Beyan - Ansiklopedik bilgi
Beyan

1. Bildirme
2. (edebiyat) Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı
Beyan - Ayet mealleri
Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 138. ayet:
Bu (Kur´an) insanlar için bir beyan sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.

Rahman (Merhametli) Suresi 4. ayet:
Ona beyanı öğretti.

Tahrim (Yasaklama) Suresi 7. ayet:
Ey inkâr edenler, bugün özür beyan etmeyin. Siz ancak yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz.

Mürselat (Gönderilenler) Suresi 36. ayet:
Ve onlara özür beyan etmeleri için izin verilmez.
Beyan - Kitap Tanıtım
Beyan

M. Fethullah Gülen 
NİL YAYINLARI 

Varlığın planını Rahmeti Sonsuz´un ilmi, mimarisini de beyanı resmetmiştir.Yaratılışla beyan"ayan-I sabite"nin mahremlerden mahrem hariminde ikiz olarak belirtmiş, sonra da harici vücuda yürümüşlerdir.Hazreti Rahman, insanı yaratırken, onun özünü, iç enginliklerini, varlığı, varlığın perde arkasını ifade edebilme kabiliyetini da ona yükleyerek, öylece harici vücut buuduna çıkarmıştır.Bbu itibarla da denebilir ki; kudret kaleminin ucundan yokluğa akan mürekkebin ilk damlası beyan, Yaratıcıyla-yaratılan arasındaki sırlı münasebeti keşfedip ortaya koyan da yine beyandır.
Beyan - Özlü sözler
  • Arza hacet yok, halim sana ayandır. / Dile gerek yok, sessizliğim sana beyandır. / Söze lüzum yok, susuşum sana kelamdır. / Kelama ihtiyaç yok, aşk sana figandır.
  • Gerek yok her sözü, laf ile beyana. Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
Beyan - Risale-i Nur Külliyatı
Bu sergilere bak ve şu ilânlara dikkat et ve bu dellâllara kulak ver ki, mu´ciznümâ bir padişahın antika san´atlarını teşkil ve teşhir ediyorlar, kemâlâtını gösteriyorlar, misilsiz cemâl-i mânevîsini beyân ediyorlar, hüsn-ü mahfîsinin letâifinden bahsediyorlar. Demek, onun pek mühim, hayret verici kemâlât ve cemâl-i mânevîsi vardır.
Sözler | Onuncu Söz

Mahzen-i mu´cizât ve mu´cize-i kübrâ-i Ahmediye (a.s.m.) olan Kur´ân-ı Hakîm-i Mu´cizü´l-Beyânın hadsiz vücûh-u i´câzından kırka yakın vücûh-u i´câziyeyi Arabî risâlelerimde ve Arabî Risâle-i Nur´da ve İşârâtü´l-İ´câz nâmındaki tefsirimde ve geçen şu Yirmi Dört Sözlerde işaretler etmişiz. Şimdi onlardan yalnız beş vechini bir derece beyân ve sâir vücûhu içlerinde icmâlen derc ederek ve bir Mukaddeme ile onun tarif ve mahiyetine işaret edeceğiz.
Sözler | Yirmi Beşinci Söz 

Onuncu Medar: On üç asırda yedi vecihle i´câzını muhâfaza eden ve Yirmi Beşinci Sözde ispat edildiği üzere, kırk adet enva-ı i´câzıyla mu´cize olan Kur´ân-ı Mu´cizü´l-Beyânın ihbarât-ı katiyesidir.
Evet o Kur´anın nefs-i ihbarı, haşr-i cismanînin keşşafıdır ve şu tılsım-ı muğlak-ı âlemin ve şu remz-i hikmet-i kâinatın miftâhıdır. Hem o Kur´an-ı Mu´ciz-ül Beyân´ın tazammun ettiği ve mükerreren tefekküre emredip nazara vaz´eylediği berâhin-i akliyye-i kat´iyye, binlerdir.
Sözler | Yirmi Dokuzuncu Söz