Delailü´l- Hayrat - Ansiklopedik bilgi
Delailü´l- Hayrat

Şeyh Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî (ö. 870/1465) tarafından  derlenen salavat mecmuası.
Delailü´l- Hayrat - Bağlantılar
Delailü´l-Hayrat hakkında bilgi verir misiniz?

Efendiler Efendisine Bir Demet Salavât: Delâilü´l-Hayrât 

Delâilü´l-Hayrât
Delailü´l- Hayrat - Kitap Tanıtım
Açıklamalı Delailü´l- Hayrat 
Salavat- ı Şerifler

Muhammed b. Süleyman el Cezuli
İbrahim Tozlu 
SEMERKAND YAYINCILIK 

İçindekiler

Mukaddime-Başlangıç Duası-Niyet Duası-İftitah Duası-Esma-i Hüsna-Tevfik Duası-Esma-i Nebi-Pazartesi-Salı-Çarşamba-Perşembe-Cuma-Cumartesi-Pazar-Pazartesi-Hatim Duası-Beyitler
Delailü´l- Hayrat - Muhtelif yazılar
Delailü´l-Hayrat nasıl yazıldı?

RİVAYET OLUNUR Kİ, 

Seyyid Muhammed b. Süleyman el-Cezulî Hazretleri, abdest almak üzere bir kuyunun başına gitti. Ve fakat, kuyudan su çekecek birşey bulamadı. Bir vakit, kuyunun ötesinde berisinde haline çare olacak bir cisim aradı. Kuyudan yüksekçe bir mevkide, küçük bir kız çocuğu vardı ve hazretin müşkil vaziyetini seyretmekte idi. 
Bulunduğu yerden seslendi: 
“Sen kimsin?” 
Hazret, ismini söyledi, kendini tanış etti. 
Küçük kız: 
“Yazık! Sen ki, insanlar arasında müteber bir kimse olarak bilinirsin, fakat bir kuyudan su çekemedin!” dedi ve kuyunun başına gelip içine tükürdü. O vakit kuyu, kayalık gözelerden fışkıran pınarlar gibi coştu, suyu dışarıya kadar taştı. 
El Cezulî de, abdestini bir güzel aldı. Sonra da o küçük garip kızcağıza sordu: 
“Yaradanın aşkına söyle, sen küçük bir kız çocuğu iken, böyle bir mertebeye nasıl kavuştun?” 
Küçük kız: 
“Ben ki, çöllük ülkelerde gezerken, vahşi hayvanatın eline eteğine sarıldığı, Muhammed(S.A.V.) Efendimiz’e çokca salat-u selam ede ede bu mertebeye eriştim.” 
Süleyman el Cezûli Hazretleri o vakit, Fahr-i Kâinat Efendimiz (S.A.V.) için bir salat-u selam kitabı yazmaya yemin verdi. Ardından da, cümle Muhammed(S.A.V.) ümmeti arasında şöhret bulan, Delâilül-Hayrat (Hayırlı Deliller) kitabını, Cenab-ı Hakk’ın avn ü keremi ile telif eyledi. 
Yine rivayet olunur ki, Süleyman el Cezûli Hazretleri’nin mübarek bir hanımcığı vardı. Bu saliha kadın, her gece yatağından kalkar ve ortalıktan sır olurdu. 
Hazret bir gece hanımına sordu: 
“Sen her gece nereye gidiyorsun?” 
O saliha kadın dedi: 
“Ben Medine-i Münevvere’ye, Resûl-i Ekrem Efendimiz Hazretleri’ni ziyarete gidiyorum!” 
“Fesubhan! Sen böyle mucizevî bir yolculuğu yapacak mertebeye nasıl eriştin?” 
“Pek kutlu bir salavat-ı şerif var. Onu okuyorum.” 
“Onu bana da söyle!” 
“Söyleyemem! İzin yok! Fakat sen cümle salavat-ı şerifleri topla bir kitap yap. Ben bakayım, eğer orada var ise sana ‘vardır’ söylerim.” 
İşte bu iki rivayetin ya ikisi, ya da bir tanesi üzerine, el Cezûli Hazretleri, Delâilül-Hayrat kitabını telif etti. 
Hanımı baktı ve: 
“Evet bir kaç yerinde vardır!” dedi. 
Delailü´l- Hayrat - Risale-i Nur Külliyatı
İkincisi: Bir dostum vardı, takvâsı ifrat derecesindeydi. Benim yanıma geldiği vakit, âhirete ait en güzel parçaları bana gösteriyordu ve ihtar ediyordu. Zatınız onu bir derece benden soğutmak ve senin oğluna dost yapmak suretinde onunla konuşmuşsunuz. 
İşte o zat, o telkinattan sonra geçen Ramazanda birgün, bana Hülâgû ve Cengiz vâkıalarını okutmak için gösterdi. "Aman, bunları oku" dedi. Ben kemâl-i taaccüp ve hayretten dedim: "Kardeşim, sen divane mi oldun? Benim Delâil-i Hayrâtı okumaya vaktim yok. Böyle zalemelerin sergüzeşt-i zâlimânelerini bu Ramazan-ı Şerifte bana okutmak hissini nereden kaptın?" dedim. Haftada iki defa yanıma gelen o has dostumu, iki ayda bir defa daha göremedim. Fakat hakkında inâyet vardı, o halden kurtuldu. 
Barla Lâhikası | On Beşinci Notanın Üçüncü Meselesi 

Rahatsızlığınız anında oradaki menba-ı Nurun mücahedeleri, bir saat mesai-i mâneviyelerini hâdim-i Kur´ân hesabına yaptıkları gibi, bu havalide de bu seneye mahsus ifa edilen mesai-i diniye, tahdîs-i nimet zımnında zikre vesile olduğu fakire bu sene leyle-i Kadirden bir gün evvel ihtar edildi ki: "Bu sene leyle-i Kadri iki gece yap." Bendeleri de cemaate şöyle söyledim ki: "Üstadım (Sellemehullah ve âfâhu) bazı bu gibi mübarek geceleri bazı maksatlara binaen o leyle-i mübarekeyi ihya için bir gece evvel, hattâ mâhut geceden bir gece sonra daha ihyaya sa´y ederlerdi. Biz de o isre ittibaan onun hesabına leyle-i Kadri iki gece yapacağız diye niyet ve karar ettik. Birinci gecede Evrad-ı Bahaiye ve Tesbihat ve Sekîne ve Delâil-i Hayrat ve Cevşenü´l-Kebîr gibi ders ve virdlerimize çalıştık. İkinci gece keza; hem nasihat... Demek, ittibâ cihetiyle Üstadımızın hesabına yüz cemaatle-tekabbellah-çalıştırılmışız. Sonra Isparta, Atabey, İslâmköy, Kuleönü, ve saire gibi mahallelerde de sair vezaiften mâadâ hergün Kur´ân´ın cüzlerini taksim suretiyle hatm-i Kur´ân, Üstad hesabına bütün Ramazan´da ve Âyetü´l-Kürsî hatimleri kezâ... Şu halde, bu seneye mahsus yapılan ibâdât-ı mâruzaların bir hikmeti varmış ki, bilmediğimiz halde Kastamonulu kardeşlerimiz gibi Üstad hesabına çalıştırılmışız. Fîmâba´d, Rabbim uzun ömürler ihsan etsin, muammer, ebedî şifa ve deva ve inayetler ihsan buyursun. Âmin! 
Talebeniz 
Sabri 
Sikke-i Tasdik-i Gaybi | Risale-i Nurdan Parlak Fıkralar ve Bir Kısım Güzel Mektuplar