Dâbbetü´l-arz - Ansiklopedik bilgi
Dâbbetü´l-arz

Kıyamete çok yakın çıkacağına inanılan bu varlık, topraktan çıkacak ya da topraktan yaratılacaktır.
Dâbbetü´l-arz - Ayet mealleri
Neml (Karınca) Suresi 82. ayet:
O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.
Dâbbetü´l-arz - Bağlantılar
DABBETÜ´L-ARZ NEDİR?

Dabbe´tül Arz

Dâbbetü´l-Arz nedir?

DÂBBETÜ´L-ARZ 

Kıyâmetin İşaretleri ve Dâbbetü´l-arz 
Dâbbetü´l-arz - Hadisler
İbnu Amr İbnu´l-As (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: 
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 
Çıkış itibariyle, kıyamet alâmetlerinin  ilki güneşin battığı yerden doğması, kuşluk vakti insanlara dabbetu´l-arzın çıkmasıdır. Bunlardan hangisi önce çıkarsa, diğeri de onun hemen peşindedir. 
[Müslim, Fiten 118, (2941); Ebu Davud, Melahim 12, (4310).]

Ebü Hüreyre (radıyallahu anh) buyurdu ki: "Dabbetu´l-arz, berâberinde Hz. Müsa´nın asâsı ve Hz. Süleyman (aleyhimâ´s-selam)´ın mühürü olduğu halde çıkar. Asâ ile mü´minlerin yüzünü cilalar, mührü de kâfırlerin burnuna basar. Öyle ki, sofra ehli toplanınca biri diğerine (yüzündeki parlaklıktan dolayı) "Ey mü´min!" der, diğeri de (öbürüne, burnundaki mühür damgası sebebiyle): "Ey kâfır!"der. (Yani mü´min de kâfir de yüzünden tanınır). 
[Tirmizî, Tefsir, Neml (3186).]
Dâbbetü´l-arz - Kitap Tanıtım
Kur´an- ı Kerim ve İncil´de Dabbetü´l Arz ve Mesih İsa

Şinasi Hüner 
OZAN YAYINCILIK 

"O söz başlarına geldiği (Kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dabbe (Mahluk) çıkarırız da, bu onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler."
Kıyamet konusu, tüm kutsal kitaplarda baş konu edilmiş ve birçok ayetle ve örnekle de anlatılmıştır.
Tüm bu anlatımlarda birbirine benzer yönler bulunduğu kadar, birbirinden ayrılan taraflar da göze çarpmaktadır. 
Ancak kutsal kitap metinleriyle ilgili çeşitli yüzyıllarda ortaya konan yorumlarda, bazı bilgiler ve kavramlar birbirlerini desteklemek bir yana, daha çok yorumu ortaya koyan yazarı bağlayan çeşitli tezatlar ortaya çıkmıştır.
Günümüzde sıkça tartışılan kıyamet olgusu ve bu konuya bağlı diğer bazı konular, çeşitli kesimlerden bilimadamlarınca çokça tartışılmasına karşın, özellikle bazı noktalarda kesin bir ittifak sağlanamamıştır. Kuran-ı Kerim´de Neml Suresi 82. ayette geçen ve bu kitabın ana konusunu oluşturan "Dabbe" de bu tartışmalı kıyamet senaryolarının ana parçalarından biridir.
Kitap bütün olarak Kıyamet senaryoları ve bu senaryolarla ilgili çeşitli tartışmaları dillendirmekle birlikte, asıl çözümlenmesi gereken konu olarak "Dabbetü´l Arz" vakasını öne çıkarmakta ve bu kavramı çeşitli boyutlarıyla ele almaktadır.
Dâbbetü´l-arz - Risale-i Nur Külliyatı
Sonra birisi sordu ki: "O öldüğü zaman İstanbul´da dikili taşta şeytan dünyaya bağıracak ki, filân öldü." O vakit ben dedim: "Telgrafla haber verilecek." Fakat bir zaman sonra, radyo çıkmış işittim. Eski cevabım tam değilmiş bildim. Sekiz sene sonra Dârü´l-Hikmette iken dedim: "Şeytan gibi radyoyla dünyaya işittirecek." 
Sonra sedd-i Zülkarneyn ve Ye´cüc ve Me´cüc ve dâbbetü´l-arz ve Deccal ve nüzûl-ü İsa (a.s.) hakkında sualler sormuşlardı. Ben de cevap vermiştim. Hattâ eski risalelerimde onlar kısmen yazılmışlar. Bir zaman sonra Mustafa Kemal iki defa şifre ile Van vilâyetinin eski valisi ve benim dostum Tahsin Beyin vasıtasıyla beni, neşredilen Hutuvât-ı Sitte´ye mükâfaten taltif için Ankara´ya celb etti, gittim. Şeyh Sinusî Kürtçe lisanı bilmediğinden, beni onun yerinde üç yüz lira maaşla vilâyât-ı şarkıye vâiz-i umumîsi, hem meb´us, hem Diyanet Riyaseti dairesinde, Dârü´l-Hikmet âzâlarıyla beraber, eski vazifemle memnun etmek ve benim Van´da temelini attığım Medresetü´z-Zehrâ ve şark dârülfünunuma Sultan Reşad´ın verdiği on dokuz bin altın lira, iki yüz mebus içinde yüz altmış üç mebusun imzasıyla yüz elli bin banknota iblâğ edilerek kabul edildiği halde, ben Beşinci Şua aslının verdiği haberin bir kısmını, orada bir adamda gördüm. Mecburiyetle o çok ehemmiyetli vazifeleri bıraktım. Ve "Bu adamla başa çıkılmaz, mukabele edilmez" diye, dünyayı ve siyaseti ve hayat-ı içtimaiyeyi terk edip yalnız imanı kurtarmak yolunda vaktimi sarf ettim. Fakat bazı zâlim ve insafsız memurlar, bana dünyaya bakacak iki üç risaleyi yazdırdılar. 
Şualar | On Dördüncü Şuâ 

YİRMİNCİ MESELE

Güneşin mağripten çıkması(8) ve zeminden dâbbetü´l-arzın zuhurudur.(9)
Amma güneşin mağripten tulûu ise, bedahet derecesinde bir alâmet-i kıyamettir. Ve bedaheti için, aklın ihtiyarı ile bağlı olan tevbe kapısını kapayan bir hadise-i semâviye olduğundan, tefsiri ve mânası zâhirdir, tevile ihtiyacı yoktur. Yalnız bu kadar var ki:
Allahu a´lem, o tulûun sebeb-i zâhirîsi: Küre-i arz kafasının aklı hükmünde olan Kur´ân onun başından çıkmasıyla zemin divâne olup, izn-i İlâhî ile başını başka seyyareye çarpmasıyla hareketinden geri dönüp, garptan şarka olan seyahatini irade-i Rabbânî ile şarktan garba tebdil etmekle güneş garptan tulûa başlar. Evet, arzı şems ile, ferşi Arş ile kuvvetli bağlayan hablullahi´l-metîn olan Kur´ân´ın kuvve-i câzibesi kopsa, küre-i arzın ipi çözülür, başıboş, serseri olup aksiyle ve intizamsız hareketinden güneş garptan çıkar.
Hem müsademe neticesinde emr-i İlâhî ile kıyamet kopar diye bir tevili vardır.
Amma "dâbbetü´l-arz": Kur´ân´da, gayet mücmel bir işaret ve lisan-ı halinden kısacık bir ifade, bir tekellüm var. Tafsili ise, ben şimdilik, başka mes´eleler gibi kat´î bir kanaatle bilemiyorum. Yalnız bu kadar diyebilirim: (10)
Nasıl ki kavm-i Firavuna çekirge âfâtı ve bit belâsı ve Kâbe tahribine çalışan kavm-i Ebrehe´ye ebâbil kuşları musallat olmuşlar. Öyle de, Süfyanın ve deccalların fitneleriyle bilerek, severek isyan ve tuğyana ve Ye´cüc ve Me´cüc´ün anarşistliği ile fesada ve canavarlığa giden ve dinsizliğe, küfür ve küfrana düşen insanların akıllarını başlarına getirmek hikmetiyle arzdan bir hayvan çıkıp musallat olacak, zîr ü zeber edecek. Allahu a´lem, o dâbbe bir nevidir. Çünkü, gayet büyük birtek şahıs olsa, her yerde herkese yetişmez. Demek, dehşetli bir taife-i hayvaniye olacak. Belki, 
(11) âyetinin işaretiyle o hayvan, dâbbetü´l-arz denilen ağaç kurtlarıdır ki; insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek, insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek. Mü´minler iman bereketiyle ve sefahet ve su-i istimalâttan tecennübleriyle kurtulmasına işareten, âyet, iman hususunda o hayvanı konuşturmuş.

(8) Buhari, Fiten: 25, Tefsîr-u Sûre: 6:9, Rikak: 40; Müslim, Tevbe: 31, İman: 248, 249, Fiten: 39, 40, 118, 128, 129; Ebû Dâvud, Cihad: 2, Melâhim: 11, 12; Tirmizi, Fiten: 21, Tefsîr-u Sûre: 6:8, 9; İbn-i Mâce, Fiten: 25, 28, 32; Dâremi, Siyer: 69; Müsned, 1:192, 2:164, 201..., 3:31, 4:6, 7.
(9) Müslim, İmân: 249, Fiten: 39, 40, 118, 129; Ebû Dâvud, Melâhim: 11, 12; Tirmizi, Fiten: 21, Tefsir-u Sure 6:9; İbn-i Mâce, Fiten: 28, 31, 32; Müsned, 2:164, 201, 295, 4:6, 7, 5:268, 357
(10) "Gaybı ancak Allah bilir."
(11) "Asâsını kemirmekte olan bir ağaç kurdu." Sebe´ Sûresi, 34:14.