Diş - Ansiklopedik bilgi
Diş

1. Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri. 
2. Çark, testere, tarak vb. çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri
3. Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane
4. Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm. 
5. (hayvan bilimleri) Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar.
Diş - Ayet mealleri
Maide (Ziyafet) Suresi 45. ayet:
Biz onda, onların üzerine yazdık: Can´a can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir keffarettir. Kim Allah´ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır.

Müminun (İnananlar) Suresi 104. ayet:
Ateş, onların yüzlerini yalayarak yakar da onun içinde onlar, (etleri sıyrılmış olarak sırıtan) dişleriyle kalıverirler.
Diş - Bağlantılar
Diş Fırçalamada Ölçü

Diş Hekimliğinde Misvağın Yeri

Tarihte Diş Hijyeni

Balıklarda Diş Bakımı

Diş Eti Deyip Geçmeyin

Tükürük ve Diş Çürüğü

Ağız Diş Sağlığı Ve Misvak

Misvak Diş Macunu Ve Florid

Ağız ve Diş Sağlığı (video)
Diş - Hadisler
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Kim gözüne sürme çekerse teklesin. Bu sözümü kim tutarsa işi en güzel şekilde yapmış olur, tutmayana bir mahzur yok. Kim abdest bozduktan sonra taş kullanarak temizlenirse teklesin. Kim böyle yaparsa güzel yapar, kim de yapmazsa bir mahzur yok. Kim yemek yer ve dişlerinin arasından bir şey çıkarırsa onu dışarı atsın, kim de diliyle çıkarmışsa onu yesin. Kim bu söylediğimi yaparsa güzel yapar, kim de yapmazsa bir mahzur yok. Kim helâya giderse (imkân nisbetinde) tesettürde bulunsun, (kuytu bir yer) bulamazsa, hiç olmazsa  kum (taş vs.,den) bir tümsek  yapıp ona arkasını dönsün, zira şeytan, insanoğlunun makadlarıyla (oturak kısmıyla) oynar. Kim bunu yaparsa en güzelini yapmış olur, yapamayana bir beis yok."
[Ebû Dâvud, Tahâret: 19, (35);]

Âmir İbnu Rebî´a (radıyallahu anh) anlatıyor; "Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)´ı, oruçlu iken misvaklandığını sayamayacağım kadar çok gördüm."
[Buharî, Savm: 27; Ebu Dâvud, Savm: 26, (2364); Tirmizî, Savm: 29, (725); (Buharî´nin rivayeti muallaktır);]

Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Eğer ümmetim üzerine zahmet vermeyecek olsaydım, her namazda misvak kullanmalarını emrederdim."
[Buhârî, Cuma: 8, Temenni: 9; Müslim, Tahâret: 42, (252); Muvatta, Tahâret: 115, (1, 66); Ebû Dâvud, Tahâret: 115, (46); Tirmizî, Tahâret: 18, (22); Nesâî, Tahâret: 7, (1, 12).]

Hz. Ebu Hüreyre  (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Uhud günü: "Peygamberine böyle yapan bir kavme Allah´ın öfkesi arttı" dedi ve (kırılan) dişine işaret etti. Ve ilave etti: "Allah´ın gadabı, Resulullah´ın Allah yolunda öldürdüğü kişiye de Allah´ın öfkesi şiddetlendi." 
[Buhârî, Megazî 24; Müslim, Cihad 106, (1793).]
Diş - Kitap Tanıtım
Beyaz Diş Gezegeni

Hatice Bilici 
NESİL YAYINLARI 

“Çoklu Zekâya Uygun Davranış Kazandırıcı Hikâyeler” 7+ yaş grubu çocukların yardımlaşma, sorumluluk, dürüst olma, temizlik ve diş sağlığı bilinci edinmesini sağlıyor. Onlara bu güzel alışkanlıkları hikâye tadında sunarken zekâlarını geliştirmeyi de hedefliyor. Set, çocukların sözel (dilsel), görsel (uzamsal), doğa, kişisel (içsel), kişiler arası (sosyal), müziksel (ritmik), mantıksal (matematiksel), bedensel (kinestetik) zekâlarını geliştiren beş ayrı hikâyeden oluşuyor. 
* * *
Aslı’nın dişi ağrıyordu. Ama o diş doktoruna gitmek istemiyordu. Öğretmeninin ısrarı üzerine doktora giden Aslı’ya doktor amca güzel bir masal anlattı. Masalın adı, “Beyaz Diş Gezegeni”ydi. Aslı diş sağlığını korumanın önemini bu masalla bir kez daha anlamış oldu. Siz de doktorun Aslı’ya anlattığı bu masalı merak ediyor musunuz?
Diş - Özlü sözler
  • Aç canavara karşı tahabbüb; merhametini değil, iştihasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister. - Said Nursî
  • Allah her kuluna layığını verdi. / Tırtıl bir diş bulsa ormanı yerdi / Kediler haftada bir gün uçabilse / Dünyadaki serçelerin nesli biterdi.
  • Allah´ın muradını unutma. Allah murat ederse kişinin işini, süt içerken kırar dişini. Allah murad ederse kişinin işini, mermer taşa geçirir dişini. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Bir erkeğin yumruğundan bile serttir bazen bir kadının son sözü. Çünkü ilki dişlerini döker, öteki düşlerini. - William Butler
  • Bu dünyada kanadı kopmuş kuş, kurumuş ağaç, suyu çekilmiş havuz, dişleri dökülmüş yılan ne ise, fakir insan da odur. - Şüdraka
  • Dil yumuşak olduğu için ömür boyu kalır. Diş ise sert olduğu için dökülür.
  • Dille düğümlenen dişle çözülmez. - Kaşgarlı Mahmud
  • Diş ağrısı çekenler, dişleri sağlam olanları; yoksulluk çekenler parası bol olanları mutlu sanır. - Bernard Shaw
  • Eğer kalbim, karşılık görmeden sevecek kadar bayağılaşırsa, onu dişlerimle parçalarım. - Napolyon Bonapart
  • Ekmeğinizi bölüşün ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın. - Halil Cibran
  • Göze göz dişe diş. - İtalyan atasözleri
  • İnsanın sevdiğini kaybetmesi, dişini kaybetmesi kadar ilginçtir. Acısını o an yaşar, yokluğunu ömür boyu. - Necip Fazıl Kısakürek
  • Ne zaman vuslat ey yar! Can bitap düştü, saçlarıma hazan düştü. Sevdama köz düştü. Lime lime etti bu hasret beni. İlmek ilmek cana dokudum da seni, gönül gözüme hayranlık düştü. Özlem iklimlerinden dergâhına sesleniştir bu, ahı feryada karışmış bir Kıtmir’in yanmasıdır. Gel ne olur bir gün çıkıp gel alev almadan ruhum. Canı dişinde, özü közünde bir ağlayıştır bu. Kâlin hâle serzenişi, Mecnun´un Leyla´ya vurgunluğu. Gel ateşe su. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Soğuk su, sıcak aş diş düşmanı, genç avrat koca herifin baş düşmanı. - Türk atasözleri
  • Şans bana güldüğünde dişleri döküktü. - Muhsin Ünlü
Diş - Risale-i Nur Külliyatı
Hulûsi Beyin sualine cevaptır. 
(Dişlerin kaplanması hakkındaki suale cevap
1932 tarihli sualinize şimdilik etrafıyla cevap veremiyorum. Fakat bu meseleyle münasebettar bir-iki mesele-i şeriatı icmalen yazıyorum. Şöyle ki: 
Abdest vaktinde ağzı yıkamak farz değil, sünnettir. Fakat gusül hengâmında ağzını yıkamak farzdır. Az birşey de yıkanmadık kalsa olmaz, zarardır. Onun için dişleri kaplama lehinde ulemâlar fetva vermeye cesaret edemiyorlar. 
İmam-ı Âzam ile İmam-ı Muhammed (radıyallahü anhümâ) gümüş ve altından dişlerin yapılmasına fetvaları, sabit kaplama hakkında olmamak gerektir. 
Halbuki bu diş meselesi umûmü´l-belvâ suretinde o derece intişarı var ki, ref´i kabil değil. 
Ümmeti bu belvâ-yı azîmeden kurtarmak çaresini düşündüm; birden kalbime bu nokta geldi. 
Haddim ve hakkım değil ki, ehl-i içtihadın vazifesine karışayım. Fakat bu umûmü´l-belvâ zaruretine karşı, fetvalara taraftar olmadığım halde diyorum ki: 
Eğer mütedeyyin bir hekîm-i hâzıkın gösterdiği ihtiyaca binaen kaplama sureti olsa, altındaki diş ağzın zahirîsinden çıkar, bâtın hükmüne geçer. 
Gusülde yıkanmaması, guslü iptal etmez. Çünkü üstündeki kaplama yıkanıyor, onun yerine geçiyor. 
Evet, cerihaların üstündeki sargıların zarar için kaldırılmadığından ceriha yerine yıkanması, şer´an o yaranın gasli yerine geçtiği gibi, böyle ihtiyaca binaen sabit kaplamanın yıkanması dahi dişin yıkanması yerine geçer, guslü iptal etmez.
Barla Lâhikası | Mesail-i Müteferrika

Esbâb içinde, bilbedâhe en eşrefi ve ihtiyârı en geniş ve tasarrufâtı en vâsi, insandır. İnsanın dahi en zâhir ef´âl-i ihtiyâriyesi içinde en zâhiri, ekl ve kelâm ve fikirdir; yani yemek, söylemek, düşünmektir. Şu yemek, söylemek, düşünmek ise gayet muntazam, acîb, hikmetli birer silsiledir. O silsilenin yüz cüz´ünden, insanın dest-i ihtiyârına verilen, ancak bir cüz´üdür. Meselâ, yemekten, bedenin tegaddî-i hüceyrâtından tut, tâ semerâtın teşekkülüne kadar olan silsile-i ef´âl içinde, insanın dest-i ihtiyârına verilen, yalnız ağızdaki dişlerin değirmenini tahrik edip onu çiğnemektir; ve söylemek silsilesinden yalnız mehâric-i huruf kalıplarına havayı sokup çıkarmaktır. Halbuki, ağzında birtek kelime, bir çekirdek gibi iken, bir ağaç hükmündedir. Hava içinde milyonlar aynı kelime gibi meyveler verir. Milyonlarla dinleyenlerin kulaklarına girer. Bu misâlî sümbüle, insandaki hayalin eli ancak yetişebilir; ihtiyârın kısacık eli, nasıl yetişir?
Sözler | Otuz İkinci Söz