Ateş - Ansiklopedik bilgi
Ateş

1. Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr
2. Tutuşmuş olan cisim
3. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç
4. Patlayıcı silahların atılması
5. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma
6. Öfke, hırs, hınç
7. Coşkunluk
8. Tehlike, felaket
9. Büyük üzüntü, acı
Ateş - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 17. ayet:
Bunların örneği, ateş yakan adamın örneğine benzer; (ki onun ateşi) çevresini aydınlattığı zaman, Allah onların aydınlığını giderir ve göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. 

Bakara (Sığır) Suresi 80. ayet:
Dediler ki: "Sayılı günlerin dışında, ateş asla bize değmeyecektir." De ki: "Allah katından bir ahid mi aldınız? -ki Allah asla ahdinden dönmez- Yoksa Allah´a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?" 

Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 103. ayet:
Allah´ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah´ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O´nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.

Nisa (Kadınlar) Suresi 10. ayet:
Gerçekten, yetimlerin mallarını zulmederek yiyenler, karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar. Onlar, çılgın bir ateşe gireceklerdir.

Nisa (Kadınlar) Suresi 55. ayet:
Böylece, onlardan kimi ona inandı, kimi ona sırt çevirdi. Çılgın ateş olarak cehennem yeter. 

Maide (Ziyafet) Suresi 64. ayet:
Yahudiler: "Allah´ın eli sıkıdır" dediler. Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır; O´nun iki eli açıktır, nasıl dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun taşkınlıklarını ve inkârlarını arttıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah  onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez. 

Enam (Davar) Suresi 128. ayet:
Onların tümünü toplayacağı gün: "Ey cin topluluğu insanlardan çoğunu (ayartıp kendinize kullar) edindiniz" (diyecek). İnsanlardan onların dostları derler ki: "Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlandı ve bizim için tesbit ettiğin süreye ulaştık." (Allah) Diyecek ki: "Allah´ın dilediği dışta olmak üzere, ateş sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yerinizdir." Şüphesiz Rabbin, hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir.

Araf (Orta Yer) Suresi 44. ayet:
Cennet halkı, ateş halkına (şöyle) seslenecekler: "Bize Rabbimizin vadettiğini gerçek buldunuz mu?" Onlar da: "Evet" derler. Bundan sonra içlerinden seslenen biri (şöyle) seslenecektir: "Allah´ın laneti zalimlerin üzerine olsun."

Enfal (Ganimetler) Suresi 14. ayet:
İşte bu sizin; tadın bunu. İnkâra sapanlara bir de ateş azabı vardır.

Hud Suresi 17. ayet:
Rabbinden apaçık bir delil üzerinde bulunan, onu yine ondan bir şahid izleyen ve ondan önce bir önder ve rahmet olarak Musa´nın kitabı (kendisini doğrulamakta) bulunan kimse, (artık onlar) gibi midir? İşte onlar, buna (Kur´an´a) inanırlar. Gruplardan biri onu inkâr ederse, ateş ona vaadedilen yerdir. Öyleyse, bundan kuşkuda olma, çünkü o, Rabbinden olan bir haktır. Ancak insanların çoğunluğu inanmazlar.

Hud Suresi 113. ayet:
Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah´tan başka velileriniz yoktur, sonra yardım göremezsiniz.

İbrahim Suresi 50. ayet:
Giyimleri katrandandır, yüzlerini ateş bürümektedir.

Hicr Suresi 18. ayet:
Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler.

Nahl (Arı) Suresi 62. ayet:
Onlar, Allah´a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın "kendilerinin olduğunu" düzmektedir. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir. 

Kehf (Mağara) Suresi 29. ayet:
Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Şüphesiz biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup-yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.

Kehf (Mağara) Suresi 96. ayet:
"Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim."

TaHa Suresi 10. ayet:
Hani bir ateş görmüştü de, ailesine şöyle demişti: "Durun, bir ateş gördüm; umulur ki size ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol-gösterici bulurum."

Nur (Işık) Suresi 35. ayet:
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O´nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.

Furkan (Ayırıcı) Suresi 11. ayet:
Hayır, onlar kıyamet-saatini yalanladılar; biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.

Neml (Karınca) Suresi 7. ayet:
Hani Musa ailesine: "Şüphesiz ben bir ateş gördüm" demişti. "Size ondan ya bir haber veya ısınmanız için bir kor ateş getireceğim."

Kasas (Tarihi Vakalar) Suresi 29. ayet:
Böylelikle Musa, süreyi tamamlayıp ailesiyle birlikte yola koyulunca, Tur tarafında bir ateş gördü. Ailesine: "Siz durun, gerçekten bir ateş gördüm; umarım ondan ya bir haber, ya da ısınmanız için bir kor parçası getiririm." dedi.

Kasas (Tarihi Vakalar) Suresi 38. ayet:
Firavun dedi ki: "Ey önde gelenler, sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, çamurun üstünde bir ateş yak da, bana yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa´nın ilahına çıkarım çünkü gerçekten ben onu yalancılardan (biri) sanıyorum."

Secde Suresi 20. ayet:
Fasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: "Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın" denir.

YaSin Suresi 80. ayet:
Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz.

Fetih (Fethetmek) Suresi 13. ayet:
Kim Allah´a ve Resûlü´ne iman etmezse, (bilsin ki) gerçekten Biz, kafirler için çılgınca yanan bir ateş hazırlamışızdır.

Tur (Tur Dağı) Suresi 14. ayet:
(Onlara şöyle denir:) "İşte sizin yalanladığınız ateş budur."

Haşr (Toplanma) Suresi 3. ayet:
Eğer Allah, onlara sürgünü yazmamış olsaydı, muhakkak onları (yine) dünyada azablandırırdı. Ahirette ise onlar için ateş azabı vardır.

Müzemmil (Bürünen) Suresi 12. ayet:
Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır:

İnsan Suresi 4. ayet:
Doğrusu biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık.

Beled (Şehir) Suresi 20. ayet:
"Kapıları kilitlenmiş" bir ateş onların üzerinedir.
Ateş - Bağlantılar
Ateş

Ateş Böcekleri

Kalbler Ateş Hattında

Ateş nereye düşerse düşsün beni yakar

Arzın derinliklerine doğru : Ateş çukurları
Ateş - Hadisler
İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Sizden biri ölünce, kendisine akşam ve sabah (cennet veya cehennemdeki) yeri arzedilir. Cennet ehlinden ise, (yeri) cennet ehlinin (yeridir), ateş ehlinden ise (yeri) ateş ehlinin (yeridir). Kendisine:
"Allah seni kıyamet günü diriltinceye kadar senin yerin işte budur!"  denilir." 
[Buhârî, Cenaiz 90, Bed´ül-Halk 8, Rikak 42, Müslim, Cennet 65, (2866).; Muvatta, Cenaiz 47, (1, 239); Tirmizî, Cenaiz 70, (1072); Nesâî, Cenaiz 116, (4, 107).]


Ömer İbnu´l-Hattâb (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)´a bir grup esir getirilmişti. İçlerinde bir kadın vardı, göğüsleri sütle dolu idi. Bu kadın (sağa sola) koşuyor, esirler arasında bir çocuk bulduğu zaman onu yakalayıp kucaklıyor, göğsüne bastırıyor ve emziriyordu. (Dikkatleri çeken bu manzara karşısında), aleyhissalâtu vesselâm:
"Bu kadının, çocuğunu ateşe atacağına kanaatiniz olur mu?" dedi. Bizler:
"Hayır!" diye cevap verince:
"(Bilin ki), Allah´ın kullarına olan rahmeti, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden fazladır" buyurdu." 
[Buhârî, Edeb 18; Müslim, Tevbe 22, (2754).]
Ateş - Kitap Tanıtım
Ateşin Yakmadığı Peygamber Hz. İbrahim

Yılmaz Yenidinç 
NESİL YAYINLARI 

Sevgili çocuklar!
İlk insanın kim olduğunu hepiniz biliyorsunuzdur: Hazreti Âdem. 
Ya ilk gemiyi yapanın kim olduğunu biliyor musunuz? 
Kayadan deve çıkaran birini duydunuz mu? 
Peki ateşin yakmadığı biri olabilir mi? 
Bir insanın kurban olabileceği hiç aklınıza gelir mi? 
Bütün rüyaları doğru yorumlayan birini merak ediyor musunuz? 
Her türlü zorluğa sabırla dayanan birini tanımak ister misiniz? 
Koca denizi ortadan ikiye ayıran birine ne dersiniz?
Dünyaya hükmeden bir hükümdarın hayatı ilginizi çeker mi?
Kuşlarla konuşan biri size ilginç gelir mi?
Balığın karnında yaşayıp sonra kurtulmak mümkün mü? 
Babasız dünyaya gelen biriyle tanışmak ister misiniz?
Evet, bunların hepsi gerçek… Ve bu hikâyelerin kahramanları peygamberler… İlk insan ve ilk peygamber Hazreti Âdem`den son peygamber yani bizim peygamberimiz Hazreti Muhammed`e kadar pek çok peygamber gelmiş dünyaya… Allah`ın izniyle olağanüstü şeylere imza atmış, mucizeler göstermiş ve örnek hayatlar yaşamışlar.
Bu seride yüce kitabımız Kur`an-ı Kerim`de ismi geçen 12 peygamberin hayatı anlatılıyor. Gelin hep birlikte bu güzel hikâyeleri okuyarak o günlere gidelim ve o özel insanların dünyasına girelim.

Ateş - Muhtelif yazılar
Dört Kelebek ve Ateş 

Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu ögrenmek istemişler. 
Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve: 
– Bu ateş aydınlatıcı bir şey! demiş. 
İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş; Demiş ki: 
–Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!
Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş; Şöyle demiş: 
– Ve bu ateş yakıcı bir şey! 
Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. 
Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş. 
Ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek “poff !” diye ortadan kayboluvermiş… 
Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş, ama geri dönüp söyleyememiş. 
Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş...
Ateş - Özlü sözler
  • Adamın haline hayret ederim ki, "hasta olacağım" korkusu ile helal gıda maddelerinden perhiz eder de, ateşe gireceğinden korkup, isyandan sakınmaz. - İbni Şübrüme
  • Akrabalar arasındaki düşmanlık ormana düşen ateşten farksızdır. - Hz. Ebubekir (r.a.)
  • Altın ateşle, kadın altınla, erkek kadınla imtihan edilir. 
  • Arkadaş ateş gibidir, azı nimet çoğu felakettir.
  • Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Aşk bir ateştir, ama ocağını mı ısıtır, evini yakıp küle mi çevirir bilemezsin. -  Joan Crawford
  • Aşk buzlu denizde ateşten gemidir.
  • Aşk tuhaf bir bakıştır, ateşsiz bir yakıştır. Yaşamayan bilemez, kalpten kalbe akıştır. - Yunus Emre 
  • Aşk, yüreklerden gökyüzüne kadar uzanan ateşten bir merdivendir. - E. Geibel
  • Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım. - Halil Cibran
  • Ateş düştüğü yeri yakar.
  • Ateş karşısında bozulmayan altın, altın karşısında bozulmayan kadın, kadın karşısında bozulmayan erkek; kalitelidir. - Maksim Gorki
  • Ateş, yakabileceği her şeyi yakana dek yanar -ancak o zaman söner. - Oruç Aruoba
  • Ateşin içinden ne kadar iyi geçebildiğindir mesele. - Charles Bukowski
  • Ateşin, borcun, hastalığın ve düşmanın küçüğü yoktur. - Beydeba
  • Ateşine dayanabileceğin kadar günah işle.
  • Ateşleri yandıran. Bana bir türkü söyle. Yüreğimi andıran. Bana bir türkü söyle. Notayı utandıran.
  • Barutu ateşten, gençleri kumardan uzak tutun. - Benjamin Franklin
  • Behey! Kaburgalarında ateş bir yürek yerine idare lambası yanan adam! Behey armut satar gibi sanatı okkayla satan sanatkâr! - Nazım Hikmet
  • Ben kimsenin canını yakmadım. Onlar benim ateş olduğumu bile bile geldiler.
  • Bir ev, beden için olduğu kadar, zihin içinde yiyecek ve ateş içermedikçe yuva değildir. - Benjamin Franklin
  • Bir gece aşka; "doğru söyle, sen kimsin?" dedim. "Ben ölmeyen hayatım, ölmeyen yaşanışım. Ben daima devam eden, hoş geçen bir ömürüm." dedi. Tekrar sordum: "ey mekandan dışarı olan aşk! Senin evin nerededir?" Ben gönül ateşinin dostuyum. Ben yaşlı gözlerin yanı başındayım." dedi. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana) 
  • Bir yürek ki yanmaz, yürek denir mi ona / Sevmek haram yüreğinde ateş olmayana / Bir günü sevgisiz geçirdinse yazık. / En boş geçen günün o gündür inan bana.
  • Cahil ile tartışırken ona verdiğin her kelime yanan ateşe attığın odun gibidir. - Lev Nikolayeviç Tolstoy
  • Cehennem ateşi yoktur, her insan ateşini yanında götürür.
  • Çocuk, doldurulacak bir vazo değil tutuşturulacak bir ateştir.
  • Deha, insanın kendi ateşini yakmasıdır. - J. Foster
  • Doğruya yakın sözcükle doğru sözcük arasında büyük fark vardır; ateş böceği ve ateş arasındaki fark kadar. - Mark Twain
  • Dostların çoğalsın diye çırpınma. Onları bir gün ihmal etmeye kalksan çabucak düşmanın olurlar. Dostlar ateş gibidir. Pek çoğalırlarsa yakarlar. - Hz. Ali (r.a.)
  • Dürüst bir kadının güzelliği ateşe benzer: Yaklaşmayana hiç bir zararı dokunmaz. - Cervantes
  • Düşünmeden konuşmak, nişan almadan ateş etmeye benzer. - R. Digest
  • Eğitim kovayı doldurmak değil, ateşi yakmaktır. - W. B. Yeats
  • Ey aşık! Hani özlem çekiyorsun ya sevgiliye. Bil ki sevgilidendir özlemin özü. O dur asıl sana özlem duyan. Çünkü o tutuşturmayınca alevi, kimsede olmaz ateş. Ve aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Ey gönül! Gezip de hayran kalmadığım yerin olmadı; bazen aklımı başımdan aldın, bazen benliğimi ayaklar altına. Ama herkeste bulunsa da, çoğunun farkında olmadığı bir sır gibi taşıdım seni. Dağları delmiyorum, çölleri aşmıyorum ama daha zoru olan benliğimle savaşıyorum. Yanıyorum diyerek masivâya sesleniyorum; ateşsiz, dumansız içten içe kül oluyorum.
  • Geldim sevgili. Sen dışında ne varsa kıyısız denizlere dökerek geldim. Dilimde dua ile kefenimi vuslatına çeyiz bilerek geldim. Aşkın demgahında ateşleri ıslatmak için neyim varsa yok bilerek geldim.  - Şems-i Tebrizi
  • Gizli yanan ateşin közü olmaz. Gül dikeni hor görse de diken güle batmaz. Mekânlar ayrı olsa da "gerçek dost" asla unutmaz.
  • Gurur, kıskançlık ve hırs insanların kalplerini ateşleyen üç ateştir. - Dante
  • Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder. 
  • Hırslı insan, kendini güneş sanan ateşböceğidir. Kanaat ise ateşböceği olan insanı güneşe dönüştürür. - Muhammed Bozdağ
  • İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar; Herkeste kusur görür, kendisine kör bakar. Neye nasıl bakarsan, o sana öyle bakar.- Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • İnsanlarla münasebetin ateşle münasebetin gibi olsun. Çok uzaklaşma donarsın; çok yaklaşma yanarsın. - Sâdi Şirâzi
  • Kadınsız bir erkek horozsuz bir tabanca gibidir; erkeği ateşleyen kadındır. - Victor Hugo
  • Kalp mi insana sev diyen yoksa yalnızlık mı körükleyen? Sahi nedir sevmek; bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı? - Şems-i Tebrizi
  • Kardeşlik sevgisi şudur ki; ben ateşten çıkmayınca sen de cennete girmemelisin. Beni bekleyip birlikte cennete girmeye çalışmalısın. İşte kardeş sevgisi budur. Yoksa ateşi görünce beni bırakıp kaçman değildir. - Efdalüddin
  • Kıskançlık ateşten meydana gelir. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Korkma düşmanından ki, ateş olsa yandırmaz seni, müştekim ol, Hazreti Allah utandırmaz seni. - Said Paşa
  • Lüzumsuz söz yanan ateş gibidir; onu ağızdan çıkarmamalısın, sonra kendin yanarsın. Dilin söylediği iyi söz ise akarsu gibidir; nereye akarsa orada çiçekler açar. - Yusuf Has Hacip
  • Ne gönlümün derdini sor bana, ne sararan yüzümü sor bana, ne içimin ateşini sor bana, gel gözünle gör, gel artık. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana) 
  • Ne odunmuş babanız: Olmadı bir baltaya sap! / Ona siz benzemeyin, sonra ateştir yolunuz. / Meşe hâlinde yaşanmaz, o zamanlar geçti; / Gelen incelmiş adam devri, hemen yontulunuz. / Aman dikkatli olun: Bir kafanız yontulacak; / Sakın aldanmayın: İncelmeye gelmez kolunuz! 
  • Ne zaman vuslat ey yar! Can bitap düştü, saçlarıma hazan düştü. Sevdama köz düştü. Lime lime etti bu hasret beni. İlmek ilmek cana dokudum da seni, gönül gözüme hayranlık düştü. Özlem iklimlerinden dergâhına sesleniştir bu, ahı feryada karışmış bir Kıtmir’in yanmasıdır. Gel ne olur bir gün çıkıp gel alev almadan ruhum. Canı dişinde, özü közünde bir ağlayıştır bu. Kâlin hâle serzenişi, Mecnun´un Leyla´ya vurgunluğu. Gel ateşe su. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Nedamet ateşiyle dolu bir gönülle, nemli gözlerle tövbe et ! Zira çiçekler güneşli ve ıslak yerlerde açarlar. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Nefsinizi daima kontrol altında tutunuz. Onu boş bırakırsanız sizi ateşe götürür. - Hacı Bayram Veli
  • Ölen bedendir, ruh değil. Sönen küllerdir, ateş değil. Gülümseyen gözlerdir, gamzeler değil. Sevilen yürektir, beden değil.
  • Rüzgâr ateş için neyse, ayrılık da aşk için odur; küçük bir aşkı söndürür, büyük bir aşkı daha da güçlendirir. -  Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Sabır, hastalıkta Eyüp, hasrette Yakup, zindanda Yusuf, ateşte İbrahim olmaktır.
  • Sanmayın ki nargilenin ateşidir tutuşturan tütünü. Tüten hülyalı bir ömür, ateş gönlün ateşi, duman aradan geçen yıllardır.
  • Secdede huzur bulmak varken, ateşin dehşetli kucağına düşmek akıl kârı değil.
  • Sevmek sevdiği için kendini ateşe atmaktı eskiden. Şimdi; sevdiğini ateşe atıp üzerinden atlamak olmuş.
  • Su, ateş ve ahlak konuşuyorlarmış; "Birbirimizi kaybedersek nasıl buluruz diye!" Su demiş ki; Kulağınıza şakır şakır ses gelirse, ben akıyorumdur. Ateş demiş ki; Bir duman tüterse, altında muhakkak ben varım. Ahlak demiş ki; Beni kaybederseniz, bir daha bulamazsınız.
  • Uzaklıklar küçük sevgileri yok eder, büyükleri ise yüceltir. Tıpkı rüzgârın mumu söndürüp, ateşi yükselttiği gibi.
  • Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına. - Pablo Neruda
  • Zulüm yanan ateş gibidir, yaklaşanı yakar; Kanun ise su gibidir, akarsa nimet yetiştirir. - Yusuf Has Hacip
Ateş - Risale-i Nur Külliyatı
Demek, o mertebedeki ateş, soğukluğuyla, yandırır gibi tesir gösteriyor; hem ateştir, hem berddir. Evet, hikmet-i tabiiyede, nâr-ı beyzâ halinde ateşin bir derecesi var ki, harareti etrafına neşretmiyor ve etrafındaki harareti kendine celb ettiği için, şu tarz burûdetle, etrafındaki su gibi mâyi şeyleri incimâd ettirip, mânen burûdetiyle ihrak eder. İşte zemherir, burûdetiyle ihrak eden bir sınıf ateştir. Öyle ise, ateşin bütün derecâtına ve umum envâına câmi´ olan Cehennem içinde, elbette "Zemherir"in bulunması zarûrîdir.
Üçüncüsü: Cehennem ateşinin tesirini men edecek ve emân verecek İmân gibi bir madde-i mâneviye, İslâmiyet gibi bir zırh olduğu misillü, dünyevî ateşinin dahi tesirini men edecek bir madde-i maddiye vardır. Çünkü, Cenâb-ı Hak, ism-i Hakîm iktizâsıyla, bu dünya dârü´l-hikmet olmak hasebiyle, esbâb perdesi altında icraat yapıyor. Öyle ise, Hazret-i İbrâhim´in cismi gibi, gömleğini de ateş yakmadı; ve ateşe karşı mukâvemet hâletini vermiştir. İbrâhim´i yakmadığı gibi, gömleğini de yakmıyor.
Sözler | Yirminci Söz

İkinci Sualiniz: Şeytanların halkı ve icadı ne içindir? Cenâb-ı Hak şeytanı ve şerleri halk etmiş; hikmeti nedir? Şerrin halkı şerdir, kabîhin halkı kabîhtir.
Elcevap: Hâşâ, halk-ı şer şer değil, belki kesb-i şer şerdir. Çünkü, halk ve icad bütün netâice bakar. Kesb, hususî bir mübaşeret olduğu için, hususî netâice bakar. Meselâ, yağmurun gelmesinin binlerle neticeleri var; bütünü de güzeldir. Sû-i ihtiyarıyla bazıları yağmurdan zarar görse, "Yağmurun icadı rahmet değildir" diyemez, "Yağmurun halkı şerdir" diye hükmedemez. Belki sû-i ihtiyarıyla ve kesbiyle onun hakkında şer oldu. Hem ateşin halkında çok faydalar var; bütünü de hayırdır. Fakat bazılar, sû-i kesbiyle, sû-i istimaliyle ateşten zarar görse, "Ateşin halkı şerdir" diyemez. Çünkü, ateş yalnız onu yakmak için yaratılmamış. Belki o, kendi sû-i ihtiyarıyla, yemeğini pişiren ateşe elini soktu ve o hizmetkârını kendine düşman etti.
Mektubat | On İkinci Mektup