Boya - Ansiklopedik bilgi
Boya

1. Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde
2. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya
3. Aldatıcı görünüş
4. Yazmak için kullanılan mürekkep
Boya - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 138. ayet:
Allah´ın boyası... Allah(ın boyasın)dan daha güzel boyası olan kimdir? Biz (yalnızca) O´na kulluk edenleriz.
Boya - Hadisler
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: 
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 
"Yahudîler ve hıristiyanlar (saçlarını) boyamazlar. Siz onlara muhâlefet edin." 
[Buhârî, Libâs 67, Enbiya 50; Müslim, Libâs 80, (2103); Ebû Dâvud, Tereccül 18, (4203); Nesâî, Zînet 14, (8, 137); Tirmizî, Libâs 20, (1752).]
Bu hadis Tirmizî´de "(Saçınızdaki) aklıkların rengini değiştirin, yahudîlere benzemeyin!" şeklinde gelmiştir.

İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: 
"(Saçlarına) kına yakmış bir adam gelmiştir. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Bu ne güzel!" buyurup takdir etti. (Az sonra) kına ve ketem ile boyanmış biri geldi.
"Bu evvelkinden de güzel!" buyurdu. Sonra (saçlarını) sarıya boyamış biri daha gelmişti ki:
"Bu öbürlerinden de güzel!" buyurdu." 
[Ebû Dâvud, Tereccül 19, (4211); İbnu Mâce, Libâs  34,  (3627).]

Hz. İbnu Ömer (radıyallâhu anh)´den rivâyete göre, sakalını sufra denen sarı boya ile boyar ve derdi ki: 
"Ben, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)´ı gördüm, sakalını bununla boyamıştı, en çok sevdiği boya da bu idi. Bununla elbisesini boyadığı da olurdu." 
[Ebû Dâvud, Libâs 18, (4064), Tereccül 19, (4210); Nesâî, Zînet 17, (8, 140).]
Buhârî ve Müslim´de, Hz. Enes´ten gelen bir rivâyette şöyle denir: 
"Resûlullah hiç saçını boyamadı. Çünkü ondaki beyazlar çok azdı. Başındaki akları saymak istesem sayabilirdim. Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer (radıyallâhu anhümâ) (saçlarını) kına ve ketem ile boyarlardı.
[Buhârî, Libâs 66, Menâkıb 23; Müslim, Fedâil 100-105, (2341); Ebû Dâvud, Tereccül 18, (4209); Nesâî, Zînet 17, (8, 140, 141).]
Boya - Kitap Tanıtım
Çizelim 
Parmak Boyası ile Sanat Etkinlikleri

ERDEM YAYINLARI 

Yaratıcı sanat etkinlikleri için kaynaklık edecek benzeri olmayan çalışma Reza Hemmatirad tarafından projelendirilmiştir. Bu çalışmada, çocukların el, bilek ve parmak kaslarının gelişmesine / kuvvetlenmesine, daha koordineli hareket etmesine ve el göz koordinasyonunun gelişmesine yardımcı olmak; sanat, estetik ve yaratıcılık gelişimlerini desteklemek amaçlanmıştır. Sanat çalışmaları içinde parmak boyası çalışmaları, özellikle çocukların duygularını ve yaratıcılıklarını gösterebilecekleri iyi bir yöntemdir. Parmak boyası çalışmaları, çocuğun rahatladığı, kaslarını çalıştırdığı ve kendini en iyi ifade edebildiği çalışmalardandır.
Boya - Özlü sözler
  • Aşk, için nefs-i emmareyi bir kenara koyar mısın? Yüreğin başka Şems görmesin diye, benim ile boyar mısın? Gözünden yaş geleceğini bilsen, acı soğan olsam soyar mısın? Haktan günde bir dilim ekmek nasip olsa, doyar mısın? Söyle sevgili, O yâr mısın? 
  • Batan bir geminin direklerini boyamaktan vazgeç, sorunlarının çözümü için daha çok fikir üret.
  • İşte gördük seni dünya! Ne gerçeksin ne de rüya. / Bir resim çizilmiş suya, sahte ışık sahte boya.
  • Makyajına ve yüzündeki boyalarına güvenme. Yollar da güzeldir ama altından kanalizasyon geçer.
  • Sabah uyandığında boyaların dökülmüş, perdelerin gitmiş ve su kaynıyor. Önce hangisiyle ilgilenirsin? (Kendisiyle tartışan doktora)
  • Unutulmamalı ki; gözleri güzel yapan rengi yada boyası değil, bakışların ta kendisidir. - Müşfik Kenter
Boya - Risale-i Nur Külliyatı
Meselâ, şu güzel, ziynetli odanın dört duvarında, dördümüze ait dört endam aynası bulunsa, o vakit beş oda olur: biri hakikî ve umumî, dördü misalî ve hususî. Herbirimiz, kendi aynamız vasıtasıyla, hususî odamızın şeklini, heyetini, rengini değiştirebiliriz. Kırmızı boya vursak kırmızı, yeşil boyasak yeşil gösterir. Ve hâkezâ, ayninede tasarrufla çok vaziyetler verebiliriz. Çirkinleştirir, güzelleştirir, çok şekillere koyabiliriz. Fakat haricî ve umumî odayı ise kolaylıkla tasarruf ve tağyir edemeyiz. Hususî oda ile umumî oda hakikatte birbirinin aynı iken, ahkâmda ayrıdırlar. Sen bir parmakla odanı harap edebilirsin; ötekinin bir taşını bile kımıldatamazsın.
Mektubat | Birinci Mektup

Arz ve sema, güzellik müsabakasına girmek için lazım gelen ziynetlerini takınıp hazırladıkları zaman, arz, kış mevsiminde kardan mamul beyaz elbiselerini giyer, oturur. Bahar mevsimi gelince o beyaz elbiseyi üzerinden çıkarır, zümrüt gibi yeşil halılarını sahralarına serer. Yem yeşil gömleklerini dağlarına giydirir. O dağların şahikalarının başlarına beyaz sarıklarını sarar. Ve bu güzel inkılap ve manzaralarıyla kudret-i İlahiyenin mucizelerini hikmet-i İlahiyenin nazarına arz eder. Buna karşı cevv-i sema dahi azamet-i İlahiyeyi izhar etmek için koca koca dağları, tepeleri, dereleri ve pek çok garip ve acip şeylerin şekillerini ve sanki beyaz, siyah, kırmızı boyalarla boyanmış pamuk yığınlarını andıran bulut kafilelerini ileri sürer, nazar-ı hikmete takdim eder. 
İşaratül-İcaz | Münafıklar Bahsi