Celallenmek - Ansiklopedik bilgi
Celallenmek

1. Öfkelenmek, kızmak
Celallenmek - Bağlantılar
Yanardağlar -Celâl İçinde Rahmet-
Celallenmek - Kitap Tanıtım
Celali Söylenceler

Suat Karavuş 
PENCERE YAYINLARI 

Kimse kalmamıştı. Yakalananlar, kaçağa düşenler, çekip gidenler. Soğuk bir çöle dönmüştü mahalle... Tarihe küsmüş gibi, "kalü bela"dan beri hüzünlüymüş gibi. Yuvalarında.

Ama biri vardı hala.. Sol Mohikankardan biri. Kimsenin bilmediği bir izbede, taş baskı bildiriler çoğaltıyordu hala, hala gülümsüyordu, hala seviyordu. Tek başına da olsa.. Geleceği yazıyordu.. Bu atmaca. Dönüyorum son defa mahalleme bakıyorum. Altındağ kar altında, Altındağ kan altında, kan uykularda...Elveda diyorum sokaklara. Bir daha görmek nasip olmaz basılsa. 
Celallenmek - Risale-i Nur Külliyatı
Eğer denilse: "Mübarek İslâmiyet ve nuranî Asr-ı Saadetin başına gelen o dehşetli, kanlı fitnenin hikmeti ve veçh-i rahmeti nedir? Çünkü onlar kahra lâyık değildiler."
Elcevap: Nasıl ki baharda dehşetli yağmurlu bir fırtına, her taife-i nebâtâtın, tohumların, ağaçların istidatlarını tahrik eder, inkişaf ettirir; herbiri kendine mahsus çiçek açar, fıtrî birer vazife başına geçer. Öyle de, Sahabe ve Tâbiînin başına gelen fitne dahi, çekirdekler hükmündeki muhtelif ayrı ayrı istidatları tahrik edip kamçıladı. "İslâmiyet tehlikededir, yangın var!" diye her taifeyi korkuttu, İslâmiyetin hıfzına koşturdu. Herbiri, kendi istidadına göre, câmia-i İslâmiyetin kesretli ve muhtelif vazifelerinden bir vazifeyi omuzuna aldı, kemâl-i ciddiyetle çalıştı. Bir kısmı hadislerin muhafazasına, bir kısmı şeriatın muhafazasına, bir kısmı hakaik-ı îmâniyenin muhafazasına, bir kısmı Kur´ân´ın muhafazasına çalıştı, ve hâkezâ, herbir taife bir hizmete girdi. Vezâif-i İslâmiyette hummâlı bir surette sa´y ettiler. Muhtelif renklerde çok çiçekler açıldı. Pek geniş olan âlem-i İslâmiyetin aktârına, o fırtına ile tohumlar atıldı, yarı yeri gülistana çevirdi. Fakat, maatteessüf, o güller ve gülistan içinde, ehl-i bid´a fırkalarının dikenleri dahi çıktı.
Güya dest-i kudret, celâlle o asrı çalkaladı, şiddetle tahrik edip çevirdi, ehl-i himmeti gayrete getirip elektriklendirdi. O hareketten gelen bir kuvve-i anilmerkeziyye ile, pek çok münevver müçtehidleri ve nuranî muhaddisleri, kudsî hafızları, asfiyaları, aktabları âlem-i İslâmın aktârına uçurdu, hicret ettirdi. Şarktan garba kadar ehl-i İslâmı heyecana getirip, Kur´ân´ın hazinelerinden istifade için gözlerini açtırdı. Şimdi sadede geliyoruz.
Mektubat | On Dokuzuncu Mektup
Celallenmek - Şiir türü
İstiklâl Marşı

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl…
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!