Dağ - Ansiklopedik bilgi
Dağ

1. Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü
2. Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan
3. İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılan yanık
4. Büyük üzüntü, acı
Dağ - Ayet mealleri
Şuara (Şairler) Suresi 63. ayet:
Bunun üzerine Musa´ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu.

Rad (Gök Gürültüsü) Suresi 31. ayet:
Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü, yerin parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kur´an olsaydı (yine bu Kur´an olurdu). Hayır, emrin tümü Allah´ındır. İman edenler hâlâ anlamadılar mı ki, eğer Allah dilemiş olsaydı, insanların tümünü hidayete erdirmiş olurdu. İnkâr edenler, Allah´ın va´di gelinceye kadar, yaptıkları dolayısıyla ya başlarına çetin bir bela çatacak veya yurtlarının yakınına inecek. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. (Veya miadını şaşırmaz.)

Nahl (Arı) Suresi 15. ayet:
Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar bıraktı, ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki doğru yolu bulursunuz.

Meryem Suresi 90. ayet:
Neredeyse bundan dolayı, gökler paramparça olacak, yer çatlayacak ve dağlar yıkılıp göçüverecekti.

TaHa Suresi 105. ayet:
Sana dağlar hakkında soruyorlar. De ki: "Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak" 

Enbiya (Peygamberler) Suresi 31. ayet:
Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye geniş yollar açtık.

Hac Suresi 18. ayet:
Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah´a secde etmektedirler. Birçoğu üzerine azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.

Ahzab (Gruplar) Suresi 72. ayet:
Gerçek şu ki, biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir.

Vakıa (Olay) Suresi 5. ayet:
Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı, 

Hakka (Gerçekleşen) Suresi 14. ayet:
Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman.

Müzemmil (Bürünen) Suresi 14. ayet:
(Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye-tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur.

Mürselat (Gönderilenler) Suresi 27. ayet:
Ve onda sabit yüksek dağlar var etmedik mi? Size tatlı bir su içirmedik mi?

Karia (Şiddetli Ses) Suresi 5. ayet:
Ve dağların "etrafa saçılmış" renkli yünler gibi olacakları (gün),
Dağ - Bağlantılar
Dağ Hastalığı

Yüzen Dağlar

Dağlar Kükrediği Zaman

Teffekkürü Mayalayan Mekânlar: Dağlar

Dağ

Doğa Aktiviteleri Grubu

Türkiye Dağcılık Federasyonu
Dağ - Hadisler
Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün elimden tuttu ve şu açıklamayı yaptı: "Allah toprağı cumartesi günü yarattı. Ondaki dağları pazar günü yarattı; ağaçları pazartesi günü yarattı. Mekruhları salı günü yarattı. Nuru çarşamba günü yarattı ve onda hayvanları perşembe günü  yaydı. Hz. Âdem (aleyhisselam)´i cuma günü  ikindi vaktinden sonra, ikindi ile gece  arasındaki gündüz vaktinin en son saatinde en son mahluk olarak yarattı." 
[Müslim, Sıfatu´l-Kıyâme 27, (2789).]

Yine Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Fırat nehri altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmaz. Onun üzerine insanlar savaşırlar. Yüz kişiden doksan dokuzu öldürülür. Onlardan her biri: "Herhalde savaşı ben kazanacağım" der." 
[Buhârî, Fiten 24, Müslim, Fiten 29, (2894); Ebu Davud, Melahim 13, (4313, 4314); Tirmizî, Cennet 26, (2572, 2573).]
Dağ - Kitap Tanıtım
Kendi Everest´inize Tırmanın

Nasuh Mahruki 
ALFA YAYINLARI 

ZİHİN HARİTASI HEDİYELİ…

EVEREST DAĞINA TIRMANAN İLK TÜRK VE DÜNYADA İLK MÜSLÜMAN DAĞCI, AKUT BAŞKANI NASUH MAHRUKİ’DEN BİR KİŞİSEL GELİŞİM BAŞYAPITI!

Yaşamımız her gün yaptığımız binlerce seçimden oluşuyor. Her seçim bir kapı açar ya da kapatır. Şimdi elinize bu kitabı aldınız ve alayım mı, almayayım mı diye düşünüyorsunuz. Karar verme durumundasınız. Sıkıcı bir kitap olabilir; boşuna para ve zaman harcamış olursunuz. Ama belki de yaşamınızı zenginleştiren önemli bir kaynağa sahip olursunuz.

Bu kitabı okuyarak ruhunuza özen göstermiş olacağınızı biliyorum.

Hiç dağa tırmanmadım, dağa tırmanmakla hiç ilgilenmedim, şimdiden sonra ilgileneceğimi de sanmıyorum. Nasıl oluyor da dağa tırmanmayı büyük bir başarı olarak gören birinin yazdığı kitaptan bu kadar etkileniyorum? Üniversite öğrencilerinin, öğretmenlerin, yöneticilerin ve anababaların okumasını niçin istiyorum? Bu kitabı okumak benim için ruhsal bir yolculuk oldu. Yaşanmamış yaşamlar dünyasındayız. Ya sen hayatı yaşarsın ya da hayat seni yaşar. İnsanların çoğu bunun farkında değil. Yani konu benim dağa tırmanmam değil, konu yaşamımın hakkını vererek yaşamam. Ve bu dünyada büyük bir çoğunluğumuz yaşamadan ölüyoruz. Kitap yaşarken yaptığımız seçimlerle ilgili. Yaşadığımız yaşamı seçiyoruz; hepsi bu. İnsan kendi yaşamını yaşamayı nasıl seçer? Olabileceğinin en iyisi olma yolunu nasıl seçer? İlk adım farkına varmaktır, ilk adımı atmak isteyenler için bu kitap önemli bir kaynak. Bu kitapta, olabileceğinin en iyisi olmak isteyenlere gerçekçi altmış dört öğüt var. Unutmamak gerekir ki bu, kırk iki yaşında ve bugüne dek çok az insanın başarabileceği birçok şeyi başarmış bir insan tarafından kaleme alınmış bir kitap. Umarım bu kitabı okurken benim kadar haz alırsınız.

Doğan Cüceloğlu’nun önsözünden.
Dağ - Özlü sözler
  • Anne gezindiğin bağdır. Baba yaslandığın dağdır. Ömrümün en güzel çağı annem babamla olandır.
  • Aptal aptal, kan ter içinde, hayvan gibi dağa tırmanıyorlar. Yolda çok güzel manzaralar olduğunu onlara söylemeyi unutmuşlar.
  • Aşk denizi bir çömlek gibi kaynatır. / Aşk dağı kum gibi ezer eritir. / Aşk gökyüzünü çatlatır. / Aşk sebepsiz yeryüzünü titretir.
  • Aşk nehir gibidir; taşların etrafından akar, kendini vadilere ve dağlara uydurur. - Paulo Coelho
  • Aşk, yolculuk yaparken gördüğümüz dağlar gibidir. Ne kadar büyük olursa olsun bir bakmışsınız çoktan geçip gitmiş.
  • Ben dağları değil, kendimi fethettim. - Edmund Hillary (Everest dağına ilk tırmanan dağcı)
  • Bir can var canında, o canı ara; / Beden dağındaki gizli mücevheri ara; / Ey yürüyüp giden dost, bütün gücünle ara; / Aradığını dışarıda değil, kendi içinde ara. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Bir dağın zirvesinde olmanın keyfini önce eteklerinde yürümeden nasıl yaşayabilirsin. - Robin Sharma
  • Biz hohlaya hohlaya buz dağlarını erittik, şimdi ortalık çamurdan geçilmiyor. - Necip Fazıl Kısakürek
  • Bu böyle sürüp gidecek. Seni sevmediğimi bileceksin. Öğrenemeyeceksin.  Ve ben bu gece, her Allah’ın gecesi yıldızlara seni sevdiğimi söyleyeceğim. Sana asla.  Çünkü aramızda denizler dağlar ve benim kör olası gururum var. - Victor Hugo
  • Bu dünya, yaptıklarımızın yankılanıp tekrar bize döneceği bir dağdır. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Büyük dağlar ve büyük ütopyalar gibi içerden çürümüşüz meğer.
  • Cüce, dağa da çıksa cüce, dev, kuyuya da girse devdir. - Lucius Annaeus Seneca 
  • Dağ ne kadar yüksek olursa olsun, yol onun üzerinden geçer. Sen dağ olmaya heveslenme, asla gururlanma; yol ol ki herkes senin üzerinden geçerken, sen dağların bile üzerinden geçesin. - Fatih Sultan Mehmet
  • Dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Dağı yerinden oynatan adam küçük taşları taşıyarak başlar. - Konfüçyüs
  • Dağlar önümde eğilirken kayalara yalvarmam.
  • Dağlar üzerine buğday dağıtın; Müslüman bir ülkede aç kuş kaldı denilmesin. - Hz. Ömer (r.a.)
  • Dağların zirvesinde iki tür canlı yaşar; kartallar ve de yılanlar. Yılanlar sürünerek çıkar, kartallar ise uçarak.
  • Dost selamında teselli bulan her yürek, dağlar ardında bile kalsa, teselliyi gözün gördüğüyle değil, yüreğinde dost bildiğiyle bulurmuş.
  • Dünya dağdır, bizim yaptıklarımız ses. Seslerin aksi yine bizim semtimize gelir
  • Eğer dağda kuş cıvıltısı eksik değilse hayat normal demektir. Kuşlar susar, kargalar başlarsa uzaklarda bir şeyler oluyor demektir.
  • Ey gönül! Gezip de hayran kalmadığım yerin olmadı; bazen aklımı başımdan aldın, bazen benliğimi ayaklar altına. Ama herkeste bulunsa da, çoğunun farkında olmadığı bir sır gibi taşıdım seni. Dağları delmiyorum, çölleri aşmıyorum ama daha zoru olan benliğimle savaşıyorum. Yanıyorum diyerek masivâya sesleniyorum; ateşsiz, dumansız içten içe kül oluyorum.
  • Ey insan Kaf dağı kadar yüksekte olsan da, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma her şeyin bir hesabı var üzdüğün kadar üzülürsün. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Ferhat´ın sevgilisine kavuşmak için deldiği dağ, benim devirmek borcunda olduğum nefsimin yanında bir kum tanesi. - Necip Fazıl Kısakürek
  • Gönüllerden kibri çıkarmak yüce dağları iğne ile kazımaktan daha zordur. - Şeyh Şamil
  • Gün gelip karlar eriyince, dağ yolunuzu gözleyince sizin en güzel cevabınız; başka bir dağdan selam yollamaktır.
  • Güneş dağın senin bulunduğun tarafında parlamıyorsa, öbür tarafına dolaş ve yarı yolda buluşun güneşle. - Jane Arbor
  • Haklı karıncaya yol veririm, haksız fili yolundan ederim belki; başı karlı dağ değilim ama bir adımda geçilecek tepede değilim.
  • Hayatınızın her gününü sanki bir dağa tırmanıyormuşsunuz gibi yaşayın. Arada bir zirveye göz ucuyla bakın ki, hedefiniz daima aklınızda olsun; ama yalnızca zirveye odaklanıp, varılan her yeni noktanın farklı ve güzel manzarasını da kaçırmayın.
  • Hayatta üç çeşit insandan korkacaksın: Dağdan inme, dinden dönme, sonradan görme.
  • Her ne istiyorsan, kendinde ara. Senin canın içinde bir can var, o canı ara. Senin dağının içinde bir hazine var, o hazineyi ara. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Her rüzgarda otlar gibi eğilip bükülürsen, dağ gibi de olsan, bir ota değmezsin. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Her şeyi bilebilir, her sırrı anlayabilirim. Dağları yerinden oynatacak inanca sahip olabilirim. Oysa sevgisizsem ben bir hiçim.
  • Herkes anlayacak ki; arı sabrı olmadan bal yapılamaz. Ve yine herkes anlayacak ki; derdi bal olanın, sabrı dağ olacak.
  • Hiç bir sevdayı yalnızca sevgiyle yaşatamazsınız hiç bir dağ bir özlemi gömebileceğiniz kadar büyük değildir.
  • Hiç kimse göründüğü gibi değildir, nerden bileceksin ki dağın içinde yanan volkanı?
  • İnsan yıkılırken bile "Lamelif" gibi devrilmeli bükülmeden. İnsan sevdiğine atılan kurşunları "Cim" gibi alabilmeli bağrına. İnsan sırtına dağlar yüklendiğinde "Elif" gibi dimdik durabilmeli. İnsan bir ömür "Kef" gibi sevdiğini kucağında taşıyabilmeli. İnsan bir tek RABB karşısında "Mim" gibi secdeye koymalı başını.  
  • İnsanlar dağların zirvelerini, denizin dalgalarını, büyük nehirleri ve zengin okyanusu temaşa ederler; fakat en büyük mucize olan kendilerini görmeden geçip giderler. - Saint Augustin
  • Kardelene sormuşlar bütün çiçekler sıradan yerlerde açıp insanlara yakın dururken sen neden böyle yüksek dağlarda açarsın? Kardelen şöyle cevap vermiş: Gülü seven dikenini, menekşeyi seven rengini, beni seven ölümü göze alır.
  • Korkaklar her gün ölür, bir gün olsun yaşayamaz. Gördüğü her tepeyi dağ zanneder aşamaz.
  • Kurt bunalınca şehre iner, kul bunalınca dağa çıkar.
  • Mutluluk Kaf Dağı’nın ardında değil. Mutluluk yanı başımızda, küçük şeylerde gizlidir. 
  • Ne güzeldir anarak Tunga er efsanesini yürümek. Ruh olup, ordu olup Tanrı Dağ´ın çevresini bürümek.
  • Saman çöpü degil; hilim, sabır ve adalet dağıyım. - Mevlâna Celâleddin-i Rûmî
  • Seni yoran önündeki tırmanacağın dağ değil, ayakkabındaki çakıl taşıdır. - Muhammed Ali
  • Seversem dikeni gül, nefreti kül, yüreğimi yol ederim. Ama gidersem dağları deler, yüreğimi kilitler, her şeyi siler giderim.
  • Tamamen sevemediklerinden, senin de sevginin tam olmadığına inanacaklar ve senden nefret edecekler ve nefretleri mükemmel olacak, parlayan bir elmas gibi, bir bıçak, bir dağ, bir kaplan, zehirli ot gibi, onların en iyi sanatı. - Charles Bukowski
  • Tasavvuf, bence her şeyden önce içsel bir yolculuk. Hani etrafla uğraşmayı bırakmak. Kimseyi ötekileştirmemek. Bence tasavvufu benimseyen bir insan kimseye kin güdemez. Bilmediği insan hakkında atıp tutamaz. Çok basit şeyler söylüyorum ama unutma ki verdiğim her enerji bana geri dönüyor. Yani Mevlana şey gibi diyor; dünya bir dağın karşısına geçip seslenmeye benziyor. Ben ne dersem, yankısı bana geri geliyor. Çok basit gibi görünen ama çok temel kurallar var hayata geçireceğimiz. Tabi ki tasavvuf çok derin bir okyanus. Ama aynı zamanda tasavvuf gündelik hayata, bugüne, modern hayata uygulanabilecek bir yaşam felsefesi. Geride kalan bir şey değil. - Elif Şafak
  • Yaşamak bir dağa tırmanmak gibidir. Tırmandıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş açınız genişler.
Dağ - Risale-i Nur Külliyatı
Şöyle azim ırmakların, elbette mümkün değil, şu dağlar hakiki menbaları olsun. Çünkü, farazâ o dağlar tamamen su kesilse ve mahrûtî birer havuz olsalar, o büyük nehirlerin şöyle süratli ve kesretli cereyanlarına muvâzeneyi kaybetmeden, birkaç ay ancak dayanabilirler. Ve o kesretli masârife karşı, gâliben bir metre kadar toprakta nüfuz eden yağmur, kâfi vâridât olamaz. Demek ki, şu enhârın nebeânları, âdi ve tabiî ve tesadüfî bir iş değildir. Belki pek hârika bir sûrette, Fâtır-ı Zülcelâl onları sırf hazîne-i gaybdan akıttırıyor.
Sözler | Yirminci Söz 

Evet, hakikattir. Mağaralı her dağ, her insanla ve insanın diliyle, papağan gibi konuşabilir. Çünkü, aks-i sadâ vâsıtasıyla, dağın önünde sen "Elhamdülillâh" de; dağ da aynen senin gibi "Elhamdülillâh" diyecek. Mâdem bu kabiliyeti Cenâb-ı Hak dağlara ihsan etmiştir; elbette, o kabiliyet inkişaf ettirilebilir ve o çekirdek sünbüllenir.
İşte, Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma, risâletiyle beraber hilâfet-i rûy-i zemini müstesnâ bir sûrette ona verdiğinden, o geniş risâlet ve muazzam saltanata lâyık bir mu´cize olarak o kabiliyet çekirdeğini öyle inkişaf ettirmiş ki, çok büyük dağlar birer nefer, birer şâkird, birer mürid gibi Hazret-i Dâvud´a iktidâ edip onun lisâniyle, onun emriyle, Hâlık-ı Zülcelâle tesbihât ediyorlardı. Hazret-i Dâvud Aleyhisselâm ne söylese, onlar da tekrar ediyorlardı. Nasıl ki, şimdi vesâit-i muhâbere ve vesâil-i irtibâtın kesret ve tekemmülü sebebiyle, haşmetli bir kumandan, dağlara dağılan azîm ordusuna bir anda "Allahü Ekber" dedirir ve o koca dağları konuşturur, velveleye getirir; mâdem insanın bir kumandanı, dağları sekenelerinin lisâniyle mecâzî olarak konuşturur; elbette, Cenâb-ı Hakkın haşmetli bir kumandanı, hakiki olarak konuşturur, tesbihât yaptırır. Bununla beraber, her cebelin bir şahs-ı mânevîsi bulunduğunu ve ona münâsip birer tesbih ve birer ibâdeti olduğunu, eski Sözler´de beyân etmişiz.
Sözler | Yirminci Söz
Dağ - Şiir türü
Dağlar Dağlar 

Ellerimle büyüttüğüm solarken dirilttiğim
Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin
Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin

Dağlar dağlar
Kurban olam yol ver geçem 
Sevdiğimi son bir olsun yakından görem
Dağlar dağlar
Kurban olam yol ver geçem 
Sevdiğimi son bir olsun yakından görem

Kuşlar ötmez güller soldu yüce dağlar duman oldu
Belli ki gittiğin yerden kara haber var
Belli ki gittiğin yerden kara haber var

Barış Manço