Ahir zaman - Ansiklopedik bilgi
Ahir zaman

1. Son zaman
2. (din bilgisi) Dünyanın son günleri, kıyametin kopmak üzere bulunduğu günler veya yıllar
Ahir zaman - Ayet mealleri
Araf (Orta Yer) Suresi 187. ayet:
Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır. Onun süresini O´ndan başkası açıklayamaz. O, göklerde ve yerde ağırlaştı. O, size apansız bir gelişten başkası değildir." Sanki sen, ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Allah´ın katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler." 

TaHa Suresi 15. ayet:
"Şüphesiz, kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir. Herkesin harcadığı çabanın karşılığını alması için, onun (koşup haberini) neredeyse gizleyeceğim."

Hac Suresi 55. ayet:
İnkâr edenler ise, kıyamet-saati onlara apansız gelinceye veya kesintiye uğramış (akim, verimsiz) bir günün azabı onlara yetişinceye kadar ondan (Kur´an´dan) yana şüphe içinde sür-git kalacaklardır.

Rum (Romalılar) Suresi 12. ayet:
Kıyamet-saatinin kopacağı gün, suçlu-günahkarlar umutsuzca yıkılırlar.

Rum (Romalılar) Suresi 55. ayet:
Kıyamet-saatinin kopacağı gün, suçlu-günahkarlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.

Ahzab (Gruplar) Suresi 63. ayet:
İnsanlar, sana kıyamet-saatini sorarlar; de ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah´ın katındadır." Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakın da olabilir.

Şura (Danışma) Suresi 18. ayet:
Onda acele edenler, (gerçekte) ona inanmayanlardır. İman edenler ise, ona karşı bir korku içindedirler ve onun gerçekten hak olduğunu bilirler. Haberiniz olsun; kıyamet-saati konusunda tartışanlar, gerçekte uzak bir sapıklık içindedirler.

Zuhruf (Gösteriş) Suresi 61. ayet:
Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan (kıyametten) yana hiç bir kuşkuya kapılmayın ve bana uyun. Dosdoğru yol budur.

Zuhruf (Gösteriş) Suresi 85. ayet:
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü kendisinin olan (Allah) ne yücedir. Kıyamet-saatinin ilmi O´nun katındadır ve O´na döndürüleceksiniz.

Casiye (Diz Çöküş) Suresi 27. ayet:
Göklerin ve yerin mülkü Allah´ındır. Kıyamet-saatinin kopacağı gün, (işte) o gün, batılda olanlar hüsrana uğrayacaklardır.

Casiye (Diz Çöküş) Suresi 32. ayet:
"Gerçekten Allah´ın va´di haktır, kıyamet-saatinde hiç bir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)da bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.

Muhammed Suresi 18. ayet:
Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp-düşünmeleri onlara neyi sağlar? (18)

Naziat (Söküp Çıkaranlar) Suresi 42. ayet:
"O ne zaman demir atacak?" diye, sana kıyamet-saatini soruyorlar.
Ahir zaman - Bağlantılar
http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahir_zaman 

http://www.ahirzaman.net/index2.php 

http://www.ahirzaman.org/

http://www.yasananahirzaman.com/

http://www.ahirzamansohbetleri.com/

http://www.ahirzamanalametleri.com/
Ahir zaman - Hadisler
Sehl İbnu Sa´d (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Ben kıyamet şöyle yakın olduğu halde gönderildim!" buyurdular ve şehadet parmağıyla orta parmağını yanyana gösterdiler. " 
[Buharî, Rikak 39, Tefsir, Nâziat 1, Talak 25; Müslim, Fiten 132, (2950).]

Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Hicaz bölgesinden bir ateş çıkmadıkça kıyamet kopmaz. Bu ateş Busra´daki develerin boyunlarını aydınlatacaktır." 
[Buharî, Fiten 24; Müslim, Fiten 42, (2902).]

İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Kıyametten önce, Hadramevt´ten -veya Hadramevt denizinden- bir ateş çıkacak, insanları toplayacak" buyurmuşlardı. (Orada bulunanlar):
"Ey Allah´ın Resulü (o güne ulaşırsak) ne yapmamızı emredersiniz?" diye sordular.
"Size Şam(yani Suriye´ye gitmenizi) tavsiye ederim" buyurdular." 
[Tirmizî, Fiten 42, (2218).]

Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: 
"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Güneş, battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmaz. Batıdan doğunca, insanlar görür ve hepsi de iman eder. Ancak, daha önce inanmamış veya imanın sevkiyle hayır kazanamamış olan hiç kimseye bu iman fayda sağlamaz." 
[Buharî, Rikak 39, İstiska 27, Zekât 9; Müslim, İman 248, (157); Ebu Davud, Melahim 12, (4312).]
Ahir zaman - Kitap Tanıtım
Ahir Zaman Melekleri

Fatih Akarcalı
NESİL YAYINLARI

Kendileri için değil başkaları için yaşayan insanların hikayeleri...Ahir zamanın, yani günümüzün insan kılığına girmiş melekleri...Güzel görerek, güzellikleri yaşayarak ve güzel örnek olarak çevrelerine ışık saçan gönül insanlarının örnek alınacak hayatları..

Hepsi genç; ama ebedi gençliği kazanma uğruna bir davaya tutunmuş, inandıklarını yaşama gayretiyle çevrelerini aydınlatıyorlar.
Ahir zaman - Risale-i Nur Külliyatı
Üçüncü tabaka-i hayat: Hazret-i İdris ve İsâ Aleyhimesselâmın tabaka-i hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından tecerrüdle, melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letâfet kesb eder. Âdetâ beden-i misalî letâfetinde ve cesed-i necmî nuraniyetinde olan cism-i dünyevîleriyle semâvatta bulunurlar. "Âhirzamanda Hazret-i İsâ Aleyhisselâm gelecek, şeriat-i Muhammediye (a.s.m.) ile amel edecek" * meâlindeki hadisin sırrı şudur ki:
Âhirzamanda, felsefe-i tabiiyenin verdiği cereyan-ı küfrîye ve inkâr-ı ulûhiyete karşı, İsevîlik dini tasaffi ederek ve hurafattan tecerrüd edip İslâmiyete inkılâp edeceği bir sırada, nasıl ki İsevîlik şahs-ı mânevîsi, vahy-i semâvî kılıcıyla o müthiş dinsizliğin şahs-ı mânevîsini öldürür. Öyle de, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm, İsevîlik şahs-ı mânevîsini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı mânevîsini temsil eden Deccalı öldürür; yani, inkâr-ı ulûhiyet fikrini öldürecek.

Mektubat | Birinci Mektup

İkinci cereyan ise: Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüt eden bir cereyan-ı nemrudâne, gittikçe âhirzamanda felsefe-i maddiye vasıtasıyla intişar ederek kuvvet bulup, Ulûhiyeti inkâr edecek bir dereceye gelir. Nasıl bir padişahı tanımayan ve ordudaki zâbitan ve efrad onun askerleri olduğunu kabul etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nevi padişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir. Öyle de, Allah´ı inkâr eden o cereyan efradları, birer küçük Nemrud hükmünde nefislerine birer rububiyet verir. Ve onların başına geçen en büyükleri, ispritizma ve manyetizmanın hâdisâtı nevinden müthiş harikalara mazhar olan Deccal ise, daha ileri gidip, cebbârâne surî hükümetini bir nevi rububiyet tasavvur edip ulûhiyetini ilân eder. Bir sineğe mağlûp olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen âciz bir insanın ulûhiyet dâvâ etmesi ne derece ahmakçasına bir maskaralık olduğu malûmdur.

Mektubat | On Beşinci Mektup
Ahir zaman - Şiir türü
Ahır Zaman

İşidün ey ulular, Ahır zaman olusar 
Sağ müslüman seyrekdür ,Ol da güman olusar 

Danışman okur tutmaz, Derviş yolun gözetmez 
Bu halk öğüt işitmez, Ne sarp zaman olısar 

Gitti beyler mürveti, Binmişler birer atı 
Yediğü yoksul eti, içtiğü kan olısar 

Ne acayip sergüzeştler, Bağrım dolu serzenişler 
Durmaz akar kanlı yaşlar, Aksa gerek şimden gerü.
 
Yunus Emre