Arz - Ansiklopedik bilgi
Arz

1. Sunma. 
2. Piyasaya mal sürülmesi. 
3. Yüksek bir makama anlatma, bildirme.
4. (eski dilde) Yer, yeryüzü
Arz - Ayet mealleri
Nisa (Kadınlar) Suresi 97. ayet:
Melekler kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki: "Nerde idiniz?" Onlar: "Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz´aflar) idik." derler. (Melekler de:) "Hicret etmeniz için Allah´ın arzı geniş değil miydi?" derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o?

Araf (Orta Yer) Suresi 73. ayet:
Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih´i (gönderdik. Salih:) "Ey kavmim, Allah´a kulluk edin, sizin O´ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir: Allah´ın bu dişi devesi size bir belgedir; onu salıverin de Allah´ın arzında otlasın, ona bir kötülükle dokunmayın, sonra sizi acı bir azab yakalar" dedi.

Araf (Orta Yer) Suresi 128. ayet:
Musa kavmine: "Allah´tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah´ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir." dedi.

Hud Suresi 64. ayet:
"Ey kavmim, size işte bir ayet olarak Allah´ın devesi; onu serbest bırakın, Allah´ın arzında yesin. Ona kötülük (vermek niyeti)yle dokunmayın. Yoksa sizi yakın bir azab sarıverir."

Rad (Gök Gürültüsü) Suresi 41. ayet:
Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten biz arza geliyor ve onu çevresinden eksiltiyoruz. Allah hüküm verir. Onun hükmünün peşine düşecek yoktur. Ve O, hesabı pek çabuk görendir.

İbrahim Suresi 14. ayet:
"Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır)."

Ankebut (Dişi Örümcek) Suresi 56. ayet:
Ey iman eden kullarım, şüphesiz benim arzım geniştir; artık yalnızca bana ibadet edin.

Saffat (Saf Tutanlar) Suresi 10. ayet:
De ki: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah´ın arz´ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir." 
Arz - Bağlantılar

Arz Kabuğu ve Madenler

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/arz-kabugu-ve-madenler.html


Arz Tarihinde Madenleri Günümüze Taşıyan Farklı Notorlar

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/arz-tarihinde-madenleri-gunumuze-tasiyan-farkli-notorlar.html


Karbon Devr-i Daiminde Arz-Sema İşbirliği

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/karbon-devr-i-daiminde-arz-sema-isbirligi.html

Arz - Hadisler
Ebu Mûsa (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)´ı dinledim, şunu söyledi: "Allah Teâla hazretleri, Âdem´i, yeryüzünün bütün (cüzler)inden almış olduğu bir avuç topraktan yarattı. Âdem´in oğulları da arzın kısımlarına göre vücuda geldi. Bir kısmı beyazdır, bir kısmı kızıldır, bir kısmı siyahdır. Bunlar arasında orta (renkliler) de var. Ayrıca bir kısmı uysaldır, bir kısmı haşindir, bir kısmı habis (kötü kalbli), bir kısmı iyi kalblidir." 
[Ebu Dâvud, Sünnet 17, Tirmizî, Tefsir, Bakara, (2948).]

Yine Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Rumlar, A´mak ve Dâbık nam mahallere inmedikçek kıyamet kopmaz. Onlara karşı Medine´den bir ordu çıkar. Bunlar o gün arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak üzere saf saf  düzen alınca, Rumlar:
"Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!"  derler. Müslümanlar da:
"Hayır! Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz" derler. Bunun üzerine (Müslümanlar) onlarla harb eder. Bunlardan üçte biri inhizama uğrar. Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez. Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler. Bunlar İstanbul´u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan  aralarında şöyle bir nida atar:
"Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!" 
Bunun üzerine,  çıkarlar. Ancak bu haber batıldır. Şam´a geldiklerinde (Deccal) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah´ın düşmanı, Hz. İsa´yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir." 
[Müslim, Fiten 34, (2897).]
Arz - Kitap Tanıtım
Arz´dan Arş´a Mi´rac 

Hans Von Aiberg 
ALEM YAYINCILIK 

Geçmişte askeri fetihlerin yapamadığını, günümüzde İslam, "Bilim" yoluyla başarmakta, eski haçlı ve ateistleri "Yepyeni müslümanlar" olarak saflarımıza gönüllüler olarak katmaktadır. Böylece Batılı Müslüman Bilim adamlarının "Bilim-akıl-kalem cihadı" ile "İslamın Batı Cephesini" açtıklarını sezmekteyiz. Sadece bilimle ilgili bu ekibin "Cemaat çalışmalarının toplu bilimsel sonuçlarından" Zigzag Öğretisi ortaya konmuştur. 21.yüzyıl bilimi sayılan bu öğretinin "Arz-Arş Dizisi" Skandinav asıllı Alman teorik fizikçi Hans von Aiberg´in payına düşmüştür. Aynı zamanda düşünür, yazar ve gazeteci olan Prof. Dr. Von Aiberg, müslümanlığın yanında Türk´lüğe de gönül verdiğinden, dünyada ilk ve tek olarak, bu eserlerini yayınevimiz aracılığıyla, öncelikle TÜRK okuyucuya sunmaktadır. Beceri bizden, beğeni sizden, başarı ALLAH´tan...

Arz - Özlü sözler
  • Arı bal yapar, fakat balı izah edemez. Ağaçtan düşen elma da arz cazibesi kanunundan habersizdir. - Necip Fazıl Kısakürek
  • Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler. (Çingenenin mert olanı övünürken hırsızlığını söyler) - Koca Ragıp Paşa
  • Vatanım bütün yeryüzü, milletim insanlıktır. - Tevfik Fikret
Arz - Risale-i Nur Külliyatı
Evet, rûy-i zeminde dört yüz bin muhtelif ayrı ayrı nebâtâtın ve hayvanâtın tâifelerini, hiçbirini unutmayarak, şaşırmayarak, vakti vaktine, kemâl-i intizam ile, hikmet ve inâyet ile terbiye ve idare eden ve küre-i arzın sîmâsında hâtem-i ehadiyeti vaz´ eden, bilbedâhe, belki bilmüşâhede, rahmettir. Ve o rahmetin vücudu, bu küre-i arzın sîmâsındaki mevcudâtın vücudları kadar kat´î olduğu gibi, o mevcudât adedince, tahakkukunun delilleri var.
Evet, zeminin yüzünde öyle bir hâtem-i rahmet ve sikke-i ehadiyet bulunduğu gibi, insanın mahiyet-i mâneviyesinin sîmâsında dahi öyle bir sikke-i rahmet vardır ki, küre-i arz sîmâsındaki sikke-i merhamet ve kâinat sîmâsındaki sikke-i uzmâ-i rahmetten daha aşağı değil. Adetâ bin bir ismin cilvesinin bir nokta-i mihrâkiyesi hükmünde bir câmiiyeti var.
Sözler | On Dördüncü Lemanın İkinci Makamı 

Hem hayat, melâikeye İmân rüknüne dahi bakar, remzen ispat eder. Çünkü, madem kâinatta en mühim netice hayattır ve en ziyade intişar eden ve kıymettarlığı için nüshaları teksir edilen ve zemin misafirhanesini gelip geçen kafilelerle şenlendiren zîhayatlardır. Ve madem küre-i arz bu kadar zîhayatın envâıyla dolmuş ve mütemadiyen zîhayat envâlarını tecdit ve teksir etmek hikmetiyle, her vakit dolar boşanır ve en hasis ve çürümüş maddelerinde dahi kesretle zîhayatlar halk edilerek bir mahşer-i huveynat oluyor. Ve madem hayatın süzülmüş en sâfi hülâsası olan şuur ve akıl ve en lâtif ve sabit cevheri olan ruh, bu küre-i arzda gayet kesretli bir surette halk olunuyorlar; adeta küre-i arz, hayat ve akıl ve şuur ve ervah ile ihyâ olup öyle şenlendirilmiş. Elbette küre-i arzdan daha lâtif, daha nuranî, daha büyük, daha ehemmiyetli olan ecrâm-ı semâviye, ölü, câmid, hayatsız, şuursuz kalması imkân haricindedir. Demek gökleri, güneşleri, yıldızları şenlendirecek ve hayattar vaziyetini verecek ve netice-i hilkat-i semâvâtı gösterecek ve hitâbât-ı Sübhâniyeye mazhar olacak olan zîşuur, zîhayat ve semâvâta münasip sekeneler, herhalde sırr-ı hayatla bulunuyorlar ki, onlar da melâikelerdir.
Lemalar | Otuzuncu Lem´a