Hayat - Ansiklopedik bilgi
Hayat 

1. (isim) Canlı, sağ olma durumu
2. Yaşam
3. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı
4. Meslek
5. Geçim şartlarının bütünü
6. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma
7. (din b.) Yazgı
8. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü
9. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi
Hayat - Ayet mealleri
Mülk (Yönetim) Suresi 2. ayet:
O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.

Necm (Yıldız) Suresi 29. ayet:
Şu halde sen, Bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir.

Muhammed Suresi 36. ayet:
Gerçekten dünya hayatı, ancak bir oyun ve tutkulu bir oyalanmadır. Eğer iman ederseniz ve sakınırsanız, O, size ecirlerinizi verir ve mallarınızı da istemez.

Bakara (Sığır) Suresi 86. ayet: 
İşte bunlar, ahireti verip dünya hayatını satın alanlardır; bundan dolayı azabları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez.

Bakara (Sığır) Suresi 179. ayet:
Ey temiz akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız.

Ala (Yüce) Suresi 16. ayet: 
Hayır siz, dünya hayatını seçip üstün tutuyorsunuz. 
Hayat - Kitap Tanıtım
Hayatın İçinden - Sevgi Hikayeleri 
Cüneyd Suavi

Birkaç aylık bebeğe
- Ne kadar da yaramazsın diye kızmışlar. 
- Sanki karnın açmış gibi ağlayıp duruyorsun. Annen seni kucağına aldığındaysa, bir damla süt emip hemen bırakıyorsun.
Bebek, melek diliyle konuşarak:
- Hiç süt içmesem de şikayet etmem demiş. Ama annem bana biraz sarılsın diye, açmış gibi numara yapıyorum.
Hayat - Muhtelif yazılar
KAHVE DİYEN DOSTLARA SELAM OLSUN 

İş yaşamında önemli yerlere gelmiş bir grup eski mezun arkadaş grubu üniversitedeki hocalarından birini ziyarete gitmiş. 
Çeşitli konular konuşulduktan sonra sohbet, işin yarattığı strese ve hayatın zorluklarına gelmiş. 
Yaşlı üniversite hocası ziyaretçilerine kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş ve değişik boy, renk ve kalitede bir çok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş. 
Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarını söylemiş. 
Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde hocaları onlara şunu söylemiş: 
- Farkına vardınız mı bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alındı, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı. 
Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama işte bu demin bahsettiğiniz problemlerinizin ve stresin nedeni. 
Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak her biriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız. 
Yaşam kahveyse, iş, para ve mevki fincandır. 
Bunlar yalnızca yaşamı tutmaya yarayan araçlardır, ama yaşamın kalitesi bunlara göre değişmez. 
Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz. 

Hayat - Muhtelif yazılar
Herkes kendi kurduğu evde yaşar

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılmak ve eşi, büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti. Emekli olmak ihtiyacındaydı, ne var ki.
Müteahhit iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü. Ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev daha yapmasını rica etti. Marangoz kabul etti ve işe girişti, ne var ki gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne talihsizlikti!..
İşini bitirdiğinde, işveren, evi gözden geçirmek için geldi. 
Dış kapının anahtarını marangoza uzattı. "Bu ev senin" dedi,"sana benden hediye". 
Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı!
Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman onu böyle yapar mıydı! Bizim için de bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zamanda, yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da, şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız. Eğer tekrar yapabilsek, çok daha farklı yaparız. Ne var ki, geriye dönemeyiz.
Marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. 
"Hayat bir kendin yap tasarımıdır
demiştir biri. Bugün yaptığınız davranış ve seçimler, yarın yaşayacağınız evi kurar. Öyle ise onu akıllıca kurun.
Kaynak : www.academical.org/TUR/hikaye.htm 
Hayat - Muhtelif yazılar
Hayatın anlamı 

Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı... Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş.. Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş. Dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş. Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zaman da durmuyor tabi ki. Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona "Şu karşıki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yaşar. İstersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir." demişler.

Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş. 

Bilge "Sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor." demiş. Adam kabul etmiş. 

Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. "Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel. Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin." 

Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış "Evet, kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı?". Adam şaşkın bir şekilde şunu söylemiş: "Ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki.". 

Bunun üzerine bilge "Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel." demiş. Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzellikler büyülemiş muhteşem bir bahçedeymiş çünkü. Geri geldiğinde bilge, adama "Bahçe nasıldı?" diye sormuş. Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış. 

Bilge gülümsemiş, "Ama kaşıkta hiç yağ kalmamış." demiş ve eklemiş: "Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Ya sadece bir noktayı görürsün hayatın akıp gider sen farkına varmazsın.. Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın akıp giden zamanın anlam kazanır... Hayatının anlamı senin bakışlarında gizlidir."
Hayat - Muhtelif yazılar
TAVLA

Pers imparatorunun baş veziri Büzur Mehir tarafından 1400 yıl önce tasarlanan tavla oyunu; dünyanın en popüler oyunlarından biridir. Zaman kavramından alınan ilhamla tasarlanan oyunun, zamana böyle direnmesi son derece etkileyici..
-Senenin birliği olarak tavla bir tanedir.
-Tavlanın içindeki altışar hane, ayları temsil eder.
-On beş açık, on beş koyu renkli pul, ayın on beş gece ve on beş gündüzünü simgeler.
-Karşılıklı on ikişer hane günün yirmi dört saatidir..
Eski zamanlarda Hint imparatoru, Pers İmparatoruna satranç oyununun yanında bir de mektup göndermiştir. Mektubunda oyunla ilgili hiç bir açıklama yapmazken, sadece bir mesaj yazmıştır:
-Kim daha  çok düşünüyor , kim daha çok biliyor, kim daha ileriyi görüyorsa o kazanır. İŞTE HAYAT BUDUR...
Pers İmparatoru dönemin en alim veziri olan Büzur Mehir ile bu mesajı paylaşarak, ondan oyunu çözmesi ve kendisinin de karşılık olarak Hint İmparatoruna  hediye edilmek üzere başka bir oyun icat etmesini ister. Vezir haftalarca çalıştıktan sonra gönderilen satrancın her taş hareketini ve oyunu çözer. Daha sonra da on günde tavlayı icat eder ve imparatora sunar. Hint İmparatoruna tavla oyunuyla birlikte gönderilmek üzere şöyle bir mesaj hazırlanır:
-Evet, kim daha  çok düşünüyor, kim daha iyi biliyor, kim daha ileriyi görüyorsa o kazanır. AMA GEREKEN BİRAZ DA ŞANSTIR...İşte  hayat budur...
Hayat - Muhtelif yazılar
Yaşama dair

Yaşam ve kelimeler hakkında, kısa ve öz.
Yaşamda bir kez gitti mi dönmeyen üç değer: Zaman, sözcükler, fırsat.
Yaşamda hiç bir zaman yitirilmemesi gereken üç değer: Barış, umut, dürüstlük.
Yaşamda, üzerinde yüklenilen üç dayanak: Sevgi, kendine güven, dostluklar.
Yaşamda sürekliliğine güvenilmeyen üç değer: Başarı, sağlık, zenginlik.
Yaşamda kişiyi geliştiren üç değer: Çok çalışma, içtenlik, azim.
Yaşamda kişiyi körelten üç öğe: Cesaretsizlik, gurur, öfke. 
Yaşamda önemli altı sözcük: "Ben hatalıydım, bu gerçeği kabul ediyorum"
Yaşamda önemli beş sözcük: "Gerçekten harika bir iş başardın"
Yaşamda önemli dört sözcük: "Bu konuda ne düşünüyorsun?"
Yaşamda önemli üç sözcük: "Sana yardımcı olayım."
Yaşamda önemli iki sözcük: "Teşekkür ederim."
Yaşamda en az önemli tek sözcük: "Ben" 
Hayat - Muhtelif yazılar
Hayatınızın uzunluğunu nasıl ölçersiniz?

Öykü, yüzyıllar önce gözlemlenen bir olayı nakletmektedir:
Bir keşiş araştırma yapmak için bir köye gitmişti.
Önce o köyün mezarlığına girdi.
Çünkü kültürlerin, yaşam felsefesinin böyle yerlerde gizli olduğuna inanıyordu.
Gözleri birden mezar taşlarının üzerindeki rakamlara takıldı.
Mezar taşlarında 5, 867, 900, 20003, 4979, 7, 421 örneği, birbiriyle hiç de bağlantısı olmayan rakamlar vardı.
Uzun uzun düşündü, fakat bu rakamların anlamını çözemedi Köyün en bilge kişisine gitti, ona sordu:
- Nedir bu rakamlar Tanrı aşkına? dedi.
- Bu rakamların gösterdikleri ay mıdır, yıl mıdır, saat midir?
Bilge kişi gülümseyerek yanıtladı:
- Bizler bebeklerimiz doğduğu zaman, bellerine bir ip bağlarız dedi. Yaşamı boyunca her güldüğü an, o ipe bir düğüm atarız. Öldükten sonra ise, bellerindeki düğümleri sayar, düğümün sayısını mezar taşına yazarız.
Bilge kişi, karşısındaki keşişin bir şey anlamadığını görünce açıklamasını sürdürdü:
- Böylece onun ne kadar "yaşamış" olduğunu anlarız.
Hayat - Muhtelif yazılar
YAŞ 35

Otuz beşime bastım geçen hafta... İlk yarı bitti: Hayat:1...Ben:0
Ama belliydi böyle olacağı... Nicedir başlamıştı belirtiler:
Yolda çocuklar "Amca su topu atıversene" diye seslendiklerinde kuşkulanmıştım ilkin... 
Sonra saçlarımdaki beyaz teller tescilledi yarı yolun ufukta göründüğünü... 
Baktım, lise fotoğraflarım sararmış, sınıf arkadaşlarım yaşlanmış.
Eş dost sohbetlerinde sağlık ve çocuk konuşulur olmuş, seyahat ve aşk yerine...
Gök gibi gürlemeye alışkın müzik setimin ses düğmesini kısar olmuşum, içimdeki uçurtmanın ipini çekercesine... 
"Bizim zamanımızda" diye başlayan nutuklar atmaya başlamışım mezuniyet törenlerinde-hayret!
Daha dün değil miydi benimkisi?
-Yıllar yılı dudak büktüğüm "ölümden sonra hayat" masallarına kulak kabartmaya başlamışım gizliden gizliye...
İple çektiğim Haziran´lara sırt cevirmişim. (Haziranda doğmuş) Yaşamın orta sahasına girmişim.. irkilmişim...
Ruhumun ikizleri (ikizler burcu) yine çekiştiriyorlar kollarımdan.
Biri "Daha ne gördün ki" diyor yüzünde papatyalarla; "Asil şimdi başlıyor hayat...! Bundan sonrası rahat!" 
Lakin "Buydu görüp göreceğim" diye efkarlanıyor öteki..."İkinci yarı geçer hızla yaşlanırsın zamanla...
"Yaşı genç olanlar 35´e uzak durduklarını sanarak "sahi oldu mu o kadar?
Hiç göstermiyorsun" tesellisindeler... 35´le çoktan tanışanlarsa "hayat hoş geldin" pankartlarıyla karşılamadalar...İlk yari sadece bir ısınmaymış
Meğer: Asıl ikinci yarıda anlaşılırmış tadı, hayatın... kavganın... aşkın...
Bense şaşkın... devre arası bilançolarındayım.
Son dönemde, kim bilir kaç kez eski anıyı yaralı ele geçirdim, belleğimin derinliklerinde...? 
Kim bilir kaç kez kendime yakalandım, kendimden kaçarken... ve sustum vicdan sorgularında. Aksi sedamla bile dertleşmedim. Meğer ne yaman serüvenmiş hayat?
Bazen yediverengilleri gibi bereketli...
Sanki hayat değil, Körfez krizi mübarek: Bir koyup,beş alıyorsun...
Yaşıyor, seviyor ve seviliyorsun... Bazense kıtlıktan kırılıyor ortalık.
Şaşıp kalıyorsun...Oysa-herkes bilmezden gelse de- skoru belli oyunun:
30´larda dedeni ve nineni kaybediyorsun. 40´larında anneni ve babanı...
ve 70´inde kendini... Şimdi devre arası yolun yarısı... 
Bugüne dek ancak tanıştık hayatla...Ben ona kendimi tanıttım... O bana kendini...
Göğsüme madalya gibi dizdim hatalarımı... Zaferlerim onlar benim...Olgunluğumun yapıtaşları... 
Ve derin bir yara gibi sakladım başarılarımı...Asansör çıkarken yukarı, dönüp bakmadım aşağı...Dönmesin diye başım...
Ben istikballe arkadaşım...
Ne var ki her şey yarım...Hayat da yarım, sevdalar da... Daha diyeti ödenmedi sevinçlerin...İhanetlerin hesabı sorulmadı... 
Nazım´ın dediği gibi kopardım portakalı dalından. Ama kabuğu soyulmadı. Sevdalara doyulmadı...Doydum" diyen görmedim ki ben zaten... 
Lakin gel de zamana anlat bunu...Sahi nedir bu telaş, bu kin? Sanki ölüye can yetiştireceksin.
Baktım ikinci yarı kapıda... ve hayatın ceza sahası yakın... Doldurdum bir kara kutuya 35 yılın hesabını. 
Acılar, sancılar bir çekmecede, sevdalar diğerinde... 
Bir yerde hüzünler ve korkular, bir üstte sevinçler ve zaferler Kat kat, dizi dizi dizdim kullanılmış takvimlerimi...
Sabırla kapattım kutuyu, sevgiyle mühürledim ağzını... 
İlk yarı bilançom o benim: Yangında ilk kurtarılacak...kazada ilk açılacak... 
Yarımlar tam olduğunda kara kutuyu açıp bakanlar teşhis koyacaklar halime... "çok mutlu olmuş, fazla yüksekten uçmuş zavallı" diyecekler, ya da "sebepsiz alçalmış. 
Bile bile vurmuş kendini dağlara..."Fakat kara kutu ancak bir kısmını söyleyecek hikayenin...Kalanı benimle gelecek... 
Dağların yamaçlarına savuracağım en mahrem hatıralarımı.
Reyhanlar saklayacak sırlarımı...Skoru bir tek Ege´nin suları bilecek...
Denize kavuşabilirse eğer içimdeki nehir... Hayat:0...Ben:1
Hayat - Muhtelif yazılar

HAYAT NEDİR?


Skor tabelası tutmak değildir.
Kaç arkadaşınız olduğu ya da kaçının sizi arkadaş kabul ettiği değildir.
Hafta sonu için planlarınızın olması değildir. Hafta sonunda yalnız olmanız da değildir.
Şu sıralar sevgiliniz olması değildir. Geçmişte sevgiliniz olması değildir.
Geçmişte kaç sevgiliniz olduğu değildir. Bugüne kadar hiç sevgilinizin olmaması da değildir.
Sizi kimin öptüğü değildir.
Aileniz ya da onların serveti değildir.
Hangi okula gittiğiniz değildir.
Ne kadar güzel ya da ne kadar çirkin olduğunuz değildir. Giydikleriniz, ayakkabılarınız değildir.
Ne çeşit müzik dinlediğiniz değildir.
Okul notlarınız değildir. Ne kadar akıllı olduğunuz değildir. Herkesin size verdiği akıl notu hiç değildir.
Hayat standart testlerinin belirlediği kişiliğiniz de değildir.
Hayat bir kağıda dökülmüş hayat hikayeniz ve bu hayat hikayesini kimin kabul ettiği de değildir.

Ama hayat; kimi sevdiğiniz, kimi incittiğinizdir. Kimi mutlu, kimi mutsuz ettiğinizdir.
Sizin olanları koruyabilme ya da mahvedebilmenizdir. Dostluklarınızdır.
Neyi söylediğiniz ve neyi kastettiğinizdir. Hangi önemli hüküm ve kararları verdiğiniz ve de niçin verdiğinizdir.
İçinizde sevgiyi taşımak, büyütmek ve dağıtmaktır.

Ama en önemlisi, yalnız başınıza asla gerçekleştiremeyeceğiniz bir şeyi yapmak, hayatınızı, başka insanların kalbine dokundurabilmektir.
Başkalarının kalplerini etkileyecek yolu ancak siz seçersiniz. ve hayat bu seçimlerdir zaten.
Hayat silgi kullanmadan resim çizme sanatıdır. ve insanlar böyle büyürler.

Unutmayın; yaşama kendimizden ne katarsak, yaşamdan onu alırız...

Hayat - Muhtelif yazılar

DAHA İYİ YAŞAMANIN YEDİ ALTIN ÖĞÜDÜ
1. İnsanlar arasındaki ilişkilerinizde olduğu gibi hayatınızda da "esnek" olun. İnsanların huyları ve gariplikleri vardır ve içinde bulunulan durumlar da değişik olabilir. Başarıya ulaşmış bir insan, her ne durum içinde bulunursa bulunsun uyum göstermeyi bilmeli, ard niyetli olmadan gönlünün içi "dürüst" olmalı ve kendini daima rahat hissedebilmelidir.Tutamayacağınız sözleri vermeyin. Size duyulan güvenin artmasını sağlayın.
2. Konuştuğunuz kimselerin adını sık sık tekrarlayın. Bir insanı övmek ve ona değer vermek, onun en iyi tarafını ortaya çıkarmak demektir. İlişki kurduğunuz insanın değerini ve özelliklerini bilmek ve ona iltifat etmek çok önemlidir.
3. Bir tartışmaya herkes kendine göre fikirleri ile katılır: başkalarının farklı olmalarına izin verin (sizden daha kötü olduklarını düşünmek doğru değildir). Yapıcı olmayan bir rekabete katılmayın ayrıca alışılagelmiş bayağı eleştirilerden kaçının: eğer onları düzeltmeye yardımcı olamıyorsanız, hataları belirtmek ilişkiyi düzeltmez.Yine de yararlı olan kuşkuya da yer verin: Düşüncelerinizde her zaman ve mutlaka haklı olduğunuzu sanmak doğru değildir.
4. Başkalarına yardım etmek istediğiniz zaman kendinizi unutun. Herkesi sorunlarınızla sıkmayın, unutmayın ki onların da sorunları vardır.Bir satıcının en güzel huyu "dinlemeyi bilmek" tir.
5. Günlerinizin faal olmasını temin edin, ufuklarınızı genişletin, yeni kişilerle tanışın.İnsanlar pozitif olma eğilimindedir ve ilerlemek isterler. Aynı yerde durmak imkansızdır, eğer ileriye gidilemezse geriye doğru gidilecektir.Konuşma tarzınız coşkulu ve her zaman neşeli olarak daima en iyi yönünüzü göstermeye çalışın.
6. Hayatınız için istediğiniz her şey başkalarını da ilgilendirmelidir. İyi bir insan ilişkisi size saygı, sevgi ve sempati kazandıracaktır.Eşyalar size herhangi bir şey kazandırmaz. Bu cümle üzerinde durmanızı isteriz: "İnsan hiç bir şeye sahip değildir; aldığı herhangi bir nesnenin geçici bekçisi"dir.
7. Eğer bir gülümseme istiyorsanız, gülümsemeyi öğrenin. Gülümseme hem kalbe iyi gelir, hem ruhu zarif kılar..

Hayat - Muhtelif yazılar

Sil baştan yaşama şansım olsaydı eğer

Sil baştan yaşama şansım olsaydı eğer, oturup saymazdım eski yanlışlarımı.
Kusursuz olmaya çalışmaz, rahat bırakırdım yüreğimi.
Ve elbette çok daha coşkulu olurdu sevdalarım, içine az buçuk da ciddiyet katılmış. 
Bu denli titiz olmazdım hiç, öyle bir şansım olsaydı eğer.
Korkmazdım daha çok riske girmekten daha çok yolculuğa çıkar, gün doğumlarını kaçırmazdım asla;
Hele dağlara tırmanmanın keyfini.
Hiç bilmediğim yerlere giderdim gidebildiğimce.
Doyasıya dondurma yer, boş verirdim kuru nimetlere.
Öyle bir şansım olsa idi eğer,
Dertlerim de yaşamın gerçeğini taşırdı,
Yalnızca düşlerin değil.
İşte hani onlardan,
Her saniyesini verimli geçirenlerden biriydim.
Aynı anlara geri dönebilse idim eğer,
Yalnızca iyi ve güzel olanları tatmak isterdim yeniden.
Yanında termometresi, bir şişe suyu, şemsiyesi ve paraşütsüz yerinden kıpırdamayanlardan biriydim.
Ama yeni baştan başlayabilse idim eğer, iyice hafiflemiş olarak çıkardım yolculuklara.
İlkbahara yalın ayak girer,
Sonbahara dek unuturdum pabuçlarla yürümeyi.
Hiç bilinmeyen yollara dalardım,
Tadını çıkarırdım gün ışığının,
Çocuklarla daha çok oynardım,
Sil baştan yapabilseydim eğer...
Ama heyhat, seksen beşindeyim artık
ve biliyorum ki...
Ölmekteyim...

Hayat - Muhtelif yazılar

Basit yaşayacaksın.

Mesela susayınca su içecek kadar basit.

Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.

Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;

Tek bir düğme, tek bir cümle gibi;

Sevince lafı dolandırmadan söylediğin “seni seviyorum” gibi.

Basit bir öpücük yetecek sana; basit sıcak bir öpücük

Ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.

O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,

O öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.

Kabak çekirdeği verecek sana

Rakamların veremediği mutluluğu.

El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak

En değerli kağıdın;

Hep yanında taşıdığın,

Atmaya kıyamadığın.

İki harekette giyiniverecek,

İki harekette soyunuvereceksin.

Kısacık olacak uyanman

Ve yola çıkman arasında geçen süre;

Kısacık olacak

Sıcacık kollara dolanman

Ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.

Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;

Bakışların bile anlatabilecek kendini.

Beklentilerin de basit olacak.

Kaf dağı´nın önünde bekleyecek mutluluklar.

Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;

Ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana

En ucuz aşk romanını.

Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.

Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.

Bir kaşarlı tost olacak aradığın

Nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;

Parmakların olacak en kıymetli çatalın.

Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.

İskenderin kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.

Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana

Kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir

“fa diyez”in mutluluğunu.

Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.

Temizlik kokacak en pahalı parfümün

“bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde

Ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.

Tek dereden su getirmen yetecek,

Bir “istemiyorum” diyebilmeye.

Ne durduğu fark etmeyecek abanın altında.

Saatin, sadece saati gösterecek;

Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.

Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.

Basit yaşayacaksın, basit.

Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi

Basit...

Hayat - Muhtelif yazılar

HAYATA ANLAM VE BOYUT KATAN İKİ ŞEY
İki şey insanı "Nitelikli İnsan" yapar : 
1- İradeye Hakim Olmak 
2- Uyumlu Olmak 
İki şey "Ekstra Değer" katar : 
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak 
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek 
İki şey geri bırakır : 
1- Kararsızlık 
2- Cesaretsizlik 
İki şey kaşif yapar : 
1- Nitelikli çevre 
2- Biraz delilik 
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar : 
1- Baskın yeteneği bulmak 
2- Sevdiğin işi yapmak 
İki şey başarının sırrıdır : 
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek 
2- Kendini güncellemek 
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır : 
1- Niyetin saf olması 
2- Ruhsal farkındalık 
İki şey milyonlarca insandan ayırır : 
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak 
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek 
İki şey gelişmeyi engeller : 
1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat, tefrit) 
2- Felakete odaklanmış olmak 
İki şey çözüm getirir : 
1- Tebessüm (gülümseme, sırıtma veya kahkaha değil) 
2- Sükut (susmak) 
İki şey "Kalitesiz İnsan" ın özelliğidir : 
1- Şikayetçilik 
2- Dedikodu 
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer : 
1- Bakış açısını değiştirmek 
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek 
İki şey yanlış yapmanı engeller : 
1 - Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek 
2- Hak yememek 
İki şey kişiyi gözden düşürür : 
1- Demagoji (Laf kalabalığı) 
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek )

Hayat - Risale-i Nur Külliyatı
BİRİNCİ SUAL: Hazret-i Hızır Aleyhisselâm hayatta mıdır? Hayatta ise, niçin bazı mühim ulema hayatını kabul etmiyorlar?

Elcevap: Hayattadır. Fakat merâtib-i hayat beştir. O, ikinci mertebededir. Bu sebepten, bazı ulema hayatında şüphe etmişler.

Birinci tabaka-i hayat: Bizim hayatımızdır ki, çok kayıtlarla mukayyettir.

İkinci tabaka-i hayat: Hazret-i Hızır ve İlyas Aleyhimesselâmın hayatlarıdır ki, bir derece serbesttir. Yani, bir vakitte pek çok yerlerde bulunabilirler. Bizim gibi beşeriyet levazımatıyla daimî mukayyet değillerdir. Bazan, istedikleri vakit bizim gibi yerler, içerler; fakat bizim gibi mecbur değillerdir. Tevatür derecesinde, ehl-i şuhud ve keşif olan evliyanın Hazret-i Hızır ile maceraları, bu tabaka-i hayatı tenvir ve ispat eder. Hattâ makamat-ı velâyette bir makam vardır ki, "makam-ı Hızır" tabir edilir. O makama gelen bir velî, Hızır’dan ders alır ve Hızır ile görüşür. Fakat bazan o makam sahibi, yanlış olarak ayn-ı Hızır telâkki olunur.

Üçüncü tabaka-i hayat: Hazret-i İdris ve İsâ Aleyhimesselâmın tabaka-i hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından tecerrüdle, melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letâfet kesb eder. Âdetâ beden-i misalî letâfetinde ve cesed-i necmî nuraniyetinde olan cism-i dünyevîleriyle semâvatta bulunurlar. "Âhirzamanda Hazret-i İsâ Aleyhisselâm gelecek, şeriat-i Muhammediye (a.s.m.) ile amel edecek"2 meâlindeki hadisin sırrı şudur ki:

Âhirzamanda, felsefe-i tabiiyenin verdiği cereyan-ı küfrîye ve inkâr-ı ulûhiyete karşı, İsevîlik dini tasaffi ederek ve hurafattan tecerrüd edip İslâmiyete inkılâp edeceği bir sırada, nasıl ki İsevîlik şahs-ı mânevîsi, vahy-i semâvî kılıcıyla o müthiş dinsizliğin şahs-ı mânevîsini öldürür. Öyle de, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm, İsevîlik şahs-ı mânevîsini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı mânevîsini temsil eden Deccalı öldürür; yani, inkâr-ı ulûhiyet fikrini öldürecek.

Dördüncü tabaka-i hayat: Şüheda hayatıdır. Nass-ı Kur’ân’la, şühedanın, ehl-i kuburun fevkinde bir tabaka-i hayatları vardır. Evet, şüheda, hayat-ı dünyevîlerini tarik-i hakta feda ettikleri için, Cenâb-ı Hak, kemâl-i kereminden, onlara hayat-ı dünyeviyeye benzer, fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayatı âlem-i berzahta onlara ihsan eder. Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar. Yalnız kendilerinin daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar, kemâl-i saadetle mütelezziz oluyorlar, ölümdeki firak acılığını hissetmiyorlar. Ehl-i kuburun çendan ruhları bâkidir; fakat kendilerini ölmüş biliyorlar. Berzahta aldıkları lezzet ve saadet, şühedanın lezzetine yetişmez.

Nasıl ki, iki adam bir rüyada cennet gibi bir güzel saraya girerler. Birisi rüyada olduğunu bilir; aldığı keyif ve lezzet pek noksandır. "Ben uyansam şu lezzet kaçacak" diye düşünür. Diğeri rüyada olduğunu bilmiyor; hakikî lezzet ile hakikî saadete mazhar olur. İşte, âlem-i berzahtaki emvat ve şühedanın hayat-ı berzahiyeden istifadeleri öyle farklıdır. Hadsiz vakıatla ve rivayatla, şühedanın bu tarz-ı hayata mazhariyetleri ve kendilerini sağ bildikleri sabit ve kat’îdir. Hattâ, Seyyidü’ş-Şüheda olan Hazret-i Hamza Radıyallahu Anh, mükerrer vakıatla, kendine iltica eden adamları muhafaza etmesi ve dünyevî işlerini görmesi ve gördürmesi gibi çok vakıatla, bu tabaka-i hayat tenvir ve ispat edilmiş. Hattâ, ben kendim, Ubeyd isminde bir yeğenim ve talebem vardı. Benim yanımda ve benim yerime şehid olduktan sonra, üç aylık mesafede esarette bulunduğum zaman, mahall-i defnini bilmediğim halde, bence bir rüya-yı sadıkada, tahte’l-arz bir menzil suretindeki kabrine girmişim. Onu şüheda tabaka-i hayatında gördüm. O beni ölmüş biliyormuş; benim için çok ağladığını söyledi. Kendisini hayatta biliyor. Fakat Rus’un istilâsından çekindiği için, yeraltında kendine güzel bir menzil yapmış. İşte bu cüz’î rüya, bazı şerâit ve emâratla, geçen hakikate bana şuhud derecesinde bir kanaat vermiştir.

Beşinci tabaka-i hayat: Ehl-i kuburun hayat-ı ruhanîleridir. Evet, mevt, tebdil-i mekândır, ıtlak-ı ruhtur, vazifeden terhistir; idam ve adem ve fenâ değildir.
Hadsiz vakıatla ervâh-ı evliyanın temessülleri ve ehl-i keşfe tezahürleri ve sair ehl-i kuburun yakazaten ve menâmen bizlerle münasebetleri ve vakıa mutabık olarak bizlere ihbaratları gibi çok delâil, o tabaka-i hayatı tenvir ve ispat eder. Zaten beka-i ruha dair Yirmi Dokuzuncu Söz, bu tabaka-i hayatı delâil-i kat’iye ile ispat etmiştir.
(Mektubat | Birinci Mektup)