Güzel - Ansiklopedik bilgi
Güzel

1. (sıfat) Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı
2. İyi, hoş
3. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran
4. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran
5. Görgü kurallarına uygun olan
6. Sakin, hoş (hava)
7. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı
8. Pek iyi, doğru
9. (isim) Güzel kız veya kadın
10. (isim) Güzellik kraliçesi
11. (zarf) Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde
12. (zarf) Adamakıllı, şiddetli
Güzel - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 4. ayet:
Doğrusu, biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.

Bakara (Sığır) Suresi 83. ayet:
Hani İsrailoğullarından, "Allah tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hâlâ) yüz çeviriyorsunuz.

Bakara (Sığır) Suresi 229. ayet:
Boşanma iki defadır. (Sonra) Ya iyilikle tutmak veya güzellikle bırakmak (gerekir). Onlara (kadınlara) verdiğiniz bir şeyi geri almanız size helal değildir; ancak ikisinin Allah ın sınırlarını ayakta tutamayacaklarından korkmuş olmaları (durumu başka). Eğer ikisinin Allah ın sınırlarını ayakta tutamayacaklarından korkarsanız, bu durumda (kadının) fidye vermesinde ikisi için de günah yoktur. İşte bunlar, Allah ın sınırlarıdır; onlara tecavüz etmeyin. Kim Allah ın sınırlarına tecavüz ederse, onlar zalimlerin ta kendileridir.

Bakara (Sığır) Suresi 245. ayet:
Allah a karşılığını çok arttırma ile kat kat arttıracağı güzel bir borcu verecek olan kimdir? Allah, daraltır ve genişletir ve siz O na döndürüleceksiniz. 

Tegabun (Aldanış) Suresi 3. ayet:
Gökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş O nadır.

Saff (Saf Tutmak) Suresi 12. ayet:
O da sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel konaklara yerleştirir. İşte "büyük mutluluk ve kurtuluş" budur.

Rahman (Merhametli) Suresi 70. ayet: 
Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır.
Güzel - Kitap Tanıtım
Güzel Davrandım Kalp Kazandım

Yılmaz Yenidinç
NESİL YAYINLARI

Onlar çok sevilen çocuklar… 
Okulda arkadaşları ve öğretmenleri, evde anne-babaları ve kardeşleri, mahallede komşuları tarafından çok seviyorlar. Güzel arkadaşlıklar kuruyorlar... Temizliğe dikkat ediyor, hep doğru konuşuyorlar. Küçüklere şefkat, büyüklere saygı gösteriyorlar. Hataları affediyor, başkalarıyla alay etmiyorlar. İyi besleniyor, sağlıklarına dikkat ediyorlar. Ve kitap okumayı çok seviyorlar.  Çevrelerine hep güzel örnek oluyorlar.
Hepsi birer kahraman onların…
Sen de “güzel davranıp kalp kazanmak” ister misin?
Güzel - Muhtelif yazılar
YOLDAN GÜZEL GEÇMEK 

Bir kral halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi. Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarışma düzenlemeye karar verdi.
İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan ettiren kral, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyeceğini söyledi.
Yarışma günü, insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını, bazıları en güzel elbiselerini getirmişti. Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel biçimde yaptırmıştı, kimi de yanlarında en güzel yiyecekleri getirmişti. Gençlerden bazıları spor kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu.
Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar kralın yanına döndüklerinde hepsi aynı şikayette bulundu: Yolun bir yerinde büyükçe bir taş ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yolculuğu zorlaştırıyordu.
Günün sonunda yalnız bir yolcu da bitiş çizgisine yorgun argın ulaştı. Üstü başı toz toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygıyla yönelerek elindeki altın kesesini uzattı:
"Yolculuğum sırasında, yolu tıkayan taş ve moloz yığınını kaldırmak için durmuştum. Bu altın kesesini onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı."
Kral gülümseyerek cevap verdi:
"O altınlar sana ait delikanlı"
"Hayır, benim değil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı"
"Evet" dedi kral. "Bu altınları sen kazandın, zira yarışmanın galibi sensin.
Yoldan en güzel geçen kişi sensin. Çünkü, yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir!"
Güzel - Muhtelif yazılar
Daha güzel
 
Abbasi Halifelerinden Mu´tasım bir gün veziri Hâkân´ı ziyarete gitmiş. 
O sırada henüz küçük olan Hâkân´ın oğlu Fatih´e, Halife şöyle sormuş:

- Mü´minlerin emirinin sarayı mı, yoksa babanın sarayı mı daha güzel?

Fetih ise şu cevabı vermiş:

- Mü´minlerin emiri içinde olunca, babamınki daha güzel.
Güzel - Muhtelif yazılar
EN GÜZEL KUBBE 

Mevlânâ´nın dostlarından Muiniddin Pervane bir gün Mevlânâ´ya gelerek "Sultanü´l-ulema" diye anılan babası Sultan Veled´in mezarı üstüne eşsiz bir kubbe yapmak istediğini, buna izin verip veremeyeceğini sordu.
Mevlana şöyle dedi:  
- Gerçekten çok güzel, benzeri bulunmayan bir kubbe yapabilirsin. Bir eşi dünyanın başka bir yerinde bulunmayabilir. Ama hiç bir kubbe ilahi şaheser gök kubbeden güzel ve üstün olamaz. O halde mezar yine Allah eseri kubbe altında kalsın.
Güzel - Muhtelif yazılar
BİR SALTANAT Kİ 

Bugün İstanbul´da oturup da bu şehrin Laleli diye bir semti bulunduğunu bilmeyen yoktur. Burada yine bu isimle anılan bir de tarihi cami vardır. Bu semt ve cami hakkında ilginç bir hikaye anlatılmaktadır: 
Laleli Camiini Sultan III. Mustafa (Padişahlığı 1757-74 yılları arasıdır) yaptırmıştır. Sultan Mustafa bu camii yaptırırken çevrede Laleli Baba namında bir din büyüğünün yaşadığını, gerçek bir mürşit olduğunu, hikmetli sözler söylediğini öğrendi. İçinde bu zatla görüşmek, söz ve sohbetinden yararlanmak arzusu doğdu. Cami inşaatını denetlemeye geldiği bir gün Laleli Baba ile görüşmek istediğini bildirdi. Laleli Baba´ya hemen padişahın kendisini ziyaret etmek istediği haberi ulaştırıldı, o da buyur etti. Padişah Laleli Baba´nın sohbetinden gerçekten memnun kaldı İçinde. Laleli Baba ile daha sık görüşme arzusu uyandı. Ayrılacağı sırada bu din ulusuna bir soru sordu:  
- Efendi Hazretleri, bu dünyada en güzel şey nedir acaba?  
Laleli Baba cevap verdi:  
- Bu dünyada en değerli şey yiyip içtikten sonra sıkıntısız biçimde def-i hacet (büyük abdest)ini yapabilmektir. 
Hükümdar bu cevaptan pek hoşnut olmadı. Başından beri büyüleyici konuşmalarıyla herkesi etkileyen bir zata bu cevabı pek yakıştıramadı. Hatta bu cevabı biraz kaba bile buldu. Bundan sonra bir şey konuşulmadı, hükümdar maiyetiyle beraber saraya döndü. Fakat bu ziyaretin ertesi günü şiddetli bir kabızlığa yakalandı. Bir türlü içini boşaltamıyordu. Sarayın bütün ilgilileri ve hekimbaşı seferber oldular, bilinen bütün ilaç ve yöntemleri uyguladılar, fayda etmedi. Padişah kıvranıyordu. Nihayet birinin aklına geldi Laleli Baba´ya haber verilse, onun himmetiyle hükümdar bu dertten kurtulamaz mıydı? Zaten başka denenmedik yol kalmamıştı Padişaha danışıldı. 
O da "Ne gerekiyorsa yapılsın" dedi. 
Hemen Laleli Baba´ya gidildi. Ve saraya getirildi. Hükümdar doğum sancısı çekiyor gibi kıvranıyordu Laleli Baba´ya yalvardı: 
"Aman bana yardım et!" 
Laleli Baba, 
- O kadar kolay değil, karşılık olarak ne vereceksiniz? dedi.
- Senin bölgende yaptırdığım o camii sana hibe edeceğim.
- Yetmez. dedi Laleli. 
Baba Sultan Mustafa daha bir çok şeyler ekledi, Laleli Hazretleri bir türlü tamam, yeter, demiyordu.
En sonunda ağzındaki baklayı çıkardı: 
- Ben senin için dua ederim, Allah dilerse bu dertten kurtulursun ama, karşılığında saltanatı (padişahlığı-hükümdarlığı) isterim.
Padişah kem küm etti ama çaresi yoktu "Tamam" dedi.
- O da senin olsun.
Laleli Baba dua etti, sırtını sıvazladı, 
- Haydi git Allah´ın izniyle kurtulacaksın.
dedi ve gerçekten kurtuldu. 
Kurtuldu ama saltanat da elden gitmişti.
Şifa bulmanın sevincini, saltanatın elden çıkmış olmasının üzüntüsü gölgeliyordu.
Laleli Baba sultanın haline baktı baktı da dedi ki: 
- Bir saltanat ki bir defi hacete değişiliyor, öylesine ucuz bir saltanat bize gerek değil, al yine senin olsun.
Güzel - Risale-i Nur Külliyatı
Evet, şems ve kameri, anâsır ve maâdini, nebâtât ve hayvanâtı bir nakş-ı âzamın atkı ipleri gibi, o bin bir isimlerin şuâlarıyla tanzim eden ve hayata hâdim eden ve nebâtî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedâkârâne şefkatleriyle şefkatini gösteren ve zevi´l-hayatı, hayat-ı insaniyeye musahhar eden ve ondan rubûbiyet-i İlâhiyenin gayet güzel ve şirin bir nakş-ı âzamını ve insanın ehemmiyetini gösteren ve en parlak rahmetini izhâr eden o Rahmân-ı Zülcemâl, elbette kendi istiğnâ-i mutlakına karşı rahmetini, ihtiyac-ı mutlak içindeki zîhayata ve insana makbul bir şefaatçi yapmış. Ey insan! Eğer insan isen, "Bismillahirrahmanirrahim" de, o şefaatçiyi bul.

Sözler | On Dördüncü Lemanın İkinci Makamı 

Ey ahsen-i takvîmde yaratılan ve sû-i ihtiyârıyla esfel-i sâfilîn tarafına giden insan-ı gâfil! Beni dinle. Ben de senin gibi gençlik sarhoşluğuyla, gaflet içinde, dünyayı hoş ve güzel gördüğüm halde, gençlik sarhoşluğundan ihtiyarlık sabahında ayıldığım dakikada, o güzel zannettiğim, âhirete müteveccih olmayan dünyanın yüzünü nasıl çirkin gördüğümü ve âhirete bakan hakiki yüzü ne kadar güzel olduğunu, On Yedinci Sözün İkinci Makamının 199 ve 200. sayfalarında yazılan iki levha-i hakikate bak, sen de gör.

Sözler | Yirmi Üçüncü Söz