Namaz - Ansiklopedik bilgi
Namaz

Namaz, (isim, din b.) İslamın beş şartından biri olan ve Müslümanların günde beş vakit, dinî kurallara göre yapmak zorunda oldukları ibadet, salat
Namaz - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 3. ayet:
Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. 

Bakara (Sığır) Suresi 43. ayet:
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

Bakara (Sığır) Suresi 45. ayet:
Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, huşû duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dır.

Bakara (Sığır) Suresi 277. ayet:
İman edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekatı verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.

Nisa (Kadınlar) Suresi 43. ayet:
Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahud kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Nisa (Kadınlar) Suresi 103. ayet: 
Namazı bitirdiğinizde, Allah ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin. Artık "güvenliğe kavuşursanız" namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, mü minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.

Maide (Ziyafet) Suresi 91. ayet: 
Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?

Enam (Davar) Suresi 162. ayet:
De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah ındır."
Namaz - Kitap Tanıtım
Namazın Sırları ve Fazileti

İmam Gazali
ÇELİK YAYINEVİ

Allah (c.c) kudsi hadiste şöyle buyurmuştur.

“Var mı dua eden, duasını kabul buyurayım? Var mı benden bağışlanmasını isteyen, affedeyim?”

O, Allah ki, kullarının durum ve halleri her ne şekilde olursa olsun, ister tenhalarda olsun, ister topluluklar arasında bulunsunlar, namazları sebebiyle dua ve niyazlarını kabul edendir. Kullarına bu ruhsatı ve fırsatı veren O’dur.

Namaz, dinin temeli ve direğidir. Aynı zamanda yakinin de (kesin inancın) bağlantısı ve ipidir. Allah’a her türlü yakınlığın başında namaz yer alır. Çünkü namaz bütün taatlerin ve ibadetlerin odak noktasıdır. 

Biz bu eserde, namazın zahiri (görünür) amelleriyle, batıni (gizli) sırlarını, özellikle en önemli olanlarını anlatmakla yetindik. Namaz ibadetinin huşu’nu, ihlası ve niyeti içeren gizil ve ince manalarının, inceliklerinin ve hakikatinin üzerinde durup açmaya çalışdık.
Namaz - Muhtelif yazılar
HZ. ÖMER İN TEKRARLATTIĞI NAMAZ

Bedevinin biri mescit de acele ile öyle bir namaz kılar ki, durumu seyreden halife Hazret-i Ömer ikaz etmek zorunda kalır.
- Ey Allah ın kulu, bu nasıl namaz böyle? Tavuğun yem yediği gibi. İyisi mi, sen şu namazını yeniden kıl!
Adam tutar yeniden kılar. Ama nasıl kılar? Acelesiz, tadil-i erkana riayet ederek.
Durumu seyreden Halife, namazdan sonra sorar:
- Sen söyle şimdi, hangi namazın daha güzel oldu?
Adam cevap verir:
- İlk namazım daha güzeldi?
- Niçin?
- Çünkü, der, onu sadece Allah rızası için kılmıştım, bu ikincisini senin nezaretinde, senin rızan için kılmış oldum da ondan!

Bu sözün gerçekten payı vardır. İnsan sadece Allah rızasını esas maksat yapmalı, çevresinde şunun bunun görmesini, beğenmesini asla hatırına bile getirmemeli. Farzına, vacibine, sünnetine dikkat etmelidir.

Bununla beraber, farzlarda riya olmaz hükmü kesindir. Nerede olursa olsun namazınızı kılın, riya korkusunu hatırınıza bile getirmeyin. İnsanların oldukça derin gaflete daldıkları şu devirde hemen her yerde çekinmeden ibadetler eda edilmeli, görenlerin vicdan muhasebesine de vesile olmalıdır. Bu halinizle siz Rabbinizin rızasını düşünürsünüz, onlar da vicdanlarının sesini dinlerler.
Namaz - Muhtelif yazılar
İNSAN - HAYVAN FARKI

60 lı yılların ortalarında İstanbul Uşşaki Camii nde vaaz veren Şaban Aykın isimli hocanın insan - hayvan değerlendirmesi : 
İNSAN NAMAZ KILMAKLA MÜKELLEF, HAYVAN İSE BUNDAN MUAF.

Namaz - Muhtelif yazılar
Gerçek Sahibimiz

Horasan vâlisi Abdullah bin Tâhir, çok âdil biriydi. Jandarmaları birkaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi. Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. O sırada Hiratlı bir demirci, Nişapur a gitmişti. Demirciyi, gece eve giderken, jandarmalar yakaladılar ve diğer zanlılarla beraber vâliye çıkardılar. Vâli dedi ki: 
- Hepsini hapsedin! 
Bir suçu olmayan demirci, hapishanede hemen abdest alıp, namaz kıldı. Ellerini uzatıp: 
"Yâ Rabbi! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın!" diye duâ etti. Vâli uyurken rüyâsında dört kuvvetli kimse gelip, tahtını ters çevirecekleri zaman uykudan uyandı. Hemen kalkıp, abdest aldı, iki rekat namaz kıldı. Tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlumun âhı olduğunu anladı. Vâli hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu: 
- Acaba bu gece hapishanede mazlum birisi kalmış mı? 
Müdür dedi ki: 
- Bunu bilemem efendim. Yalnız biri namaz kılıyor, çok duâ ediyor göz yaşları döküyor. 
- Hemen adamı buraya getiriniz. Demirciyi vâlinin yanına getirdiler. Vâli hâlini sorup, durumu anladı, ve dedi ki: 
- Sizden özür.diliyorum. Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabul et. Herhangi bir arzun olunca bana gel! Demirci de cevabında dedi ki: 
- Ben hakkımı helâl ettim. Verdiğiniz hediyeyi kabul ettim. Fakat işimi, dileğimi senden istemeye gelemem. 
- Neden gelemezsiniz? 
- Çünkü benim gibi bir fakir için, senin gibi bir sultanın tahtını birkaç defa tersine çevirten sâhibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı? Namazlardan sonra ettiğim duâlarla beni nice sıkıntılardan kurtardı. Pek çok murâdıma kavuşturdu. Nasıl olur da başkasına sığınırım? Rabbim, nihayeti olmayan rahmet hazinesinin kapısını, ihsân sofrasını herkese açmış iken, başkasına nasıl giderim? Kim istedi de vermedi? Kim geldi de, boş döndü? İstemesini bilmezsen, alamazsın. Huzûruna edeple çıkmazsan rahmetine kavuşamazsın! 
Akıl isen nemâzı, çün saâdet tâcıdır. 
Sen namazı şöyle bil ki, müminin mirâcıdır 
Namaz - Muhtelif yazılar
Dokunuş

Haşir meydanındaki insanlar, ebed ülkesine uçmak için sabırsızlanıyordu. Peygamberler, şehitler ve büyük veliler için herhangi bir problem yoktu. Ancak diğerleri, “Elli bin sene sürer” denilen bu yolu, dünyadaki hayatlarının karşılığı olan bir vasıta ile aşmak durumundaydı. Her insan, sevap ve günahlarını ortaya döküp ince hesaplar yaparken, sermayeleri yetmeyen bazı gençler bir araya geldi ve kendilerine gözcülük eden meleğe başvurarak:
- “Bizler, dünyada iken meşhur bir yarışmaya katılmış ve ellerimizi günler boyu süren bir sabırla lüks arabaların üzerinden çekmeyerek onları kazanmıştık, dedi. Bu gayretimize karşılık o arabaların verilmesini istiyor ve bu zorlu yolu onlarla aşmayı planlıyoruz.
Melek, yarışmanın detayını öğrendikten sonra:
- “Yanlış şeye dokunmuşsunuz, dedi. Sizin arabanız, o yolda gitmez.” Gençler, biraz ilerideki insanları göstererek:
- “Şuradaki insanların da bir şeylere dokunduğu söyleniyor,” diye itiraz etti. “Ama şimdi Cennet´e uçuyorlar.”
- “Evet!..” dedi, melek. “Onlar da dokundular. Hem de günde sadece bir saatçik.”
- “Bir saat mi?..diye atıldı gençler. Oysa bizler günler boyu çekmedik elimizi. Uyumadık, aç kaldık, nerdeyse ölüyorduk. Peki onlar nelere dokundular?”
- “Seccadeye, dedi melek. Küçük bir seccadeye. Şimdi ise onlarla uçuyorlar.”

Namaz - Muhtelif yazılar
Bir de gece namaz kılsa...

İbn-i Ömer dedi ki:
Hz Peygamberin sağlığında rüya görenler onu O’na anlatırlardı, ben de bir rüya görmek ve onu Hz. Peygambere anlatmayı diledim. O’nun zamanında bekar bir oğlandım ve mescit de uyurdum. 
Bir defasında rüyamda iki melek beni Cehenneme götürdüler. 
Baktım ki, o kuyu duvarı gibi örülmüş olup kuyunun ki gibi iki boynuzu vardı; o da ne, orada kendilerini tanıdığım insanlar vardı. 
Ben şöyle haykırdım: Cehennemden Allah’a sığınırım! Cehennemden Allah’a sığınırım! 
O sırada bir başka melek diğer iki meleğe katıldı ve bana şöyle dedi:
Korkutulmayacaksın!
Ben bu rüyayı Hafsa’ya anlattım, Hafsa da onu Hz Peygamber’e anlattı. O bunun üzerine şöyle buyurdu: 
“Abdullah ne güzel, ne iyi bir adamdır! Bir de geceleyin namaz kılmış olsaydı!”
Sâlim şunu ilave etti “ve o günden sonra Abdullah gecenin sadece az bir kısmında uyurdu.  
(Buhârî, Ashabu’n-Nebî, 19) 

Namaz - Muhtelif yazılar
Namaza gelenler 

Harun Reşid bir Ramazan günü Behlül Dana hazretlerine tembih etti: 
- Akşam namazında camiye git, namaza gelen herkesi iftara davet et. 
Akşam oldu, namaz kılındı, namazdan sonra Behlül Dana hazretleri 5-10 kişilik bir grupla çıka geldi. Harun Reşid şaşırdı: 
- Behlül bunlar kim? Ben sana namaza gelen herkesi saraya iftara çağır diye tembih etmedim mi? Sen o kadar cemaatin arasından bir sofralık bile adam getirmemişsin.. 
- Efendimiz, siz bana camiye gelenleri değil, namaza gelenleri iftara çağır dediniz. Namazdan sonra bendeniz cami kapısında durdum, çıkan herkese hocanın namaz kıldırırken hangi sureyi okuduğunu sordum. Onu da yalnız bu getirdiğim kişiler bildi. Camiye gelen çoktu ama namaza gelen demek ki yalnız bunlarmış. 

Namaz - Muhtelif yazılar

Namaz Nükteleri 
Namaz Kılmayın
Bektaşi´nin biri hocaya gitmiş: 
- Hoca bak, Kuran´da açık açık yazıyor: "Namaz kılmayın!"
Hoca köpürmüş:
- Nerede yazıyor, göster bakayım!
Bektaşi almış eline Kuran´ı, Nisa suresinin olduğu sayfayı (43. ayet) açmış ve göstermiş hocaya ayeti.
Hoca şaşırmış elbet... Biraz dikkatli bakmış ayete:
- İyi de bunun başında "sarhoşken" var! Burada "Sarhoşken namaz kılmayın" diyor!
Bektaşi arkasına yaslanmış:
- Valla ben o kadarını bilmem!


Hem de Oruçluydum
Camide gencin biri çok güzel namaz kılıyormuş. Onu görenler gıptayla: 
- "Vay be ne kadar da huşu içinde namaz kılıyor" demişler. Genç namazını bitirmiş, Kendine bakanlara dönerek:
- "Sadece namaz mı? Ben hem de oruçluydum." demiş. 


Hızlı İmam
Çok hızlı teravih kıldırmayı bir marifet sayan hoca efendi arkadaki cemaat kan ter içinde bırakıp namaza devam ederken, camiden içeri geç kalmış biri girer. O sırada yanında bulunan kan ter içindeki adama: "Çok kıldınız mı? Yetişebilir miyim?" diye sorar. Kan ter içindeki adam yeni geleni şöyle bir süzer."Biz içindeyken yetişemiyoruz amca, sen dışarıdan nasıl yetişeceksin?" 

İş İnada Bindi
Ömründe hiç teravih namazı kılmamış olan bir Yörük, bir gün, caminin önünden geçerken, adamın birisi : 
-Namaz vakti nereye gidiyorsun? demiş. Sen Müslüman değil misin? 
Yörük ne desin? "Bari şu namazı kılıvereyim de öyle gideyim" diyerek camiye girmiş. Gelgelelim, aklı dışarıda, hayvanlarında. Üç beş rekat namaz kılmış, bakmış, biteceği yok. 
Dışarı çıkıp oğluna seslenmiş : 
-Oğlum, hayvanlara mukayyet ol. İmamla iş inada bindi. 


Kaza Etmek
Yolculardan biri, otobüs şoförünün yanına gider ve namaz vakti geçmeden bir mola vermesini rica eder.
Şoför sinirlenerek:
- Kaza edin efendim, der. Ne olur yani?
Adam, sakin sakin cevap verir:
- Ben kaza etmeden, ya sen kaza edersen? 

Ne Faydam Oluyor?
Mehmet Kırkıncı: "Hocam, ben namaz kılmakla Allah´a ne faydam oluyor?" diye soran birine şu cevabı vermiş:
- Senin namaz kılmamakla kendine ne faydan oluyor?


İçimizdeki Horoz
Çocuk:
- Babacığım, demiş. Bana bir horoz alsan da, sabahları ötüp beni namaza kaldırsa.
Adam:
- Canım oğul, diye cevap vermiş. Senin içindeki horoz ötmedikten sonra, dışarıdaki horozun fayda vereceğini mi sanıyorsun? 

Namaz - Risale-i Nur Külliyatı
Namaz ne kadar kıymettar ve mühim, hem ne kadar ucuz ve az bir masraf ile kazanılır, hem namazsız adam ne kadar divâne ve zararlı olduğunu iki kere iki dört eder derecesinde kat´î anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, gör:
Bir zaman, bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, herbirisine yirmi dört altın verip, iki ay uzaklıkta, has ve güzel bir çiftliğine ikâmet etmek için gönderiyor. Ve onlara emreder ki:
"Şu para ile yol ve bilet masrafı yapınız. Hem oradaki meskeninize lâzım bâzı şeyleri mübâyaa ediniz. Bir günlük mesafede bir istasyon vardır; hem araba, hem gemi, hem şimendifer, hem tayyâre bulunur. Sermâyeye göre binilir."
İki hizmetkâr ders aldıktan sonra giderler. Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder. Fakat, o masraf içinde, efendisinin hoşuna gidecek öyle güzel bir ticaret elde eder ki, sermâyesi birden bine çıkar. Öteki hizmetkâr bedbaht, serseri olduğundan, istasyona kadar yirmi üç altınını sarf eder. Kumara mumara verip zâyi eder. Birtek altını kalır. Arkadaşı ona der:
"Yahu, şu liranı bir bilete ver. Tâ, bu uzun yolda yayan ve aç kalmayasın. Hem bizim efendimiz kerîmdir; belki merhamet eder, ettiğin kusuru affeder. Seni de tayyâreye bindirirler. Bir günde mahall-i ikâmetimize gideriz. Yoksa, iki aylık bir çölde aç, yayan, yalnız gitmeye mecbur olursun."
Acaba, şu adam inad edip, o tek lirasını bir defîne anahtarı hükmünde olan bir bilete vermeyip, muvakkat bir lezzet için sefâhete sarf etse; gayet akılsız, zararlı, bedbaht olduğunu en akılsız adam dahi anlamaz mı?
İşte ey namazsız adam! Ve ey namazdan hoşlanmayan nefsim!
O hâkim ise; Rabbimiz, Hâlıkımızdır.

Sözler | Dördüncü Söz 

Demek tesbih ve tekbir ve hamd, namazın çekirdekleri hükmündedirler. Ondandır ki, namazın harekât ve ezkârında, bu üç şey, her tarafında bulunuyorlar. Hem, ondandır ki, namazdan sonra, namazın mânâsını te´kid ve takviye için şu kelimât-ı mübâreke, otuz üç defa tekrar edilir. Namazın mânâsı, şu mücmel hulâsalarla te´kid edilir.

Sözler | Dokuzuncu Söz