Algı - Ansiklopedik bilgi
Algı

1. (isim, ruh bilimi) Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak
Algı - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 75. ayet:
Siz (müslümanlar,) onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah´ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.

Enam (Davar) Suresi 103. ayet:
Gözler O´nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder. O, latif olandır, haberdar olandır.
Algı - Bağlantılar
İdrak Ufku ve Biz

Bir Gül Devrini İdrak Ederken

Fethullah Gülen Ve Kur´an´ı İdrake Açtığı Ufuk 

"Kur´ân´dan İdrake Yansıyanlar" Üzerine 

Sünnetin Kıymetini İdrak 
Algı - Hadisler
Ebu Kebşe Amr ibni Sa’d el Enmarî (Allah Ondan razı olsun)’den bildirildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken dinlemiştir:
- Üç haslet vardır ki şimdi onlar hakkında yemin ederek şunları söyleyeceğim.
Bu sözlerimi iyi belleyiniz.
1- Sadaka vermekle kulun malı eksilmez.
2- Uğradığı haksızlığa sabreden kimsenin Allah şerefini artırır. 
3- Dilenme kapısına açan kimseye Allah fakirlik kapısını açar. Yada buna benzer bir şey dedi.
Şu söyleyeceklerimi de iyi belleyin. Dünyada dört çeşit insan vardır.
1- Bir kul ki Allah kendisine hem mal hem de ilim vermiştir. O da Allah korkusuyla hareket ederek hısım akrabasını görüp gözetmiş, malında Allah’ın hakkı olduğunu bilmiş ve yerine getirmiştir. Bu kimse en üst derecededir.
2- Bir kul da vardır ki Allah kendisine ilim verip mal vermemiştir. İyi ve doğru niyetli kimsedir. O iyi niyetle "Eğer malım olsaydı ben de falan adam gibi davranırdım", diyor. Bu iyi niyetinin karşılığını görür, böylece ikisinin sevabı da birbirine denk olur.
3- Bir kul daha vardır ki Allah kendisine mal vermiş ilim vermemiştir. Bilgisizliği yüzünden malını gelişi güzel yanlış yerlerde harcar. Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olmaz, hısım akrabasını görüp gözetmez, o malda Allah’ın hakkı olduğunu idrak etmez. Böylesi kişi en kötü durumdadır.
4- Allah’ın ne mal ne de ilim vermediği bir kuldur. Bu kişi der ki: "Eğer malım olsaydı ben de falan gibi yaşar malımı öylece harcardım.” ona da niyetinin karşılığı yazılır. Böylece ikisi de günah yönünden birbirine denk olurlar." 
[Tirmizi , Zühd 17]

Cabir (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: 
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Kur’andan bir sure öğretir gibi her iş için bize istihareyi öğretir ve şöyle buyururdu:
- Herhangi biriniz bir iş yapmak istediğinde farz namazlardan ayrı olarak iki rekat namaz kılsın, namazdan sonra şöyle desin: 
Allahım sen her şeyi bilirsin bu hususta hakkımda hayırlı olanı da bana bildir. Senin her şeye gücün yetiği için senden güç ve kuvvet istiyorum. Her şeyi bilhassa bu işimle alakalı hayırlı olanı nasib etmeni senin o büyük lütfundan istiyorum. Çünkü senin gücün her şeye yeter benim ise yetmez. Sen her şeyi bilirsin, ben bilemem, şüphesiz sen duyularla idrak edilemeyen bilinemeyen şeyleri de bilirsin. Allahım eğer bu iş hakkımda, dinimde, dünyamda ve ahiretim için hayırlı olduğunu bilirsen veyahut şimdi veya daha sonrası için hayırlı olduğunu biliyorsan –ki mutlaka biliyorsun- onu yapmayı bana nasib et, kolaylık ver ve onu bana mübarek kıl. Şayet bu iş benim dinim, dünyam ve ahiretim için kötü ve şerli olduğunu biliyorsan –ki mutlaka bilirsin- şimdi veya daha sonrası için kötü ve şerli olduğunu biliyorsan onu benden beni ondan uzaklaştır. Hayır nerede ise onu bana nasib et sonra da beni onunla memnun et. 
der, sonra isteyeceğini söylerdi. 
[Buhari, Teheccüd 28]
Algı - Kitap Tanıtım
Algı Kapıları

Aldous Huxley 
İMGE KİTABEVİ YAYINLARI 

Algı kapıları temizlenseydi herşey insana olduğu gibi görünürdü, sonsuz. William Blake İçinde "hayal mumu" kendiliğinden yanmayanlar için, bu mumu yakmanın yollarını denemiş ünlü bir yaratıcının kaleminden kendi anlığının bilinmeyen bölgelerine başka yaratıcıların derinliklerine vuran ışık.
Algı - Özlü sözler
  • Asıl bütünlük olmadan hiçbir türlü gerçekliği idrak edemem. - Gottfried Leibniz
  • Ayağını boynuna dayayan nefretli insandan nefret etmemek, büyük ruhsal direnç ister; bu konuda çocuğuna nefret etmemeyi öğretmek ise çok daha büyük mucizevi bir algı ve sadakat ister. James Arthur Baldwin
  • Bakmak için algılarımız yeter, görmek içinse salim bir kafa, ayıklık, şuur gereklidir. - İ. Özel
  • Başka her şey de olduğu gibi matematiksel bir teori için de öyledir; güzellik algılanabilir fakat açıklanamaz. - Arthur Cayley
  • Eleştirinin iki su götürmez doğrusu:1. Kendinize güveniniz arttıkça eleştiriler sizi daha az rahatsız eder. 2. Zaten kendinizden emin değilseniz eleştirileri daha da sert algılarsınız.
  • Formlar, benlik/ruh değildir; algılama benlik değildir, kavrayışlar benlik değildir, mental oluşumlar ve hisler de "ben" değildir, hiçbiri "ben"/"ruh" değildir, bunların hepsi değişime tabiidir ve kalıcı değildir. - Gautama Buddha
  • İnsanın gerçeğini, onun algıladığı dünya oluşturur.
  • Ne mümkün zulm ile bidad ile imhayı hürriyet. Çalış idraki kaldır, muktedirsen, ademiyetten.
  • Yahudi, hisseleri ayırmasını iyi bilir. Yahudi´nin yaptığı iyilik, bir tarlaya istemeden dökülen gübre gibidir. Amacı bundan da ayrıca menfaat elde etmektir. Dolayısıyla Yahudi kendini memnuniyetle feda ederken bile bundan dolayı bir kayba uğramaz. Ne enteresandır ki buna rağmen bütün dünyada, çok kısa bir zamanda Yahudi, bir velinimet gibi algılanır. - Adolf Hitler
Algı - Risale-i Nur Külliyatı
Ve keza, bu güzel, müzeyyen, münevver masnûatın Sânii için mücerred mânevî bir cemal vardır. Ve Onun, o mahfî hüsün ve cemal için pek çok mehâsin ve letâifi vardır ki, kısa akıllarımızla idrak edemeyiz. Ezcümle, o cemalin kesif aynalarından biri sath-ı arzdır. Bu sath-ı arz her asırda, her mevsimde, her vakitte daima tecellî etmekte olan o cilvelerin gölgelerini teşhir, tavsif, ilân ve izhar eder.
Mesnevi-i Nuriye | Lâsiyyemâlar 

Birinci basamak: Semavatın, melaike ile tesmiye edilen münasip sakinleri vardır. Çünkü, küre-i arzın semaya nispeten küçüklüğü ve hakaretiyle beraber zevilhayatla dolu olması, semavatın ve müzeyyen burçları zevi´l-idrakle dolu olmasını tasrih ediyor. Ve keza, semavatın bu kadar ziynetlerle tezyin edilmesi, behemehal zevi´l-idrakin takdir ve istihsan ile nazar-ı hayretlerini celb etmek içindir. Çünkü, hüsn-ü ziynet, aşıkların celbi içindir. Yemek ve taam da aç olanlara yapılır. Maahaza, ins ve cin o vazifeyi ifaya kafi değillerdir. Ancak, gayr-ı mahdut, oraya münasip melaike ve ruhaniler o vazifeyi ifa edebilir.
Mesnevi-i Nuriye | Onuncu Risale