Şaşkınlık - Ansiklopedik bilgi
Şaşkınlık

1. (isim) Şaşkın olma durumu
2. Şaşkınca davranış
Şaşkınlık - Ayet mealleri
Yusuf Suresi 8. ayet:
Onlar şöyle demişti: "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir."

Yusuf Suresi 31. ayet:
(Kadın) Onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf´a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve: "Allah´ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler.

Rad (Gök Gürültüsü) Suresi 5. ayet:
Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların şöyle söylemeleridir: "Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte onlar Rablerine karşı inkâra sapanlar, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır.

YaSin Suresi 47. ayet:
Ve onlara: "Size Allah´ın rızık olarak verdiklerinden infak edin" denildiği zaman, o inkâr edenler iman edenlere dediler ki: " Allah´ın, eğer dilemiş olsaydı yedireceği kimseyi biz mi yedirecek mişiz? Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz."
Şaşkınlık - Hadisler
Abdullah ibni Amr ibni Âs (Allah Onlardan razı olsun)´dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
Deccal ümmetimin hayatta olduğu bir zamanda ortaya çıkar. Kırk bu kadar zaman kalır. (Ravi kırk gün mü kırk ay mı kırk yıl mı dedi bilemiyorum diyor).
Bunun üzerine Allah Meryem oğlu İsa´yı yeryüzüne gönderir. O da deccali bularak ortadan kaldırır. 
Sonra insanlar aralarında hiçbir düşmanlık bulunmadan yedi yıl boyu daha yaşarlar. 
Sonra Allah Şam tarafından soğuk bir rüzgar gönderir ve bu rüzgar kalbinde zerre kadar hayır veya iman bulunan tüm müslümanların ruhunu alır gider. 
Şayet biriniz bir dağın derinliklerine girmiş olsa bile bu rüzgar oraya kadar girip onun canını da alır. 
Geriye her türlü kötülüklere kuş gibi hızlıca dalan, iyilik bilmez, fenalıktan sakınmaz, canavar gibi şerli insanlar kalır. 
Şeytan onlara insan kılığına girerek görünür ve:
- Bana hâlâ inanmayacak mısınız, der. Onlar da:
- Ne yapmamızı emredersin derler?
Şeytan da onlara putlara tapmalarını emreder, onlar bu haldeyken rızıkları bol ve geçimleri güzel olur. Sonra Sûr´a üfürülür. 
Onun sesini duyan herkes dehşet ve şaşkınlık içinde yıkılıp kalır. 
Sûrun sesini ilk duyup can veren adam devesinin havuzunu çamurla tamir eden bir kimsedir, etrafındakiler de ölürler.
Sonra Allah gölge gibi veya çiğ gibi bir yağmur gönderir de insanların çürümeye yüz tutmuş cesetleri bununla yeniden hayat bulur. 
Sonra ardından sura bir kere daha üflenir, herkes yerinden fırlayıp kendilerine yapılacakları gözlemeye başlarlar.
- Sonra haydi Rabbinize geliniz, denir. Meleklere de:
- Onları alıkoyun, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir denilir. Daha sonra meleklere cehennemlikleri ayırın buyurulur. Onlar da,
- Kaçta kaçını ayıralım? diye sorarlar.
Bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu denilir. 
İşte o gün çocukların aniden saçlarının ağaracağı, incikten açılır işler güçleşir her türlü gerçeğin apaçık ortaya çıkacağı bir gündür. 
[Müslim, Fiten, 116]
Şaşkınlık - Kitap Tanıtım
Yeni Dünyalar Eski Metinler : Geleneğin Gücü ve Keşiflerin Yarattığı Şaşkınlık

Anthony Grafton 
KİTAP YAYINEVİ 

Batılı düşünürler 1550-1650 yılları arasında artık aradıkları her önemli gerçeği eski metinlerde bulabilecekleri inancından vazgeçtiler. Metin ile okuyucu buluşmasının hiçbir biçimi, bu değişimi denizde cereyan eden bir karşılaşmadan daha iyi izah edemez. Hint Adaları´nın tarihine ilişkin en özgün metinlerden birini yazan Cizvit José de Acosta kendi seyahat deneyimlerinin eskiçağ filozofları ile çeliştiğini fark eder: "Hint Adaları´na vardığımda şair ve filozofların "Sıcak Kuşak" ile ilgili yazılarını okumuş biri olarak, Ekvator´a ulaştığımda kavurucu sıcağa dayanamayacağıma kendimi inandırmıştım; oysa tam tersi oldu. (Ekvator´u) geçtiğimizde güneş zirvedeydi ve Koç burcuna girdiğimiz bu mart ayında öylesine üşüdüm ki, ısınmak için güneşe çıktım. Aristoteles´in Meteorologika´sına ve felsefesine gülmekten başka çarem yoktu; zira onun kurallarına göre bu yerde ve bu mevsimde her şeyin sıcaktan kavrulması gerekirken, ben ve arkadaşlarım üşüyorduk." Oysa 1492 yılında iyi eğitimli tüm Avrupalılar sağlam bilginin nerede olduğunu biliyorlardı. Bu bilgi en yetkin kitap olan İncil´de, Yunanlıların ve Romalıların felsefe, tarih ve edebiyat eserlerinde ve uzmanlık değeri yüksek birkaç modern eserde bulunmaktaydı. Bu kitaplar, yıldızların değişmeyen dünyasından insanoğlunun ve doğanın en bayağı ve değişken alanlarına kadar tüm evreni tanımlıyor, Tanrı´nın elinin tarihe ve doğaya değişini tasvir ediyordu. 17. yüzyılın başlarında bilgi kütüphane sınırlarını aştı. Artık dünyanın kendisi gibi bilgi de büyük ve çeşitliydi. Bilginin ikametgâhı artık astronomların teleskoplu gözlemleri, filozofların düşünceleri ve yazıları, denizcilerin yolculukları ile ilgili kayıtları ve hekimlerin anatomi raporlarıydı. Eski kitaplar güçlerini ve uzmanlıklarını yitirdikçe, entelektüel yaşamdaki yerlerini de yitirdiler. Dünya artık sadece Latince yazılmış bilim kitapları vasıtasıyla değil, doğrudan ulaşılabilir ve öğrenilebilir bir dünyaydı. Bu yeni dünya algılayışının kökleri ilim dünyasının dışındaydı. Gücünü ise alimlerin değil pratik adamların başlattığı, Avrupalıların "Yeni Dünya´nın Keşfi" adını verdikleri hareketten alıyordu. Batılı kâşifler ve yazarlar varlığını asla tahmin etmedikleri yepyeni ülkeler ve toplumlar, gelenekler ve dinler, kadınlar ve erkeklerle baş etmek zorunda kaldılar. Keşifler yüzünden kitaplar bilgi kaynağı olarak yeterliliklerini ve yorum yapmak için işe yarar araçlar olma özelliklerini giderek yitirdiler. Kısacası, yeni bir dünyanın çıplak yerlileri, entelektüellere kitaplardaki hükümlerin yerine yalın deneyimlerini kullanma yolunu açtı. Yeni Dünyalar, Eski Metinler şimdiye kadar hiç görmediğiniz yüzlerce resmi de kullanarak, bu yeni gelişmelerin ışığında Yeni Dünya´nın Eski Dünya için ne anlama geldiğini anlatıyor. Profesör Anthony Grafton Princeton Üniversitesi öğretim üyesi. Defenders of the Text, Leon Battista Alberti, The Footnote ve Cordano´s Cosmos (Kitap Yayınevi tarafından yayınlanacak) başlıca eserleri arasında.
Şaşkınlık - Özlü sözler
  • Adalet yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilmez.
  • Aşık olan herkes sonunda zevke ulaştıktan sonra olağandışı bir düş kırıklığı yaşayacaktır; ve bu kadar büyük bir özlemle arzuladığı şeyin diğer cinsel tatminlerden daha fazla bir şeye neden olmadığını görüp şaşkına dönecek, böylece kendisini bu ilişkiden fazla yararlanmış olarak görmeyecektir. - Arthur Schopenhauer
  • Çoğu insan toplum içinde şaşırmış gibi davrandığı şeylerden çok daha kötüsünü özel hayatlarında görmüştür. - E.W. Howe  
  • Dil düzensiz olursa, sözler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa, âdetler ve kültür bozulur. Âdetler ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilmez. İşte bunun için hiçbir şey dil kadar önemli değildir. - Konfüçyüs
  • Düşmanınızı şaşırtarak, terör, sabotaj ve suikast ile demoralize edin.Geleceğin savaşı budur. - Adolf-Hitler
  • Hiçbir zaman olmadığım biri gibi olmaya çalışmadım, bazen kendime anlam veremeyişim bir başkası olmak değil şaşkınlığım.
  • İnsan..para kazanmak için sağlığını harcıyor. Sonra sağlığını geri kazanmak için para harcıyor.Sonra bir de gelecek için o kadar endişeli ki; anı yaşayamıyor; sonuç olarak, ne şimdide yaşıyor ne gelecekte; hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor, ve aslında hiç yaşamadan ölüyor. - Dalai Lama (Sizi insanlık hakkında en çok şaşırtan nedir diye sorulduğunda.)
  • Karanlıkta ıslık çalmak ışığı getirmez. Yalnızlık, korku ve şaşkınlık yerli yerinde kalır. - Erich Fromm
  • Ölüm cebimizde bize hep eşlik etmektedir, neden cahillerde feryatla karşılanır, ölüm neden böyle şaşkınlık yaratır? - Hz. Ali (r.a.)
  • Yarışmalara ümit bağlamış şaşkın halk gibiyim şu anda; "var mısın yok musun" karar veremiyorum hayatımda. - Küçük İskender 
Şaşkınlık - Risale-i Nur Külliyatı
Hatta boğulan adam denizin ortasında bir ot parçasına iltica ettiği gibi, bunlar da şaşkınlıklarından parmaklarının ucunu değil, parmaklarının tamamını kulaklarına sokuyorlar. Sanki onların musibetleri dehşet kırbacıyla kendi ellerine vuruyor, onlar da acısından parmaklarını ceplerine değil, şaşkınlıklarından kulaklarına sokuyorlar. Hülasa, saikanın isabetinden kurtulmak zannıyla yaptıkları şu eblehane hareketlerden, onların ne oldukları anlaşılır.
İşaratül-İcaz | Münafıklar Bahsi 

Kulaklara sokulabilen ancak parmak uçları iken, burada parmak manasında olan in kullanılması, onların hayret ve dehşetlerinden dolayı son derece şaşkınlıklarına işarettir. 
İşaratül-İcaz | Münafıklar Bahsi