Coşku - Ansiklopedik bilgi
Coşku

1. (isim) Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu
2. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan
3. (ruh bilimi) Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu
4. (felsefe) Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan
Coşku - Hadisler
Amr İbnu Abese es-Sülemî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Bir gün Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm´a:
"Ey Allah´ın Resûlü! dedim, Allah´a biri diğerinden daha yakın olan bir saat var mıdır -veya- Allah´ın zikri taleb edilen daha yakın bir saat var mıdır?"
"Evet, dedi, vardır. Allah´ın kula en yakın olduğu zaman gecenin son kısmıdır. Eğer bu saatte Aziz ve Celil olan Allah´a zikredenlerden olabilirsen ol. Zîra o saatte kılınan namaz, güneş doğuncaya kadar (meleklerin) beraberlik ve şehadetine mazhardır. Çünkü güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar ve bu doğma ânı kafirlerin ibadet vakitleridir. O esnada, güneş bir mızrak boyunu buluncaya ve (sarı, zayıf) ışıkları kayboluncaya kadar namazı bırak.
Bundan sonra namaz -güneş gün ortasında mızrağın tepesine gelinceye kadar- yine (meleklerin) beraberlik ve şehadetine mazhardır. Güneşin tepe noktasına gelme saati, cehennem kapılarının açıldığı ve cehennemin coşturulduğu bir saattir; namazı (eşyaların gölgesi) doğu tarafa sarkıncaya kadar terkedin.
Bundan sonra namaz -güneş batıncaya kadar- meleklerin beraberlik ve şehadetine mazhardır. Güneş, batarken de bu beraberlik ve şehadet kalmaz, çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasında kaybolur. O sırada yapılacak ibadet kâfirlerin ibadetidir." 
[Ebû Dâvud, Salât: 299, (1277); Nesâî, Mevâkît: 35, (1, 279, 280); Müslim, Müsâfirîn: 294, (832)]

Ebû Katâde (radıyallâhu anh) anlatıyor: 
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) cuma günü hariç, gün ortasında (nısfu´nnehâr) namaz kılmayı mekruh addederdi ve derdi ki: 
Cehennem, cuma dışında (her gün o vakitte) coşturulur.
[Ebû Dâvud, Salât 223, (1083)]
Coşku - Kitap Tanıtım
Coşku - İçten Gelen Mutluluk

Osho (Bhagwan Shree Rajneesh) 
GANJ KİTAP 

Coşku manevidir. O, zevkten ya da mutluluktan farklıdır, tamamıyla farklıdır. Onun dışarıyla, diğeriyle hiçbir ilgisi yoktur; o içsel bir olgudur. Coşku çılgındır. Ve sadece çılgın insanlar bu bedeli ödeyebilir. Sıradan akıllı insan çok kurnazdır, çok hesapçıdır, çok hilekardır. O coşkunun bedelini ödeyemez çünkü onu kontrol edemez. Ancak perişan haldeki bir insanı kontrol edebilirsin. Coşkulu bir insan özgür olacaktır. Coşku özgürlüktür. Coşkulu olduğunda sen bir köleye indirgenemezsin. Tanrı yukarıdaki cennetlerde bir yerlerde değildir. O, şimdi burada; ağaçlarda, taşlarda, senin içinde, benim içimde, her şeyin içinde. Tanrı varoluşun ruhudur, görünmez olan, en içteki özdür. 
Ne olacağın hakkında bir fikrin olmadan dünyada yaşa. Bir kazanan mı yoksa kaybeden mi olmanın hiçbir önemi yok. Ölüm her şeyi senden alır. Önemli olan tek şey oyunu nasıl oynadığındır. Hoşuna gitti mi? O zaman her an bir coşku anıdır.
Coşku - Özlü sözler
  • Anladım ki susmak bir cüsse işi. Derin denizlerin işi. Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar. Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor. Anladım ki susan her şey derin ve heybetli. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Aşk, coşku ve tutku olduktan sonra insan hiç sarsılmaz, bunlar olmayınca yaşam neye yarar. - Stendal
  • Dostun yüzü can aynasıdır. Hohlayıp, puflayıp onu buğulandırma! Sonra ayna seni göstermez olur. Toprak, dostu olan bahara kavuşunca coşar ve çiçekler açar. Sen topraktan daha aşağı değilsin.  Öyleyse dost kıymeti bil!
  • Hayatın değeri, uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır. Öyle uzun yaşamışlar vardır ki, pek az yaşamışlardır. Doyasıya yaşamak, yılların çokluğuna değil, sizin coşkunuza bağlıdır. - Michel de Montaigne
  • Her şeye katlanabilirim, yeter ki içimde o yoğun ve coşkun yalımı duyayım. - Albert Camus 
  • Sanat bence en büyük sayıda insanı ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır. - Albert Camus 
  • Sanat hem bir coşma, hem bir yadsıma işidir. - Albert Camus
  • Sığ suları en hafif rüzgârlar bile coşturabiliyor. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar. Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor. Anladım ki susan her şey derin ve heybetli. -  Şems-i Tebrizi
  • Susmak bazen her şeydir derdim. Bazen coşkun deniz gibi dökülsün kelimeler isterdim. Şu an susmak yada coşmak değil, sadece senin varlığın beni sana bağlayan.
  • Tembellikte heyecan yoktur, üşenmekle coşku bir arada barınamaz. Ya tembelliğin rahatlığında karamsar, ya da çalışmanın yoruculuğunda coşkulu yaşayacağız. - Muhammed Bozdağ
  • Ya sonra diye sorar aşkı gösterseniz, gene aynı sorudur onun aklını kurcalayan; "ya sonra"! Öfke, coşku, dostluk, sevişme, başkaldırı, direnme hep aynı soruyu sürükler peşinden; "ya sonra". Bilinmeyen bir "ya sonra" için bilinenlerin hepsini ıskalamayı kabullenir. - Oscar Wilde
Coşku - Risale-i Nur Külliyatı
Şurası da şâyân-ı hayrettir ki: Şu mübarek Onuncu Söz, mevzuu olan haşir mesele-i mühimmesi, kâinatın hitam-ı ömrüne muallâk ve mukadder olduğu gibi, Risaletü´n-Nur arasında dahi, bu Sözün en son tevafukatını göstermesi de ayrıca bir tevafuktur diyorum. Cennet nehirleri demek olan Kur´ânî nehirleri, envâ-ı türlü âvâzıyla coşkun coşkun aksın ki, zaman-ı câhiliyet ve devr-i fetrette, son derece ihtiyaçlı olan akvâm üzerlerine tulû eden şümûs-u Kur´âniyenin sür´atle inkişaf ve tevessü ve nev-i beşerin humsunu ihyâ, ebedî ve dâimî bir nurla tenvir ve izale eylediği gibi, şu asr-ı dalâlet ve hüsran ve devr-i bid´at ve tuğyanda, ehl-i İmân ve tevhidin yaralı ruhlarına merhem olsun.
Barla Lâhikası | Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Kısmı ve Üçüncü Zeylinin Nihayeti

"Sonra, ben, cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de fedâ ettim. Gözümde ne Cennet sevdâsı var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin îmânı nâmına bir Said değil, bin Said fedâ olsun. Kur´ân´ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa, Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmânını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya râzıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül gülistân olur." 
Hazret coşmuştu. Bir yanardağ gibi lâvlar saçıyordu. Bir fırtına gibi gönül denizini dalgalandırıyordu. Bir şelâle gibi, haşmetli zemzemelerle rûhun en derin noktalarına çarpıyordu. Çok heyecanlanmıştı. Millet kürsüsünde coşmuş bir hatib gibi devam ediyor, sözünün kesilmesini istemiyordu. Yorulduğunu hissettim. Bu heyecanlı bahsi değiştireyim dedim. 
Tarihçe-i Hayat | Sekizinci Kısım : Isparta Hayatı