Minnet - Ansiklopedik bilgi
Minnet

1. (isim) Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma, gönül borcu

Minnet veya şükran bir insanın aldığı yardımdan dolayı duyduğu hoşnutluk duygusudur. Genellikle teşekkür] etme yoluyla ifade edilen bir duygudur.
Minnet duyguları bir başka insana yönelik olabileceği gibi bir tanrıya yönelik de olabilir. Şükran duyguları beslemek İslam ve Hıristiyanlık dinlerinin önemli bir parçasıdır.
Psikologlara göre kişinin duyduğu minnet duygusunun miktarı aşağıdaki unsurlara bağlıdır:
Alınan yardımın yardımı kabul eden kişi açısından önemi
Yardımın yardımı yapan kişiye maliyeti
Yardımın karşılık beklemeksizin yapılmış olması
Yardımın zorunluluk olmadığı halde verilmiş olması
Herkes şükran duygusu duyabilir ama bazı kişilerin diğerlerine göre daha sık şükran duyguları duyduğu saptanmıştır. O kişilerin diğerlerine göre daha mutlu, daha yardımsever, daha affedici oldukları ve daha nadir bir şekilde depresyona uğradıkları gözlenmiştir.
Minnet - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 264. ayet:
Ey iman edenler, Allah´a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiç bir şeye güç yetiremez (elde edemez)ler. Allah, kâfirler topluluğuna hidayet vermez. 

Hucurat (Odalar) Suresi 17. ayet:
Müslüman oldular diye sana minnet etmektedirler. De ki: "Müslümanlığınızı bana karşı minnet (konusu) etmeyin. Tam tersine, sizi imana yönelttiği için Allah size minnet etmektedir. Eğer doğru sözlüler iseniz (bunu böyle kabullenmeniz gerekir.)"
Minnet - Hadisler
Ebu Zer (Allah Ondan razı olsun)´den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: 
Üç sınıf insan vardır ki Allah kıyamet gününde onlarla konuşmaz, onların yüzüne bakmaz ve kendilerini temize çıkarmaz.
Onlar için acıklı bir azap vardır.
Ravi diyor ki: 
Rasûlullah bu sözü üç defa tekrarladı. Bunun üzerine Ebu Zer (Allah Ondan razı olsun): Ziyan edenler kimlerdir ya Rasulallah? diye sorunca
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: 
Elbisesinin eteğini veya paçalarını yerde sürükleyen kimse, yaptığı iyiliği başa kakan(minnet eden) kimse ve ticaret malını yalan yere yeminle satmaya çalışan kimsedir. 
[Müslim, İman 170]
Minnet - Özlü sözler
  • Belki de Allah uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığında minnettar olman için istedi.
  • Canımı isterse canan minnet canıma, bir can nedir ki feda cananıma.
  • Kızma hiç kimseye yaptıklarından dolayı. Aksine teşekkür et ihanet edenlere sadakati öğrettikleri için. Minnet duy yalancılara doğrunun farkına varmanı sağladıkları için. Mutsuz edenlere dua et mutluluğu daha derin hissettirdikleri için. Herkesi sev yaşamına bir anlam kattığı için. Hayat bu yüzden daha güzel siyahla beyazı fark ettirdiği için.
  • Merhamet sevgiye yakınsa, minnet onun aksine yakındır. - Bernard Shaw
  • Minnettar olduğunuzda korku gider, yerini bereket alır. - Anthony Robbins
Minnet - Risale-i Nur Külliyatı
Demek, ebedî bir Cenneti, hem içinde ebedî muhtaçları ister. Çünkü, nihayetsiz cûd ve sehâ, nihayetsiz ihsan etmek ister, nimetlendirmek ister. Nihayetsiz ihsan ve nimetlendirmek ise, nihayetsiz minnettarlık, nimetlenmek ister. Bu ise, ihsana mazhar olan şahsın devam-ı vücudunu ister. Tâ, dâimî tenâumla o dâimî in´âma karşı şükür ve minnettarlığını göstersin. Yoksa, zevâl ile acılaşan cüzî bir telezzüz, kısacık bir zamanda öyle bir cûd ve sehânın muktezâsıyla kâbil-i tevfîk değildir.
Sözler | Onuncu Söz 

Birincisi: Ehl-i dünya bana der: "Neyle yaşıyorsun? Çalışmadan nasıl geçiniyorsun? Memleketimizde tembelce oturanları ve başkasının sa´yi ile geçinenleri istemiyoruz."
Elcevap: Ben iktisat ve bereketle yaşıyorum. Rezzâkımdan başka kimsenin minnetini almıyorum ve almamaya da karar vermişim. Evet, günde yüz para, belki kırk para ile yaşayan bir adam, başkasının minnetini almaz.
Şu meselenin izahını hiç arzu etmiyordum. Belki bir gururu ve bir enaniyeti ihsas eder fikriyle, beyan etmek bana pek nâhoştur. Fakat, madem ehl-i dünya evhamlı bir surette soruyorlar. Ben de derim ki:
Küçüklüğümden beri halkların malını kabul etmemek (velev zekât dahi olsa), hem maaşı kabul etmemek (yalnız bir iki sene Dârü´l-Hikmeti´l-İslâmiyede dostlarımın icbarıyla kabul etmeye mecbur oldum), o parayı da mânen millete iade ettik. Hem maişet-i dünyeviye için minnet altına girmemek, bütün ömrümde bir düstur-u hayatımdır. Ehl-i memleketim ve başka yerlerde beni tanıyanlar bunu biliyorlar. Bu beş seneki nefyimde, çok dostlar bana hediyelerini kabul ettirmek için çok çalıştılar; kabul etmedim.
Mektubat | On Altıncı Mektup