Melek - Ansiklopedik bilgi
Melek

1. (isim, din b.) Tanrı ile insan arasında aracılık yaptığına ve nurdan olduğuna inanılan manevi varlık, ferişte
2. Terbiyeli, uysal kimse
Melek - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 30. ayet:
Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni  şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi. 

Bakara (Sığır) Suresi 31. ayet:
Ve Adem e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: "Eğer doğru sözlüyseniz, bunları bana isimleriyle haber verin" dedi.

Bakara (Sığır) Suresi 34. ayet:
Ve meleklere: "Adem e secde edin" dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu.

Enfal (Ganimetler) Suresi 9. ayet:
Siz Rabbinizden yardım talep ediyordunuz, O da: "Şüphesiz ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediciyim" diye cevap vermişti.

Kadr (Kudret) Suresi 4. ayet:
Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.

Mearic (Yükseliş Yolları) Suresi 4. ayet:
Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.
Melek - Kitap Tanıtım
Anne Melekler Nerede? 
VELİ KARANFİL
"Nerede, Kimdir Serisi", uzmanlarımızca hazırlanan çocuk eğitimi kitap serisidir. Çocuklarımızı en doğru bilgilerle yetiştirebilmek için hazırlanan bu seri, onların gelişim sürecinde merak ettikleri tüm sorulara cevap verecektir. Kitabın sorulara verdiği cevaplar, öykü niteliğinde olup çizimlerle desteklenmiştir. Geleceğe ışık tutacak nesillerimizi, sağlıksız bilgilerden koruyan "Nerede, Kimdir Serisi"ni okuyun, okutun.
Melek - Muhtelif yazılar
Melek 

Bir zamanlar doğmak üzere olan bir bebek varmış.Tanrı’ya sormuş:
- Beni yarin dünyaya göndereceğinizi duydum.Ama ben, bu ufacık ve çaresiz halimle orada nasıl yaşayabilirim?... 
Tanrı cevap vermiş: 
- Senin için seçmiş olduğum birçok melek arasında o seni bekliyor olacak ve her türlü ihtiyacını karşılayacak. ’
- Ama burada cennette, mutlu olabilmem için pek de fazla bir şeye ihtiyacım yoktu. Sadece şarkı söylemek ve gülümsemek bana yetiyordu. 
- O sana şarkılar söyleyecek ve her gün gülümseyecek. Sen ise onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın. 
- Peki insanlar bana konuşacakları zaman, ben onları nasıl anlayacak ve cevap vereceğim? 
- Meleğin sana duyabileceğin en tatlı sözleri söyleyecek ve sabırla sana konuşmayı öğretecek.
- Peki seninle konuşmak istediğimde ne yapacağım? ’’
- Meleğin ellerini nasıl birleştirmen gerektiğini ve bana dua etmeyi öğretecek.
- Duyduğuma göre aşağıda çok kötü insan varmış.Beni onlardan kim koruyacak?
- Meleğin kendi hayatı pahasına seninkini koruyacak
- Ama artık seni göremeyeceğim için ben hep üzgün olacağım. 
- Meleğin sana hep benim hakkımda konuşacak ve bana ulaşabilmenin yollarını öğretecek, aslında ben de zaten hep yanında olacağım. 
Tam o sırada cennetin kapıları açıldı ve dünyadan sesler gelmeye başladı.Çocuk telaşla sordu:
- Tanrım , sanırım gitme zamanım geldi, lütfen bana meleğimin ismini söyler misin? 
- Meleğinin isminin ne olduğu hiç önemli değil... Sen ona ANNE diyeceksin...
Melek - Risale-i Nur Külliyatı
Hem meleklere imanın saadet-i dünyeviyeye medar cüz´î bir nümunesi şudur ki:
İlmihalden İmân dersini alan bir mâsum çocuğun, yanında ağlayan ve mâsum bir kardeşinin vefatı için vâveylâ eden diğer bir çocuğa, "Ağlama, şükreyle. Senin kardeşin meleklerle beraber Cennete gitti. Orada gezer, bizden daha iyi keyfedecek, melekler gibi uçacak, her yeri seyredebilir" deyip, feryat edenin ağlamasını tebessüme ve sevince çevirmesidir.
Ben de aynen bu ağlayan çocuk gibi, bu hazin kışta ve elîm bir vaziyetimde gayet elîm iki vefat haberini aldım. Biri, hem âli mekteplerde birinciliği kazanan, hem Risale-i Nur´un hakikatlerini neşreden biraderzâdem merhum Fuad; ikincisi, hacca gidip sekerat içinde tavaf ederken, tavaf içinde vefat eden Âlime Hanım namındaki merhume hemşirem... Bu iki akrabamın ölümleri, İhtiyar Risalesinde yazılan merhum Abdurrahman´ın vefatı gibi beni ağlatırken, imanın nuruyla o mâsum Fuad, o saliha Hanım insanlar yerinde meleklere, hûrilere arkadaş olduklarını ve bu dünyanın tehlike ve günahlarından kurtulduklarını mânen, kalben gördüm. O şiddetli hüzün yerinde büyük bir sevinç hissedip hem onları, hem Fuad´ın pederi kardeşim Abdülmecid´i, hem kendimi tebrik ederek Erhamürrahimîne teşekkür ettim. Bu iki merhumeye rahmet duası niyetiyle buraya yazıldı, kaydedildi.

Şualar | On Birinci Şuâ

İkinci bir küllî meyvesine, Yirmi Dördüncü ve elif´ler kerametini gösteren Yirmi Dokuzuncu Sözler işaret edip parlak bir surette meleklerin vücudunu ve vazifesini ispat etmişler. Evet, kâinatın her tarafında, cüz´î ve küllî herşeyde, her nevide, kendini tanıttırmak ve sevdirmek içinde merhametkârane bir haşmet-i rububiyet, elbette o haşmete, o merhamete, o tanıttırmaya, o sevdirmeye karşı şükür ve takdis içinde bir geniş ve ihatalı ve şuurkârâne bir ubudiyetle mukabele etmesi lâzım ve kat´îdir. Ve şuursuz cemâdat ve erkân-ı azîme-i kâinat hesabına o vazifeyi ancak hadsiz melekler görebilir ve o saltanat-ı rubûbiyetin her tarafta, serâda, Süreyya´da, zeminin temelinde, dışında hakîmâne ve haşmetkârâne icraatını onlar temsil edebilirler.
Meselâ, felsefenin ruhsuz kanunları pek karanlık ve vahşetli gösterdikleri hilkat-ı arziye ve vaziyet-i fıtriyesini, bu meyve ile nurlu, ünsiyetli bir tarzda "Sevr" ve "Hut" namlarındaki iki meleğin omuzlarında, yani nezaretlerinde ve Cennetten getirilen ve fâni küre-i arzın bâki bir temel taşı olmak, yani ileride bâki Cennete bir kısmını devretmeye bir işaret için "sahret" namında uhrevî bir madde, bir hakikat gönderilip Sevr ve Hut meleklerine bir nokta-i istinat edilmiş diye Benî İsrail´in eski peygamberlerinden rivayet var ve İbn-i Abbas´tan dahi mervîdir. Maatteessüf bu kudsî mânâ, mürûr-u zamanla bu teşbih, avâmın nazarında hakikat telâkki edilmekle aklın haricinde bir suret almış. Madem melekler havada gezdikleri gibi toprakta ve taşta ve yerin merkezinde de gezerler; elbette onların ve küre-i arzın üstünde duracak cismânî taş ve balığa ve öküze ihtiyaçları yoktur.

Şualar | On Birinci Şuâ