Telaş - Ansiklopedik bilgi
Telaş

1. (isim) Herhangi bir sebeple acelecilik
2. Kaygı, tasa, sıkıntı
3. Şaşkınlıktan doğan karışıklık, kargaşa
Telaş - Ayet mealleri
Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 73. ayet:
"Ve sizin dininize uyanlardan başkasına inanıp güvenmeyin." De ki: "Şüphesiz doğru yol Allah´ın dosdoğru yoludur. Size verilenin bir benzeri birine (İslam peygamberine) veriliyor ya da Rabbinizin katında onlar (müslümanlar) size karşı deliller getiriyorlar, diye mi (bu telaşınız?) De ki: "Şüphesiz ´lutuf ve ihsan (fazl)´ Allah´ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah (rahmeti) geniş olandır, bilendir."

Rum (Romalılar) Suresi 60. ayet:
Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah´ın va´di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.
Telaş - Hadisler
Ebû Bekir es Sıddîk (Allah Ondan razı olsun) Abdullah ibn Osman ibn Âmir ibn Ömer ibn Ka’b ibn Sa’d ibn teym ibn Mürre ibn Ka’b ibn Lüeyy ibn Gâlib elKureşî et teymî (Allah Onlardan razı olsun)’den rivayete göre kendisi, babası ve annesi sahabidir. O şöyle demiştir: 
Hicret yolculuğunda biz Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile mağarada iken tepemizde dolaşıp duran müşriklerin ayaklarını gördüm ve: 
Ey Allah’ın elçisi eğer şu müşriklerden biri eğilip aşağıya bakacak olsa mutlaka bizi görür dedim. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de şöyle buyurdu:
"Üçüncüleri Allah olan iki kişiyi sen ne zannedersin, niçin telaşlanıyorsun ya Ebâ Bekr?"
[Buhârî, Fedâil 2; Müslim, Fedâil 1]

Ebû Sirvea veya (Servea) Ukbe ibn Hâris (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: 
Medine’de Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in arkasında bir gün ikindi namazı kılmıştım. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) selam verip namazı bitirdi ve hızlıca yerinden kalktı, safları yararak hanımlarından birinin odasına gitti.
Cemaat Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in bu telaşından endişe ettiler, fakat Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) kısa zamanda döndü geldi. Kendisinin bu acele davranışından dolayı cemaatin meraklanmış olduğunu gördü ve şöyle buyurdu: 
"Evimizde birazcık altın ve gümüş parçacıkları vardı. Namazda onu hatırladım, Allah’ı düşünmek ve ibadetlerimden beni alıkoymasını istemedim ve hemen gidip dağıtılmasını emrettim." 
[Buhârî, Ezan 158]
Telaş - Kitap Tanıtım
Bir Tatlı Telaş

Prof. Dr. Yankı Yazgan 
BOYUT YAYIN GRUBU 

Psikiyatr/akademisyen bir yazardan kendinizi ve yaşamı anlamaya dair yepyeni bir bakış açısı: Bir Tatlı Telaş...
Yankı Yazgan; yeni kitabı Bir Tatlı Telaş´ta günlük düşünce ve endişeleri, eğlenerek "kendini keşfetme"ye dönüştürüyor. Üstelik bilimsel yönlendirmeler yerine, bizzat kendi çizdiği karikatürler ve İstanbul gelenekleriyle süslenmiş benzersiz bir anlatım eşliğinde...

Bir Tatlı Telaş, 2012 yılında çizimler dahil tamamı İngilizce olarak yayınlanan Feelings Run Faster isimli kitabın Türkçe versiyonu olsa da, Yankı Yazgan içeriğe tümüyle yeni bölümler ekledi. Yazgan, sorulara bir cevap bulup yapıştırma iddiasında olmayan, kafa karışıklığından korkmayan, belirsizliğin hem kaygı hem de umut olduğuna inanan bir eser ortaya çıkardı. Yazar kitabında okuyucuyla birlikte; "Eğer kahve Türkiye´de yetişmediyse, nasıl Türk (kahvesi) oldu?", "Neden geçmişin en berbat dönemlerini hatırladığınızda kendinizi o kadar da kötü hissetmiyorsunuz", "Neden bir İstanbullu, şehre az önce ayak basmış başka bir kişiye göre yolunu daha kolay kaybedebilir" gibi sorulara yavaş ve keyifli bir arayış ile cevaplar bulmaya çalışıyor. 
Bir Tatlı Telaş´taki tüm illüstrasyonlar da Yankı Yazgan´ın kendi çizimlerinden oluşuyor. Anlatımlar yalnızca mutluluk ya da endişe üzerine kurulu değil. Endişelerin düşünce şeklimizi nasıl etkilediği, riskler, aşk, yer ve zaman meselesi, başkaları hatta Türk kahvesi Yazgan´ın seçtiği yaratıcı konulardan sadece birkaçı. "Belki" ise bu kitabın en önemli kelimesi... 172 sayfadan oluşan bu sıra dışı kitabı elinizden düşüremeyeceksiniz. Unutmayın ki gündelik hayatımızın telaşını tatlı tatlı yaşamayı öğrenmek, cevabı kesin olmayan sorulara soru katmaktan geçer... Bir Tatlı Telaş, Yankı Yazgan´ın kendini anlama ve keşfetmeye dair bugüne dek kaleme aldığı en çarpıcı ve özgün eser. 
Telaş - Özlü sözler
  • Bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi gibi, aynı bedene sıkılan iki el kurşun gibi, katille kurban arasında o birkaç saniyelik telaşla sevmiştim seni.  - Küçük İskender
  • Büyük ve üstün insan daima memnun ve rahattır. Küçük insan ise daima üzüntü ve telaş içindedir. - Konfüçyüs
  • Eğer hayata küçük ayrıntılarıyla bakacak olursak ne kadar gülünç görünür. Mikroskopta görülen bir damla su gibidir, tek hücrelilerle kaynayan tek bir damla. Telaşla koşuşturup birbirleriyle mücadele etmelerine nasıl güleriz. Ister bu su damlasında isterse insan hayatının küçük süresi içinde olsun bu korkunç etkinlikler komik bir etki yaratıyor. - Arthur Schopenhauer
  • Hiçbir şey onu telaşlandırıp heyecanlandıramaz artık. Bizi dünyaya bağlayan ve bizi (kaygı, yakıcı arzu, öfke ve korku dolu olan bizi) sürekli acı içinde ileri geri sürükleyen binlerce istenç bağı: o hepsini kesip paramparça etti. Gülümseyerek geriye, şu anda oyunun sonuna gelmiş bir satranç oyuncusu gibi kayıtsızca önünde duran bu dünyanın düşsel görüntüler geçidine bakıyor. - Arthur Schopenhauer
  • Rahatsız, gözü doymaz, telaşlı bir zengin, düpedüz yoksul bir kişiden daha zavallı gelir bana. - Michel de Montaigne (Denemeler, I. kitap, 14. bölüm)
  • Verende "O" alanda "O". Nedir senden gidecek? Telaşını görenlerde can senin zannedecek. - Necip Fazıl Kısakürek
  • Yaşıtları çeyiz telaşında iken o, "ahlaktan ve iffetten daha güzel çeyiz mi olur" demişti. - Hz. Fatıma (r.a.)
Telaş - Risale-i Nur Külliyatı
DOKUZUNCU REŞHA:
Hem, bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münâzaralı bir dâvâda hicabsız, pervâsız, küçük fakat hacâletâver bir yalanı, düşmanları yanında, hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telâş göstermeden söyleyemez.
Şimdi bak bu zâta: Şek büyük bir vazifede, pek büyük bir vazifedar; pek büyük bir haysiyetle, pek büyük emniyete muhtaç bir halde, pek büyük bir cemaatte, pek büyük husûmet karşısında, pek büyük meselelerde, pek büyük dâvâda, pek büyük bir serbestiyetle, bilâpervâ, bilâtereddüt, bilâhicab, telâşsız, samimi bir safvetle, büyük bir ciddiyetle, hasımlarının damarlarına dokunduracak şedid, ulvî bir sûrette söylediği sözlerinde hiç hilâf bulunabilir mi? Hiç hile karışması mümkün müdür? 
Sözler | On Dokuzuncu Söz

Çok tecrübelerle ve bilhassa bu sıkı ve sıkıntılı hapiste katî kanaatim gelmiş ki, Risale-i Nur ile kıraeten ve kitabeten iştigal, sıkıntıyı çok hafifleştirir, ferah verir. Meşgul olmadığım zaman o musibet tezâuf edip lüzumsuz şeylerle beni müteessir eder. Bazı esbaba binaen, ben en ziyade Hüsrev´i ve Hâfız Ali (r.h.), Tahirî´yi sıkıntıda tahmin ettiğim halde, en ziyade temkin ve teslim ve rahat-ı kalb, onlarda ve beraberlerinde bulunanlarda görüyordum. "Acaba neden?" derdim. Şimdi anladım ki, onlar hakikî vazifelerini yapıyorlar; mâlâyani şeylerle iştigal etmediklerinden ve kaza ve kaderin vazifelerine karışmadıklarından ve enâniyetten gelen hodfuruşluk ve tenkit ve telâş etmediklerinden, temkinleriyle ve metanet ve itmi´nan-ı kalbleriyle Risale-i Nur şakirtlerinin yüzlerini ak ettiler, zındıkaya karşı Risale-i Nur´un mânevî kuvvetini gösterdiler. Cenâb-ı Hak, onlardaki nihayet tevazu ve mahviyette tam izzet ve kahramanlık seciyesini umum kardeşlerimize teşmil ettirsin. âmin. 
Şualar | On Üçüncü Şuâ