Izdırap - Ansiklopedik bilgi
Izdırap

1. Acı, üzüntü, sıkıntı, keder
Izdırap - Ayet mealleri
Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 153. ayet:
Siz o zaman durmaksızın uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçi de sürekli sizi arkadan çağırıyordu. (Allah) Elinizden kaçırdıklarınıza ve size isabet edene üzülmemeniz için sizi kederden kedere uğrattı. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. 

Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 154. ayet:
Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Alah´a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: "Bu işten bize ne var ki?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz işin tümü Allah´ındır." Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. 
Izdırap - Bağlantılar
Şükre Dönüşen Keder

289. Nağme: IZDIRAP
Izdırap - Hadisler
Abdullah ibn Mes’ûd (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: 
Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in huzuruna vardım, şiddetli sıtmaya yakalanmıştı. 
Ey  Allah’ın Rasûl’ü sıtma nöbetinden dolayı çok şiddetli zahmet çekiyorsun dedim.
"Evet sizden iki kişinin çekebileceği kadar ızdırap çekiyorum." buyurdu.
Bundan dolayı size iki kat ecir var mıdır? dedim. 
Evet öyledir. Bir müslümanın vücuduna batan bir dikenden en ağırına kadar hiç bir musibet yoktur ki; Allah bu sebeble onun kusurlarını örtmüş ve günahlarını bağışlamış olmasın. Ağacın yapraklarının döküldüğü gibi o müslümanın günahları da öylece dökülür. 
[Buhârî, Merda 13 Müslim, Birr 45]

Enes (Allah Ondan razı olsun)´dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: 
Cehennemliklerden olup da dünyada çok konforlu bir hayat yaşayan kişi kıyamet günü cehenneme bir kere daldırılır ve:
Ey Ademoğlu sen hayatında iyi bir gün geçirdin mi? Konforlu bir hayat yaşadın mı?
diye sorulur. O kişi de: Vallahi görmedim Ya Rabbi, cevabını verir.
Cennetliklerden olup dünyada şiddet ve ızdırapla gün geçiren bir kişi getirilir.
Cennete bir kere daldırılır. Ona da: Ey Ademoğlu sen hayatında hiçbir sıkıntı çektin mi zorluk darlık gördün mü? denilir. O kişi de: 
Hayır vallahi Rabbim, hiçbir yoksulluk ve sıkıntı görmedim, zorluk ve darlık çekmedim, der. 
[Müslim, Münafıkîn 55]
Izdırap - Kitap Tanıtım
Hayal ve Istırap

Selim İleri 
EVEREST YAYINLARI 

Setim İleri´nin Tozlu Aşk Romanları: 2
İkinci Dünya Savaşı eşiğindeki Türkiye...
Eğlenceleri, hoppalıklarıyla ala ala hey Büyükada´dan, adı Yanıkvadideyken Yeşilvadi´ye çevrilmiş taşra köşesine savruluş...
Tek parti iktidarı, savaş, yıkılan ülkü...
Faşizmin amansız fırtınasında soluk kalmaya yazgılı derin bir aşk, Mediha Funda ve Nihat Giray...
"Has edebiyat"ın ustası Selim İleri´nin kaleminden!
"Bu romanlara (Ölünceye Kadar Seninim, Hayal ve Istırap, Kafes) dönük tartışmalar henüz toplu olarak değerlendirilmemiştir. Oysa dönemin edebiyata yönelik siyasal-toplumsal zihniyetini kavramak açısından da böyle bir değerlendirmeye büyük ihtiyaç vardır. O değerlendirmenin yapılmasıyla birlikte Türkiye´deki romancılık sorunları genel planda ortaya çıkarılabilir. Fakat ondan daha önemlisi, bir romancının, Selim ileri´nin zaman zaman romanın sınırlarını çok zorlayan ve Türk edebiyatında çok az görülen, romanın esoterik yapısal özelliklerine dönük çabası sergilenebilir."
Hasan Bülent Kahraman
Izdırap - Özlü sözler
  • Ağlamaktan korkma! Zihindeki ıstırap veren düşünceler, gözyaşı ile temizlenir.
  • Akla bir kere düştü mü düşündüren bir keder, öğütler nafile olur, hayallerinse heder.
  • Azabın, biliyorum, ölümden daha derin / Baba, isyan etmesin gökyüzüne kederin - F. N. Çamlıbel
  • Başkalarının sizi gıybet etmesinden kederlenmeyiniz, zira gıybet eden, farkında olmayarak size iyilik etmiş olur. - Horasani
  • Bilgi, peşi sıra acı getirir sana. Bilgin arttıkça, ne kadar da az şey bildiğinin farkına varır ve kederlenirsin. - Behram Su
  • Bir çığ gibi yürüyelim gözler ilerde; / Keder, elem her ne varsa geride kalsın! / Tehlikeler duman gibi tüterken yerde / Arkadaki her düşünce sönüp ufalsın.
  • Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun. Tek kanatla uçulmaz zaten. Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, kilimin tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin? Taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz. Yüzük olmak dileyen taş, ezilmeyi yontulmayı göze almalıdır. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Birliğin kederi, ayrılığın sefasından daha hayırlıdır. - Yahya bin Muaz
  • Bu akşam içimde tuhaf bir sıkıntı var, dünyada sanki bir ben kalmışım. Sanki herkes nerde keder varsa bırakmış, ben nerde bulduysam toplamış almışım. - A. Kadir
  • Bu akşam o kadar durgun ki sular. Gömül benim gibi kedere diyor. İçimde maziden kalma duygular. Ağla geri gelmez günlere diyor. - Necip Fazıl Kısakürek
  • Çocuğunu kaybeden bir anne için her gün ilk gündür; bu ıstırap ihtiyarlamaz. - Victor Hugo
  • Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Dünyada kedersiz insan yoktur, varsa da adam değildir.
  • Endişe asla yarını kederinden kurtarmaz, sadece bugünün neşesini baltalar. - Leo Buscaglia  
  • Ey aşk! İşte tam bu anda bir nefes vuslattayım. Bir adım içerideyim; bir adım dışarıdayım. Bilmem ki her seferde neden bu kadar kederdeyim? Sana bir o kadar yakın; bir o kadarda uzaktayım.
  • Ey can! Haberin var mı? Senin dertlerle, kederlerle harap olmuş, yıkılmış gönlünde, Hakk´ın gizli bir hazinesi vardır. Aklını başına al da, şu yıkık gönül köyünü, Bağdat şehri ile bile değişme! Allah´a yemin ederim ki, senin şu karanlık gecen, yüzlerce gündüzden daha iyidir. Geceyi verme, gündüzü arama. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Ey gönül! Ne kederlenirsin? / Dünya yalnız sana mı dar? Her kışın baharı her gecenin bir sabahı var.
  • Geceyi yaratmasaydı Allah, bu millet kazanma hırsından kendini helak ederdi. Sıkıntılar gecedir. Dinlen, kederlenme. Sabah elbet olacak. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Gülmek bir güneştir. İnsanın yüzünden hüzün ve keder kışını defeder. - Victor Hugo
  • Günahlara kefarettir gönüldeki keder. Niyetler halis olunca, ameller olmaz heder. Biraz sabreyle Allah ihmal etmez imtihan eder.
  • Hayatlarımızı yalnız 3 şey değiştirir; hayaller, keder ve aşk. - Paulo Coelho
  • Hiçbir şey için "benimdir" deme. Sadece de ki; "yanımdadır!" Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne hayat, ne ölüm, ne huzur, ne de keder. Daima seninle kalmaz.  - H. Lawrence
  • Hürriyet olan bir memlekette yaygara çok, ıstırap az, baskı altında bir memlekette ise yakınma az, keder çoktur. - Carnot
  • İdeolojiler bizi ayırır. Hayaller ve kederler bizi bir araya getirir. - Eugene Ionesco
  • İnsan kalbi hiçbir zaman derinliğine girilememiş ve girilemeyecek olan bir ıstıraplar uçurumudur. - George Sand
  • İnsan, keder ve sevinç zamanlarında kalbinin tahammülünden fazlasını diğer hassas bir kalp ile taksim etmek ister. - Halid Ziya Uşaklıgil
  • İnsana dair herşey zavallıdır. Mizahın kendi gizli kaynağı neşe değil kederdir. Cennette mizah yok.- Mark Twain
  • Keder sizi deştikçe, daha fazla neşeye yer açar. - Khalil Gibran  
  • Kesme nevanı içine salsalar da keder. / Kırılsa gönül medd ü cezr ile / Hepsi geçer, hepsi geçer.
  • Parasızlığını çocuğundan saklayan bir baba kadar,  kaynayan soğuğu avuçlarında saklayan  kederli bir balıkçı kadar, asil olacaksın. Ve ağlayıp sızlanmayacaksın önünde,  kelimelerin anlamsız, susacaksın.  Ucunda ölüm olsa bile, gülümse katiline  "Aşk" asalet ister.
  • Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Şiir demek, ıstırap demektir. 
  • Şüphe genellikle faydasız bir ıstıraptır. - Samuel Johnson
  • ‎Tanrı kimseye acısız günler, kedersiz kahkahalar, yağmursuz güneş sözü vermedi. O size günü atlatmanız için güç, yolunuza ışık verdi.
  • Tatlı söz karşısında büyükler gönülsüzleşirler, kafalarını dikmezler; küçükler de başlarını eğerler. Başarı tatlı dille elde edilir. Hırçın tabiatlı kimse daima ıstırap çeker. - Sadi
  • Üzülme der Mevlana ve devam eder; Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun. Tek kanatla uçulmaz zaten. Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, kilimin tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin? Taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz. Yüzük olmak dileyen taş, ezilmeyi yontulmayı göze almalıdır. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Yeryüzünde bütün ıstıraplar, aza kanaat etmemekten doğar. - Firdevsi
Izdırap - Risale-i Nur Külliyatı
Mâdem öyledir, ey nefis, aklın varsa bütün o muhabbetleri topla, hakiki sahibine ver, şu belâlardan kurtul. Şu nihayetsiz muhabbetler, nihayetsiz bir kemâl ve cemâl Sahibine mahsustur; ne vakit Hakiki Sahibine verdin, o vakit bütün eşyayı Onun nâmiyle ve Onun aynası olduğu cihetle ızdırapsız sevebilirsin. Demek, şu muhabbet doğrudan doğruya kâinata sarf edilmemek gerektir. Yoksa, muhabbet, en leziz bir nimet iken, en elîm bir nikmet olur.
Sözler | Yirmi Dördüncü Söz

İki adam bir padişahın pâyitahtına giderler, o padişahın mahalli garâip olan has sarayına girerler. Biri padişahı bilmez, o yerde gâsıbâne, sârıkâne tavattun etmek ister. Fakat, o bahçe, o sarayın iktizâ ettikleri idare ve tedbîr ve vâridât ve makinelerini işlettirmek ve garip hayvanâtın erzakını vermek gibi zahmetli külfetleri görür, mütemâdiyen ızdırap çeker. O cennet gibi bahçe, başına bir cehennem gibi oluyor. Her şeye acıyor. İdare edemiyor. Teessüfle vaktini geçirir. Sonra da, o hırsız edepsiz adam, te´dib sûretiyle hapse atılır.
Sözler | Yirmi Altıncı Söz

İşte, mahiyet-i insaniyedeki merak ve taleb-i hakikat cihetinden gelen nihayetsiz ızdıraptan kurtaracak, yalnız tevhid-i Hâlık ve mârifet-i İlâhiyedir.
Mâdem küfürde ve şirkte nihayetsiz müşkülât ve ıztırâbât var; elbette o yol muhâldir, hakikati yoktur. Mâdem tevhidde, mevcudâtın yaratılışındaki suhûlete ve kesrete ve hüsn-ü sanatına muvâfık olarak, nihayetsiz suhûlet ve kolaylık var; elbette o yol vâcibdir, hakikattir.
Sözler | Otuz Üçüncü Söz