Kibir - Ansiklopedik bilgi
Kibir

Kibir, (isim) Kendini beğenme, başkalarından üstün tutma, büyüklenme, benlik, gurur
Kibir - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 34. ayet:
Ve meleklere: "Adem e secde edin" dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu.

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 4. ayet:
Kitapta İsrailoğullarına şu hükmü verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir kibirleniş-yükselişle kibirlenecek-yükseleceksiniz. 
Kibir - Hadisler
Harise ibni Vehb (Allah Ondan razı olsun), Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken işittim, dedi: 
"Size cennetliklerin kimler olduğunu bildireyim mi? 
Alçak gönülü olması nedeniyle hem kendisi zayıf ve hemde halk tarafından hor görülüp hiçe sayılan her zayıf kişidir ki Allaha yemin etseler Allah onların yemin ve isteklerini yerine getirir. Size cehennemliklerin de kimler olduğunu haber vereyim mi? Katı yürekli, kaba kurularak yürüyen kibirli kimselerdir." 
[Buhari Eyman 9, Müslim Cennet 47]

Ebu Said el Hudri (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdular: 
Cennet ile cehennem münakaşa ettiler. 
Cehennem: Bende zorbalar ve kibirli kimseler var, dedi. 
Cennet ise: Bende ise ihtiyaç sahibi yoksullar ve zayıf insanlar var, dedi. Bunun üzerine Allah onların çekişmelerini şöyle halletti. 
Ey cennet, sen benim Rahmetimsin, seninle dilediğime rahmet ederim. Ey cehennem, sen de benim azabımsın, dilediğime azab ederim. Ben ikinizi de dolduracağım.
[Müslim, Cennet 34]
Kibir - Kitap Tanıtım
Kötü Haslet- 4 
Gıybet Söz Taşıma Haset ve Kibir

Ebü´l Leys Semerkandi
KARACA YAYINEVİ

Gıybet nedir? bilirmisiniz?
Kardeşinizin hoşnamayacağı birşeyle onu gıyaben (kendisi yokken) anmaktır.

Hadis-i Şerif
Kibir - Kitap Tanıtım
Yönetime Duygusal Bir Yaklaşım Tevazu ve Kibir

Ercan Aydın
KUTUP YILDIZI YAYINLARI

Çalışmanızda tevazu kavramının ve düşüncesinin geniş bir açılımı ve insanın insan ve Yüce Yaratıcı ile olan ontolojik ilişkisi temellendirilmektedir. Artıca belli sayıda da büyük şahsiyetlerin tevazu anlayışlarına vurgu yapılmaktadır. Bu çalışmanın derinlik, genişlik, objektiflik ve rasyonellik boyutuyla felsefi düşünceye Türk kültürüne katkı sağlayacağına inanmaktayım. Sizi tebrik ediyor, başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum. 
Selam ve Sevgilerimle.
Prof. Dr. Vahdettin BAŞCI
Atatürk Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi

 “Yönetimin; 5000 yıldır üzerinde konuşulan tartışılan bir kavram olmasına rağmen hâlâ üzerinde mutabakata varılmış bir tanımı ve metodu bulunmadığı söylenir. Yönetim ağacının değişik dallarından tutmuş yüzlerce yönetim kitabı var piyasada... Büyük çoğunluğunu okudum. Ancak, samimiyetle söylemem gerekirse okurken tefekkür ettiren bir yönetim kitabına denk gelmemiştim. 
Tevazu duygusunun, eylem hali ile başarılı bir yönetim tarzına dönüşerek pozitif çıktılar verebileceğini, medeniyetimizin eşsiz tecrübeleri ile sancılı yaşanmışlıkların ışığında ispat eden, yönetim kavramına alanındaki en orijinal yaklaşım diyebilirim. 
Eminim kitapçılar bu eseri klase ederken iş ve yönetim, akademik yayın, felsefe, sosyoloji veya tasavvuf raflarından hangisinde sergileyecekleri konusunda çok zorlanacaklar. Bence hangisine koyarlarsa koysunlar, bu kitap hiçbir rafı yadsımayacaktır.”
Zafer KARA 
BOTAŞ, İnsan Kaynakları Müdürü

“Değerli kardeşim Ercan Bey’in bu çalışmasını takdirle karşılıyor, başarılarının devamını diliyorum.”
Prof. Dr. Mehmet TEKİN
GOP Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi

“Fikir olarak memleketimizde/Amasya doğan (şehzadeler şehrine yakışır çıkışıyla) çalışma, İstanbul’un efendilerini, egenin efelerini, Ankara’nın seymenlerini görmüş, dinlemiş, izlemiş bir bütün olarak Anadolu kültürü, tarihi, ahlaki değerlerini referans alan bakış açısı oluşturmuş ve bu yaklaşım tarzıyla yeni bir yönetim anlayışını kamuoyunun takdirine sunmuştur.. Özgün çalışmanızdan dolayı tebrik ederim..
Kenan ŞAHİN 
Halkbankası, İçkontrol Yönetmeni 
Kibir - Muhtelif yazılar
STANFORD 

Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip utangaç bir tavırla rektörün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından fırlayarak önlerini kesti...  
Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların Harward gibi üniversitede ne işleri olabilirdi? Adam yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı. Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu. Yaşlı kadın çekingen bir tavırla,"Bekleriz" diye mırıldandı... Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi. Sekreter sesini çıkarmadan masasına döndü. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi. Sonunda sekreter dayanamayarak yerinden kalktı. 
- Sadece birkaç dakika görüşseniz. Yoksa gidecekleri yok.
 diyerek rektörü iknaya çalıştı. Anlaşılan çare yoktu. Genç rektör isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterinin anlattığı tablo içini bulandırmıştı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi. Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek !.. Olacak şey miydi bu ? Suratı asılmış sinirleri gerilmişti. 
Yaşlı kadın hemen söze başladı. 
- Harward da okuyan oğullarını bir yıl önce bir kazada kaybetmişlerdi. Oğulları burada öyle mutlu olmuştu ki, onun anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı. Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. "Madam" dedi, sert bir sesle, 
- Biz Harward da okuyan ve sonra ölen herkes için bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner...
- Hayır, hayır diyerek haykırdı yaşlı kadın. Anıt değil... Belki Harward a bir bina yaptırabiliriz. 
Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar fırlatarak,
- Bina mı ? diyerek tekrarladı, Siz bir binanın kaça mal olduğunu biliyor musunuz ? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan fazlasına çıktı...
Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaktan kurtulabilirdi. Yaşlı kadın sessizce kocasına döndü. 
- Üniversite inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş ? Peki, biz niçin kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde ?
Rektörün yüzü karmakarışıktı. Yaşlı adam başıyla onayladı. Bay ve Bayan Leland Stanford dışarı çıktılar. Doğu California ya, Palo Alto ya geldiler. Ve Harward ın artık umursamadığı oğulları için onun adını ebediyyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.  
Amerika nın en önemli üniversitelerinden birini... 
STANFORD u...
Kibir - Muhtelif yazılar
Ben çekilirim 

Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir...
Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: 
- Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem.
 der. 
Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
- Ben çekilirim!
Kibir - Özlü sözler
  • Allah’a ulaşmanın önünde 4 engel vardır: 1. Şehvet 2. Çok yemek 3. Mal ve makam 4. Gurur ve kibirdir - Şems-i Tebrizi
  • Allah´ın yarattıklarını hakir görme. Allah onları yaratırken hakir görmedi. (Kadınlara hitaben) Sakın komşularınızın hediyelerini hakir görmeyin, isterse bir koyun ayağı olsun. Kibirden, bir kibre delalet eden şeylerden sakın. Elbisende, yürüyüşünde, bir kibir alameti bulunmasın. - Muhyiddin-i Arabi
  • Bak dostum! Cahil ile dost olma: İlim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün. Saygısızla dost olma: Usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez; üzülürsün. Aç gözlü ile dost olma: İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün. Görgüsüzle dost olma: Yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün. Kibirliyle dost olma: Hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün. Ukalayla dost olma: Çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün. Namertle dost olma: Mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez; üzülürsün. İlim bil, irfan bil, söz bil.  İkram bil, kural bil, doyum bil.  Usul bil, adap bil, sınır bil.  Yol bil, yordam bil.  Hal bil, ahval bil, gönül bil.  Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma.  Mert ol, yürekli ol. Kimsenin umudunu kırma. Sen seni bil; ömrünce bu yeter sana. - Şeyh  Edebali
  • Bilgi ve görgü, büyük adamı alçakgönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir.
  • Bu kibir, bu gurur niçin? Mütevazi ol, hatta bir adım bile geçme gurur kapısından. Bardağı insan bunun için; öper daima alnından.
  • Çiçeklerle hoş geçin, balı incitme gönül. Bir küçük meyve için, dalı incitme gönül. Başın olsada yüksek, gözün enginde gerek. Kibirle yürüyerek; Yolu incitme gönül. - Yunus Emre
  • Dünyanın Kainat taki biricik meskûn yer olduğunu farz etmek bile düpedüz cehalettir. Yetkili kişileri - uçan daireler yoktur – iddiasına sürükleyen tabii bir korku veya beşeri bir kibir ve azamettir. - Albert Einstein
  • Hiç bir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını. Daireyi tamamla. Gururlu, yetersiz ya da kibirli olduğun için değil, sadece artık onun senin yaşamında yeri olmadığı için. Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul. Geçmişte olduğun kişiyi bırak ve şu anda kimsen o ol! - Paulo Coelho
  • Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar.
  • Kibir, bele bağlanmış taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne de uçulur.
  • Kibir; Kendisinden habersiz, kendini bilmeyen insanın durumudur. Tıpkı güneşten haberi olmayan buzun kendini bir şey zannetmesi gibi. - Hz. Mevlana
  • Kibirli insanların boyları, gölge gibidir, büyük olduklarını sanırlar, ta ki güneş batana kadar.
  • Kibirli ve cimri adamın ne kadar vasıfları olursa olsun, dikkate alınmaya değmez. - Konfüçyüs
  • Ne kadar kibirli dursa da; bardağın önünde eğilir çaydanlık. Öyleyse bu büyüklenme niye?
  • Uyan artık ey insan! Sen bir ilâh değilsin. O kibirli dik başın, secdelere eğilsin.
  • Üç şeyden uzaklaşan üç şeye ulaşır: Şerden uzaklaşan izzete, Kibirden uzaklaşan saygınlığa, Cimrilikten uzaklaşan da şerefe. - Caferi Sadık
Kibir - Risale-i Nur Külliyatı
İkinci veçhi ise, in´am edene bakar ki, keremini izhar, derece-i rahmetini ilan, in´amını ifşa, esmasına şehadet eder. Binaenaleyh, tevazu, ancak birinci vecihte tevazu olabilir. Ve illa küfranı tazammun etmiş olur. Tahdis-i nimet dahi, ikinci vecihle manevi bir şükür olmakla memduh olur. Yoksa, kibir ve gururu tazammun ettiğinden mezmumdur. Tevazu ile tahdis-i nimet, şöylece bir içtimaları var:
Bir adam hediye olarak bir palto birisine veriyor. Paltoyu giyen adama, başka bir adam "Ne kadar güzel oldun" dediğine karşı, "Güzellik paltonundur" dediği zaman, tevazuyla tahdis-i nimeti cem etmiş olur.
Mesnevi-i Nuriye | Onuncu Risale

94. Zaifin kaviye karşı izzet-i nefsi, kavide tekebbür olur; kavinin zaife karşı tevâzuu, zaifte tezellül olur. Bir ulülemrin makâmındaki ciddiyeti, vakardır mahviyeti, zillettir. Hânesindeki, ciddiyeti, kibirdir; mahviyeti tevâzûdur. Ferd mütekellim-i vahde olsa, müsâmahası ve fedakârlığı amel-i salihtir; mütekellim-i maalgayr olsa, hıyanettir, amel-i tâlihtir. Bir şahıs, kendi nâmına hazm-ı nefs eder, tefâhür edemez; millet nâmına tefâhür eder, hazm-ı nefs edemez.
Hutbe-i Şamiye | Hakikat Çekirdekleri