Saadet - Mutluluk - Ansiklopedik bilgi
Saadet - Mutluluk

Saadet

1. (isim) Mutluluk


Mutluluk

1. (isim) Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, mut (I), ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik
Saadet - Mutluluk - Bağlantılar
Herşeyin Verasında Ahiret Saadeti 

En Saadetli Taş: El-Haceru´l-Esved 

Asr-ı Saadet´te Medine Toplumu 
Saadet - Mutluluk - Hadisler
Sevban (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) farz namazı bitirince üç defa istiğfar eder ve 
Allahumme ente´s-Selam ve minke´s-Selam tebarekte ya ze´l-celali vel´l-İkram = Ey Allahım selamet ve saadet sendendir. Ey celal ve ikram sahibi Allahım, sen hayır ve bereketi çok olansın. 
derdi.
Evzai´ye, "İstiğfar nasıl yapılır?" diye sorulunca, "Estağfirullah, Estağfirullah" denilir diye cevap verdi. 
[Müslim, Mesacid, 135]

Yezid ibni Hayyan (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir. Bir gün Hüseyin ibni Sebre ve Amr ibni Müslim ile birlikte Zeyd ibni Erkam’ın yanına girmiştik. Yanına oturunca Hüseyin: 
- Zeyd! Sen çok hayra kavuştun, Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i gördün, onun sözlerini işittin, onunla savaşlara katıldın, arkasında namaz kıldın, gerçekten çok büyük saadete eriştin. Rasulullah’tan duyduklarını bize haber ver, diye ricada bulundu. Bunun üzerine Zeyd şunları söyledi:
-Ey kardeşimin oğlu, yaşım hayli ilerledi. Aradan çok zaman geçti. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den duyup öğrendiklerimin bir çoğunu unuttum. Bu sebeple anlattıklarımı öğrenin, söylemediklerimde de beni zorlamayın, diyerek sözüne şöyle devam etti.
Bir gün Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Mekke ile Medine arasındaki Hum suyunun başında bize bir konuşma yaptı. Allah’a hamd ve senadan sonra şöyle buyurdu: 
Ey insanlar, ben de bir insanım. Yakın bir zamanda Rabbimin elçisi bana da gelecek, ben de o davete uyacağım. Size iki önemli şey bırakıyorum. Biri insanı doğru yola ileten rehber ve nur olan Allah’ın kitabı Kur’an’dır, ona sımsıkı yapışın.
Kur’ana sarılma ve ona bağlanma konusunda gerekli tavsiyelerde bulundu ve şöyle devam etti.
- İkincisi ehli beytimdir. Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyıp ehli beytime saygısızlık edip hürmette kusur etmeyiniz, Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyıp ehli beytime saygısızlık edip hürmette kusur etmeyiniz, Husayn ibni Sebre: Zeyd’e, ehli beytin kimler olduğunu, peygamber hanımları da ehli beytten değilmidir? diye sorunca, Zeyd dedi ki:
- Hanımları da ehli beyttendir. Fakat asıl ehli beyti kendisinden sonra da sadaka almaları haram olanlardır, dedi. Onlar da kimler sorusuna Zeyd: Ali, Âkîl, Cafer ve Abbas aileleri ve soylarıdır, dedi. Husayn: 
Bunların hepsine sadaka haram mıdır? diye sorunca Zeyd: Evet, diye cevap verdi. 
[Müslim, Fezailüs Sahabe 36]
Saadet - Mutluluk - Kitap Tanıtım
Saadet Çiçekleri

Eymen Akça/ Belkıs Akça 
KLMN YAYINLARI 

" Bu kitap, Risale-i Nur Külliyatı´ndan İlk Sekiz Söz´e dair bir çalışmadır. Ki bu Küçük Sözler, insanın manevi yolculuğunu gösterir. Hem insana, saadet sarayının kapılarını açmayı öğretir. Saadet kavramı, günlük dilde mutluluk ile karşılansa da, kök itibari ile destek almak; hayatın vazifelerini yerine getirmede başarılı olmak demektir. Yani alakadar olduğun çevredeki her şey hatta kainat seni destekliyorsa ve bu sayede muvaffak ve mesudane bir hayat yaşıyorsan said ve mutlusun, manasına gelir. Bu mana ve bu hakikat, dini ıstılah ile başta Allah´a ve ahirete iman rükünleri olmak üzere İslamiyetin iman ve ibadet hakikatlerini bilmek ve yaşamak demektir... "
Saadet - Mutluluk - Özlü sözler
  • Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir. 
  • Adalette bulunursan saadete erersin, kalem bunu yazdı, mürekkebi bile kurudu. - Mevlana Celaleddin-i Rumi
  • Akıllı ve uyanık olun; sizi ümitsizliğe götüren hadiseler, saadete de götürebilir. - Delaunay
  • Cömertlik, saadet anahtarıdır. - Nasır-ı Hüsrev
  • Çocuk, dünyanın en büyük saadetidir. - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Dilinizi daima iyi kullanınız. O sizi saadete götürdüğü gibi, felâkete de götürebilir. - Hz. Ali (r.a.)
  • Dünya saadeti olan ömre gıpta etme. Çünkü o, gaflet uykusu içinde geçen bir hayaldir.- Baki
  • Hürriyet kafaları, kafalar imkanları, imkanlar saadeti geliştirir. - Eyyüp Sabri Osmanoğlu
  • İnsanın dostu yoktur, saadetin dostu vardır. - Napolyon Bonapart
  • İnsanların saadet kadar felakete de ihtiyacı vardır. - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Kişinin kendi nefsine hâkim olması saadetin tamamı; şehvetin ve nefsin kişiye hâkim olması ise şekavettin tamamıdır.  - İmam-ı Gazali
  • Kur´an dan başka bütün kanunlar; değil bir topluluğun, bir ev halkının saadetini bile temin edecek mahiyetten uzaktır. - Otto von Bismarck
  • Nefse kolay ve tatlı gelen şeyi saadet zan etmemeli, nefse güç ve acı gelenleri de şekavet ve felaket sanmamalıdır.  -  İmam Rabbani
  • Nurani âlemlere giden yol kabirden geçer ve en büyük saadetler büyük ve acı felâketlerin neticesidir. 
  • Para saadet getirmeyebilir ama bisiklet yerine Mercedes´te ağlamayı tercih ederim.
  • Saadet bizim dilediğimizle, Allah´ın bizim için dilediği şeyin bir araya gelmesinden doğar. - C. Roy
  • Saadet isterseniz iki gönülü birleştirin, sonra bölüşün. - Eyyüp Sabri Osmanoğlu
  • Saadete alâmet beştir: Yumuşak kalp, çok ağlamak, dünyaya gönül vermeden zahit yaşamak, az ümitli olmak ve haya sahibi olmak. - Şakik-ül Belhi 
  • Sabır saadeti ebedi kalır, sabır kimde ise o nasip alır. - Yunus Emre
  • Şu serilmiş görünen gölgeme imrenmedeyim. / Ne saadet, hani ondan bile mahrumum ben. / Daha bir müddet eminim ki hayatın yükünü, / Dizlerim titreyerek çekmeye mahkûmum ben. / Çöz de artık yükümüm kör düğüm olmuş bağını, / Bana çok görme, İlahi, bir avuç toprağını.
  • Türkiye´nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi´nin iktisadi siyaseti bu asli gayeye erişmek maksadını güder.  - Mustafa Kemal Atatürk 
  • Zamana göre şer’-i şerife uygun anlattıklarına göre Din-i İslam’ı asr-ı saadetteki gibi içtihatlı, katılaşmadan, hoşgörülü, samimi yaşayan ve bu sıfatı taşıyan kişiye “derviş” denir. En büyük derviş Muhammet Mustafa (s,t,a,v) Efendimiz’dir.Pir-i Galibi
Saadet - Mutluluk - Risale-i Nur Külliyatı
Ve o vahşî aslanın dahi mûnis bir hizmetkâra dönmesi ve musahhar bir at olması ise, işarettir ki, mevt, ehl-i dalâlet için bütün mahbubâtından elîm bir firâk-ı ebedîdir. Hem, kendi cennet-i kâzibe-i dünyeviyesinden ihraç ve vahşet ve yalnızlık içinde, zindan-ı mezara ithal ve hapis olduğu halde, ehl-i hidâyet ve ehl-i Kur´ân için, öteki âleme gitmiş eski dost ve ahbablarına kavuşmaya vesîledir. Hem, hakiki vatanlarına ve ebedî makam-ı saadetlerine girmeye vâsıtadır. Hem, zindan-ı dünyadan bostan-ı cinâna bir dâvettir. Hem, Rahmân-ı Rahîmin fazlından, kendi hizmetine mukabil, ahz-ı ücret etmeye bir nöbettir. Hem, vazife-i hayat külfetinden bir terhistir. Hem, ubûdiyet ve imtihanın tâlim ve tâlimâtından bir paydostur.
Elhâsıl: Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksad yapsa, zâhiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim, hayat-ı bâkiyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fenâ ve sıkıntılı olsa da, dünyasını Cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için, hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.
Sözler | Sekizinci Söz

On İkinci Sûret:
Gel, şimdi döneceğiz, şu cemaatlerin reisleriyle ve zâbitleriyle görüşeceğiz ve teçhizâtlarına bakacağız ki; o teçhizât, yalnız o meydandaki kısa bir müddet içinde geçinmek için mi verilmiştir, yahut başka yerde uzun bir saadet hayatı tahsil etmek için mi verilmiştir, görelim. Herkese ve her teçhizâta bakamayız; fakat, numune için şu zâbitin cüzdan ve defterine bakacağız. Bu cüzdanda zâbitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlûbâtı, düstur-u harekâtı vardır. Bak, bu rütbe birkaç günlük için değil, pek uzun bir zaman için verilebilir. "Şu maaşı hazîne-i hâssadan filân tarihte alacaksın" yazılıdır. Halbuki o tarih, çok zaman sonra ve bu meydan kapandıktan sonra gelir. Şu vazife ise; şu muvakkat meydana göre değil, belki padişahın kurbünde dâimî bir saadeti kazanmak için verilmiştir. Şu matlûbât ise, birkaç günlük bu misafirhânede geçinmek için olamaz; belki, uzun ve mesûdâne bir hayat için olabilir. Şu düstur ise, bütün bütün açığa verir ki, cüzdan sahibi başka yere namzeddir, başka âleme çalışır.
Sözler | Onuncu Söz