Cüret - Ansiklopedik bilgi
Cüret

1. (isim) Yüreklilik, ataklık, cesaret
2. Düşüncesizce, saygıyı aşan davranış, cesaret
Cüret - Hadisler
Ebu Necih Amr İbni Abese es Sülemi (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: 
Ben cahiliye döneminde iken insanların sapıklıkta olduklarını ve Allah’ın katında faydalı bir amel üzerinde olmadıklarını zannediyordum. 
Onlar putlara tapıyorlardı. Bu arada Mekkeli bir şahsın önemli haberler verdiğini duydum.
Hayvanıma binerek onun yanına geldim bir de ne göreyim Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) cüretkar kavminden gizlenmiş faaliyetini gizli yürütüyor. 
Onunla gizli görüşmenin yollarını aradım. Mekkede kendisine ulaştım ve:
- Sen kimsin? dedim.
- Ben peygamberim, cevabını verdi.
- Peygamber ne demektir, deyince:
- Beni Allah gönderdi, dedi.
- Seni ne ile gönderdi, deyince:
- Hısım ve akrabayı gözetip kollamak, putları kırmak, Allah’ın tek olduğunu kabul edip ona hiçbir şeyi ortak koşmamak vazifesiyle gönderdi, buyurdu.
- Sana bu işte yardımı olan kimler vardır? Dedim.
- Hür bir erkek ve bir köle cevabını verdi. O gün yanında Bilal ve Ebubekir bulunuyordu.
- Sana bende uyup yardım için yanında kalmak istiyorum.
- Senin bu işe bugün için gücün yetmez, benim halimi ve ortalığın durumunu görmüyor musun? Şimdi sen kavmine dön, ne zaman benim İslamiyeti açıkça yaymaya başladığımı duyarsan o zaman yanıma gel, buyurdu.
Ben ailemin yanına döndüm. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) Medine’ye hicret etti. Ben ailemin yanında kalıp onun haberlerini elde etmeye gayret ediyordum. Medineden gelenleri soruyordum, Derken Medinelilerden birkaç kişi geldi. Onlara:
- Medine’ye gelen zat ne yaptı, diye sordum.
- Halk ona koşuyor, kavmi onu öldürmek istemiş başaramamış dediler.
Bunun üzerine Medine’ye gelip Peygamberin yanına girdim ve: 
Ey Allah’ın Rasulü beni tanıdınız mı? dedim.
- Evet Mekke’de sen benimle buluşmuştun, dedi. Ben de:
- Ya Rasulallah Allah’ın sana öğrettiği ve benim bilmediğim şeyleri bana öğret, bana namazdan haber ver, dedim.
- Sabah namazını kıl, sonra güneş bir mızrak boyu yükselinceye kadar ara ver.
Çünkü güneş şeytanın başı ucundan doğar (o sıralarda şeytan ve yandaşları hareket etmeye başlarlar) kafirler de o vakit ona secde ederler. 
Sonra dikilmiş mızrağın gölgesi azalıp bitinceye kadar nafile namaz kıl çünkü namaza melekler şahid olur.
Allah’ın iyi kulları da hazır olurlar. Sonra namaza ara ver çünkü o vakit cehennem iyice alevlenir. 
Mızrağın gölgesi döndüğü zaman öğle namazını kıl çünkü namaza melekler şahid olur. Allah’ın iyi kulları da hazır olurlar. 
İkindiye kadar nafile kılabilirsin. İkindi namazını kıldıktan sonra güneş batıncaya kadar namaza ara ver çünkü güneş şeytanın başı hizasından batar (o sıralarda şeytan ve yandaşları etmeye başlarlar) kafirler de o zaman güneşe secde ederler, buyurdu. Ben:
- Ey Allah’ın nebisi bana abdestten haber ver, dedim. Şöyle buyurdu:
- Sizden biriniz abdest suyuna yaklaşır, ağzına burnuna su verip burnunu temizlerse muhakkak ağzının yüzünün ve burnunun günahları su ile birlikte dökülür gider. Allah’ın emrettiği şekilde yüzünü yıkarsa yüzünün günahları sakalının uçlarından akar gider. Sonra ellerini dirseklerine kadar yıkayınca parmak uçlarından da ellerinin günahları akan su ile beraber dökülür gider. Başını meshettiği zaman başının günahları saçlarının uçlarından dökülen su dökülür gider. Ayaklarını topuklarına kadar yıkayınca da parmaklarının uçlarından ayaklarının günahları akan su ile birlikte akıp gider. Böyle abdest alan şahıs kalkıp namaz kılar Allah’a hamdeder ona layık olduğu sıfatlarla anar kalbini de tam manasıyla Allah’a bağlarsa, annesinden doğduğu günkü gibi günahlarından sıyrılıp tertemiz günahsız olur.
Ravi Amr ibni Abese bu hadisi Ebu Ümame’ye haber vermiş, Ebu Ümame’de: 
Aynı yerde bir adama bu kadar büyük bir sevabın verilmesine dikkat et, hadisi naklederken hata etmiş olmayasın. Bunun üzerine Amr:
- Ey Ebu Ümame yaşım ilerledi, kemiklerim zayıfladı, ecelim de yaklaştı. Allah ve Rasulü adına yalan söylemek mecburiyetinde değilim. Eğer bu hadisi Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den bir iki üç hatta yedi defa duymuş olsaydım asla rivayet etmezdim. Fakat bu hadisi ben Rasulullah’dan bundan da fazla duymuş bulunmaktayım, demiştir. 
[Müslim, Müsafirin 294]
Cüret - Kitap Tanıtım
Denemeler 
Bilimin Sarp Yolunda Cüretkar Adımlar

A. Adnan Adıvar
Remzi Demir 
EPOS YAYINLARI 

Adnan Adıvar’ın bu kitapta bir araya getirilen makalelerinde, günümüz Türk sosyal-demokrasisi ve “özgürlükçü sol”unun gündemine aldığı ya da tartıştığı meseleler daha sosyal demokrat ve dahi özgürlükçü bir paradigmayla tartışılmaktadır.
Adnan; Türkiye’de Doğu ve Batı ruhunun mücadelesinin hemen her cephesini içinde toplamış bir fert idi. Doğu kültürüne koşut olarak memlekette başlayan Batı kültürü, ta ilk gençliğinde ona nüfuz etmiş, ömrü boyunca onda Batı’ya karşı çok kuvvetli bir eğilim bırakmıştı. Fakat Batı’da dahi Osmanlı köklerine zıt olan akımlara karşı onda kuvvetli bir nefret duygusu vardı. İnsan hürriyetini kaldıran rejime, kökleri Batı’dan dahi gelse şiddetle karşıydı. Bilhassa ırkçılığa hiç tahammülü yoktu. 
Adalete mutlak surette iman etmişti. Adaleti köstekleyen bütün engellere düşmandı. İnsan hakları onun için kutsaldı. Kim olursa olsun, haksız yere hücuma uğrayanın, özellikle işkenceye maruz kalanın (görüşleri kendi görüşlerinin zıddı dahi olsa) dostu idi ve onu insan olarak savunmada en büyük cesareti gösterirdi. Çünkü hangi ideolojiye dayanırsa dayansın, totaliter zihniyetin düşmanı idi. Bundan dolayı ona zaman zaman ‘komünist damgası’ basan ‘gafiller’ de olmuştu.”
Halide Edip Adıvar
Cüret - Özlü sözler
  • Aydınlanma; kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir. - Immanuel Kant
  • Başarı cüretin çocuğudur. - Benjamin Disraeli
  • Başarının koşulları: Bilmek, istemek, cüret etmek ve susmak. - Axel Munthe
  • Cesaret adını verdiğimiz erdem, başıboş bir kahramanlık, anlamsız bir atılganlık ve cüretkârlık, her tehlikeyi düşüncesizce göğüsleme olmayıp; neden korkulup neden korkulmayacağına, neyin göğüslenmeye değer olup neden kaçınmanın iyi olacağına ilişkin bilgiden başka bir şey değildir. - Sokrates
  • Çanakkale´de başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle, cüret ve cesaret kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim. -Sir Julien Corbet
  • Mutlu olmaya cüret etmeli insan. - Gertrude Stein
Cüret - Risale-i Nur Külliyatı
Birden o Gavres, iki omuzu ortasına gaibden bir darbe yer, o kılıç elinden düşer, yere yuvarlanır. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm kılıcı eline alır, "Şimdi seni kim kurtaracak?" der, sonra affeder. O adam gider taifesine. O pek cüretkâr, cesur adama herkes hayrette kalır. "Ne oldu sana? Niçin birşey yapamadın?" dediler. O dedi: "Hadise böyle oldu. Ben şimdi insanların en iyisinin yanından geliyorum." 
Mektubat | On Dokuzuncu Mektup 

14 Mayıs seçimleriyle çeyrek asrın diktatöryası zîr ü zeber edilip çatır çatır yıkılırken, millet, kendi mukadderâtına hâkim olmaktan duyduğu hudutsuz bir sevinç içersinde bayram ediyor. 
14 Mayıs´tan sonra herşeyin değişeceğini beklerken, yine görüyoruz ki, vâli ve kaymakamlar eski alışkanlıklarına devamdalar. 
Taharrî memurları yine konuşan iki-üç vatandaşın peşinde ve yine Bediüzzaman´ın evi tarassud altında. Öyle ki, bir jandarma çavuşu bile elinde arama emri olmadan Türkiye Cumhuriyeti kanunlarıyla müeyyed bulunan mesken mâsuniyetine tecavüz ediyor. Ve bu cüretkâr, bir türlü ceza görmüyor. Yine Üstadın kılık kıyafetiyle uğraşılıyor, devr-i sâbıkta olduğu gibi, ziyâretine gelenler yine kaydedilip karakollara çağrılıyor. 
Tarihçe-i Hayat | Sekizinci Kısım : Isparta Hayatı