Ahit - Ahd etmek - Ansiklopedik bilgi
Ahit - Ahd etmek

Ahit
1. Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant
2. Antlaşma. 
3. (eskiden) Devir, zaman.

Ahd    
1. Söz. 
2. Nikâh 

Ahd etmek
1. Sözleşmek, anlaşmak; önceden bir söz üzerine yemin etmek, 
2. Nikahlamak
Ahit - Ahd etmek - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 80. ayet:
Dediler ki: "Sayılı günlerin dışında, ateş asla bize değmeyecektir." De ki: "Allah katından bir ahid mi aldınız? -ki Allah asla ahdinden dönmez- Yoksa Allah´a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?" 

Bakara (Sığır) Suresi 100. ayet:
Ne zaman bir ahidde bulundularsa, içlerinden bir bölümü onu bozmadı mı? Hayır, onların çoğu iman etmezler.

Bakara (Sığır) Suresi 125. ayet:
Hani Evi (Ka´be´yi) insanlar için bir toplanma ve güvenlik yeri kılmıştık. "İbrahim´in makamını namaz yeri edinin", İbrahim ve İsmail´e de, "Evimi, tavaf edenler, itikafa çekilenler ve rüku ve secde edenler için temizleyin" diye ahid verdik.

Bakara (Sığır) Suresi 177. ayet:
Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah´a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.

Araf (Orta Yer) Suresi 134. ayet:
Başlarına iğrenç bir azab çökünce, dediler ki: "Ey Musa, Rabbine -sana verdiği ahid adına- bizim için dua et. Eğer bu iğrenç azabı üzerimizden çekip-giderirsen, andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz.

Enfal (Ganimetler) Suresi 56. ayet:
Bunlar, içlerinden antlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar.

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 34. ayet:
Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da en güzel bir tarz olması- dışında yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur.

Meryem Suresi 78. ayet:
O, gayba mı tanık oldu, yoksa Rahman (olan Allah)ın katında(n) bir ahid mi aldı?

Meryem Suresi 87. ayet:
Rahmanın katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır.

TaHa Suresi 115. ayet:
Andolsun, biz bundan önce Adem´e ahid vermiştik, fakat o, unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.

Müminun (İnananlar) Suresi 8. ayet:
(Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.

Ahzab (Gruplar) Suresi 23. ayet:
Mü´minlerden öyle erkek-adamlar vardır ki-  Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirdi, kimi beklemektedir. Onlar hiç bir değiştirme ile (sözlerini) değiştirmediler.
Ahit - Ahd etmek - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 248. ayet:
Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: "Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut´un gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden ´bir güven duygusu ve huzur´ ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır."
Ahit - Ahd etmek - Bağlantılar
Ahit Sandığı
http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahit_Sand%C4%B1%C4%9F%C4%B1

Tabut-u Sekine Hz. Musa´nın ahit sandığı nerede saklanıyor?
http://harunyahya.org/tr/Makaleler/3305/tabut-u-sekine-hz-musanin

Tabutu sekine ve onu gün ışığına çıkaracak Mehdi hakkında bligi verir misiniz?
http://www.sorularlaislamiyet.com/article/13189/tabutu-sekine-ve-onu-gun-isigina-cikaracak-mehdi-hakkinda-bligi-verir-misiniz.html
Ahit - Ahd etmek - Kitap Tanıtım
Ahid Sandığı: Kitab- ı Mukaddes ve İslam Geleneğinde

Lütfi Kaçan
ATAÇ YAYINLARI

Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Sandığın yahudi inancındaki yeri; ortaya çıkış süreci ve özellikleri, içine konulan nesneler, akıbeti hakkındaki gelişmeler; kutsallık kazanmasının nedenleri, sosyolojik etkisi; siyasi ve manevi hayat üzerindeki etkileri ve son bölümde ise, Sandığın günümüzdeki yahudilerin mesih inancı üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur. 
İkinci bölümde, inceleme konumuzu Ahid Sandığının İslam geleneğindeki yeri teşkil etmektedir. Bu bölümde, Tabut´un / Sandığın etimolojik anlamı ve özellikleri; kökeni hakkındaki farklı yorumlar; sandıkla gelen sekine ve bakiyye kavramları ve içindekiler hakkında yapılan batını yorumlar ele alınmaya çalışılmıştır.
Ahit - Ahd etmek - Özlü sözler
  • Bir ince iştir yaşamak dediğin. Sana yürümek düşer, yol olur yeryüzü yürümeyi bilene. Yeter ki vakar olsun duruşun, özlemli olsun yürüyüşün! "Yürümek" kavlin olsun, ahdin olsun, vefan olsun. Vur kendini yollara. İmdada sesin olsun, dara uzansın ellerin, zora dayansın bileğin. Olur da sürçerse ayağın; dayandığın, güvendiğin her daim Rabbin olsun!
  • Zulüm, ahde riayetsizlik ve hile denilen üç kötü haslet kimde varsa zararları yine kendisine dokunur. - Hz. Ebubekir (r.a.)
Ahit - Ahd etmek - Risale-i Nur Külliyatı
Çünkü nâzenin ve nazdar beslediği ve akıl ve kalb gibi cihazatla saadet-i ebediyeye ve âhirette beka-i daimîye iştiyak hissini verdiği halde onu ebedî idam etmek, ne kadar gadirli bir merhametsizlik; ve onun yalnız dimağına yüzer hikmetler ve faydalar taktığı halde onu dirilmemek üzere bütün cihazatını ve binler faydaları bulunan istidadâtını âkıbetsiz bir ölümle faydasız, neticesiz, hikmetsiz bütün bütün israf etmek, ne derece hilâf-ı hikmet ve binler vaid ve ahidlerini yerine getirmemekle - hâşâ - aczini ve cehlini göstermek, ne kadar o haşmet-i saltanata ve o kemâl-i rububiyete zıttır, her zîşuur anlar. Bunlara kıyasen, inayet ve adâleti tatbik eyle...

Şualar | On Birinci Şuâ

Yine bilinmesi lazımdır ki, bu cümlelerin herbirisi makablini şerh ve beyan eder, mabadi de onu tefsir eder. Demek her cümle, makabline delil, mabadine neticedir. İki silsile ile bunu izah edeceğiz.
1. Allah, o temsilden haya etmez. Çünkü O, temsili terk etmez. Hem o temsil beliğdir. Hem o temsil haktır. Hem o temsil, Allah´ın kelamıdır. Bunu da mü´min olan kimseler bilir.
2. Allah, münkirlerin dedikleri gibi, o temsilden haya etmez. O münkirler, "O temsilin terki lazımdır" diyorlar. Zira o temsilin hikmetini bilmezler. Hem "Bunda ne fayda var?" derler. Hem inkar ediyorlar; zira hakir görüyorlar. Hem, işitmeleriyle dalalete girdiler; zira Kur´an onları dalalete attı. Hem onlar fıskla kabuklarından çıktılar, hem Allah´a olan ahidlerini bozdular, hem sıla-i rahmi kestiler, hem arzda Allah´ın nizam ve intizamını ifsad ettiler. Binaenaleyh, hasir ve zararlı onlardır. Dünyada vicdan, kalb ve ruhun azabı ile, ahirette de Allah´ın gazabıyla ebedi bir azap içinde kalan onlardır.

İşaratül-İcaz | Kur´ân´ın İfâdesindeki δcâza Dâir