Şeref - Ansiklopedik bilgi
Şeref

1. (isim) Başkasının, birine gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, onur
2. Toplumca benimsenmiş iyi şöhret
Şeref - Ayet mealleri
Müminun (İnananlar) Suresi 71. ayet:
Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı. Hayır, biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar.

Saffat (Saf Tutanlar) Suresi 78. ayet:
Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.

Fussilet (Ayrıntılı) Suresi 41. ayet:
Şüphesiz, kendilerine zikir gelince onu inkâr edenler (ateşin içine bırakılırlar); oysa o, aziz (şerefi yüksek, üstün) bir Kitaptır.

Kalem Suresi 52. ayet:
Oysa o (Kur´an), alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir.

Hakka (Gerçekleşen) Suresi 40. ayet:
Hiç şüphesiz o (Kur´an), şerefli bir elçinin kesin sözüdür.

Abese (Surat Astı) Suresi 13. ayet:
O (Kur´an), "şerefli-üstün" sahifelerdedir.

Tekvir (Dolama) Suresi 20. ayet:
(Bu elçi,) Bir güç sahibidir, arşın sahibi katında şereflidir.

Buruc (Burçlar) Suresi 21. ayet:
Hayır; o (Kitap), "şerefli-üstün" olan bir Kur´an´dır;
Şeref - Hadisler
Ebû Hureyre (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: 
Bazı insanlar Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e: Ey Allah’ın Rasûl’ü insanların hayırlısı ve değerlisi kimdir? dediler. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): 
"Allahtan daima korkan (yolunu Allah ve kitabıyla bulmaya çalışan)lardır" buyurdu. 
Ey Allah’ın  Rasûl’ü biz bunu sormuyoruz dediler. 
"O halde Allah’ın dostu İbrahim’in oğlu Allah’ın nebisi İshâk’ın oğlu Allah’ın nebisi Yâkub’un oğlu Allah’ın nebisi Yûsuf’tur" buyurdu. Ey Allah’ın Rasûl’ü biz bunu da sormuyoruz dediler. 
Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): 
"O halde siz benden arap kabilelerini soruyorsunuz. Bilin ki cahiliyye döneminde hayırlı ve şerefli olanlar İslâm’ı iyi anlayıp yaşarlarsa İslâm döneminde de hayırlıdırlar" buyurdu. 
[Buhârî, Enbiyâ 8; Müslim, Fedâil 168].


Ebu Kebşe Amr ibni Sa’d el Enmarî (Allah Ondan razı olsun)’den bildirildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken dinlemiştir:
"Üç haslet vardır ki şimdi onlar hakkında yemin ederek şunları söyleyeceğim. Bu sözlerimi iyi belleyiniz.
1- Sadaka vermekle kulun malı eksilmez.
2- Uğradığı haksızlığa sabreden kimsenin Allah şerefini artırır.
3- Dilenme kapısına açan kimseye Allah fakirlik kapısını açar. Yada buna benzer bir şey dedi.
Şu söyleyeceklerimi de iyi belleyin. Dünyada dört çeşit insan vardır.
1- Bir kul ki Allah kendisine hem mal hem de ilim vermiştir. O da Allah korkusuyla hareket ederek hısım akrabasını görüp gözetmiş, malında Allah’ın hakkı olduğunu bilmiş ve yerine getirmiştir. Bu kimse en üst derecededir.
2- Bir kul da vardır ki Allah kendisine ilim verip mal vermemiştir. İyi ve doğru niyetli kimsedir. O iyi niyetle "Eğer malım olsaydı ben de falan adam gibi davranırdım", diyor. Bu iyi niyetinin karşılığını görür, böylece ikisinin sevabı da birbirine denk olur.
3- Bir kul daha vardır ki Allah kendisine mal vermiş ilim vermemiştir. Bilgisizliği yüzünden malını gelişi güzel yanlış yerlerde harcar. Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olmaz, hısım akrabasını görüp gözetmez, o malda Allah’ın hakkı olduğunu idrak etmez. Böylesi kişi en kötü durumdadır.
4- Allah’ın ne mal ne de ilim vermediği bir kuldur. Bu kişi der ki: "Eğer malım olsaydı ben de falan gibi yaşar malımı öylece harcardım." ona da niyetinin karşılığı yazılır. Böylece ikisi de günah yönünden birbirine denk olurlar." 
[Tirmizi , Zühd 17]
Şeref - Kitap Tanıtım
İslamın Şerefi (8.söz)

İlhan Öztin 
NESİL YAYINLARI
Şeref - Özlü sözler
  • Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras ve ilim gibi şeref olmaz. Hz. Ali (r.a.)
  • Bir haksızlık gördüğünüzde müdahale etmezseniz; önce hakkınızı, arkasından da şerefinizi kaybedersiniz.
  • Bizden şerefli yırtıcı kuş, kan emen böcek / Tanrı´m o yolda rızkını vermiş, kusuru yok. - M. Çınarlı
  • Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor. 
  • Bu kainat kubbesinin dönüşündeki nizam ve intizam edebdir. Din edebdir! demişler. Ademlikten insan olma şerefine ermiş kişinin kıymeti ve değeri edebi ile ölçülür. Galip Hasan Kuşçuoğlu
  • Çocuktum; hep kardan adamlar süslerdi düşlerimi. Büyüdüm; hep kandan adamlar oydular yüreğimi çocuktum; hep ölümsüz aşkları okurdum masallarda. Büyüdüm; ne aşklar satıldı o körkütük masalarda. Çocuktum; şerefti itibardı bütün kapıları açan anahtar. Büyüdüm; hiçbir güç tanımadım para kadar. Çocuktum; yaşam bir yağmur gibi düşerdi avuçlarıma. Büyüdüm; şimdi hep çocukluğum geliyor aklıma.
  • Edep, aklın tercümanıdır. Herkes edebi kadar akıllı. Aklı kadar şerefli.  Şerefi kadar kıymetlidir.
  • Eğer milyarların inandığı bir şey akla karşı ve bilimce desteklenmiyorsa, o milyarların arasında olmamak büyük bir şereftir!
  • Ey oğlum! Yalandan çok sakın. Çünkü dinini bozar ve insanlar yanında şerefini düşürür. Bununla birlikte hayanı, değerini ve makamını kaybedersin. - Lokman Hekim
  • Fakir olmak, şerefsiz olmaktan daha küçük bir meseledir. - Kızılderili atasözü
  • Geçimini mertçe kazanmaya çalış. Nefsini alçaklıktan koru ki, fakir olsan bile şerefli kalasın. - Hz. Ali (r.a.)
  • Haksızlığa karşı çıkıp hakkını aramayan hem hakkını hem şerefini kaybeder. - Hz. Ali (r.a.)
  • Haksızlık karşısında eğilmeyiniz, çünkü hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz. - Hz Ali (r.a.)
  • İleri atılmakta şeref ve izzet / Geride kalmakta ar ve zillet vardır - Necip Fazıl Kısakürek
  • İnsanın doğuşunu görmekten herkes kaçar, ama ölümünü görmeğe hep koşa koşa gideriz. İnsanı öldürmek için gün ışığında, geniş meydanlar ararız, ama onu yaratmak için karanlık köşelere gizleniriz. İnsanı yaparken gizlenip utanmak bir ödev, onu öldürmesini bilmekse birçok erdemleri içine alan bir şereftir. Biri günah, öteki sevaptır.  Michel de Montaigne
  • İnsanın şerefi aklıyla, asaleti diliyle, şahsiyeti ahlakıyladır. - Hz. Ömer (r.a.)
  • İnsanın yalnız ekmeğe değil, şerefe de ihtiyacı vardır.
  • İnsanın, düşmanlarını sevindirecek şekilde yaşamasındansa, şerefiyle ölmesi daha hayırlıdır. - Firdevsi
  • İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler. - Napoleon Bonaparte
  • İyiliğin şerefi acele yapılmasındadır.
  • Karakter ağaç ise, şan ve şeref o ağacın gölgesi gibidir; biz hep gölgeyi düşünürüz oysa gerçek olan ağacın kendisidir. - Abraham Lincoln
  • Kartal için bir güvercini mağlup etmek bir şeref değildir. - İtalyan atasözleri
  • Makamın insanı değil, insanın makamı şereflendirdiği tezi, çok doğru bir tezmiş.
  • Mide ve menfaati için yaşayan kimsenin şerefi, midesinden çıkan kadardır.
  • Ne mutlu aktörlere: Sorumluluk yüklenmeden şeref kazanıyorlar. - Alfred de Vigny
  • Ne zaman ve nerede öleceğimiz önemli değildir. Önemli olan nasıl öleceğimizdir. Bize düşen şerefimizle ölmektir. - Şamil Basayev
  • Para dağıtmak, cömert için şereftir. Aşkın cömertliği ise canını feda etmektir.
  • Paranla şeref kazanma, şerefinle para kazan ki; paran bittiğinde, şerefin de bitmesin. - Nicanor Parra
  • Siz ülkenin şerefini koruyun. O sizin geleceğinizi korur. - Osman Pamukoğlu
  • Şeref düşkünlüğü, utanmaya götürür.
  • Şeref ve doğruluk adaletin temelidir. - Marcus Tullius Cicero
  • Şeref ve namustan yoksun milletler ergeç hürriyet ve bağımsızlıklarını kaybederler. - Adolf Hitler
  • Şeref, akıl ve edep iledir. Soy sop ile değildir. Soyluluğun en ilerisi, güzel edep ve sağlam terbiyedir. - Hz. Ali (r.a.)
  • Şeref, edep iledir. Soy ile değildir. - Muhammed bin Abdullah
  • Şeref, görevin şiiridir. - Alfred De Vigny
  • Şerefe kalkan bardaklar. Şeref vermez şerefsize. - Abdurrahim Karakoç
  • Şerefim yaşamımdan daha değerlidir. - Miguel de Cervantes
  • Şerefin sebebi, sanma neseptir; Eşrefin eşekten farkı edeptir. - Cengiz Numanoğlu
  • Şerefle bitirilmesi gereken en önemli görev hayattır.
  • Tembel yuvasını ihmal eder, şerefini kaybeder. - Eyyüp Sabri Osmanoğlu
  • Tenini besleyip geliştirmeye bakma, çünkü o sonunda toprağa verilecek bir kurbandır. Sen gönlünü beslemeye bak! Yücelere gidecek, şereflenecek odur. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. - La Martine
  • Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekasıyla zafer kazanır, uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupa´nın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı. - Çarnayev(Rus Komutan)
  • Üç şeyden uzaklaşan üç şeye ulaşır: Şerden uzaklaşan izzete, kibirden uzaklaşan saygınlığa, cimrilikten uzaklaşan da şerefe. - Caferi Sadık
  • Üç türlü aristokrasi vardır; birincisi yaş ve kıdem; ikincisi servet; üçüncüsü akıl ve bilgidir. En şereflisi sonuncusudur. - Arthur Schopenhauer
  • Üzülme anne ağlama, sırtımdan yedim kurşunu kalbimden değil. / Öylece duruyor hayallerim, vatanım şerefsizlere yar değil.
  • Yaşlılık ölüm kadar şerefli değildir. Yine de çok kimse onu ister. - Kızılderili atasözü
  • Zenginliğin en iyisi akıl zenginliğidir. En büyük fakirlik de ahmaklıktır. En büyük yalnızlık kendini beğenmektir. En büyük şeref güzel ahlaktır. Hz. Hasan, Babacığım bu dört tanesi. Bana diğer dördünü öğret dediğinde ise Hz. Ali şöyle buyurur: Ahmakla arkadaş olmaktan sakın. Sana faydalı olmak isterken zararı dokunur. Yalancı ile arkadaş olmaktan sakın. Çünkü o sana uzağı yakın, yakını uzak gösterir. Cimri ile arkadaş olmaktan sakın. Çünkü o kendisine en çok ihtiyaç duyduğun anda senden uzaklaşır. Fasıkla, kötü kimse ile arkadaş olmaktan sakın. Çünkü o, çok değersiz bir şeye seni satar. - Hz. Ali (r.a.)
Şeref - Risale-i Nur Külliyatı
ALTINCI REŞHA:
İşte o zât, bir saadet-i ebediyenin muhbiri, müjdecisi, bir rahmet-i bînihâyenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı Rubûbiyetin mehâsininin dellâlı, seyircisi ve künûz-u esmâ-i İlâhiyenin keşşâfı, göstericisi olduğundan, böyle baksan, yani ubûdiyeti cihetiyle, onu bir misâl-i muhabbet, bir timsâl-i rahmet, bir şeref-i insaniyet, en nurânî bir semere-i şecere-i hilkat göreceksin; şöyle baksan, yani risâleti cihetiyle, bir bürhan-ı Hak, bir sirâc-ı hakikat, bir şems-i hidâyet, bir vesîle-i saadet görürsün.
Sözler | On Dokuzuncu Söz 

Birinci nevi, onun memlûk ve köleleridir. Bu nevin, ne maaşı var ve ne de ücreti var. Belki onlar seyyidlerinin emriyle işledikleri her amelde, onların gayet latîf bir zevk ve hoş bir şevkleri vardır. Seyyidlerinin methinden ve vasfından ne deseler onların zevkini ve şevkini ziyâde eder. Onlar o mukaddes seyyidlerine intisablarını büyük bir şeref bilerek onunla iktifâ ediyorlar. Hem o seyyidin nâmiyle, hesâbiyle, nazarıyla işlere bakmalarından da mânevî lezzet buluyorlar. Ücret ve rütbeye ve maaşa muhtaç olmuyorlar.
Sözler | Yirmi Dördüncü Söz