Mercimek - Ansiklopedik bilgi
Mercimek

1. (isim, bitki bilimi) Baklagillerden, beyaz çiçekli bir tarım bitkisi (Lens culinaris)
2. Bu bitkinin, besin değeri yüksek, ufak, kırmızı, sarı veya yeşil, yuvarlak ve yassıca tohumu, yasmık
Mercimek - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 61. ayet:
Siz (ise şöyle) demiştiniz: "Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın." (O zaman Musa:) "Hayırlı olanı, şu değersiz, şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır" demişti. Onların üzerine horluk ve yoksulluk  (damgası) vuruldu ve Allah tan bir gazaba uğradılar. Bu, kuşkusuz, Allah ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi. 
Mercimek - Kitap Tanıtım
Mercimek Tarlası

Şenol Arun Demiral
CİNİUS YAYINLARI

Karanlık gecenin içinde, ışıldakların ışıktan yolları giderek artmaya başlayınca ve de her mahallede birkaç tane sığınak kazılması mecburi olunca, yakınlarındaki fakültelerin dam­ları beyaza boyanıp, üzerlerine de kocaman kırmızı aylar çi­zilince "hastane görüntüsü vermek için," işte o zaman sefer­berlik görüp geçirmiş bir insan olan Ahmed Efendi "Tedbir­li olmanın zamanıdır," dedi.

Çok az bir zaman sonra söylentiler doğru çıktı, ekmeğin karneye bağlandığı duyuruldu. Kişi başına dörtte bir ekmek verilecekti. Her kupon almaya gidişte nüfus cüzdanlarına "ekmek karnesi verilmiştir," damgası vuruluyordu. 
Çok geçmeden kaput bezi ya da Amerikan diye satılan bezlerin de karneyle verilmesine basandı. Nüfus cüzdanlarında bu gi­dişle damgalanmadık bir yer kalmayacaktı. 
Mercimek - Risale-i Nur Külliyatı
Hem levh-i mahfuzun, hem âlem-i misâlin iki hücceti ve iki küçük numunesi ve iki noktası, insanın başında olan kuvve-i hâfıza ve kuvve-i hayaliye, mercimek küçüklüğünde iken, hiç karıştırmayarak, kemâl-i intizam ile içlerinde bir büyük kütüphâne kadar mâlûmâtın yazılması, katî ispat eder ki, o iki kuvvenin numune-i ekber ve âzamları, âlem-i misâl ile levh-i mahfuzdur.

Sözler | On Üçüncü Söz

İşte, eğer aklın evhamda boğulmamış ise anlarsın ki, bir kelime-i kudreti, meselâ, bal arısını ekser eşyaya bir nevi küçük fihriste yapmak; ve bir sayfada, meselâ, insanda şu kitâb-ı kâinatın ekser meselelerini yazmak; hem, bir noktada, meselâ, küçücük incir çekirdeğinde koca incir ağacının programını derc etmek; ve bir harfte, meselâ, kalb-i beşerde şu âlem-i kebîrin safahâtında tecellî ve ihâta eden bütün esmânın âsârını göstermek; ve bir mercimek tanesi kadar mevkî tutan kuvve-i hâfıza-i insaniyede bir kütüphâne kadar yazı yazdırmak; ve bütün hâdisât-ı kevniyenin mufassal fihristesini o kuvvecikte derc etmek, elbette ve elbette Hâlık-ı Küll-i Şeye has ve bu kâinatın Rabb-i Zülcelâline mahsus bir hâtemdir.

Sözler | Yirmi İkinci Söz 

Hem bu küçük insanın küçücük kalbinde kâinat kadar bir aşk yerleşir. Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve-i hafıza, bir kütüphane hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki, kalb-i insan, kâinatı içine alabilir ve o kadar muhabbet taşıyabilir.

Lemalar | On Birinci Lem´a

Hem Levh-i Mahfuzun, hem alem-i misalin iki ciheti ve iki küçücük nümunesi ve iki noktası, insanın başında olan kuvve-i hafıza ve kuvve-i hayaliye, mercimek küçüklüğünde iken, bir büyük kütüphane kadar, hiç karıştırmayarak kemal-i intizamla içlerinde yazılması kat i ispat eder ki, o iki kuvvenin nümune-i ekber ve azamları olan alem-i misal, hava ve su unsurlarının, hususan nutfelerin suyu ve toprak unsurunun pek fevkinde daha ziyade hikmet ve irade ile ve kalem-i kader ve kudretle yazıldıklarını ve hiçbir cihetle tesadüf ve kör kuvvetin ve sağır tabiatın ve camid, hedefsiz esbabın karışması yüz derece muhal ve hiçbir vecihle mümkün olmadığını, Hakim-i Zülcelalin kalem-i kader ve hikmetinin sayfası olduğu, ilmelyakin ile kat i bilindi. (Mütebakisi şimdilik yazdırılmadı.) 

Emirdağ Lâhikası | Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi


Hem levh-i mahfuzun, hem âlem-i misâlin iki hücceti ve iki küçük numunesi ve iki noktası, insanın başında olan kuvve-i hâfıza ve kuvve-i hayaliye, mercimek küçüklüğünde iken, hiç karıştırmayarak, kemâl-i intizam ile içlerinde bir büyük kütüphâne kadar mâlûmâtın yazılması, katî ispat eder ki, o iki kuvvenin numune-i ekber ve âzamları, âlem-i misâl ile levh-i mahfuzdur. 

Sikke-i Tasdik-i Gaybi | Risale-i Nurdan Parlak Fıkralar ve Bir Kısım Güzel Mektuplar