Panik - Ansiklopedik bilgi
Panik

1. (isim) Ani dehşet duygusu, büyük korku, ürkü
Panik - Ayet mealleri
Araf (Orta Yer) Suresi 116. ayet:
(Musa:) "Siz atın" dedi. (Asalarını) atıverince, insanların gözlerini büyüleyiverdiler, onları dehşete düşürdüler ve (ortaya) büyük bir sihir getirmiş oldular.

Mearic (Yükseliş Yolları) Suresi 44. ayet:
Gözleri "korkudan ve dehşetten düşük" yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür.
Panik - Bağlantılar
Dehşet ve Heyman

Dehşet Ve Hayret
Panik - Hadisler
Ebu Said el Hudrî (Allah Ondan razı olsun)den rivayet edildiğine göre peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: 
Ölü tabuta konulup ta erkekler onu omuzlarına aldıkları zaman eğer o iyi bir kişi ise: “beni bir an önce yerime ulaştırınız!” der. 
Eğer iyi biri değilse, eyvah beni bu tabut ile nereye götürüyorsunuz diye feryad eder. Ölünün bu seslenişini insanlardan başka her yaratık duyar. Eğer insan bu sözleri işitecek olsaydı dehşetten düşüp bayılırdı.”
[Buhari Cenaiz 50]


Sehl ibni Sa´d (Allah Ondan razı olsun)´dan bildirildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: 
İki dua geri çevrilmez veya pek nadir olarak geri çevrilebilir. Bunlar ezan okunurken yapılan dua ile savaş esnasında orduların birbirine giriştiği dehşet anında yapılan duadır. 
[Ebu Davud, Cihad, 39]
Panik - Kitap Tanıtım
Depresyon Panik ve Takıntılarımız

Dr. Nihat Kaya 
NESİL YAYINLARI 

"Korkuyorum, çok heyecanlıyım, birden panikliyorum, kalbim çok hızlı çalışıyor, her tarafımı ateşler basıyor, nefesim daralıyor, bayılacak gibi oluyorum, o an kontrolümü yitirecekmişim gibi, ölecekmişim gibi geliyor"
Panik - Özlü sözler
  • Aşık olduğunuzu hissettiğiniz an panik yapmayın. Hemen bir yere oturun, derin nefes alın; katilinizle tanışmanın tadını çıkarın.
  • Tembelliğin 10. ilkesi : İçinizde çalışma isteği varsa, panik yapmayın. Biraz dinlenin geçer.
Panik - Risale-i Nur Külliyatı
İşte bu adam, dereden tepeden aşıp, git gide, tâ hâlî bir sahrâya girdi. Birden müthiş bir sadâ işitti. Baktı ki, dehşetli bir aslan, meşelikten çıkıp ona hücum ediyor. O da kaçtı. Tâ altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rast geldi. Korkusundan kendini içine attı. Yarısına kadar düşüp, elleri bir ağaca rast geldi, yapıştı. Kuyunun duvarında göğermiş olan o ağacın iki kökü var. İki fare, biri beyaz biri siyah, o iki köke musallat olup kesiyorlar. Yukarıya baktı, gördü ki, aslan nöbetçi gibi kuyunun başında bekliyor. Aşağıya baktı, gördü ki, dehşetli bir ejderha içindedir. Başını kaldırmış, otuz arşın yukarıdaki ayağına takarrüb etmiş. Ağzı, kuyu ağzı gibi geniştir. Kuyunun duvarına baktı, gördü ki, ısırıcı, muzır haşerât etrafını almışlar. Ağacın başına baktı, gördü ki, bir incir ağacıdır. Fakat hârika olarak, muhtelif, çok ağaçların meyveleri, cevizden nara kadar başında yemişler var.
Sözler | Sekizinci Söz

Bir vâkıa-i hayaliyede gördüm ki, iki yüksek dağ var, birbirine mukabil. Üstünde dehşetli bir köprü kurulmuş. Köprünün altında pek derin bir dere; ben o köprünün üstünde bulunuyorum. Dünyayı da her tarafı karanlık, kesif bir zulümât istilâ etmişti. Ben sağ tarafıma baktım; nihayetsiz bir zulümât içinde, bir mezar-ı ekber gördüm, yani tahayyül ettim. Sol tarafıma baktım; müthiş zulümât dalgaları içinde azîm fırtınalar, dağdağalar, dâhiyeler hazırlandığını görüyor gibi oldum. Köprünün altına baktım; gayet derin bir uçurum görüyorum zannettim. Bu müthiş zulümâta karşı, sönük bir cep fenerim vardı. Onu istimâl ettim, yarım yamalak ışığıyla baktım; pek müthiş bir vaziyet bana göründü. Hattâ önümdeki köprünün başında ve etrafında öyle müthiş ejderhalar, arslanlar, canavarlar göründü ki, "Keşke bu cep fenerim olmasa idi, bu dehşetleri görmese idim" dedim. O feneri hangi tarafa çevirdim ise, öyle dehşetler aldım. "Eyvah! Şu fener, başıma belâdır" dedim.
Sözler | Yirmi Üçüncü Söz