İyi - iyilik etmek - Ansiklopedik bilgi
İyi - iyilik

İyi
1. (sıfat) İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı
2. Bol, çok, aşırı
3. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren
4. Esen, sağlıklı
5. Yerinde, uygun
6. Doğru olan
7. Yeterli, yetecek miktarda olan
8. (isim) Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not
9. (zarf) İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde

İyilik
1. (isim) İyi olma durumu, salah
2. Karşılık beklenilmeden yapılan yardım, kayra, lütuf, kerem, ihsan, inayet
3. Sağlığı yerinde olma durumu, esenlik
4. Yarar veya elverişlilik, nimet
İyi - iyilik etmek - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 177. ayet: 
Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.

Bakara (Sığır) Suresi 201. ayet:
Onlardan öylesi de vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru" der.

Nisa (Kadınlar) Suresi 79. ayet:
Sana iyilikten her ne gelirse Allah tandır, kötülükten de sana ne gelirse o da kendindendir. Biz seni insanlara bir elçi olarak gönderdik; şahid olarak Allah yeter.

Enam (Davar) Suresi 17. ayet:
Şayet Allah sana bir zarar dokunduracak olursa, O ndan başka bunu giderecek yoktur. Sana bir iyilik dokunduracak olursa da O, her şeye güç yetirendir.

Müdessir (Gizlenen) Suresi 6. ayet:
Daha çok istekte bulunmak için iyilik yapma.

Zümer (Yığınlar) Suresi 10. ayet:
De ki: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah ın arz ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir." 
İyi - iyilik etmek - Kitap Tanıtım
İyilik Hali Çalışma Kitabı

Doç. Dr. Fidan Korkut
ANI YAYINCILIK

Son yıllarda sağlıksız davranışların düzeltilmesiyle ilgili çabalar kadar sağlıklı davranışların artırılmasına ilişkin olanlarına da rastlanılmaktadır. İnsanların olumlu yanlarını artırmak ve böylece sağlıksız davranışları önlemek giderek önemsenen bir çalışma alanı olmuştur. İyilik hali kavramı da bunlardan birisidir. Bu kavrama göre kişinin yaşam biçimini değiştirerek bazı olumsuzlukların önlenmesi olanaklıdır.
İyi - iyilik etmek - Muhtelif yazılar
İYİ VE KÖTÜNÜN YÜZÜ 

Leonardo da Vinci, "Son Akşam Yemeği" isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı... 
İyi yi İsa nın bedeninde, Kötü yü de İsa nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı. Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı.. 
Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.  Aradan 3 yıl geçti. "Son Akşam Yemeği" neredeyse tamamlanmıştı,ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı. Leonardo nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.. 
Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.. Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı,başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı,bencilliği resme geçiriyordu.. 
Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi: 
- Ben bu resmi daha önce gördüm. 
- Ne zaman diye sordu Leonardo da Vinci,o da şaşırmıştı. 
- Üç yıl önce. Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni İsa nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti. 
İyi ve Kötü nün yüzü aynıdır. Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır... 

İyi - iyilik etmek - Muhtelif yazılar
HZ. ALİ (r.a.)´NİN BÜYÜKLÜĞÜ 

Bir gün ashab Peygamberimiz (s.a.v)´den Hz. Ali (r.a.)´yi niçin çok sevdiğini sordu. Hz Peygamber o anda mecliste bulunmayan Hz. Ali (r.a.)´yi çağırmaya adam gönderdi ve orada bulananlara sordu: 
- Birisine iyilik etseniz, o da size kötülük etse ne yapardınız? Cevap verdiler: 
- Yine iyilik ederiz. 
- Yine kötülük yapsa? 
- Biz yine iyilik ederiz?
- Yine kötülük yapsa? 
Ashab cevap vermedi, başlarını öne eğdiler. Bunun anlamı kötülüğe kötülükle mukabele etmesek bile iyilik yapmaya devam etmeyiz, demekti. 
Bu sırada Hz. Ali (r.a.) o meclise geldi. Rasulullah Hz. Ali (r.a.)´ye sordu: 
- Ya Ali (r.a.), iyilik ettiğin biri sana kötülük etse ne yapardın? 
- Yine iyilik ederdim. 
- Yine kötülük yapsa?
- Yine iyilik yapardım.
Hz. Peygamber soruyu tam yedi defa tekrarladı. Hz. Ali (r.a.) yedi defasında da "yine iyilik ederdim" diye cevap verdi. Ashab, 
- Ya Rasulallah, Ali (r.a.)´yi çok sevmenizin sebebini şimdi anladık, dediler. 
İyi - iyilik etmek - Muhtelif yazılar
İYİLİĞİ DÜŞÜNMEK, YAPMAK GİBİ SEVAPTIR 

Geçmiş peygamberlerden biri zamanında ortaya çıkan şiddetli bir kıtlık, insanları kasıp kavuruyordu O kadar ki, bir lokma ekmek,bulmak, bir kese altın bulmaktan daha sevindirici oluyordu. 
İnsanların çektiği açlık merhamet sahibi kimselerin yüreklerini paralıyordu.
Böyle bir ortamda yoksul bir derviş, çölde yaptığı bir yolculuk sırasında dağ gibi bir kum yığınına rastladı. 
Kum yığınının önünde durup içinden
"Ey Rabbim, ne olurdu şu yığın kumdan oluşacağına undan oluşsaydı da ben onu büyük bir zevk ve cömertlikle aç insanlara dağıtsaydım" diye geçirdi. 
Bunu o kadar samimi olarak düşünmüştü ki, zamanın peygamberine Allah Teâlâ şöyle vahyetti: 
"Falan dervişe haber ver ki onun halisane niyeti, gördüğü kum yığını, ona ait bir un yığını imiş de onu benim rızam için açlara dağıtmış gibi kendisine sevap yazmama vesile olmuştur" 
İyi - iyilik etmek - Muhtelif yazılar
YAPILAN İYİLİK KONUŞULMAMALIDIR 

Vaktiyle bulunduğu küçük yerde geçim sıkıntısı çeken dürüst ve temiz yaratılışlı genç bir adam, bir gün memleketine çok uzakta bulunan bir şehir merkezine giderek iş bulup çalışmaya, kendine yeni bir hayat düzeni kurmaya karar verdi.
Bu niyetle vakit kaybetmeden hazırlanıp yola koyuldu. Genç adam bu yolculuğu sırasında yorum ve açıklaması kendisi için imkânsız olan bir takım olaylarla karşılaştı. 
Bunlardan biri şuydu: 
Bazı kimseler bir tarlaya buğday ekiyorlar, ekilen buğdaylar hemen yetişip olgunlaşıyor, onlar da hiç vakit kaybetmeden hasat ediyorlar, sonra bunları ateşe verip yakıyorlardı. 
İkinci olarak şuna şahit olmuştu: Bir adam büyük bir taşı kaldırmaya çalışıyor, kaldıramıyor; ama bu taşa bir tane daha ekleyince kaldırabiliyor, bir üçüncüyü ekleyince daha da rahat kaldırabiliyordu 
Şahit olduğu bir başka olay da şu idi: Bir adam bir koyuna binmiş, onun üzerine birkaç kişi daha binmiş koşturuyorlar, arkalarından birileri de onlara yetişmek için çabalıyor ama yetişemiyorlardı 
Adam bunlarla kafası karışmış bir halde uzun yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadan şehrin kapısına geldi. Burada nurani bir ihtiyar kendisini durdurup nereden geldiğini, niçin geldiğini, yolculuğunun nasıl geçtiğini sordu. Adam her şeyi anlattı ve yolda karşılaştığı alışılmamış hadiseleri de serüvenine eklemeyi unutmadı. Bunun üzerine ihtiyar bu genç adama rastladığı olayları bir bir açıkladı: 
"Senin yolda ilk rastladığın buğday ekip hemen hasat eden ve sonra ateşe verip yakan insanlar, iyilik edip de onu sağda solda konuşarak değerini sıfıra indiren insanları simgeler 
Taş kaldırmaya çalışan kimse de şunu anlatır: İnsana ilk işlediği günah ağır gelir, onun altında ezilir.
Ama ona tövbe etmeden başka günahlar işlemeye devam ederse artık o günahlar ona hafif gelmeye başlar 
Koyun ve ona binenlere gelince, koyun cennet hayvanıdır. Sırtındakileri cennete taşımaktadır.
Koyuna ilk defa binen alimlerdir. Ondan sonra binenler her sınıftan müminlerdir. Bunlara yetişmek için koşanlar ise inançsızlardır. 
İyi - iyilik etmek - Muhtelif yazılar
Bugün siz de bir iyilik yapın

Otobüse telaşla bir kadın bindi.Son derece üzgün bir hali vardı.Hani dokunsan ağlayacak.
"Hanım bilet at" dedi şoför.Şoföre yanaşıp usulca "biletim yok" dedi.
Şoför "O zaman fazla bileti olandan al at, ya da ilk bayide bir bilet alır atarsın" dedi.
Kadın parası olmadığını söyleyince şoför "öyleyse in aşağıya. Bu belediye otobüsü, benim babamın malı değil" dedi yüksek sesle. Kadının kızaran yüzü, çöken omuzları pek te kaliteli görünmeyen kılık kıyafetine daha fakir bir hava vermişti. Derken olayın tüm ayrıntılarını izlemiş olan genç bir kız oturduğu yerden kalkıp kadının otobüsten inmesine fırsat vermeden kadına bir bilet uzattı. "Param yok kızım " dedi kadın. "Rica ederim, bana borcunuz yok,size verdiğim biletin parasını bir başkası ödedi" dedi genç kız. Kadın bileti kutuya attıktan sonra genç kızla birlikte otobüsün arkasına doğru ilerlediler.
Kadın yüzünden temizlik ve saflık taşan tanımadığı bu genç kıza teşekkür ederken,"Biletin parası başkası tarafından ödendi dedin kızım. Kim ödedi?"diye sormadan edemedi.
"Bakın anlatayım" dedi genç kız. "İki gün önce işe giderken cüzdanımı evde unuttuğumu fark ettim. Aylık kartım ve tüm param o cüzdandaydı.Eve geri dönsem işe geç kalacaktım.İşverenimin asla tahammül edemediği ve işten çıkarmak için kafi gördüğü bu sebep yüzünden çok zor duruma düşecektim.Şoförle aramızda sizinkine benzer bir diyalog geçti.Çok mahcup olmuştum.Şoförün cüzdanımı evde unuttuğuma inanmadığını düşünüyordum.Yolculardan biri benim adıma bilet attı. Kendisiyle tekrar karşılaşırsam borcumu ödemek istediğimi söyledim.O da bana dönüp dedi ki "Bana borcunuz yok. Biletinizin parası bir başkası tarafından ödendi.O kişiye borcunuzu ödemek istiyorsanız siz de aynı durumda ki bir başkasına iyilik yapın." Artık cüzdanımda beş adet
biletle gezeceğim. Hani birinin ihtiyacı olur diye."
Kadının az önceki hüzünlü halinden eser kalmamıştı."Seni çok iyi anladım kızım. İlk fırsatta ben de birine iyilik yapacağım"
O semtte, bir otobüs biletiyle başlayan ve değişik konularla devam eden karşılıksız iyilikler öylesine hızla yayıldı ki, herkes bu iyiliğin kaynağını bir başkasının yüreğinde buldu.
İlk fırsatta siz de birilerine iyilik yapın.
İyi - iyilik etmek - Muhtelif yazılar
İnek

Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli ´nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu.
Durumu Hacı Bektaş Veli´ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergahına gider ve ayni durumu Mevlana´ya anlatır Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder.
Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli´ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana´ya bunun sebebini sorar.
Mevlana şöyle der:
Biz bir karga isek Hacı Bektaş veli bir şahindir.
Öyle her leşe konmaz. Onun için senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.
Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş Dergahı´na gider ve Hacı Bektaş Veli´ye, Mevlana´nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli´ye sorar. Hacı Bektaş da söyle der:
Bizim gönlümüz su birikintisi ise Mevlana´nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.
İyi - iyilik etmek - Muhtelif yazılar
BİR BAŞKASINA DEVRET

Karım ve iki yaşındaki kızımızla birlikte Oregon´daki Rogue Nehri Vadisinde her yerden uzak, kar kaplı bir kamp yerinde bozuk bir araçla kalakalmıştık. Bu yolculuğa, iki yıllık mecburi hizmetimi tamamlamamı kutlamak için çıkmıştık, ama yeni aldığım tıp derecem, yolculuk için kiraladığımız aracı onarmakta bir işe yaramıyordu.
Bu olayın üzerinden 20 yıl geçti, fakat o günü dün gibi anımsıyorum. Henüz uykudan kalkmıştım ve el yordamıyla elektrik düğmesini bulmaya çalışıyordum, ama elektrik yoktu. Ateşleme tertibatını da denedim, ancak sonuç alamadım. Kamp yaptığımız araçtan çıkarken ağzıma geleni söylüyordum ki bardaktan boşalırcasına yağan yağmur sesimi boğdu.
Karımla beraber akümüzün bittiği ve şu anda bacaklarımın otomobiller hakkındaki bilgimden daha işe yarar olacağı sonucuna vardık. Birkaç mil ötedeki anayola çıkıp otostop çekmeye karar verdim. Bu arada karım da iki yaşındaki kızımızın yanında kalacaktı.
İki saat sonra burkulmuş bir bilekle ana yola vardım ve bir kereste kamyonunu durdurmayı başardım. Kamyon şoförü beni yol üzerindeki ilk benzincide bırakıp gitti. Benzinliğe girerken, birden bugünün Pazar olduğunu fark etti. Benzinlik kapalıydı. Ama jetonlu bir telefon ve yırtık pırtık bir telefon rehberi vardı. 20 mil uzaktaki en yakın kasabada bulunan bir araba servisini aradım.
Telefona açan Bob, başımıza gelenleri sabırla dinledi ve ben bulunduğumuz yeri tarif ederken "Tamam, merak etmeyin. Pazarları genelde çalışmam, ama yarım saat sonra orada olurum" dedi. Yardıma gelmesi beni rahatlatmıştı, ama Bob´un yardım önerisinin ne kadara mal olacağı düşüncesi beni kaygılandırıyordu.
Bob, pırıl pırıl kırmızı kurtarıcısı ile geldi ve birlikte kamp yerine gittik. Çekici araçtan indikten sonra etrafıma bakınırken Bob´un koltuk değneklerine dayanarak dışarı çıkmaya çalıştığını gördüm. Bob´un belden aşağısı tutmuyordu! Bob kamp aracına doğru ilerlerken bir kere daha bu yardımın maliyetini hesaplamaya başladım.
"Yalnızca akü bitmiş. Aküyü bağlantı kablosuyla şarj ederiz ve hemen yola çıkarsınız." Bob aküyü şarj ederken kızımı da yaptığı numaralarla eğlendirdi. Hatta kulağını arkasından bir çeyreklik çıkarıp ona verdi. Bağlantı kablolarını aracına geri koyarken borcumun ne kadar olduğunu sordum. "Borcun yok" diyerek beni şaşırttı. "Hayır, sana yaptığın işin karşılığını ödemeliyim" diye ısrar ettim.
"Gerek yok" diye yineledi. "Vietnam´dayken, bacaklarımı kaybettiğimde biri bana bundan daha kötü bir durumdayken yardım etmiş ve sadece benim de başka birine yardım etmemi söylemişti. Bu nedenle bana borcun yok. Ama unutma, eline fırsat geçtiğinde sen de başkasına bir iyilik yap."
Şimdi bu olaydan 20 yıl sonrasına, sık sık tıp öğrencilerine ders verdiğim yoğun muayenehaneme geri dönelim. Eyalet dışındaki bir okulda okuyan ikinci sınıf öğrencisi Cindy, bu bölgede yaşayan annesiyle birlikte kalabilmek için bir aylığına benim yanıma geldi. Cindy ile birlikte içki ve uyuşturucu nedeniyle bedeni harap olmuş bir hastanın muayenesini yeni bitirmiştik. Hemşire odasında olası tedavi seçeneklerini tartışıyorduk ki birden gözlerinin dolduğunu fark ettim. "Bu tür şeylerden söz etmek seni rahatsız mı ediyor?" diye sordum.
Cindy hıçkırarak "Hayır" dedi. "Ama bu hasta annem de olabilirdi. Onun da böyle bir sorunu var."
Öğle yemeği arasını konferans salonunda Cindy´nin alkolik annesinin acıklı geçmişini tartışarak geçirdik. Cindy gözyaşları içinde bana içini döküp ailesinin geçmişini dolduran öfkeyi, utancı ve düşmanlık duygusunu anlattı. Cindy´ye annesinin tedavi olabileceğini söyleyerek onu ümitlendirdim ve eğitimli bir danışmanla konuşması için annesine randevu aldık. Cindy´nin ailenin diğer üyelerinden de büyük destek gören annesi tedavi görmeye razı oldu. Birkaç hafta hastaneye gittikten sonra yepyeni ve bambaşka bir insan oldu. Aile çözülmenin eşiğindeyken ilk kez bir ümit ışığı görmüştü. Cindy "Size olan borcumu nasıl ödeyebilirim?" diye sordu.
Geçmişe bakıp karla kaplı kamp alanındaki bozuk kamp aracını ve belden aşağısı tutmayan iyi yürekli, yardımsever adamı düşünürken Cindy´ye verebileceğim tek yanıt olduğunu anladım: "Sen de bir başkasına bir iyilik yap."
İyi - iyilik etmek - Risale-i Nur Külliyatı
Birinci cihet itibâriyle arıdan, serçeden aşağı; sinekten, örümcekten daha zayıfsın. İkinci cihet itibâriyle dağ, yer, göklerden geçersin. Onların çekindiği ve izhâr-ı acz ettikleri bir yükü kaldırırsın. Onlardan daha geniş, daha büyük bir daire alırsın. Çünkü sen, iyilik ve icad ettiğin vakit, yalnız vüs´atin nisbetinde, elin ulaşacak derecede, kuvvetin yetişecek mertebede iyilik ve icad edebilirsin. Eğer fenalık ve tahrip etsen, o vakit, fenalığın tecavüz ve tahribin intişâr eder.

Sözler | Yirmi Üçüncü Söz

Eğer siz insan olsanız, hükûmet ve İstanbul ve Türkler nasıl olsalar olsunlar, size fenalıkları dokunmaz, fakat iyilikleri gelir. 
Suâl: "Neden iyilik gelsin, fenâlık gelmesin? İkisi arkadaştır.
Cevap: Yahu! Dedik: Şimdi, hükûmet ve İstanbul çukurda bir havuzdur veya öyle olacaktır. Havuz ise, aşağıdadır. Fenalık sakîldir, yukarıya yuvarlanmaz-cehâletle cezb etmemek şartıyla. İyilik nurdur, yukarıya akseder. 

Münazarat | İfâde-i Merâm ve Uzunca Bir Mâzeret