cennet´ini ver 

Adamın birisi namaz kılmaz, diğer ibâdetleri yapmaz ama her gece yatarken;
"Yâ Rabbî! Bana Cennet´ini ver!" diye duâ ederdi. 
Bir gece aynı şekilde yattı. Geç vakitte, damdan bir tıkırtı geldiğini hissederek uyandı. 
Hemen çıkıp; "Kimsin, orada ne arıyorsun?" dedi. 
Damda bulunan Behlül Dânâ idi ve; "Devem kayboldu da onu arıyorum." dedi. 
Ev sâhibi, "Kaybolan deve damda olması mümkün mü? Bu akılsızlık değil midir?" deyince, Behlül-i Dânâ; 
"Senin, hiç ibâdet etmemen ve sonra da Allahü teâlâdan Cennet´i istemen daha akılsızlık değil midir?" buyurdu. 
Ev sâhibi O zaman, Behlül-i Dânâ´nın kendisine nasihat vermek için böyle yaptığını anladı. 
Hatâsını anlayıp, tövbe etti ve ibâdetlerini aksatmadan yapmaya başladı.

Cennet - Muhtelif yazılar
Burada Cennet aranır mı? 

Bir gün Harun Reşit’in karısı, beyine şöyle diyor:
Allah’a hamd olsun ki bu dünyada saraylarda rahat ve mutluluk içinde yaşıyoruz. Rabbimiz bize ahirette de böyle hatta daha iyi şartlarda yaşamayı nasip etse keşke diyor.
H.Reşit de inşallah hanım kim istemez ahiret mutluluğunu diyor. 
H. Reşit dışarı çıkıp dolaşırken Behlül Dana hazretlerinin yeri kazdığını görüyor ve takılmadan edemiyor:
Hayırdır Behlül yine ne işler çeviriyorsun? Diye soruyor. 
O da Cennet arıyorum diyor. Harun Reşit, 
“Yapma Behlül! Burada Cennet aranır mı? diyor. Behlül Dana hazretleri de
Sen sıcak yatağında hanımının yanında cennet arıyorsun oluyor da burada neden olmasın? diyor.
Cennet - Muhtelif yazılar
CENNET KÖŞKÜ 

Halife Harun Reşid döneminin ermişlerinden Behlül Dana bir gün düzgünce kesilmiş tahta parçalarından eve benzer bir şey yapıyordu. Bunu Harun Reşidin hanımı Zübeyde görüp ne yaptığını sordu. Behlül: 
- Cennet köşkü yapıyorum efendim, diye cevap verdi 
Dindar bir kadın olan Zübeyde köşke müşteri çıktı: 
- Bu köşkü bana satar mısın? 
- İsterseniz satarım 
- Kaç paraya satarsın? 
- Sana bir akçeye veririm. 
Halifenin hanımı hemen bir akçeyi verip köşkü satın aldı. 
Harun Reşid ve hanımı o gece rüyalarında kendilerini cennette gördüler. Zübeyde lüks bir köşkte oturuyordu. Harun Reşid sordu: 
- Hanım, sen bu köşke ne zaman sahip oldun? 
- Dün bir akçeye Behlül´den satın almıştım 
Sabah oldu, hükümdar hemen Behlül´ü çağırttı 
- Dün hanıma sattığın köşkten bir tane de bana yapsana, dedi. 
- Olur, yaparım, dedi Behlül: 
- Kaça yapacaksın? 
- Bin akçeye yaparım. 
- Ama hanıma bir akçeye vermişsin. 
- Evet bir akçeye verdim. Ama o köşkün değerini bilmeden aldı. Sen ise dün gece onun nasıl görkemli bir köşk olduğunu gördün Ben buna göre fiyat istiyorum. 

Cennet - Muhtelif yazılar

Cennet´ten uzak tutuyorlar

Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi ... Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya başladılar ... adam çok susamıştı.. biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular.. rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı, ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın.. Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu:

"Affedersiniz...burası neresi?"
Kadın ona gülümsedi: "Burası Cennet, efendim"
Adam bunun üzerine sevinçle "Harika...!!!" dedi "Peki bana biraz su verebilir misiniz, gerçekten çok susadım"....
Kadın cevap verdi: "Tabi efendim, içeri girin... içerde dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz....."
Böylece adam köpeğine döndü, "Hadi oğlum içeri giriyoruz" diyerek kapıya yürüdü......... ama kadın onu birden durdurdu:
"Üzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez.. hayvanları içeri almıyoruz..."
Bunun üzerine adam bir an durdu.. düşündü.. ve geri dönüp köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam ters yönünde yürümeye koyuldular.... bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular, ve yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapıyla yırtık pırtık elbiseli bir dede çıktı... adam sordu:
"Affedersiniz.... bana biraz su verebilir misiniz??"
Dede "İçeri gel" dedi.. "kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir çeşme var..."
Adam sordu: "Peki arkadaşım da benimle gelip oradan içebilir mi?"
Dede " Tabii..."dedi.. "çeşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kase bulacaksın..."

Bunun üzerine adam kapıdan girdi... biraz yürüdükten sonra sağ tarafta çeşmeyi buldu.. adam çeşmeden köpek de oracıktaki kaseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler... derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu:
"Su için çok teşekkür ederim... peki burası neresi..?"
Dede "Burası cennet" dedi.. bunu duyan adam şaşırdı:
"Ama nasıl olur..? az önce burası gibi kırık dökük olmayan muhteşem bir yere gittik ve orasının da Cennet olduğunu söylediler..."
Dede "şu rengarenk çiçeklerle süslü altın kapılı yer mi?" dedi... "ama orası Cehennem..."
Adam iyice şaşırmıştı: "Peki ama orası sizin adınızı kullanarak insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz..?"
Dede gülümsedi: "Kızmıyoruz..... çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi arkadaşını yarı yolda bırakanları Cennet´ten uzak tutuyorlar.

Cennet - Özlü sözler
  • Akıl kendi başına cenneti, cehennem, cehennemi cennet yapabilir.- John Milton
  • Aldanma insanların samimiyetine menfaatleri uğruna gelirler vecde, cenneti vaat etmeseydi eğer, Allah´a bile etmezlerdi secde. - Mehmet Akif Ersoy
  • Allah´ın insanlara dünyada verdiği cennettir güzel bir yuva.
  • Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile sonunda "o" kimsenin bilmediği patikalar açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir. - Şems-i Tebrizi 
  • Beyin olanca gücüyle ilerlerken, cinsel sistemlerin korkunç etkinliği daha uykuda olduğu için çocukluk, hayatımız boyunca özlemle geri dönüp baktığımız masumiyet ve mutluluk dönemi, hayatın cennetidir, kayıp cennet. - Arthur Schopenhauer
  • Bir hamam ki, arınma gayesinden şaheser; / Arınmışların yeri, Cennette nurlu Kevser. - Necip Fazıl Kısakürek
  • Bir kadın, beş vakit namazını kılar, namusunu korur, kocası ile iyi geçinirse, dilediği kapıdan Cennete girer. - İbni Hibban
  • Bir kızım olursa eğer, adını Havva koyardım. Hayat onunla başlasın ve bir adam, onu uğrunda cennetten kovulmayı göze alacak kadar sevsin diye. - Ahmet Savaş
  • Cennet (nefse ağır geldiği için) hoşlanılmayan şeylerle, cehennem de şehvete hitap eden şeylerle kuşatılmıştır. - Muhammed bin Abdullah
  • Cennet (var) olduğum yerdir.
  • Cennet annelerin ayakları altındadır. - Muhammed bin Abdullah
  • Cennet cennet dedikleri, / Birkaç köşkle birkaç huri, / İsteyene ver sen onları, / Bana seni gerek seni. - Yunus Emre
  • Cennet dünyada bir yerdir. - Jacob Dahlgren
  • Cennet sevgisi cennetlik yapar. - William Shakespeare
  • Cennete diken arayarak girersen sen, orada senden başka diken bulamazsın. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Cennete giden yol dünyadaki vazifeleri başarmaktır. - Pestalozzi
  • Cenneti her zaman bir çeşit kütüphane gibi hayal etmişimdir. - Jorge Luis Borges
  • Cennetin güzel köşkleri, Allah rızası için birbirini sevenler içindir. - Ebuşşeyh
  • Cennet´in iyileştiremeyeceği hiçbir acı yoktur dünyada. - Moore
  • Cennetlik bedenlerin hareketlerini hesaplayabilirim, ama insanların deliliğini değil. - Isaac Newton
  • Cennettede ilginç adamların hiçbiri yok.- Friedrich Nietzsche
  • Cennetten çiçek çalıp cehenneme dikemezsin, cehennemden kor alıp cenneti yakamazsın.
  • Cesaret cennete, korku ölüme sürükler. - Senaca
  • Dört şeyi dört yere bırakın; Uyumayı kabre, rahatı sırat köprüsüne, övünmeyi mizana, arzu ve istekleri Cennet´e.
  • Dünya, mü’mine zindan, kâfire ise cennettir. - Muhammed bin Abdullah
  • Dünyada haram işleyen kimse, ahirette ondan mahrum kalır. Burada helal şeyleri kullananlar, orada, o şeylerin hakikatine kavuşur. Meselâ, bir erkek, dünyada haram olan ipeği giyerse, ahirette ipek giymekten mahrum edilir. İpek ise, Cennet elbisesidir. O hâlde, bu günahtan temizlenmedikçe, Cennete giremez demektir. Cennete girmeyen de Cehenneme girer. Çünkü ahirette, bu ikisinden başka yer yoktur. - Abdülhakim Arvasi
  • Dünyaya ayrılmayacakmış gibi bakmasınlar. Buradan bir gün göçüp gideceklerini düşünsünler. Çünkü ben cennetten ayrılmayacağım gibi baktım da olan oldu. 
  • Dünyayı kendime Cehennem yaparak, gökyüzündeki Cennet’i kazanmak istiyorum. - Lord Byron
  • Düşünmek, görmemecesine. Hissetmek, görürcesine.  Sevmek, delicesine. Bir şiir, yürekten. Bir haykırış, candan.  “Cennetim olur musun" diyebilmek, hem de kalpten.
  • Evlat kokusu cennet kokusudur. - Muhammed bin Abdullah
  • Ey diken arayan kimse! Cennete girsen bile, orada senden başka diken bulunmaz. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Ey gençler, namusunuzu koruyun, zina etmeyin! İyi bilin ki, namusunu koruyana Cennet vardır. - Hakim
  • Ey insanların ayıbını arayan kişi! Cennete girsen orada ki tek dikenli gül sen olacaksın. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Görmediği halde, vaat edilen cennet için, peşin olan şehveti terk eden kimseye ne mutlu. - Muhammed bin Abdullah
  • Güvenme insanlara, menfaatleri olmasa gelmezler vecde. Vaat etmeseydi Allah cenneti ona bile etmezlerdi secde. - Mehmet Akif Ersoy
  • Güzel ahlak dünya hayatını cennet eder. - Eyyüb Sabri Osmanoğlu
  • Hayat, cennet ve cehennemin aynı yerde bulunma hâli, hangisini yaşamak istersen onu yaşarsın ahali.
  • Her kim çirkin huyundan vazgeçerse, cennette sonsuz bahtiyarlıklara ulaşacaktır. - Sadi
  • Her şeyin bir yolu vardır. Cennetin yolu da ilimdir. - Muhammed bin Abdullah
  • Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez. - Joe Louis
  • Herkes cenneti ister ama kimse ölmek istemez.
  • Hiç kimse izlemiyormuş gibi dans et, / Hiç incinmemiş gibi sev, / Hiç kimse dinlemiyormuş gibi şarkı söyle, / Dünya cennetmiş gibi yaşa. - Mark Twain
  • İnanmamak ahirete gitmeye değil, cennete girmeye manidir.
  • İnsan öyle bir varlık ki, çıkarı için gelir vecde; / Cenneti vaat etmeseydi, Allah ´a bile etmezdi secde.
  • İnsana dair her şey zavallıdır. Mizahın kendi gizli kaynağı neşe değil kederdir. Cennette mizah yok. - Mark Twain  
  • İnsanı tekrar, kalp ve fikir cennetine eriştirebilecek tek kudret kadındır. - Halide Edip Adıvar
  • İnsanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar. Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için Cennet’ten kovuldular, tembelliklerinden geri dönemiyorlar. - Kafka
  • İnsanlar başkalarının kusurlarını görmek hususunda keskin gözlere sahip kartallara benzerler. Kendi kusurlarını görmekte ise başını kuma gömen deve kuşuna. Ey diken arayan kimse! Cennete girsen bile, orada senden başka diken bulunmaz.
  • İnsanları Cennete sokan Allah korkusu ve güzel ahlaktır. - Hakim
  • Kadın cennettir. Kadın annedir. Kadın ailedir. Kadın kız çocuğudur. Kadın iffettir. Kadın peygamberi doğuran anadır.
  • Kadından meleklik bekliyorsan ona cennetini sunacaksın. - Can Yücel
  • Kara kara kazanlar. / Kara yazı yazanlar. / Cennet yüzü görmesin. / Aramızı bozanlar.
  • Kardeşlik sevgisi şudur ki; ben ateşten çıkmayınca sen de cennete girmemelisin. Beni bekleyip birlikte cennete girmeye çalışmalısın. İşte kardeş sevgisi budur. Yoksa ateşi görünce beni bırakıp kaçman değildir. - Efdalüddin
  • Kelimelerim uçar, düşüncelerim yerde kalır: Düşüncelerim olmadan kelimelerim cennete erişemez. - William Shakespeare  
  • Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? / Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!  / Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,  / Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. - Mehmet Akif Ersoy
  • Köpeklerin cennette olmayacağını düşünüyorsunuz. Söylüyorum size hepimizden çok daha önce orada olacaklar. - Robert Louis Stevenson
  • Ne bir yer, ne de bir zaman. Cennet, kendinde kusursuzluğu bulmaktır.
  • Neresi seni Allah´a yöneltiyorsa seni düşündürüyorsa orası cennete girmen için bir duraktır. - Hacı Bayram Veli
  • Sana "seni seviyorum" dediğim kadar anneme "peki annecim" deseydim, hazırdı cennetteki yerim. - Cemal Süreya
  • Sanıldığı gibi Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil.
  • Sen şu an göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var.
  • Yaşadığın yeri cennet yapamadığın müddetçe, kaçtığın her yer cehennemdir.
  • Yeryüzü padişahların, kralların olsun. Cehennem kötü insanın olsun, cennet iyi insanın. Kim, ne olursa olsun, sevgili bizim olsun tek, canı, canımız olsun. - Ömer Hayyam
  • Zaman gösterdi ki cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil. - Bediüzzaman Said Nursi
Cennet - Risale-i Nur Külliyatı
Demek, İmân bir mânevî Tûbâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise mânevî bir Zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor.

Sözler | İkinci Söz

Mühim bir taraftan ehemmiyetli bir sual: Rivayette gelmiş ki, Cennette bir adama beş yüz senelik bir cennet verilir. Bu hakikat akl-ı dünyevînin havsalasında nasıl yerleşir?
Elcevap: Nasıl ki bu dünyada herkesin dünya kadar hususî ve muvakkat bir dünyası var. Ve o dünyanın direği onun hayatıdır. Ve zâhirî ve bâtınî duygularıyla o dünyasından istifade eder. "Güneş bir lâmbam, yıldızlar mumlarımdır" der. Başka mahlûkat ve zîruhlar bulunmaları, o adamın mâlikiyetine mâni olmadıkları gibi, bilâkis, onun hususî dünyasını şenlendiriyorlar, zinetlendiriyorlar.
Aynen öyle de-fakat binler derece yüksek-herbir mü´min için binler kasır ve hurileri ihtiva eden has bahçesinden başka, umumî Cennetten beş yüz sene genişliğinde birer hususî cenneti vardır. Derecesi nisbetinde inkişaf eden hissiyatıyla, duygularıyla, Cennete ve ebediyete lâyık bir surette istifade eder. Başkaların iştiraki, onun mâlikiyetine ve istifadesine noksan vermedikleri gibi, kuvvet verirler. Ve hususî ve geniş cennetini ziynetlendiriyorlar.
Evet, bu dünyada bir adam, bir saatlik bir bahçeden ve bir günlük bir seyrangâhtan ve bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi, aynen öyle de, fakat bir saatlik bir bahçeden ancak istifade eden bu fâni memleketteki kuvve-i şâmme ve kuvve-i zâika, o bâki memlekette bir senelik bahçeden aynı istifadeyi eder. Ve burada bir senelik mesiregâhtan ancak istifade edebilen bir kuvve-i bâsıra ve kuvve-i sâmia, orada beş yüz senelik mesiregâhındaki seyahatten, o haşmetli, baştan başa ziynetli memlekete lâyık bir tarzda istifade eder. Her mü´min derecesine ve bu dünyada kazandığı sevaplar, haseneler nisbetinde inbisat ve inkişaf eden duygularıyla zevk alır, telezzüz eder, müstefid olur.

Lemalar | Yirminci Lem’a (Haşiye)
Cennet - Şiir türü
BANA SENİ GEREK SENİ

Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni
Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni

Aşkın aşıkları öldürür, aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur, bana seni gerek seni
Aşkın şarabından içem, Mecnun olup dağa düşem
Sensin dün ü gün endişem, bana seni gerek seni

Sofilere sohbet gerek, Ahilere Ahret gerek
Mecnunlara Leyli gerek, bana seni gerek seni
Eğer beni öldüreler, külüm göke savuralar
Toprağım anda çağıra, bana seni gerek seni

Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni
Yunus dürür benim adım, gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni

Yunus Emre