Ceylan - Ansiklopedik bilgi
Ceylan

Ceylan : (hayvan bilimi) Çift parmaklılardan, boynuzlugiller familyasından, çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliği ile tanınan, ince bacaklı, zarif, memeli hayvan, ahu, gazal (Gazella dorcas)
Ceylan - Ayet mealleri
Tur (Tur Dağı) Suresi 20. ayet:
Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve Biz onları iri-ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.
Ceylan - Hadisler
el-Behzî (radıyallahu anh) -ki ismi Zeyd İbnu Ka´b´dır- anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Mekke´ye gitmek düşüncesiyle ihramlı olarak (Medine´den) çıktı. Ravhâ nam mevkiye varınca orada kesilmiş bir vahşî eşekle karşılaştılar. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)´a bundan bahsedildi:
"Bırakın onu, dedi, sahibi hemen gelebilir!"
Derken hayvanın sahibi Behzî geldi ve Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)´ı bularak:
"Ey Allah´ın Resûlü, bu eşeği (size bıraktım) dilediğiniz gibi tasarruf edin!" dedi. Resûlullah  derhal Hz. Ebu Bekir´e emrederek, "yol arkadaşları arasında taksim etmesini" söyledi.
Sonra yola devam edip İsâye nâm yere geldi. Burası Ruveyse ile Arc arasında bir yer idi. Sıcak bir gölgede kıvrılıp uyumakta olan bir ceylan vardı. -Râvi der ki- "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir şahsa, herkes geçinceye kadar orada bekleyip kimseye hayvanı rahatsız ettirmemesini emretti." 
[Muvatta, Hacc 79, 1, (351); Nesâî, Hacc 78, (5, 182, 183), Sayd 32, (7, 205).]

Urve (rahimehullah) anlatıyor: "Zübeyr (radıyallahu anh) ihramlı olduğu halde (yemek üzere yanına) güneşte kurutulmuş ceylan eti dizisini azık olarak alıyordu." 
[Muvatta, Hacc 77, (1, 350).]

İbnu Sîrîn (rahimehullah)  anlatıyor: "Bir adam Hz. Ömer (radıyallahu anh)´e gelerek: "Ben ve arkadaşım ihramlı olduğumuz halde Akabe´deki bir tepeye doğru atlarımızla yarış yaptık ve bu esnada bir ceylan öldürdük. Bu fiilimize hükmünüz nedir?" diye sordu. Hz. Ömer (radıyallahu anh), yanında bulunan birine: "Gel beraber hükmedelim"  dedi.
(İbnu Sîrîn) der ki: "İkisi birlikte bir keçiye hükmettiler. Bunun üzerine adam döndü ve (yanındakilere):
"Ömer´e bakın, mü´minlerin emîri ama, bir ceylan hakkında hüküm veremiyor, yardımcı olarak bir adam çağırıyor!" dedi. (Bu sözü işiten) Hz. Ömer (radıyallahu anh), adamı çağırtıp:
"Sen Mâide sûresini okudun mu?" diye sordu. Adam:
"Hayır!" deyince: 
"Pekiyi (hüküm vermede yardımını istediğim) bu adamı tanıyor musun?" dedi. Adam bu soruya da:
"Hayır!" deyince Hz. Ömer:
"Eğer, Mâide sûresini okuduğunu söyleseydin dayakla canını yakacaktım" dedi ve ilâve etti:
"Cenâb-ı Hakk Kitab-ı Mubîn´inde: "Ey iman edenler... İçinizden adalet sahibi iki adam hüküm (ve takdir) edecektir..." (Mâide 95) buyurmuştur. Ve şu da Abdurrahman İbnu Avf´tır." 
[Muvatta, Hacc 231, (1,414).]

Ebu Dâvud´un bir diğer rivayetinde şöyle denir: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ızdıbâ yaptı, istilâmda bulundu, tekbir getirdi, sonra üç tavafta remel yaptı. Müslümanlar Rükn-i Yemânî´ye varınca Kureyş´in nazarından gizleniyor, gizlenince de normal yürüyüşe geçiyor, sonra tekrar karşılarına çıkınca bu sefer yeniden remele geçiyorlardı. Onları böyle remel (yaparken canlı ve kıvrak) gören  Kureyş: "Bunlar ceylanlar gibiymiş" diyorlardı.
İbnu Abbâs: "Remel sünnettir" demiştir. 
[Ebu Dâvud, Menâsik 51, (1889).]
Ceylan - Kitap Tanıtım
Ceylan Çalışkan ve Çalışkanlar Hanedanı

İhsan Atasoy 
NESİL YAYINLARI 

Ceylan Çalışkan, Üstad Bediüzzaman’ın hizmetine girdiğinde on dört yaşındadır. Ama adeta "büyümüş de küçülmüş" gibidir. Zekidir, cevvaldir, ataktır, hazırcevaptır, nüktedandır, yeteneklidir. Üstad’ın ifadesiyle "yaşı küçük, ama on kişinin işini yapabilecek bir kabiliyete sahip"tir. 
Hükümet yetkilileriyle Üstad adına görüşmekten tutun, mektupları çoğaltıp postalamaya, yazılmış eserlerin dağıtılmasına, gelen misafirlerin karşılanıp Üstad’la görüştürülmesine kadar, hatta günlük ihtiyaçların temininden kırlarda gezdirilmesine kadar, Ceylan her an emre hazır bir nefer gibidir. Küçük yaşta kaderin kendisine yüklediği bu büyük sorumluluğun idraki içinde vazifesini hakkıyla yapar.
Ceylan Çalışkan, Üstad’la hoca ve talebeden çok, dede-torun ilişkisi içindedir; onun manevi bir evladı konumundadır. Ona kimsenin yapmaya cesaret edemeyeceği latife ve şakaları yapar. Böylece onun sıkıntılarla örülü dünyasını bir nebze de olsa ferahlatır. Ona tebessümler ettirir. 
"Nur Biyografileri" serisinin bu kitabında, genelde Çalışkanlar Hanedanı’nın, özelde ise Ceylan Çalışkan’ın hayat ve hatıralarına yer veriliyor. Birebir görüşme ve yerinde araştırmalarla hazırlanan bu eser Risale-i Nur’un hizmet tarihinde de pek çok şeyi gün ışığına çıkarıyor.
Ceylan - Özlü sözler
  • Görünüşümüzü kurda benzetenler içimizdeki ceylanın farkına varamazlar ta ki gönül pınarımızdan bir damla su içene kadar.
  • Her sabah Afrika´da bir ceylan uyanır. En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir. Yoksa öldürülecektir. Her sabah Afrika´da bir aslan uyanır. En yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir. Yoksa açlıktan ölecektir. Aslan yada ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğmadan koşmaya başlasanız iyi olur.
Ceylan - Risale-i Nur Külliyatı
Ve keza, o bürhan-ı nurânîden zuhur eden inşikak-ı kamer, parmaklarından fışkıran sular, ağaçların onun dâvetine icabetleri, duasının akabinde yağmurun nüzulü, pek az bir yemekten çokların yiyip doymaları ve kurt, ceylân, deve, taş ve sairenin konuşmaları gibi mucizelerinin delâlet ve şehadetiyle tasdik edilmiş bir zattır (a.s.m.).
Ve keza, dünya ve âhiret saadetlerini temine kâfil ve kâfi olan şeriatı, nübüvvetini tasdik ve ispata kâfidir. Geçen derslerde, şems-i şeriatinden bazı şuaları gördük. Tatvil-i kelâmı mucip tekrarları lâzım değildir.
Mesnevi-i Nuriye | Reşhalar 

Aziz, sıddık kardeşlerim, 
Evvelâ: İhtiyat ve temkin ve meşveret etmek lâzımdır. 
Saniyen: Zübeyir bana merhum biraderzadem Abdurrahman yerine ve Ceylân merhum biraderzadem Fuad bedeline verilmiş diye mânevî ihtar aldım. Ben de burada işimi onlara bıraktım. 
Şualar | On Dördüncü Şuâ 

Not: Risalelerde Ceylân ismi ile anılan talebenin tam ismi Abdülkadir Ceylân Çalışkan´dır.
Abdülkadir Ceylân Çalışkan l929 yılında Emirdağ´da dünyaya gelmişti.
1944´ün yaz sonlarında Emirdağ´a gelen Üstada bütün Çalışkan ailesi yardıma ve hizmete koşmuştu.  
Abdülkadir Ceylân Çalışkan l963 yılında vefat etmiştir. Allah (c.c.) mekanını cennet etsin.