Vefa - Ansiklopedik bilgi
Vefa

Vefa, (isim) Sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığı
Vefa - Ayet mealleri
Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 76. ayet:
Hayır; kim ahdine vefa eder ve sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever.

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 34. ayet:
Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da en güzel bir tarz olması- dışında yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur.

Fetih (Fethetmek) Suresi 10. ayet:
Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmişlerdir. Allah'ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir ecir verecektir.
Vefa - Hadisler
İbni Mesud, İbni Ömer ve Enes (Allah Onlardan razı olsun)´dan rivayete göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
"Ahdini bozan herkes için kıyamet günü bir bayrak kaldırılır ve bu falanca kimsenin vefasızlığının alametidir" denilir. 
[Buhari, Cizye, 22]

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) demiştir ki: "Ahdine kim vefasızlık edip bozarsa, Allah mutlaka ona bir düşman musallat eder." 
[Muvatta, Cihâd 12, (2, 449), 26 (2, 460). İmâm Mâlik bunu belâğ (senetsiz) olarak rivâyet etmiştir.]
Vefa - Kitap Tanıtım
Çınar Ağacı 
Vefa Hikayeleri

Arif Akpınar
MUŞTU YAYINLARI

Adam yıllar sonra memleketine, baba toprağına geldi. Akşam sevdikleriyle hasret giderdikten sonra sabah erkenden kasaba meydanına indi. İçi heyecanla doluydu.

Zannedersin uzak iklimleri dolaşıp yeniden kanatlandığı ağaca konmuş bir kuş. Kasaba meydanındaki kahvehanelerin kiminin önünde kavak, kiminin söğüt, kiminin ceviz kiminin önünde de dış budak ağaçları vardı. O en köhne kahvehanenin önünde boy veren çınar ağacının serinliğine yöneldi. Sebebini bilemediği bir tercihti bu. Çınar ağacının gölgesinde ayrı bir huzur buluyordu. Çınar ağacının gölgesine bir tahta sandalye çekerek oturdu. Tarifsiz bir güven duygusu sardı içini.

Derin derin nefes alıp etrafı seyre koyuldu. Kasaba meydanı henüz sakindi. Bu sırada karşıdan kendisine doğru gelen adamı dikkatle süzmeye başladı. 
Çocukluğundan tanıdığı biri olabilirdi. Adam kendisine yaklaşıp yüz ifadeleri belirginleşince içi çiçeklendi. Adamı tanımıştı. O da kendisini tanımış olacak ki tebessüm ederek yanına yaklaştı. Ayaküstü hoş beşten sonra adam yoluna devam etti. Bu adamı nedense sevdiğini fark etti. 
Vefa - Muhtelif yazılar
Vefa
Hz. Ömer’e gelen bir adam ”eşimi boşamak istiyorum” der.
Aile birliğine çok büyük önem veren

Hz. Ömer sorar: “Neden eşini boşayacaksın? Eşinin hangi kusuru seni eşinden soğuttu? Haklı bir gerekçen var mı?”

Adam der ki; “Ben artık onu sevmiyorum. Bunun için boşamak istiyorum eşimi.”

Hz. Ömer’in cevabı son derece manidardır; “Sen bütün evliliklerin sevgi-aşk ile devam ettiğini mi zannediyorsun?
Sende hiç mi vefa yok? Hani vefa nerede? Git ve eşinle yola devam et.”
Vefa - Muhtelif yazılar
Ahde Vefa

Hz.Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler, derlerki
-Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.
Bu söz üzerine Hz.Ömer suçlanan gence dönerek:
-Söyledikleri doğrumu diye sorar.
Suçlanan genç derki evet doğru bu söz üzerine Hz Ömer:
-Anlat bakalım nasıl oldu diye sorar.
Bunun üzerine genç anlatmaya başlar,derki :
-Ben bulunduğum kasaba hali vakti yerinde olan bir insanım ailemle beraber gezmeye çıktık kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Hayvanlarımın arasında bir güzel atım varki dönen bir defa daha bakıyor hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyva koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı atım oracıkta öldü, nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım babası öldü, kaçmak istedim, fakat arkadşlar beni yakaladı,durum bundan ibaret,dedi.
Bu söz üzerine Hz Ömer söyleyecek bir şey yok bu suçun cezası idam, madem suçunu da kabul ettin...
Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:
-Efendim bir özrüm var, ben memleketinde zengin bir insanım babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı, gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım şimdi siz bu cezayı ifnaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettğiniz için Allah indin'de sorumlu olursunuz, bana üç gün izin veriseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün için de yerime birini bulurum der.
Hz Ömer dayanamaz derki:
-Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalırki? der,
Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar derki,
-Bu zat benim yerime kalır, o zat Hz peygamber (s.a.v)  efendimizin en iyi arkadaşlarından, daha yaşarken cennetle müjdelen Amr ibni Asr' dan başkası değildir. Hz Ömer Amr 'a dönerek
-Ey amr delikanlıyı duydun, der.
O yüce sahabi:
-Evet, ben kefili, der ve genç adam serbest bırakılır.

Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur, Medinenin ileri gelenleri Hz Ömere çıkarak gencin gelmeyeceğini, dolayısıyla Amr ibni Asr'a verilecek idamın yerine, maktülün diyetinin verilmesini teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz, derler.
Hz Ömer kendinden beklenen cevabı verir, derki,
-Bu kefil babam olsa farketmez, cezayı infaz ederim.
Hz Amr ibni Asr ise tam bir teslimiyet içerisinde derki,
-Biz de sözümüzün arkasındayız.
Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.
Hz Ömer gence dönerek derki,
-Evladım gelmeme gibi önemli bir fırsatın vardı neden geldin.
Genç vakurla başını kaldırır ve:
-Ahde vefasızlık etti demeyesiniz diye geldim, der.
Hz Ömer başını bu defa çevirir ve Amr ibni Asr'a derki,
-Ey amr sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu da onun yerine kefil oldun?
Amr ibni Asr :
-Bu kadar insanın içerisinden beni seçti, insanlık öldü dedirtmemek için kabul ettim der.
Sıra gençlere gelir derlerki,
-Biz bu davadan vazgeçiyoruz, bu sözün üzerine Hz Ömer :
-Ne oldu biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz?
Gençlerin cevabı dehşetlidir :
- Merhametsiz insan kalmadı demeyesiniz diye.

Vefa - Muhtelif yazılar
Yaşlı Kadın İle Meşe Ağacı

Kuraklık o yıl, New Jersey’in yemyeşil çayırlarını kahverengine çevirmiş ve tüm New Jersey´lilerin gurur kaynağı yüzyıllık dev ağaçların yapraklarının zamanından önce dökülmesine neden olmuştu. Kuraklığın kırk üçüncü gününde, küçük bir kentin yoksullar mahallesinden geçen Tom Greenfield adli genç bir tarım uzmanı, tozlu yolda bir kova suyu sürüklercesine taşıyan yaşlı bir kadına rastladı.Otomobilinin camini indirdi ve yaşlı kadına seslendi:
Sizi gideceğiniz yere kadar götürebilir miyim, bayan? 
Yaşlı kadın teşekkür etti ve bir kilometre kadar geride kalan evini işaret etti:
Zaten şu kadar kısa bir yoldan geliyorum dedi ve yüz metre ötedeki dev bir meşe ağacını göstererek. Zahmet etmenize gerek yok... dedi. 
İki üç adımlık yolum kaldı. Greenfield, kadının bir kova suyu ne yapacağını merak etti. Onu arkasından izledi. 
Yaşlı kadının, zorlukla taşıdığı kovayı bahçenin uzak bir köşesindeki büyük meşe ağacına kadar sürükleyip, sonra da kovadaki suyla meşe ağacını suladığını görünce, hem hayran kaldı, hem de şaşırdı. 
Yanına yaklaştı ve sordu: 
Bu ağacı sulamak için mi o bir kova suyu bir kilometre öteden taşıdınız? 
Güçlükle kaldırdığınıza göre kova galiba çok ağırdı. Yaşlı kadın, genç adama gülümseyerek baktı. Tam 81 yaşındayım. 
Bu ağaç ise, yaşamdaki tek dostum. Küçük bir kızken arkadaş olmuştum onunla. 
Şimdi hiçbiri yaşamayan tüm arkadaşlarımla bu ağacın çevresinde, bilseniz ne oyunlar oynadık, onun gölgesinde nasıl dinlendik... 
Bu ağaç kurursa ne yaparım, ben? Genç tarım uzmanı, yüzyıllık dev meşe ağacına uzun uzun ve dikkatlice baktı. 
Deneyimli gözü, ağacın giderek kurumakta olduğunu görmekte gecikmedi.Yaşlı kadın, meşe ağacıyla arkadaşlığını anlatmayı sürdürdü: 
Annem beni dövdüğü ya da azarladığı zaman bu ağaca tırmanırdım, onun kollarına sığınırdım dedi. 
Nişanlım, parmağıma nisan yüzüğünü bu ağacın altında taktı. Benim için böylesi anılarla dolu olan bu ağaç için, bir kilometre öteden bir kova su taşımamı gerçekten çok mu görüyorsunuz?
Yaşlı kadın ertesi gün elinde su kovasıyla yine meşe ağacına giderken, ağacın çevresinde beş altı isçinin çalışmakta olduğunu gördü. Kovayı yere bıraktı ve isçilere doğru koşarak.  Bırakın ağacımı diye bağırdı. Dokunmayın benim ağacıma... 
İsçilerin başındaki adam kasketini çıkardı ve yaşlı kadını saygıyla selamladı: 
Ağacınıza kötü bir şey yapmak için değil, onu kurtarmak için geldik, hanımefendi dedi. 
Ağacınızın köklerinin çevresinde kanallar açtık ve onları tankerimizin deposundaki suyla doldurarak, ağacınızı bol bol suladık. 
Yaşlı kadının gözleri, su tankerinin üzerinde yazılı olan “Greenfield Fidanlığı adına takıldı.
Fakat ben sizi çağırmadım ki? dedi.Kim gönderdi sizi buraya?Adam, saygılı tavrıyla yanıt verdi:
“Bizi buraya gönderen kişi, adını söylemedi, efendim dedi. Yaşlı kadın, yeterli suya kavuşan arkadaşı meşe ağacının altında durdu ve isçilerin tek tek ellerini sıktıktan sonra bindikleri kamyonun arkasından yaşlı gözlerle baktı. 
Vefa - Özlü sözler
  • Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. 
  • Allah’ım canımı bir sonbahar günü al ki, o vefasız getirecek bir gül bile bulamasın.
  • Bende yok sabru sükun sende vefadan zerre / iki yoktan ne çıkar fikreyleyelim bir kerre.
  • Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu? Vefası var mı? Asıl ona bak. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana) 
  • Bir ince iştir yaşamak dediğin. Sana yürümek düşer, yol olur yeryüzü yürümeyi bilene. Yeter ki vakar olsun duruşun, özlemli olsun yürüyüşün! "Yürümek" kavlin olsun, ahdin olsun, vefan olsun. Vur kendini yollara. İmdada sesin olsun, dara uzansın ellerin, zora dayansın bileğin. Olur da sürçerse ayağın; dayandığın, güvendiğin her daim Rabbin olsun!
  • Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat kendi ırkından büyük tanıdığı insanlardan vefasızlık, felaket görmesi daha acıdır. 
  • Bülbülden vefa ummayın; çünkü her dem başka bir gül üzerinde öter. - Sadi
  • Cömertlik olmayınca malın, vefa olmayınca arkadaşın hayrı yoktur. - Ahmet Bin Kays
  • Eğer siz gözünüzü diker, O’nun kapısı eşiğinde hep vefalı bir tavır içinde bulunursanız, Cenab-ı Hak bu vefayı tek taraflı olarak sizin aleyhinize bozmaz. Çünkü O, sonsuz merhamet, sonsuz ilim, sonsuz kudret, sonsuz irade sahibi Allah (c.c.)’tır.
  • En vefakar dostumuz gölgemizdir bilirsiniz. Ama unutmayın ki; o da yoldaşlık etmek için güneşli havayı bekler. - Georg Wilhelm Friedrich Hegel
  • Geldim! Gitmelere bekle diyerek. Attım valize bir kaç kırgınlık, bir iki vefasızlık.  Bir kaç acı söz, benim hatırladıklarım. Bir kaç iyi söz, senin unuttukların. Geldim! Korkma aç kapıyı! Sende kalmaya değil, sendeki beni almaya geldim.
  • Gerçek aşkta ne vefa vardır ne cefa.
  • Güzellerde olsaydı vefa / Olur muydu güzellikleri heba. - Havace
  • İhanet arkadaşlık zincirini karartır, fakat vefa onu her zamankinden parlak yapar. - Kızılderili atasözleri
  • Kadın ne kadar az hoşa giderse o kadar vefalı olur. - Lev Nikolayeviç Tolstoy
  • Kimseden vefa görmesem de vefa göstermeye devam edeceğim. - Hz. Ali (r.a.)
  • Ömürlerinde tek bir kez sevenlerdir asıl sığ olanlar. Onların vefa, sadakat diye adlandırdıkları şeyi ben, ya alışkanlığın verdiği rahatlığa ya da hayal gücünün yokluğuna bağlarım. Zihinsel yaşam için tutarlılık neyse duygusal yaşam için de vefa odur: basit bir yenilgi itirafı. Vefa ! Bunu incelemem gerekiyor günlerden bir gün. Sahiplik tutkusu da giriyor bu işin içine. Başkaları alır diye korkmasak çoktan atacağımız bir sürü şey var… - Oscar Wilde
  • Sen işleri yürüsün diye saygılı, vefalı olup, işleri bitirdikten sonra saygısız ve vefasız olanlardan olma.
  • Senin bulunduğun yerden, senin havandan gelen tozu, toprağı istiyorum. Olur ya, belki ayaklarının bastığı yerden, gözlerime,  rüzgâr toz getirir. Canım cefaya da sevinir, neşelenir. Zira ben cefadan da senin vefa kokunu alırım. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Şeytan gibi hasetçi değilsen dâva kapısını bırak da vefa kapısına gel! - Mevlana
  • Tırnağın var ise başın kaşı / Kimseden kimseye vefa yoğ imiş. - Karacoğlan
  • Vefa ararsan dostta ektiğini biçersin, yine vefalı dostla bu dünyadan göçersin.
  • Vefa İstanbul´da bir semt adıymış sadece.
  • Vefa nedir, bilir misin? Vefa arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır. Vefa; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır. Vefa ötelerin sonsuz mükâfatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Vefa sevgidir. Şartsız, hesapsız, sonu olmayan bir sevginin ta kendisidir.
  • Vefa ve samimiyet ilk prensipleriniz olmalıdır. - Konfüçyüs
  • Vefasız, yol kararınca hoşça kal diyendir. - J.R.R. Tolkien 
  • Vefasızın meclisinde bade içilmez. - Ziya Paşa
  • Vefasızlara gitme, onlar birer yıkık  köprüdür. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Yalancı, dolancı adam, dinde vefakâr olmadığından her an yeminini bozar. - Mevlana
  • Yaşam gülmeyi, sevgi hak etmeyi, vefa unutmamayi, dostluk sadık kalmayı bilenler içindir. - Mevlana
  • Yaz beni ey kalem! Kalbim hüzün denizine öyle daldı ki, insanlar acımasız, vefasız. Yar´dan başka kimim kaldı ki, yâr hoş da! Yaradan daha hoş.
  • Zulüm, ahde riayetsizlik ve hile denilen üç kötü haslet kimde varsa zararları yine kendisine dokunur. - Hz. Ebubekir (r.a.)
Vefa - Risale-i Nur Külliyatı
Birden, esarette, Kosturma´daki camideki intibah-ı ruhî yine başladı. Onun eseri olarak, kalben merbut olduğum ve medar-ı saadet-i dünyeviye zannettiğim hâlâtı, esbabı tetkike başladım. Hangisini tetkik ettimse, baktım ki, çürüktür, alâkaya değmiyor, aldatıyor. O sıralarda, en sadakatli zannettiğim bir arkadaşımda, umulmadık bir sadakatsizlik ve hatıra gelmez bir vefasızlık gördüm. Hayat-ı dünyeviyeden bir ürkmek geldi. Kalbime dedim: "Acaba ben bütün bütün aldanmış mıyım? Görüyorum ki, hakikat noktasında acınacak halimize, pek çok insanlar gıptayla bakıyorlar. Bütün bu insanlar divane mi olmuşlar? Yoksa şimdi ben divane mi oluyorum ki, bu dünyaperest insanları divane görüyorum?" 
Lemalar | Yirmi Altıncı Lem´a

İhtiyarlara bakmak ise, hem azîm sevap almakla beraber, o ihtiyarların-ve bilhassa peder ve valide ise-dualarını almak ve kalblerini hoşnut etmek ve vefâkârâne hizmet etmek, hem bu dünyadaki saadete, hem âhiretin saadetine medar olduğu, rivâyât-ı sahiha ile ve çok vukuat-ı tarihiye ile sabittir. İhtiyar peder ve validesine tam itaat eden bahtiyar bir veled, evlâdından aynı vaziyeti gördüğü gibi; bedbaht bir veled, eğer ebeveynini rencide etse, azâb-i uhrevîden başka, dünyada çok felâketlerle cezasını gördüğü, çok vukuatla sabittir.
Lemalar | Yirmi Beşinci Lem´a