Cenin - Ansiklopedik bilgi
Cenin

Cenin : (anatomi) Dölüt

Dölüt : (biyoloji) Oğulcuğun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu, cenin, fetüs

Fetus : Üçüncü gebelik ayı başından doğuma kadarki devre içinde ana rahmindeki canlıya verilen addır.
Cenin - Ayet mealleri
Hac Suresi 5. ayet:
Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak´tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkca göstermek için. Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiç bir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir.

Müminun (İnananlar) Suresi 14. ayet:
Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak´ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.

Necm (Yıldız) Suresi 32. ayet:
Ki onlar, ufak tefek günahlar dışında, günahın büyük olanından ve çirkin utanmazlıklardan kaçınırlar. Şüphesiz senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp-durmayın. O, sakınanı daha iyi bilendir.
Cenin - Bağlantılar
Cenin Psikolojisi

Alkol ve Cenin

Cenin ve Düşündürdükleri

Ruh cenine kaç günlükken üflenir? Kürtaj suçunun cezası nedir? Gurre ne zaman verilir?
Cenin - Hadisler
El-Hudrî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah(aleyhissalâtü vesselâm)´a sorularak dendi ki: "Biz deve, sığır ve davarı, karınlarında cenin olduğu halde boğazlıyoruz. Cenini yiyelim mi, atalım mı?"
Şu cevabı verdi:
"Dilerseniz yiyin. Zîra onların tezkiyesi (temiz ve helal olmaları) annelerinin tezkiyesine tâbidir." 
[Ebû Dâvud, Edâhi 18, (2827); Tirmizî, Et´ime 2, (1476).]

İbnu Mes´ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Sadık ve Masduk olan Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Sizden birinin yaratılışı, annesinin karnında kırk günde cem olur. 
Sonra bu kadar müddette "alaka" olur. 
Sonra bu kadar müddette "mudga" olur. 
Sonra Allah bir meleği dört kelimeyle gönderir: 
(Bu melek) rızkını, ecelini, amelini, şaki veya said olacağını yazar, sonra ona ruh üflenir. 
Kendinden başka ilah olmayan Zat´a yemin olsun, sizden biri, (hayatı boyunca) cennet ehlinin  ameliyle amel eder. 
Öyle ki, kendisiyle cennet arasında bir ziralık mesafe kaldığı zaman ona yazısı galebe çalar ve cehennem ehlinin ameliyle amel ederek cehenneme girer. 
Aynı şekilde sizden biri (hayatı boyunca) cehennem ehlinin amelini işler. 
Kendisiyle cehennem arasında bir ziralık mesafe  kalınca yazısı ona galebe çalar ve cennet ehlinin amelini işleyerek cennete girer." 
[Buharî, Kader 1, Bed´ü´l-Halk 6, Enbiya 1, Tevhid 28; Müslim, Kader 1, (2643); Ebu Davud, Sünnet 17, (4708); Tirmizî, Kader 4, (2138).]
Cenin - Kitap Tanıtım
Bir Cenin´in Anıları / Tüm Anneler Kutsaldır!..

Yılmaz Ergül 
BEYAZ BALİNA YAYINLARI 

Yazar, bu eserinde spermatik bir canlının, anne karnında, dış dünya ile bağlantılarının kuşkusuz olduğunu, siyasal, sosyal, ekonomik ilişkilere doğrudan verdiği tepkileri dile getirirken, annesi ile kurduğu "Işınsal Tele-Mail" benzetmesiyle de, doğmadan önce son derece bilgili, akılcı düşünen mikro canlının tez-antitezlerini hayatın içerisinde yaşatarak dile getiriyor.
Annesi ile yaptığı yazışmalarda, annesinin oğluna, oğulun da annesine önerileri birer vecize gibidir.
Nasıl doğduk, doğmadan önce nerelerdeydik, ve doğana kadar nasıl geliştik? İşte cevaplarını bulacağınız nice sorular, bu kitapta cevap bulup, aydınlığa kavuşuyor.
Yine yazar bu kitabında, sadece sosyal, siyasal, ekonomik ilişkileri incelemekle kalmayıp, aynı zamanda kadın ve "Ana" kavramlarını da beyinlere işlenecek şekilde veriyor...
Yazdığı her romanı "Bestseller" olup çok kısa sürede yeni baskıları yapılırken, henüz yayınlanmayan kitaplarına bile sipariş aldığımız yazarımızın bu eserini siz değerli okuyucularımıza kıvançla sunuyoruz.
Cenin - Risale-i Nur Külliyatı
Şu sualinizin meâli gösteriyor ki, ehl-i ilhad tarafından tenkit suretinde, Mugayyebât-ı Hamseden yağmurun gelmek vaktine ve rahm-ı mâderdeki cenînin keyfiyetine itiraz edilmiş. Demişler ki: "Rasathanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor. Onu da, Allah´tan başkası da biliyor. Hem röntgen şuâıyla rahm-ı mâderdeki cenînin müzekker, müennes olduğu anlaşılıyor. Demek Mugayyebât-ı Hamseye ıttıla kabildir."
Elcevap: Yağmurun vakt-i nüzulü bir kaideye merbut olmadığı için, doğrudan doğruya meşiet-i hassa-i İlâhiye ile bağlı ve hazine-i rahmetten hususî iradeye tâbi olduğunun bir sırr-ı hikmeti şudur ki:
Kâinatta en mühim hakikat ve en kıymettar mahiyet vücut, hayat, nur, rahmettir ki, bu dört şey perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya kudret-i İlâhiye ve meşiet-i hassa-i İlâhiyeye bakar. Sair masnuatta zâhirî esbab kudretin tasarrufâtına perde oluyorlar. Ve muttarid kanunlar ve kaideler, bir derece irade ve meşiete hicap oluyor. Fakat vücut, hayat, nur ve rahmette o perdeler konulmamış. Çünkü perdelerin sırr-ı hikmeti o işte cereyan etmiyor.
Madem vücutta en mühim hakikat rahmet ve hayattır. Yağmur, hayata menşe ve medar-ı rahmet, belki ayn-ı rahmettir. Elbette vesâit perde olmayacak, kaide ve yeknesaklık dahi meşiet-i hassa-i İlâhiyeyi setretmeyecek. Tâ ki, her vakit, herkes, herşeyde şükür ve ubudiyete ve sual ve duaya mecbur olsun. Eğer bir kaide dahilinde olsaydı, o kaideye güvenip, şükür ve rica kapısı kapanırdı.
Lemalar | On Altıncı Lem´a

Birisi: Vahdetini ve ehadiyetini ve samediyetini gösterir ki, o çocuk âzâ-yı esasîde ve cihazat-ı insaniyenin envâında sair insanlarla muvafık ve mutabık olduğu cihetle, Hâlık ve Sâniinin vahdetine şehadet ediyor. O cenîn bu lisanla bağırıyor ki: "Bana bu sima ve âzâyı veren kim ise, bütün esasat-ı âzâda bana benzeyen bütün insanların sânii dahi Odur. Ve hem bütün zîhayatın sânii Odur."
İşte, rahm-ı mâderdeki cenînin bu lisanı, gaybî değil, kaideye ve ıttırada ve nev´iyete tâbi olduğu için malûmdur, bilinebilir. Âlem-i şehadetten âlem-i gayba girmiş bir daldır ve bir dildir.
İkinci cihet: Sima-yı istidadiye-i hususiyesi ve sima-yı veçhiye-i şahsiyesi lisanıyla Sâniinin ihtiyarını, iradesini ve meşietini ve rahmet-i hassasını ve hiçbir kayıt altında olmadığını, bağırıp gösteriyor. Fakat bu lisan gaybü´l-gaybdan geliyor. İlm-i Ezelîden başkası, kablelvücut bunu göremiyor ve ihata edemiyor. Rahm-ı mâderde iken bu simanın binde bir cihazatı, görünmekle bilinmiyor!
Elhasıl: Cenînin sima-yı istidadîsinde ve sima-yı veçhiyesinde hem delil-i vahdâniyet var, hem ihtiyar ve irade-i İlâhiyenin hücceti vardır. Eğer Cenâb-ı Hak muvaffak etse, Mugayyebât-ı Hamseye dair bazı nükteler yazılacaktır. Şimdilik bundan fazla vaktim ve halim müsaade etmedi; hâtime veriyorum.
El-Bâkî Hüve´l-Bâkî 
Said Nursî
Lemalar | On Altıncı Lem´a