Doktor - Hekim - Tabip - Ansiklopedik bilgi
Doktor - Hekim - Tabip

Doktor
1. Hekim
2. Bir fakülteyi veya bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yükseköğrenim basamağına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik unvan

Hekim : İnsanlardaki hastalıkları teşhis ve onları ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse, doktor, tabip
Doktor - Hekim - Tabip - Bağlantılar
Beyaz Bastonlu Doktor

Manevi Hekim

Hekim Gözüyle

On Asır Yaşayan Hekim: Ebulkâsım Zehravî

Tedavide Hasta-Hekim İş Birliği

Kur´an-ı Kerim´de Koruyucu Hekimlik 
Doktor - Hekim - Tabip - Hadisler
Amr İbnu Şuayb an ebîhi an ceddihî (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Kim sahte doktorluk yapar ve kendisinden tedavi olunmazsa bu kimse (sebep olacağı neticeyi) tazmin eder." 
[Ebu Davud, Dyiat 25, (4586); Nesâî, Kasâme 38, (8, 52-53); İbnu Mace, Tıbb 16, (3466).]
Doktor - Hekim - Tabip - Kitap Tanıtım
Türkiye´den Doktor Geldi

Metin Topkaraoğlu 
KAYNAK KİTAPLIĞI 

Gönüllü sağlık hizmetleri; “Ateş düştüğü yeri yakar.” bencilliğine inat “Ateş nereye düşerse düşsün, önce bizi yakar.” âlicenaplığına kulak kesilip ve pek çoğunun ateş dökmeye çalıştığı en ücra coğrafyalarda gönüllerdeki yangını söndürme gayretidir.
Gönüllü sağlık hizmetleri; karşısına çıkan her hastaya din, dil, ırk farkı gözetmeksizin fedakârca hizmet verilmesidir. Diğergamlığıyla gönüller fetheden, şefkatiyle şifa vesilesi, temsiliyle hayatı öğreten gönüllü doktorlarımızın insanlığa el uzatmasıdır.
Doktor - Hekim - Tabip - Muhtelif yazılar
Hasta ve doktor

Zamanın evliyâsından Süfyân-ı Sevrî hazretleri hastalandı. Yakınları ona mütehassıs bir Hıristiyan doktor getirdiler. Doktor muayene edeceği şahsın Müslümanların büyüklerinden ve evliyâsından olduğunu duymuştu.
 
Süfyân-ı Sevrî hazretleri gelen doktor ile tıp ve diğer ilimler üzerine sohbet etti.
 
Gelen şahıs tabip olmasına rağmen, Süfyân-ı Sevrî hazretlerinin tıp üzerine verdiği bilgiler, hiç duymadığı, bilmediği şeylerdi. Bunları dinlerken hayretler içinde kaldı.
 
Daha sonra muayene etti. Muayeneden sonra dedi ki:
- Sizin akciğeriniz ve böbrekleriniz, tamamen çalışmaz durumda. Bu hâliyle bir insanın yaşaması imkânsızdır.
 
Süfyân-ı Sevrî hazretleri buyurdular ki:
- Allahü teâlâ her şeye kadirdir.
 
Bunu hayretle dinleyen doktor şöyle düşündü:
"Bir dinde, tıbben yaşaması mümkün olmayan bir insanın yaşaması o dinin yanlış ve batıl olmadığına açık delildir."
 
Süfyân-ı Sevrî hazretlerinin huzurunda kelime-i şehâdet getirip Müslüman oldu.
 
O devrin halifesi bunu duyunca buyurdu ki:
"Ben sandım ki, doktor hastanın yanına geldi. Meğer hasta doktora gönderilmiş."
Doktor - Hekim - Tabip - Özlü sözler
  • Açlık, ilaçların padişahıdır. Hekimler niye perhiz verir düşünsene. Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana).
  • Bir bakışla çalıyor gönlünü her bir görenin. Vermezler ona elbette tabipler de ilaç. Görseler çünkü onun gül yüzünü bir kere. O tabipler de olur başka tabibe muhtaç. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Bir hastayı tedavi eden doktordur, kurtaran hastabakıcı. - Victor Hugo
  • Bir hekim bir hastaya gider ve ona şunu söyler: "Sıtmanız var. Bugün hiçbir şey yemeyiniz, yalnız su içiniz." Hasta ona inanır, teşekkür eder ve ücretini verir. Filozof da bir kültürsüze şöyle der: "Azgın isteklerinizin sonu yok. Kaygılarınız bayağıdır. İnançlarınız sahtedir, yanlıştır." Kültürsüz öfkelenerek çıkıp gider ve alçaltıldığını söyler. Bu ayrılık nereden geliyor? Çünkü hasta ağrısını duyar, ama bilgisiz bu acıyı duymaz.
  • Bu aralar ellerim hep üşür benim. Doktor "kansızlık" der, ben "sensizlik" derim. - Edip Cansever
  • Dünyada sadece iki sınıf insan vardır. Doktorlar ve hastalar. - Rudyard Kipling
  • Ey akıllı kimse, hekim sana acı ilaç gönderdiği zaman hastalıktan korkma. Dost elinden gelen her şeyi iç. Hasta hekimden daha bilgili değildir. - Sadi
  • Gerçek doktor, her hasta ile yaşayıp ölendir. - Stefan Zweig
  • Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor anlıyor musun? Bütün hayatımca bu cam kırıklarını beyin zarımın üzerinde taşımak ve onları oynatmadan son derece hesaplı düşünmek zorundayım. - Oğuz Atay
  • Neşe, kanaat ve sükûnet, doktora evin kapılarını kapatır. - Logav
  • Sana dininden bilgi verecek bir alimin ve beden durumundan bilgi verecek bir doktorun bulunmadığı bir memlekette oturma. - İmam Şafii
  • Sevgisiz birliktelik hatadır:  ya hekime ya hakime götürür. Bir kez daha düşün imzadan önce: nikâhlı aşk, aşksız nikâha dönüşür.  - Cemal Safi
Doktor - Hekim - Tabip - Risale-i Nur Külliyatı
Meselâ, hasta bir çocuk çağırır: "Yâ hekim, bana bak."
Hekim "Lebbeyk," der. "Ne istersin?" Cevap verir.
Çocuk "Şu ilâcı ver bana" der.
Hekim ise, ya aynen istediğini verir, yahut onun maslahatına binâen ondan daha iyisini verir, yahut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez.
İşte, Cenâb-ı Hak Hakîm-i Mutlak, hâzır, nâzır olduğu için, abdin duâsına cevap verir. Vahşet ve kimsesizlik dehşetini, huzûruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir. Fakat, insanın hevâperestâne ve heveskârâne tahakkümüyle değil, belki hikmet-i Rabbâniyenin iktizâsıyla, ya matlûbunu veya daha evlâsını verir veya hiç vermez.
Sözler | Yirmi Üçüncü Söz

İmanın bu dünyada dahi verdiği binler fayda ve neticelerinden yalnız birtek fayda ve lezzetini, bu mezkûr bahsimiz münasebetiyle Gençlik Rehberinde bir Haşiye olarak yazılan bir temsil ile beyan edeceğiz. Şöyle ki: 
Meselâ, senin gayet sevdiğin birtek evlâdın sekeratta ölmek üzere iken ve meyusâne elîm ebedî firakını düşünürken, birden Hazret-i Hızır ve Hakîm-i Lokman gibi bir doktor geldi, tiryak gibi bir macun içirdi. O sevimli ve güzel evlâdın gözünü açtı, ölümden kurtuldu. Ne kadar sevinç ve ferah veriyor, anlarsın. 
İşte, o çocuk gibi sevdiğin ve ciddi alâkadar olduğun milyonlar sence mahbup insanlar, o mazi mezaristanında, senin nazarında çürüyüp mahvolmak üzere iken, birden hakikat-i iman, Hakîm-i Lokman gibi, o büyük idamhâne tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi. Onunla baştan başa bütün ölüler dirildiler. Ve "Biz ölmemişiz ve ölmeyeceğiz, yine sizinle görüşeceğiz" lisan-ı hal ile dediklerinden aldığın hadsiz sevinçler ve ferahları İmân bu dünyada dahi vermesiyle ispat eder ki, İmân hakikatı öyle bir çekirdektir ki, eğer tecessüm etse, bir cennet-i hususiye ondan çıkar, o çekirdeğin şecere-i tûbâsı olur dedim. 
Asa-yı Musa | Birinci Kısım