Sıkıntı - Ansiklopedik bilgi
Sıkıntı

1. (isim) İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet
2. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet
3. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı
4. Bulunmama durumu
5. Sorun, mesele, sendrom, problem
Sıkıntı - Ayet mealleri
Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 118. ayet:
Ey iman edenler, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz.

Nisa (Kadınlar) Suresi 65. ayet:
Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.

Nisa (Kadınlar) Suresi 90. ayet:
Ancak sizinle aralarında andlaşma bulunan bir kavime sığınanlar ya da hem sizinle, hem kendi kavimleriyle savaşmak (istemeyip bun)dan göğüslerini sıkıntı basıp size gelenler (dokunulmazdır.) Allah dileseydi, onları üstünüze saldırtır, böylece sizinle çarpışırlardı. Eğer sizden uzak durur (geri çekilir), sizinle savaşmaz ve barış (şartların)ı size bırakırlarsa, artık Allah, sizin için onların aleyhinde bir yol kılmamıştır. 

Araf (Orta Yer) Suresi 2. ayet:
(Bu,) Bir Kitap´tır ki onunla uyarman için ve mü´minlere bir öğüt olmak üzere sana indirildi. Öyleyse bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.

Yunus Suresi 21. ayet:
İnsanlara, şiddetli bir sıkıntı dokunduktan sonra, bir rahmet dokundurduğumuz zaman, ayetlerimiz konusunda hileli bir düzen kurmak (bir entrika çevirmek) onlar için (bir alışkanlık ve kötü bir edinim)dir. De ki: "Düzen kurmada (karşılık vermede) Allah daha hızlıdır. Şüphesiz, bizim elçilerimiz, sizin ´geliştirmekte olduğunuz düzenleri´ yazmaktadırlar."

Hud Suresi 77. ayet:
Elçilerimiz Lut´a geldiği zaman, onlardan dolayı kaygılandı, göğsünü bir sıkıntı bastı ve: "Bu, zorlu bir gün" dedi.

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 67. ayet:
Size denizde bir sıkıntı (tehlike) dokunduğu zaman, O´nun dışında taptıklarınız kaybolur-gider; fakat karaya (çıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt çevirirsiniz. İnsan pek nankördür.

Neml (Karınca) Suresi 62. ayet:
Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, kendisine dua ettiği zaman icabet eden, kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı? Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz.

Neml (Karınca) Suresi 70. ayet:
Sen, onlara karşı hüzne kapılma ve kurdukları tuzaklardan dolayı sıkıntı içinde olma.
Sıkıntı - Bağlantılar
Ekonomik Refah Ve Sıkıntının Manevî Sebepleri Üzerine 

Sıkıntıdan kurtulmak için ne yapmalı?
Sıkıntı - Hadisler
Enes ibn Mâlik (Allah Ondan razı olsun)’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: 
Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in hastalığı ağırlaşıp sıkıntılar kendisini daraltınca Fâtıma (Allah Ondan razı olsun) Vah babacığım sıkıntın ne kadar da büyük dedi. 
Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): 
"Bu günden sonra baban için artık sıkıntı yoktur." buyurdu. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) vefat edince Hz. Fâtıma: 
Vah babacığım Allah’ın çağrısına icabet etti… 
Gideceği yer Firdevs Cenneti olan babacığım… Vah ölüm haberini Cebrâil ile paylaşacağımız babacığım vah… Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) defnedilince Fâtıma (Allah Ondan razı olsun) çevresindekilere şöyle dedi: 
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in üzerine toprak atmaya gönlünüz nasıl razı oldu?
[Buharî, Meğazî 83]

Ebû Saîd ve Ebû Hureyre (Allah Onlardan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: 
Herhangi bir müslümanın başına gelen yorgunluk, hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan ayağına batan dikene kadar her şeyi Allah müslümanın hata ve günahlarının bağışlanmasına sebeb kılar. 
[Buhârî, Merda 1; Müslim, Birr 49]
Sıkıntı - Kitap Tanıtım
Sıkıntı´nın Felsefesi

Lars Svendsen 
BAĞLAM YAYINCILIK 

Bu deneme kendimi aylaklığa adamaya karar vermiş olduğum bir zamanda kaleme alındı. Uzun bir araştırma projesini başarıyla tamamına erdirdikten sonra, niyetim gevşemek ve hiçbir şey yapmamaktı, ama bunun kesinlikle imkansız olduğu ortaya çıktı. Görünüşe göre hiçbir şey yapmadan duracak halde değildim. Böylece, bir şey yapmak zorunda olduğumu düşündüm ve bu şey işte şu an bu denemedir.

Sıkıntı bizi ilgilendirmeyen herşeye yapıştırdığınız boş bir etikettir. Sıkıntı herşeyden önce içinde yaşadığımız bir şeydir, üstüne sistemli olarak kafa yorduğumuz bir şey değil.
Sıkıntı - Özlü sözler
  • Arkadaş sıkıntınız olmadığında yanınızdadır. Dost sıkıntınız olduğunda size koşar.
  • Ay, geceye, yavaş olma konusunda ders verir; sıkıntının yavaş yavaş aşılacağını işaret eder ve şöyle der: “Ey ham, aceleci kişi! Dama dayanan merdivenden basamak basamak çıkılır. Ey tencere yavaş yavaş, ustaca kayna! Delice kaynayan yemek, lezzetli olmaz. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Ben kalabalıklar için yazmadım... çalışmalarımı, zamanın seyrinde nadir rastlanan istisnalar olarak ortaya çıkacak düşünen bireylere miras bırakıyorum. Onlar da benim gibi ya da gemisi batıp ıssız bir adaya çıkan ve kendisinden önce aynı sıkıntıları yaşayan birinin izlerinin, ağaçlardaki bütün papağanlardan ve maymunlardan daha fazla teselli sunduğu bir denizci gibi hissedeceklerdir. - Arthur Schopenhauer
  • Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun. Tek kanatla uçulmaz zaten. Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, kilimin tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin? Taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz. Yüzük olmak dileyen taş, ezilmeyi yontulmayı göze almalıdır. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Bu akşam içimde tuhaf bir sıkıntı var, dünyada sanki bir ben kalmışım. Sanki herkes nerde keder varsa bırakmış, ben nerde bulduysam toplamış almışım. - A. Kadir
  • Büyük acılar daha önemsizlerinin hissedilmesini engeller ve tersine, büyük acıların yokluğunda en küçük dertler ve sıkıntılar bile bize büyük acı verir. - Arthur Schopenhauer
  • Can sıkıntısı, dünyaya tembellikle birlikte gelmiştir. - La Bruyere
  • Çalışma; sıkıntıyı, kötülüğü ve yoksulluğu uzaklaştırır. - Andre Maurois
  • Çalışmak bizi şu üç beladan kurtarır; can sıkıntısı, kötü alışkanlıklar ve yoksulluk.  - François-Marie Arouet Voltaire
  • Çalışmak sıkıntıyı, kötülüğü ve yoksulluğu uzaklaştırır. - Andre Maurois
  • Çektiğimiz sıkıntı parasızlık sıkıntısı değil, bilgi sıkıntısıdır. - İsmet İnönü 
  • Deliyi adam edemiyorsak, adamı deli ederiz sıkıntı yok yani.
  • Dert ve sıkıntının şiddetine sabır göster, bunun da sonu gelecektir. Bil ki sabır bir asalet göstergesidir. - Hz. Ali (r.a.)
  • Ey burnu kanasa hemen kadere küsüp yüzünü ekşiten. Gülden hiç ders almıyor musun? Bütün yaprakları tek tek yolsan gül yine de gülmekten vazgeçmez.  Hale razı oluş şükürdür. Gül de daimi bir şükür makamındadır. Hem bilmez misin ki başına gelen sıkıntılar aslında daha büyük bir sıkıntıya set olur da başındaki belayı def ederler. O halde yüzün gülsün. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Fakat iç ısısı yeterince fazla olanlar sıkıntı ve kızgınlık yaratmamak veya hissetmemek için toplumdan kaçacaktır. - Arthur Schopenhauer
  • Geceyi yaratmasaydı Allah, bu millet kazanma hırsından kendini helak ederdi. Sıkıntılar gecedir. Dinlen, kederlenme. Sabah elbet olacak. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Gelecek nesiller! Sizin özgürlüğünüzü korumanın bu nesile ne kadar çok şeye mal olduğunu hiçbir zaman anlayamayacaksınız! Bu özgürlüğü iyi kullanacağınızı umut ediyorum. Bunu yapmazsanız, cennette, o özgürlüğü korumak için girdiğim sıkıntılardan dolayı pişmanlık duyarım. - John Adams, eşi Abigail Adams´a 27 Nisan 1777 tarihinde yazdığı mektuptan.
  • Gökten ne yağdı da, yer kabul etmedi? Toprağa ne ekildi de, bitmedi? Bu dünya ya kim geldi de, gitmedi? Hangi dert sıkıntı bitmedi?
  • Hayattaki en büyük sıkıntımız gerçekleri kabul etmeyişimizdir. - J. Ingelow
  • Her sıkıntı bir kolaylığa gebedir ama hamile müddetine sabretmek gerekir.
  • İnsanın aklı çoğaldıkça can sıkıntısı artar. - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • İş, bizden iki fenalığı uzaklaştırır: can sıkıntısı, kötülük. - François-Marie Arouet Voltaire
  • İyi hasletlerin en üstünü; kızgınlık hâlinde doğruluk, sıkıntı hâlinde cömertlik, cezâ vermeye gücü yettiği hâlde affetmektir. - İdris (a.s.)
  • Kalbe saldıran sıkıntıyı sabır kalkanıyla karşılarsan seni can evinden vuramaz. - Hz. Ali (r.a.)
  • Öğretmenlik bir sanat işidir. Sanatçı geçim sıkıntısı çekerse, ondan yaratıcılık beklenemez. - İ. N. Özgür
  • Sadık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın. Çünkü sadık dostlar, huzurlu anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır. - Hz. Ömer (r.a.)
  • Sıkıntı bizi ilgilendirmeyen herşeye yapıştırdığınız boş bir etikettir. Sıkıntı herşeyden önce içinde yaşadığımız bir şeydir, üstüne sistemli olarak kafa yorduğumuz bir şey değil. - Lars Svendsen 
  • Sıkıntı sefahatin muallimidir. Yeis dalâlet-i fikrin, zulmet-i kalp ruh sıkıntısının membaıdır.
  • Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Sıkıntı, arzuları arzulamaktır. - Lev Nikolayeviç Tolstoy
  • Sıkıntılı günlerin biteceğini umuyorduk, sonunda umutlarımız meyvesini verdi; öldük. - Hakan Günday
  • Sıkıntının ilacı meraktır. Merakın ise ilacı yoktur. - Ellen Parr 
  • Sıkıntınızın sırrı sizin elinizde değil, başkalarının elindedir. - Honoré de Balzac
  • Üzülme der Mevlana ve devam eder; Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun. Tek kanatla uçulmaz zaten. Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, kilimin tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin? Taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz. Yüzük olmak dileyen taş, ezilmeyi yontulmayı göze almalıdır. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Üzülmek, yarının sıkıntısından bir şey eksiltmez, sadece bugünün gücünü tüketir. - A. J. Cronin 
  • Yakınlık, uzaklıktan daha sıkıntılıdır. Çünkü her yakınlıkta kaybetme korkusu, uzaklıkta ise kavuşma ümidi vardır.
  • Yaşamın her zerresi kutsaldır, değerlendirilmelidir. Güzelliklerden güzellikler çıkar ama sıkıntılardan da güzellikler çıkarmak mümkündür. - Üstün Dökmen
Sıkıntı - Risale-i Nur Külliyatı
Mâdem hakikat budur. Ve mâdem geçmiş musîbet saatleri, elemleriyle beraber mâdum ve yok olmuş; ve gelecek belâ günleri, şimdi mâdum ve yoktur. Ve yoktan elem yok; ve mâdumdan elem gelmez. Meselâ, birkaç gün sonra aç ve susuz olmak ihtimâlinden, bugün, o niyetle mütemâdiyen ekmek yese ve su içse, ne derece divâneliktir; aynen öyle de, geçmiş ve gelecek elemli saatleri-ki, hiç ve mâdum ve yok olmuşlar-şimdi düşünüp sabırsızlık göstermek ve kusurlu nefsini bırakıp Allah´tan şekvâ etmek gibi, "Of, of!" etmek divâneliktir. Eğer sağa, sola, yani, geçmiş ve geleceklere sabır kuvvetini dağıtmazsa ve hazır saate ve güne karşı tutsa, tam kâfi gelir; sıkıntı, ondan bire iner. Hattâ, şekvâ olmasın, ben bu üçüncü medrese-i Yûsufiyede, birkaç gün zarfında, hiç ömrümde görmediğim maddî ve mânevî sıkıntılı, hastalıklı musîbetimde, hususan Nurun hizmetinden mahrumiyetimden gelen me´yusiyet ve kalbî ve ruhî sıkıntılar beni ezdiği sırada, inâyet-i İlâhiye, bu mezkûr hakikati gösterdi. Ben de sıkıntılı hastalığımdan ve hapsimden râzı oldum. Çünkü, "Benim gibi kabir kapısında bir bîçareye, gafletle geçebilir bir saatini, on adet ibâdet saatleri yapmak, büyük kârdır" diye şükreyledim.
Sözler | On Üçüncü Söz

Eğer dese: "Kader bizi böyle bağlamış, hürriyetimizi selb etmiştir. İnbisat ve cevelâna müştak olan kalp ve ruh için, kadere İmân bir ağırlık, bir sıkıntı vermiyor mu?"
Elcevap: Kat´â ve aslâ! Sıkıntı vermediği gibi, nihayetsiz bir hiffet, bir rahatlık ve ruh ve reyhânı veren ve emn ü emânı temin eden bir sürur, bir nur veriyor. Çünkü, insan kadere İmân etmezse, küçük bir dairede cüzî bir serbestiyet, muvakkat bir hürriyet içinde, dünya kadar ağır bir yükü, bîçare ruhun omuzunda taşımaya mecburdur. Çünkü, insan bütün kâinatla alâkadardır, nihayetsiz makâsıd ve metâlibi var; kudreti, irâdesi, hürriyeti milyondan birisine kâfi gelmediği için, çektiği mânevî sıkıntı ağırlığı, ne kadar müthiş ve muvahhiş olduğu anlaşılır. İşte kadere imân, bütün o ağırlığı kaderin sefinesine atar, kemâl-i rahat ile, ruh ve kalbin kemâl-i hürriyetiyle kemâlâtında serbest cevelânına meydan veriyor. Yalnız nefs-i emmârenin cüzî hürriyetini selb eder ve firavuniyetini ve rubûbiyetini ve keyfemâyeşâ hareketini kırar.
Sözler | Yirmi Altıncı Söz