Kızgınlık - Ansiklopedik bilgi
Kızgınlık

1. Kızgın, ısınmış olma durumu.
2. (mecaz) Öfkeli, sinirli olma durumu
3. Hayvanların çiftleşme isteği


Kızgınlık ya da Öfke insanların veya hayvanların algıladıkları bir tehdit veya hakaret karşısında sergiledikleri düşmanlık duygusudur. Kızgınlık vücutta bir takım fiziksel değişikliklere neden olur. Örneğin tansiyon ve nabız yükselir, vücuttaki adrenalin ve noradrenalin düzeylerinde artma gözlenir.
Kızgınlık insanlar ve hayvanlarda dışarıdan gözlenebilen değişikliklere de yol açar. Kızgın insanlar bazen yüksek sesle bağırırlar, kabarırlar, yumruklarını sıkarlar, dişlerini gösterirler veya tehditkar bir yüz ifadesi sergilerler. Genellikle kavgaların çoğu kavgacılardan en azından birinin kızgınlığını ifade etmesi sonucu ortaya çıkar. Kızgınlığın amacı insanların kendilerine tehdit olarak algıladıkları davranışı durdurma çabasıdır. Ancak psikologlara göre kızgın insanlar olayları tarafsız bir şekilde değerlendirme ve davranışlarını kontrol etme yeteneklerini kaybederler. O yüzden de kızgınlık genellikle sorunların çözümünü kolaylaştırmak yerine daha da zorlaşmasına neden olur.
Kızgınlık - Ayet mealleri
Araf (Orta Yer) Suresi 150. ayet:
Musa kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndüğünde onlara: "Beni arkamdan, ne kötü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabuklaştırdınız, öyle mi?" dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu (ki Harun ona:) "Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni öldürmeye giriştiler. Bari sen düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla birlikte kılma (sayma)" dedi.

TaHa Suresi 86. ayet:
Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü. Dedi ki: "Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Size (verilen) söz (ya da süre) pek uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizden üzerinize kaçınılmaz bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?"
Kızgınlık - Hadisler
Süleyman ibn Surâd (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: 
Günün  birinde Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ile oturuyorduk. İki kişi birbirine sövüp duruyordu. 
Bunlardan birinin yüzü kıpkırmızı olmuş ve şah damarları şişmişti. 
Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle demişti: 
Ben bir söz biliyorum, eğer bu kişi Rahmetten kovulmuş, taşlanmış şeytandan Allah’a sığınırım derse üzerindeki bu kızgınlık hali geçer. Bunun üzerine Ashab bu adama Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): 
"Şeytandan Allaha sığınsın" buyurdu, dediler. 
[Buhârî, Bed’ül Halk 11; Müslim, Birr 109]

Yaîş ibni Tıhfe el Gıfari (Allah Ondan razı olsun) babam bana şöyle dedi demiştir: 
Bir gün mescidde ben yüzükoyun yattığımda birisi beni ayağıyla kımıldatıyor ve: 
"Bu Allah’ın kızgınlığına sebep olan bir yatış tarzıdır" diyordu. Bir de baktım ki bunu söyleyen Rasûlullah değil mi!... 
[Ebu Davud, Edeb 95]
Kızgınlık - Kitap Tanıtım
Sinir Küpü

Manfred Mai 
ÇİZMELİ KEDİ 

Okula git, eve dön, ödev yap... Annenle tartış, şımarık kardeşine katlan, kapıcı dırdırı çek... 

Alexander’ın her günü böyle geçiyordu ve artık canına tak etmişti. Çok öfkelendiği bir gün bir kâğıda bir şeyler karaladı. Derken nasıl olduysa oldu, o karaladığı şekil canlandı. Alexander’a şöyle dedi: “Benim adım Sinir Küpü. Ben seni bütün haksızlıklara karşı koruyacağım. Sen istemesen bile...”

Peki, Sinir Küpü ile yaşamak Alexander’ı mutlu edecek miydi?
Kızgınlık - Özlü sözler
  • Bir insan size kızmak istiyorsa; Dünyanın en iyi insanı dahi olsanız bir neden bulabilir. Aynı şekilde bir insan sizi affetmek istiyorsa, dünyanın en kötü insanı dahi olsanız bir mazeret bulabilir. Aradaki fark, sizin iyiliğiniz de ya da kötülüğünüz de değil, karşınızdakinin gözünde ne kadar değerli olduğunuzla alakalıdır.
  • Çabuk hemen kızmak, fakirliği hakir görmek, makam sevgisi, işte bunların hepsi nefse muhabbet duyulmasından kaynaklanmaktadır. - Cüneydi Bağdadi
  • Erkeklerin 3 yalanı: Üzgünüm, seni seviyorum, seni üzmeyeceğim. Kızların 3 yalanı: iyiyim, yoo kızmadım, seni sevmiyorum.
  • Fakat iç ısısı yeterince fazla olanlar sıkıntı ve kızgınlık yaratmamak veya hissetmemek için toplumdan kaçacaktır. - Arthur Schopenhauer
  • ‎Güzel bir kızla flört ederken bir saat bir saniye gibi gelir. Kızgın bir közün üzerinde otururken bir saniye bir saat gibi gelir. İzafiyet budur. - Albert Einstein
  • İyi hasletlerin en üstünü; kızgınlık hâlinde doğruluk, sıkıntı hâlinde cömertlik, cezâ vermeye gücü yettiği hâlde affetmektir. - İdris (a.s.)
  • Kabuğunu koparmadan ne bir elmayı soyabildim ne de iyileştirebildim bir yaramı ama karşıma çıkınca kızmadım hiç elma kurduna, bendim çünkü bıçağı saplayan onun yurduna.
  • Kader önünde sonunda öyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar. Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder. Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz, kimsenin arkasından konuşmaz, kimseyi itham etmez, kimseden nefret etmez, kimseye kin tutmaz. Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şaşmaz. Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından başka bir şey olmadığını bilir. - Epiktetos
  • Kızgınken karar veren, fırtınalı havada yelken açan bir insandır. - Euripides
  • Kızma hiç kimseye yaptıklarından dolayı. Aksine teşekkür et ihanet edenlere sadakati öğrettikleri için. Minnet duy yalancılara doğrunun farkına varmanı sağladıkları için. Mutsuz edenlere dua et mutluluğu daha derin hissettirdikleri için. Herkesi sev yaşamına bir anlam kattığı için. Hayat bu yüzden daha güzel siyahla beyazı fark ettirdiği için.
  • Kızmak, küsmek, susmak yakışsa da yârlığına, emin ol yokluğundan fazla ihtiyacım var varlığına. - Can Yücel
  • Papatya kızmadı hiçbir zaman yapraklarından fal bakılmasına. Gün olur belki sevmeyi de öğretebilirim umuduyla.
  • Sen uzattığın elini tutmayan ele mi dargınsın, tutmayacak bir ele uzattığın için kendine mi kızgınsın. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Sırtından vurana kızma, ona güvenip arkanı dönen sensin. Arkandan konuşana da darılma, onu insan yerine koyan yine sensin. - Ömer Hayyam
Kızgınlık - Risale-i Nur Külliyatı
Dördüncü nümune: Yeni Said ihtiyarlığında bütün bütün siyasetten ve dünyadan kendini çekmeye çalıştığı halde, ehl-i dünyanın bütün bütün kanuna ve insafa ve vicdana, hattâ insanlığa muhalif bir tarzda eşedd-i zulümle yirmi sekiz sene işkencelerle ezdiklerine ve bir sineğin ısırmasına tahammül etmeyen o biçare Said´in baltalarla başına vurduklarına ve ihanetin en şenîlerini yaptıklarına karşı, emsalsiz bir sabır ve tahammül ona ihsan olunması ve gayet asabî ve sinirli olduğu gibi, fıtraten korkak olmadığı halde "Ecel birdir, tegayyür etmez" hakikatine imanından gelen büyük bir cesaretle beraber en korkak, en miskin bir vaziyette sükût edip sabretmesi, hattâ bir miktar sonra o işkenceler sonunda ruhuna bir ferah verilmesinin bir hikmeti, kanaat-i kat´iyemle budur ki: 
Emirdağ Lâhikası | Demokrat Dindar Millet Vekillerine Bir Hakikati İhtar

İşte, envâ-ı dalâlet, derecâtına göre az çok kâinatın yaratılmasındaki hikmet-i Rabbâniyeye ve dünyanın bekasındaki makasıd-ı Sübhâniyeye zarar verdiği için, ehl-i isyana ve ehl-i dalâlete karşı kâinat hiddete geliyor, mevcudat kızıyor, mahlûkat öfkeleniyor.
Ey cirmi ve cismi küçük ve cürmü ve zulmü büyük ve ayıp ve zenbi azîm biçare insan! Kâinatın hiddetinden, mahlûkatın nefretinden, mevcudatın öfkesinden kurtulmak istersen, işte kurtulmanın çaresi: Kur´ân-ı Hakîmin daire-i kudsiyesine girmektir ve Kur´ân´ın mübelliği olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın sünnet-i seniyyesine ittibâdır. Gir ve tâbi ol.
Lemalar | On Üçüncü Lem´a