Sezmek - Sezinlemek - Ansiklopedik bilgi
Sezmek - Sezinlemek

Sezmek

1. Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş veya olacak bir şeyi anlamak, kestirmek, hissetmek
2. Anlamak, fark etmek

Sezinlemek

1. Sezer gibi olmak, sezmek
Sezmek - Sezinlemek - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 235. ayet:
(İddeti bekleyen) Kadınları nikahlamak istediğinizi (onlara) sezdirmenizde ya da böyle bir isteği gönlünüzde saklamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Gerçekte Allah, sizin onları (kalbinizden geçirip) anacağınızı bilir. Sakın bilinen (meşru) sözler dışında onlarla gizlice vaadleşmeyin; bekleme süresi tamamlanıncaya kadar nikah bağını bağlamaya kesin karar vermeyin. Ve bilin ki, elbette Allah kalbinizden geçeni bilmektedir. Artık ondan kaçının. Ve bilin ki, şüphesiz Allah bağışlayandır, (kullara) yumuşak davranandır.

Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 52. ayet:
Nitekim İsa, onlarda inkârı sezince, dedi ki: "Allah için bana yardım edecekler kimdir?" Havariler: "Allah´ın yardımcıları biziz; biz Allah´a inandık, bizim gerçekten müslümanlar olduğumuza şahid ol" dediler.

Kehf (Mağara) Suresi 19. ayet:
Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık." Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin."

Şura (Danışma) Suresi 45. ayet:
Onları görürsün; zilletten başları önlerine düşmüş bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar. İman edenler de: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi nefislerini, hem yakın akraba (veya yandaş)larını da hüsrana uğratmışlardır" dediler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kalıcı bir azab içindedirler.

Zariyat (Tozutup Savuranlar) Suresi 26. ayet:
Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile (geri) geldi.
Sezmek - Sezinlemek - Bağlantılar
Sezgi

Sezgi
Sezmek - Sezinlemek - Hadisler
Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: 
Uhud savaşından sonra Adal ve Kare kabileleri peygamberimize adamlar gönderip İslamı kabul ettiklerini ve İslam mürşidlerine ihtiyaçları bulunduğunu bildirmeleri üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) onlara on kişi gönderip başlarına da Asım ibni Sabit´i komutan tayin etti. 
Bunlar Usfan ile Mekke arasında bulunan Hudat denilen yere ulaştıklarında, bunların hareketi müşrikler tarafından Huzeyl kabilesinin bir kolu olan Lihyan oğuları kabilesine haber verilmişti. 
Lihyan oğulları yüze yakın okçudan oluşan bir grupla onları takibe aldılar. Asım ve on arkadaşı takibe alındıklarını farkedince, kendilerini savunabilecekleri yüksekçe bir yere sığındılar ama düşmanlar onları çepeçevre kuşatmışlardı ve:
"İnin aşağı, elinizdeki silahları bırakıp teslim olun, hiçbirinizi öldürmeyeceğiz, söz veriyoruz" dediler. Bunun üzerine Asım:
"Arkadaşlar ben bir kafirin sözüne güvenerek aşağı inmem" dedi. "Allah’ım durumumuzu peygambere bildir" diye dua etti. 
Bunun üzerine düşmanlar Asım´ı ve beraberindeki altı kişiyi oklarıyla şehid ettiler. Bunlardan Hubeyb, Zeyd ibni Desine ve Abdullah ibni Tarık verilen söze güvenerek teslim oldular. 
Müşrikler de bu üç kişiyi ellerine geçirince yay telleriyle ellerini bağlamaya kalkışınca Abdullah ibni Tarık, "Bu bize yapılan ilk kalleşliktir, size asla teslim olmayacağım. 
Bu şehidler buna güzel örnektir" diye direndi. Onu zorla sürükleyip götürmek istedilerse de şiddetle karşı koyduğu için onu da şehid ettiler. 
Hubeyb ve Zeyd ibni Desine´yi götürüp Bedir Savaşından sonra Mekke´de sattılar. Bedir savaşında Hubeyb tarafından babası öldürülmüş olan Haris ibni Amir ibni Nevfel ibni Abdimenaf´ın oğulları Hubeyb´i satın aldılar. 
Kendisini öldürmeye karar verdikleri güne kadar onların elinde esir  olarak kaldı. Bu esirlik günlerinde Hubeyb kasık traşı olmak için Haris´in kızlarından birinden emanet bir ustura istedi. O da verdi. 
Bir ara annesinin gafletinden yararlanan küçük çocuk, Hubeyb´in yanına sokuldu. Hubeyb´in elinde ustura olduğu halde çocuğu dizine oturttuğunu görünce, kadın son derece telaşlanıp korkmuştu.
Kadının telaş ve korkusunu sezen Hubeyb ona: 
"Çocuğunu öldüreceğimden mi endişeleniyorsun? Korkma ben bunu yapmam" dedi.
Kadın şöyle anlatıyor: 
"Allah´a andolsun ki hayatımda Hubeyb´ten daha iyi bir esir görmedim. Vallahi ben onu zincire bağlı olduğu ve Mekke´de hiçbir meyvenin bulunmadığı bir zamanda salkımla üzüm yerken gördüm. Bu Allah tarafından Hubeyb´e verilen bir rızıktı."
Haris´in oğulları onu öldürmek için Harem bölgesinin dışına Hıll denilen (Ten´im)´e çıkardıklarında Hubeyb onlara, 
"Müsaade edin de iki rekat namaz kılayım" dedi. 
Bıraktılar. Hubeyb iki rekat namaz kıldı ve sonra, "Allah´a yemin ederim ki ölümden korktuğumu zannetmeyeceğinizi bilsem bu namazı daha da uzatırdım" dedi ve: 
"Allah´ım! Bunların hepsini say (herbirini tek tek perişan et.) Canlarını al, hiçbirini sağ bırakma" diye dua edip şu beyitleri okudu:
Müslüman olarak öldürüldükten sonra Nasıl ölürsem öleyim asla dert etmem Bu ölüm O´nun zâtı(nın rızası) yolundadır, dilerse O Parçalanmış vücudumun uzuvların eklemleri üzerine bereket verir.
Böylece Hubeyb idam edilecek her müslüman için iki rekat namaz kılma adetini ilk başlatan kimse oldu.
Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) düşman tarafından kuşatıldıkları an bu on kişinin başına gelenleri vahyi ilahi ile ashabına haber vermişti. 
Asım ibni Sabit´in şehid olduğunu haber alan Kureyş´in ileri gelenleri Bedir savaşında kendilerinden Ukbe ibni Ebi Muayt´ı öldürmüş olması hasebiyle, vücudundan onu tanıtıcı bir parça kesip getirsinler diye adam göndermişlerdi. 
Bunun üzerine Allah, Asım´ı korumak için bir arı sürüsü gönderdi. Bu arılar gönderilen adamları cesede yaklaştırmadılar.
Bu yüzden cesetten bir parça kesemediler. 
[Buhari, Cihad, 170]
Sezmek - Sezinlemek - Kitap Tanıtım
Sezgi Mantığın Ötesini Bilmek Yeni Bir Yaşam Biçimini Kavramak

Osho (Bhagwan Shree Rajneesh) 
GANJ KİTAP 

Bu kitapta Osho, sezginin tam olarak ne olduğunu gösteriyor, onu kendi içimizde ve başkalarında nasıl tanıyabileceğimizin yollarını öğretiyor. Bize, gerçek sezgisel kavrayış ile iyimsel düşünce arasında bulunan ve kolaylıkla hatalı seçimlere ya da istenmeyen sonuçlara yol açacak farkı nasıl ayırt edeceğimizi gösteriyor. Kendi bireysel ve doğal sezgi yeteneğimizi besleyecek ve destekleyecek çok sayıda egzersiz ve meditasyonları açık bir dille ifade ediyor.
Sezmek - Sezinlemek - Özlü sözler
  • Bir hükümdar hayvan gibi davranabilmelidir. Onun tilki ve aslandan öğreneceği şeyler vardır. Tuzakları sezmek için tilki, kurtları korkutmak için de aslan olmak zorundadır. - Niccolò Machiavelli
  • Deha; imkansızda mümkünü görebilmek demektir. Gemilerin karada da yüzebileceğini sezmek, Mehmetlerden birini "Fatih" yapar. 
  • Hiç kimse onu bulandırmadığı ve ihlal etmediği sürece hukuk, teneffüs ettiğimiz hava gibi görünmez ve tutulmaz bir şekilde etrafımızı kaplar. Hukuk ancak kaybettiğimizi anladığımız zaman değerinin farkına vardığımız sağlık gibi sezilmez bir şeydir. - Pierre Calamanderi
  • Ne içindeyim zamanın. Ne de büsbütün dışında; Yekpare, geniş bir anın parçalanmaz akışında. Bir garip rüya rengiyle, uyuşmuş gibi her şekil. Rüzgârda uçan tüy bile, benim kadar hafif değil. Başım sükûtu öğüten uçsuz bucaksız değirmen; İçim muradına ermiş abasız, postsuz bir derviş. Kökü bende bir sarmaşık olmuş dünya sezmekteyim; Mavi, masmavi bir ışık ortasında yüzmekteyim. - Ahmet Hamdi Tanpınar
  • Sen görüş sahibi ol da dikende gül gör. Dikensiz gülü herkes görür. Başına gelen belanın ilahi bir lütuf olduğunu anla cüzde de küllü gör. Zaten ehliyet seziş de budur. - Hz. Rumi
  • Siyaset, başkalarına sezdirmeden değişme sanatıdır. - Andre Malraux
Sezmek - Sezinlemek - Risale-i Nur Külliyatı
Uzaktan bakan o Sahabe merak etti. Gitti, o fakirlere sordu: "İmam sizin yanınızda durdu, ne yaptı?"
Herbirisi dedi: "Bana bir altın verdi."
O Sahabe dedi: "Fesübhânallah! Çarşı içinde kırk para için böyle münakaşa etsin de, sonra hanesinde iki yüz kuruşu kimseye sezdirmeden, kemâl-i rıza-yı nefisle versin!" diye düşündü. Gitti, Hazret-i Abdullah ibni Ömer´i gördü, dedi:
"Ya imam, bu müşkülümü hallet. Sen çarşıda böyle yaptın, hanende de şöyle yapmışsın."
Lemalar | On Dokuzuncu Lem’a 

Molla Abdullah: "Öyle ise seni imtihan edeyim?"
Bediüzzaman: "Hazırım; ne sorarsanız sorunuz."
Molla Abdullah, biraderini imtihan eder. Kifayet-i ilmiyesini takdir ile, sekiz ay evvel talebesi bulunan Molla Said´i kendisine üstad kabul etti ve talebelerinden gizli olarak küçük biraderinden ders almaya başladı. Ve bittabiî, daha evvel okuttuğu kardeşini kendisine üstad yaptığını sezdirmiyordu. Nihayet, talebeler Molla Abdullah´ın Molla Said nezdinde ders okuduğunu, kapıdan, anahtar deliğinden gizlice görünce taaccüb ederek sormuşlarsa da, Molla Abdullah cevaben, "Nazar değmemek için, ben ona ders veriyorum" demiş ve talebelerini aldatmıştı.
Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı