Çekirge - Ansiklopedik bilgi
Çekirge

Çekirge, (isim, hayvan bilimi) Düz kanatlılardan, uzun olan art bacaklarına dayanarak uzağa sıçrayabilen, birçok türü olan bir böcek (Acridium)
Çekirge - Ayet mealleri
Araf (Orta Yer) Suresi 133. ayet:
Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkar bir kavim oldular.

Kamer (Ay) Suresi 7. ayet:
Gözleri "zillet ve dehşetten düşmüş olarak", sanki "yayılan" çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.
Çekirge - Bağlantılar
Çekirge Bereketi

Çekirge, Açlık Ve Ekolojik Denge Arasında İnsan

Çekirge
Çekirge - Hadisler
Ebû İshâk rahimehullah anlatıyor: "Bir adam Berâ İbnu Âzib (radıyallahu anh)´a geldi ve:
"Ey Ebû İmâre! Huneyn gününde hepiniz geri mi kaçtınız?" diye sordu. Berâ: "Ben, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)´ın kaçmadığına şehâdet ederim! Ancak, askerlerden yükü hafif olan (aceleciler) ile zırh taşımayanlar Hevazin´in bir  kanadına yürüdüler. Halbuki buradakiler okçu kimselerdi: Onları çekirge sürüsü gibi hep birden ok yağmuruna tuttular. Bunun üzerine dağılmak zorunda kaldılar. Böylece düşman, Resulullah´a yöneldi. (aleyhissalâtu vesselâm)´ın katırını Ebû Süfyân İbnu´l-Haris İbni Abdilmuttalib (radıyallahu anh) yediyordu. Aleyhissalâtu vesselâm katırından indi, dua etti, (Allah´tan) yardım taleb etti. Şöyle diyordu:
"Ben Peygamberim yalan değil!
Ben Abdulmuttalibin Oğluyum!
Allahım yardımını indir."
Sonra askerleri düzene koydu. Berâ devamla der ki: "Vallahi, biz savaş kızıştı mı Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)´a sığınırdık.Bizim cesurumuz Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)´la aynı hizada durabilendi." 
[Buhârî, Megîzî 54, Cihâd 52, 61, 97, 167; Müslim, Cihâd 79, (1776); Tirmizî, Cihâd 15, (1688).]

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)  buyurdular ki: 
"Eyyub aleyhisselam üryan (çıplak) vaziyette yıkanırken üzerine altından bir yığın çekirge düştü. Eyyûb aleyhisselam hemen onu elbisesine avuç avuç koymaya başladı. Bunun üzerine Rabbi ona nida etti:
"Ey Eyyûb, ben seni bu gördüğün (dünyalıktan) müstağni kılmadım mı?" Eyyûp aleyhisselâm:
"Evet! Ey Rabbim! Velakin senin bereketine karşı istiğna yok!" diye mukabele etti." 
[Buhârî, Gusl 20, Enbiya 20, Tevhid 35; Nesâî, Gusl 7,l (1, 200-201).] 


Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz, hacc veya umre için Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)´le birlikte yola çıkmıştık. Yol esnasında bir çekirge sürüsüne rastladık. Kamçı ve yaylarımızla vurmaya başladık. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Bunu yeyin, zîra o deniz avından (sayılır)" dedi." 
[Ebu Dâvud, Menâsik 42, (1853); Tirmizî, Hacc 27, (850).]

Ka´bu´l-Ahbâr demiştir ki: "Çekirge deniz avı(ndan sayılmış)dır.
[Ebu Dâvud, Menâsik 42, (1853); Muvatta, Hacc 82, (1, 352).]

İbnu Ebî Evfa (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile beraber [altı veya yedi sefer] gazveye çıkmıştık. Gazve esnasında (aleyhissalâtu vesselâm)´la birlikte çekirge yedik."
[Buhârî, Sayd 13; Müslim, Sayd 52, (1952); Tirmizî, Et´ime 22, (1822, 1823); Ebû Dâvud, Et´ime 35, (3812); Nesâî, Sayd 37, (7, 210).]

Selman (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)´a çekirgeden sorulmuştu."
"Onlar, Allah´ın en kalabalık ordularıdır. Onu  ne yerim ne de haram kılarım" buyurdular."
[Ebû Dâvud, Et´ime 35, (3813); İbnu Mâce, Sayd 9, (3219).]
Çekirge - Kitap Tanıtım
Çekirge Sultan
HİKMET NEŞRİYAT
Çekirge - Risale-i Nur Külliyatı
Nasıl ki, en küçüklerinden bal arısı ve ipek böceğini istihdam edip ilham-ı İlâhî ile azîm bir istifade yolunu açarak ve güvercinleri bâzı işlerde istihdam ederek ve papağan misillü kuşları konuşturarak, medeniyet-i beşeriyenin mehâsinine güzel şeyleri ilâve etmiştir; öyle de, başka kuş ve hayvanların istidad dili bilinirse, çok tâifeleri var ki, karındaşları hayvanât-ı ehliye gibi, birer mühim işte istihdam edilebilirler. Meselâ, çekirge âfetinin istilâsına karşı, çekirgeyi yemeden mahveden sığırcık kuşlarının dili bilinse ve harekâtı tanzim edilse, ne kadar faydalı bir hizmette, ücretsiz olarak istihdam edilebilir. İşte kuşlardan şu nevi istifade ve teshîri ve telefon ve fonoğraf gibi câmidâtı konuşturmak ve tuyûrdan istifade etmek; en müntehâ hududunu şu âyet çiziyor, en uzak hedefini tâyin ediyor, en haşmetli sûretine parmakla işaret ediyor ve bir nevi teşvik eder.

Sözler | Yirminci Söz

İşte, hapisten sonra yazılan bir kısım mektuplarımız hem makbul, hem çok ehemmiyetli, hem bu zamanda halk onlara çok muhtaç olduğuna bir emare olarak, yazdığımız zaman, hilaf-ı adet bir tarzda, serçe kuşunun ve kuddüs kuşunun ve güvercinlerin garip bir tarzda odama gelmeleri ve birbirine tevafuk etmesi ve Milas ta ehemmiyetli bir kardeşimiz Halil İbrahim in, kuddüs kuşu bahsi bulunan mektubu aldıkları zaman, aynen, hilaf-ı adet, kilitli bir odasını açarken, kuddüs kuşu oda içerisinde uçmaya çalışması, hem içinde bulunan mektubu, hem bizim kuşlarımıza tevafuku; ve medrese-i Nuriyedeki şakirtlerin o mektuplarımızı okumak zamanında iki çekirge mektubun başına gelip dinlemeleri sabık kuşlarda tevafukatına, bu küçük kuşlar dahi hem tasdik, hem tevafuk ettikleri gibi; İnebolu daki sadık kardeşlerimizin imzalarıyla; yine mektubumuzu gecede okudukları zaman, gayet heyecanlı bir tarzda bir gece kuşu onları korkutup, pencereye el atıp iki kanadıyla pencereyi döğerek lisan-ı hal ile "Ben de o mektupla alakadarım, bizi alakasız zannetmeyiniz" diye yine sabık aynı meseleye ve sabık kuşların alakadarlıklarına, büyük kuş da tam tevafuk ve tasdik ediyor.

Emirdağ Lâhikası | Yirmi Yedinci Mektubun Lahikasının Zeyli