Heyecan - Ansiklopedik bilgi
Heyecan

1. (isim) Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi vb. sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu
2. (felsefe) Coşku
Heyecan - Bağlantılar
Heyecanı yenmenin ve başarılı olmanın yöntemlerini açıklar mısınız?

Heyecan ve Zihin Yorgunluğu
Heyecan - Kitap Tanıtım
Kuranda Şevk ve Heyecan

Harun Yahya 
VURAL YAYINCILIK 

Genel anlamıyla şevk, insanın herhangi bir konuya karşı içinde ciddi bir ilgi ve istek duyması ve bu amacına ulaşbilmek için samimi bir çaba harcamasıdır. Bazı kimseler zengin olabilmek, makam mevki ve kariyer sahibi olabilmek için çabalarken, bazıları da insanlar arasında üstün konuma gelebilmek, saygınlık, itibar ve övgü kazanabilmek için emek sarf ederler. Bir insan şevkle ulaşmaya çalıştığı bir amaç için genel halinden çokdaha farklı ve azim dolu bir tavır sergileyebilir. 
Ancak çoğu insanın şevki kalıcı değildir. Bunun sebebi ise hiç kuşkusuz ki bu kimselerin şevklerinin sağlam bir temelinin olmayışıdır. Hayatlarının sonuna kadar kalplerinde ise müminlerdir. Çünkü müminlerin şevklerinin kaynağı Allah´a olan imanları ve Allah´ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmayı kendilerine yegane amaç edinmiş olmalarıdır. Bu kitapta, müminlerin hayatlarının sonuna kadar her an daha da artan şekleri konu edilmektedir.
Heyecan - Özlü sözler
  • Acaba iyi bir şey olacak mı? Hayır, dedim kendime. İyi şeyler birdenbire olur; bu kadar bekletmez insanı. Sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar. Ya da hiçbir şey çıkmaz.
  • Bildiğiniz başarılı insanları inceleyiniz; çevresine de yaydığı bir motivasyon enerjisi olduğunu göreceksiniz. Yaptığı işlerde heyecanlı olmakla kalmazlar sizi de heyecanlandırırlar. - Paul W. Ivey
  • Güneş ışığı lezzetlidir, yağmur yenileyici, rüzgar bizi diriltir, kar heyecanlandırır; kötü hava diye bir şey yoktur, sadece iyi hava çeşitleri vardır. - John Ruskin
  • Hiçbir şey onu telaşlandırıp heyecanlandıramaz artık. Bizi dünyaya bağlayan ve bizi (kaygı, yakıcı arzu, öfke ve korku dolu olan bizi) sürekli acı içinde ileri geri sürükleyen binlerce istenç bağı: o hepsini kesip paramparça etti. Gülümseyerek geriye, şu anda oyunun sonuna gelmiş bir satranç oyuncusu gibi kayıtsızca önünde duran bu dünyanın düşsel görüntüler geçidine bakıyor. - Arthur Schopenhauer
  • İçinde müzik olmayan insan, tatlı seslerin uyumuyla heyecanlanmayan insan, hainliklere, kötü hilelere, yağma ve yıkımlara yatkındır. Ruhunun içgüdüleri geceler kadar uyuşuktur ve duyguları cehennem kadar karanlık; güvenilmez böyle bir insana. Müziği dinle. - William Shakespeare  
  • Kalite konusunda bir heyecan ve arzunun olmadığı bir organizasyonda başarısızlık sözkonusu olur. - Tom Peters
  • Modern bilgi teorisi, yaşamı gerçek bir heyecan haline sokmuştur. Bilgi ile maddenin ayrılmadığı bir zamanda, uç bir aktivist için, yaşam, teori ve yaşama alanı ise epistemolojidir. - Yalçın Küçük
  • PHP diş fırçanız kadar heyecan verici. Her gün kullanırsınız, işini yapar, basit bir araç, ne olmuş? Kim diş fırçalarıyla ilgili okumak ister ki? - Rasmus Lerdorf
  • Senden  sonra, zaman kavramı yok benim sözlüğümde hayat durdu. Akreple yelkovan öpüşmüyor hiçbir zaman hayat, boş bir yalan bir iftira anlamsız bir heyecan gelip geçen, sonu ölüm olan boş bir yalan.
  • Tembellikte heyecan yoktur, üşenmekle coşku bir arada barınamaz. Ya tembelliğin rahatlığında karamsar, ya da çalışmanın yoruculuğunda coşkulu yaşayacağız. - Muhammed Bozdağ
  • Yapılırken heyecan duyulmayan işler başarılamaz. - Ralph Waldo Emerson 
Heyecan - Risale-i Nur Külliyatı
Birinci Vecih - Birinci Yara
Şeytan, evvelâ şüpheyi kalbe atar. Eğer kalb kabul etmezse, şüpheden şetm´e döner. Hayale karşı şetme benzer bâzı pis hâtıraları ve münâfi-i edeb çirkin halleri tasvir eder. Kalbe "Eyvah!" dedirtir; ye´se düşürtür. Vesveseli adam zanneder ki, kalbi Rabbine karşı sû-i edebde bulunuyor. Müthiş bir halecan ve heyecan hisseder. Bundan kurtulmak için huzurdan kaçar, gaflete dalmak ister. 
Sözler | Yirmi Birinci Söz

Sonra, dağlar ve sahralar, seyahat-ı fikriyede bulunan o yolcuyu çağırıyorlar "Sayfalarımızı da oku" diyorlar. O da bakar, görür ki: Dağların küllî vazifeleri ve umumî hizmetleri o kadar azametli ve hikmetlidirler; akılları hayret içinde bırakır. Meselâ, dağların zeminden emr-i Rabbânî ile çıkmaları ve zeminin içinde, inkılâbat-ı dahiliyeden neş´et eden heyecanını ve gazabını ve hiddetini, çıkmalarıyla teskin ederek, zemin o dağların fışkırmasıyla ve menfeziyle teneffüs edip, zararlı olan sarsıntılardan ve zelzele-i muzırradan kurtulup, vazife-i devriyesinde sekenesinin istirahatlerini bozmuyor.
Şualar | Yedinci Şuâ