Belkıs - Ansiklopedik bilgi
Belkıs

Saba Melikesi Belkıs, (Habeşçe Nigist Saba), günümüz Habeşistan (Etiyopya) veya Yemen´inin olduğu topraklarda hüküm sürdüğü farzedilen, tarih öncesi Saba Krallığı´nın hükümdarıdır. Modern arkeoloji bu krallığın mevcudiyeti konusunda şüphecidir. Kitabı Mukaddes´te kraliçenin isminden bahsedilmez. Habeş kültüründe "bu şekilde değil, böyle değil" gibi anlamlara gelen Makeda ismiyle anılır. İslam kültüründe Belkıs olarak bilinir. Ayrıca bazı kaynaklarda Lilith, Nikaule veya Nicaula (Nikola) olarak da geçer.
Belkıs - Ayet mealleri
Neml (Karınca) Suresi 29.ayet:
(Hüdhüd´ün mektubu götürüp bırakmasından sonra Saba melikesi Belkıs: ) Dedi ki: "Ey önde gelenler gerçekten bana oldukça önemli bir mektup bırakıldı."

Neml (Karınca) Suresi 42. ayet:
Böylece (Belkıs) geldiği zaman ona: "Senin tahtın böyle mi?" denildi. Dedi ki: "Tıpkı kendisi. Bize ondan önce ilim verilmişti ve biz müslüman olmuştuk."
Belkıs - Bağlantılar
DÜNYA SALTANATINDAN GERÇEK BÜYÜKLÜĞE: BELKIS KISSASI

Saba Melikesi Belkıs

Saba (kavim)

Saba Melikesi, Belkıs, Balkız
Belkıs - Kitap Tanıtım
Belkıs´ın Tahtı

Murat Koçak 
VE EDEBİYAT YAYINLARI 

Murat Koçak Süleyman Peygamber’in bilgeliğini anlatmak için tekrar kuruyor Belkıs’ın tahtını. O tahtın etrafındaki mücevherleri kutsal kitapların bilgileriyle işleyip bir roman tadında okuyucu ile buluşturuyor.
Ancak bunu yaparken alışılmış kalıpların dışına çıkarak farklı ve belki de yepyeni bir bakış açısı sunuyor bizlere: “Kuşlar söyledi” deyiminin nereden geldiğine de ışık tutacak olan ve belki de tarihin ilk haber alma örgütünü kuran Süleyman Peygamber’in “kuşlar”dan haber almasını; rüzgâra hükmetmesini; Belkıs’ın “taht”ını göz açıp kapayıncaya kadar getirtmesini ve daha birçok olayı; bize bambaşka bakış açılarından göstererek bir anlamda ayağımızı yere bastırıyor.
Murat Koçak, kıssadan “sanat eseri” çıkarıyor, “hisse”ye ulaşmak ise bizlere düşüyor…

Belkıs - Risale-i Nur Külliyatı
Hem meselâ, Hazret-i Süleyman Aleyhisselâm taht-ı Belkıs´ı yanına celb etmek için vezirlerinden bir âlim-i ilm-i celb dedi: "Gözünüzü açıp kapayıncaya kadar sizin yanınızda o tahtı hazır ederim" olan hâdise-i hârikaya delâlet eden şu âyet, (Neml Sûresi: 40.ayet)  (ilâ âhir), işaret ediyor ki, uzak mesafelerden eşyayı aynen veya sûreten ihzâr etmek mümkündür. Hem vâki´dir ki, risâletiyle beraber saltanatla müşerref olan Hazret-i Süleyman Aleyhisselâm, hem mâsumiyetine, hem de adâletine medâr olmak için, pek geniş olan aktâr-ı memleketine bizzat zahmetsiz muttalî olmak ve raiyyetinin ahvâlini görmek ve dertlerini işitmek, bir mu´cize sûretinde Cenâb-ı Hak ihsan etmiştir. Demek, Cenâb-ı Hakka itimad edip, Süleyman Aleyhisselâmın lisân-ı ismetiyle istediği gibi, o da lisân-ı istidadıyla Cenâb-ı Haktan istese ve kavânîn-i âdetine ve inâyetine tevfîk-ı hareket etse, ona dünya bir şehir hükmüne geçebilir. Demek, taht-ı Belkıs Yemen´de iken, Şam´da aynıyla veyahut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür. Elbette, taht etrafındaki adamların, sûretleri ile beraber sesleri de işitilmiştir.
İşte, uzak mesafede, celb-i sûrete ve savta haşmetli bir sûrette işaret ediyor ve mânen diyor: "Ey ehl-i saltanat! Adâlet-i tâmme yapmak isterseniz, Süleymanvârî, rûy-i zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız. Çünkü, bir hâkim-i adâletpîşe, bir padişah-ı raiyyetperver, aktâr-ı memleketine her istediği vakit muttalî olmak derecesine çıkmakla mesûliyet-i mâneviyeden kurtulur veya tam adâlet yapabilir."
Sözler | Yirminci Söz

Şöyle ki: Bu inkılab, doğurduğu hürriyeti, eğer meşveret-i şer´iyenin terbiyesine verse, bu milletin eski satvet ve kuvvetini ihya edecektir. Eğer veba-yı ağraz-ı şahsiyeye müsadif olsa; istibdad-ı mutlaka dönecek, o çocuk ölecek. Hürriyet tam zamanında doğdu. Ahval ve ilcaat-ı zaman tam terbiyesine hizmet ister. Sun´î ve ihtiyarî değil; ta ki, çok külfete muhtaç olsun. Eski zaman gibi bu kadar tazyikatın tesiriyle me´yusiyet ve mahv olmak şanından olmayan hamiyet-i İslâmiye o kadar galeyana gelmiş ki, güya hürriyet rahm-ı maderde tekmil yaşa kadar gelmiş. Kademnihâde-i saha-i vücut olduğu anda hükümfermalığını ilan ve hiçbir müsademâta karşı tezelzüle ve delmeye uğramayacak bir sedd-i ahenîn gibi veyahut taht-ı Belkısî gibi "Beş Hakaik-ı Sabite" üzerine teessüs edecek.
Beyanat ve Tenvirler | Beyanat ve Tenvirler