Ağız - Ansiklopedik bilgi
Ağız

1. (anatomi) Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. 
2. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü
3. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı
4. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap
5. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı 
6. Çıkış yeri
7. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. 
8. Kesici aletlerin keskin tarafı
9. Üslup, ifade biçimi
10. Uç, kenar
11. (dil bilgisi) Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili
12. (müzik) Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü.
Ağız - Ayet mealleri
Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 118. ayet:
Ey iman edenler, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz.

Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 167. ayet:
Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: "Gelin, Allah´ın yolunda savaşın ya da savunma yapın" denildiğinde, "Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir.

Maide (Ziyafet) Suresi 41. ayet:
Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "İnandık" diyenlerle Yahudiler´den küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar)dır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık onun için sen  Allah´tan hiç bir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah´ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük bir azab vardır.

Tevbe (Tövbe) Suresi 8. ayet:
Nasıl olabilir ki!.. Eğer size karşı galip gelirlerse size karşı ne akrabalık bağlarını, ne de sözleşme hükümlerini gözetip-tanırlar. Sizi ağızlarıyla hoşnut kılarlar, kalbleri ise karşı koyar. Onların çoğu fasık kimselerdir.

Tevbe (Tövbe) Suresi 30. ayet:
Yahudiler: "Üzeyir Allah´ın oğludur" dediler; hristiyanlar da: "Mesih Allah´ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki inkâr edenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar? 

İbrahim Suresi 9. ayet:
Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Allah´tan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: "Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de  gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz."

Nur (Işık) Suresi 15. ayet:
O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu kolay sandınız; oysa o Allah katında çok büyük (bir suç)tür.

YaSin Suresi 65. ayet:
Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazandıklarını, elleri bize söylemekte, ayakları (aleyhlerinde) şahitlik etmektedir.

Saff (Saf Tutmak) Suresi 8. ayet:
Onlar, Allah´ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile.
Ağız - Kitap Tanıtım
Ağzı Var Dili Yok Şehrazat 

Cihan Aktaş
YENİ ZAMANLAR SAHAF

- Hiç bir yerde yabancılık duymadık ama hiç bir yerde de kök salamadık! Evini sırtında taşımak ve hiç biriktirmemek, biriktirmemek. 
- Geriye doğru bakınca, şimdi toprağa karışmış nice insan evcilik oyununa dalıp çıkmış çocuklara benziyordu.
Böyleyken, hayatın evcilik oyununa benzeyen yanını görmek o kadar da değiştirmiyordu insanın davranışlarını, tepkilerini.
Geleneksel dünyalara geleneksel olmayan bir bakışla! Kendini yeniden tanımlamak isteyen bir müslüman kadının bakışıyla...
Mahrem mekanların zengin öykülerini Cihan Aktaş´ın başka bir yerden bakan keskin gözlemleri, akıcı anlatımıyla "Ağzı Var Dili Yok Şehrazat"dan dinliyoruz.

Ağız - Muhtelif yazılar
Duâ aynı duâ ama okuyan ağız farklı

Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruh) hazretlerinden: 
Fakirin biri, bir ağaç dibinde gölgelenmekte olan Hz. Ali (r.a.)´ye gelir, ihtiyaçlarını arz eder: 
- "Çoluk-çocuk sıkıntı içindeyim, ne olur bana biraz yardımda bulunun", der. 
Hz. Ali (r.a.) hemen yerden bir avuç kum alır, üzerine okumaya başlar. Sonra da avucunu açar ki, kum tanecikleri altın külçeleri hâline gelmiş... 
- "Al, der fakire. İhtiyacını karşıla!"
Fakirin gözleri yerlerinden fırlayacak gibi olur: 
- "Allah aşkına söyle yâ Emîre´l-mü´minîn! Ne okudun da kum tanecikleri altın oluverdi?" der. Hz. Ali (r.a.) anlatır: 
- "Kur´ân-ı Kerîm, Fâtiha sûresine gizlenmiştir. Bende Kur´an-ı Kerîm´i okudum, yani Fâtiha sûresini okudum bu kumlara..." 
Bunu öğrenen fakir durur mu? O da bir avuç kum alır ve başlar okumaya. Okur, okur, okur... Ama kumlarda bir değişiklik yoktur. Altın filan olmuyor, aynen duruyor.tekrar gelir ve İmam Ali kerremallâhü vechehû hazretlerine: 
"Ben de okudum, ama birşey değişmiyor; kumlar altın olmuyor", der. Emîrü´l- Mü´mînin Hz. Ali (r.a.) boynunu büker, mahcup bir edâ ile cevap verir: 
- "Ne yapayım, der. Duâ aynı duâ; ama, okuyan ağız aynı değildir! Duâ tamam; lâkin, okuyanın ihlâsı ve teveccühü tamam değildir!.." 

İşte bütün mesele buradadır. Okuyanın ihlâsında ve teveccühünde... Aynı duâ; aynı îman, aynı İhlâs ve aynı teveccühle okunacak ki, aynı netice elde edilebilsin. Yoksa kumu altın yapmak gibi bir iksire sahip olabilmek mümkün olmaz 
Kaynak: Hikaye-Öykü-Masal Arşivi: www.hikayearsivi.net
Ağız - Özlü sözler
  • 4 Şeyin telafisi yoktur: 1. Atılan taşın, 2. Ağızdan çıkan sözün, 3. Kaçırılan fırsatın, 4. Boşa geçirilen zamanın.
  • Ahiret âlimleri, yüzlerindeki sükûnet, Allah´a karşı zillet ve tevazu ile bilinirler. Huni gibi açılıp kapanan ve gülerken kulaklara kadar yayılan ağızların sahipleri, hareketlerinde ve konuşmalarında hiddetli olan kimseler ise, onların bu şiddet ve hiddetleri gafletlerinden ileri gelmektedir. Böyle hareketler dünyaperestlerin âdetidir. - İmam-ı Gazali
  • Allah (c.c.) iki kulak bir ağız vermiş. İyi dinleyip, az ve öz konuşalım diye. Unutmayalım ki söylemediğimiz her söz bizim tutsağımızdır, ağzımızdan çıkan sözlerin ise biz esiriyiz. 
  • Aşkın en acımasız yanı, ağzından çıkmaya cesareti olmayan sözlerin, yürekte fırtınalar koparmasıdır. - Aragon
  • Bana kendi uydurduğun bir yalan söyle, gel seni alnından öpeyim. Kendi uydurmuş olduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan duyulup tekrarlanan bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Çünkü birinci durumda sen bir insansın, ama ikincisinde bir papağandan hiçbir farkın yoktur. - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Bedenler ağızları kapalı testilere benzerler. Sen testinin içinde olana bak, testiye bakma. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Bir erkek, bir kadına mektuplar yazdığında bunu, ileride o kadını baştan çıkarmak için yaşayacağı ortamı hazırlamak için yapar. Bu kadın bu mektupları gizli tutarsa bunu, bugün gösterdiği ağız sıkılığının, gelecekte yaşayacağı serüveni güven altına alması için yapar. Bunları üstelik bir de saklarsa bu, gelecekteki serüveni bir aşk olarak düşünmeye hazır olduğunu gösterir. - Milan Kundera
  • Bir kaç gün su içmeyi bırak. Ağzını ebediyet şarabına daldır ki hakikat içesin. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Birçok insan, dolu ağızla konuşmayacak kadar terbiyelidir; ama boş kafayla konuşmakta sakınca görmezler. - Orson Welles
  • Bizim sohbetimiz Nisan yağmuruna benzer. Balığın ağzına düşerse inci olur, yılanın ağzına düşerse zehir olur. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Bütün dünyayı verseler ve buna karşılık bir karıncanın ağzındaki taneyi almamı isteseler, bu zulmü yapmam. - Hz. Ali (r.a.)
  • Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır.
  • Dar görüşlü insanlar, ağzı dar şişelere benzerler, ikisi de içindekileri boşaltınca çok gürültü yaparlar.
  • Dost gerçekleri, düşman işine geleni, deli ağzına geleni, aşık içinden geçeni söylermiş.
  • Eğer çok konuşmak faydalı olsaydı Allah iki ağız, bir kulak verirdi. Onun için, çok dinleyip az konuşmak gerek. - Şems-i Tebrizi 
  • Ekmek aslanın ağzındaysa korkma. Ekmekle beslenecek kadar düşmüş aslandan kimseye zarar gelmez. 
  • Elden gittikten sonra geri döndürülmesi imkansız olan şeyler dörttür: Ansızın ağızdan çıkan bir söz, yaydan fırlayan bir ok, olmuş bir kaza, boşuna harcadığın bir ömür. - Feridüddin Attar
  • Elinden gelirse bir ağzı tatlandır. Ağza yumruk vurmak yiğitlik değildir. - Sadi-i Şirazi
  • Eskiden ekmek aslanın ağzındaymış, şimdi aslanda aç.
  • Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana. Güceniklik bize; gönül almak sana. Suçlamak bize; katlanmak sana. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana. Geçimsizlikler, çatışmalar uyumsuzluklar anlaşmazlıklar bize; adalet sana. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana. Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. Üşengeçlik bize; uyarmak gayretlendirmek şekillendirmek sana. - Şeyh Edebali
  • Göz iki, kulak iki, ağzımız ise tektir. Çok görüp, çok dinleyip, az söylemek gerektir.
  • Günah arıya benzer ağzı ballı, kuyruğu zehirli.
  • Her ağızda her telde fanilik dırıltısı "Sonunda" tek bir şarkı... Tabutun gıcırtısı. - Necip Fazıl Kısakürek
  • Herkes ağzına kadar başkası dolu. - Metüst
  • İnsan nasıl ağzındaki yiyeceğin tadını kaybetmemek için yeni bir şey yemek istemezse, o da gözlerinin en son gördüğü görüntüyü kaybetmemek için yeni bir şeyi görmeyi istemiyordu aslında. - Elif Şafak - Mahrem
  • İnsanlarda güzel olan yüzdür, yüzde güzel olan gözdür. Ama insanı insan yapan aslında ağızdan çıkan sözdür. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana) 
  • Kalpten çıkan söz kalbe gider. Ağızdan çıkan söz kulağa gider.
  • Kapalı bir ağız sinek yakalayamaz. - Miguel de Cervantes
  • Kelime cömerdi duygu cimrisi bugünün insanı. Konuşmaya gelince açıyor ağzını, duygulanmaya gelince tutuyor kendini.
  • Kendine güvenip, ağzı laf yapanlara; Laf yaptığı içinde kendini adam sananlara kısa bir hatırlatma: "Lafla adam olunmuyor". - Yılmaz Erdoğan
  • Kimileri dudak ucu ile kimileri ağzı ile kimileri gözleri, kimileri yürekleri ile konuşur. Dinlemeye layık olanlar; gözleri ve yürekleri ile konuşanlardır.
  • Konuşursam; Yaralı kelimeler sunmaktan korkuyorum. Geri alınmayacak kelimeler adına; ağzımın sürgüsünü çektim. Susuyorum.
  • Kurbağa gökyüzünü kuyunun ağzı kadar sanırmış.
  • Lisanı ağızda olan değil, lisanı gönülde olanlara yâr et bizi. Tebessümü simasında olan değil, tebessümü gönülde olanlara kat bizi. Aşkı tende sananı değil, aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi. - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Lüzumsuz söz yanan ateş gibidir; onu ağızdan çıkarmamalısın, sonra kendin yanarsın. Dilin söylediği iyi söz ise akarsu gibidir; nereye akarsa orada çiçekler açar. - Yusuf Has Hacip
  • Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner? - Muhammed Celâleddin-i Rûmî (Mevlana)
  • Nisan yağmuru yılanın ağzına düşünce zehir, midyenin ağzına düşünce inci olurmus. Sen neyin yağmurusun ki yüreğime düşünce can oldun.
  • Oğulcağızım; sakın yalanı diline alma! O serçe gibi tatlıdır. Bir daha ağzından çıkaramazsın. - Lokman Hekim
  • Ok yaydan, söz ağızdan çıktıktan sonra; fırsat kaçtıktan; zaman geçtikten sonra; hiç bir şey asla eskisi gibi olmaz.
  • Öğretmede mesaj içerikte değil yöntemde; öğrenciye bir şeyler pompalamada değil onun ağzından bir şeyler almadadır. - Ashley Montagu
  • Piyasada değilim, prensiplerim yoktur. Ama seviyesiz değilim. Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemiştir. Kinci değilim ama unutmam. Şefkat gösteririm ama şımartmam. Dalga geçerim ama kırmam. Ciddiye alırım ama kapılmam. Huzur veririm ama söz vermem. Sahip olurum ama ait olmam. Kimselere anlatamadım, kendime bile. Ola ki ağzımdan kaçırır, bir daha tutamam seni. - Nazım Hikmet Ran
  • Sevmeyi bilmiyorsan kullanma o iki kelimeyi. Yani ne sen kirlet ağzını o sözle ne de o söz ağlasın kimin eline düştüm diye. - Özdemir Asaf
  • Söz sizin ağzınızda olduğu sürece, sizin esirinizdir. Söz ağzınızdan çıktıktan sonra, siz onun esiri olursunuz. - Hz. Ali (r.a.)
  • Sözler hakikat değildir ağızdan çıkan seslerdir. Hakikati öğrenmek için söze değil, yaşamaya ihtiyaç vardır. - Şems-i Tebrizi
  • Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir. O, kanayan bir yaradan veya gülümseyen bir ağızdan yükselen bir şarkıdır. - Halil Cibran
  • Tel tel ve iplik iplik dikselerde ağzımı; / Tek ses duysalar; Allah... Yoklayanlar nabzımı - Necip Fazıl Kısakürek
  • Telafi edemeyeceğiniz dört durum vardır; 1. Taş atıldıktan sonra  2. Söz ağızdan çıktıktan sonra 3. Fırsat kaçtıktan sonra  4. Zaman geçtikten sonra.
  • Topal bir karınca düşünün. Bir buğday için saatlerce uğraşır, didinir, tam yuvasının ağzına getirir ki taneyi kuş kapar. Ölüm kuşu da böyledir. Kimse dünyadaki emeline kavuşamaz. - Bişr-i Hafi
  • Tüm değerlerin celladı olan yalanı çıkaran bir ağzın, diğer insani değerleri kendine sakız yapması en büyük ikiyüzlülüktür.
  • Unutma ki, ağzında bal olan arının, kuyruğunda da iğnesi vardır. - John Lyly
  • Üç şeyin geri dönüşü yoktur:  akıp giden zamanın, yaydan çıkan okun ve ağızdan çıkan sözün.
  • Yüzün gözün güzel olsa ne fayda, çirkin söz dolaşıyorsa ağzında.
Ağız - Risale-i Nur Külliyatı
Üçüncü vazife-i fıtriyesi: Çeşmelerin ve ırmakların, suyun ve enhârın muntazam bir mîzan ile zuhur ve devamlarına hazînedarlık etmektir. Evet, taşlar, bütün kuvvetiyle ve ağızlarının dolusuyla akıttıkları âb-ı hayat sûretinde delâil-i vahdâniyeti, zemin yüzüne yazıp serpiyor.

Sözler | Yirminci Söz

İşte, mâdem şu mevcudât-ı hariciyenin herbirisinin üstünde birer melek-i müekkel var olmak lâzım gelir; tâ ki o cismin gösterdiği vezâif-i ubûdiyet ve hidemât-ı tesbîhiyesini âlem-i melekûtta temsil etsin, dergâh-ı Ulûhiyete bilerek takdim etsin. Elbette, Muhbir-i Sâdıkın rivâyet ettiği melâikeler hakkındaki sûretler, gayet münâsiptir ve mâkuldür. Meselâ, ferman etmiş ki, "Bâzı melâikeler bulunur, kırk başı veya kırk bin başı var. Her başta kırk bin ağzı var, herbir ağızda kırk bin dil ile kırk bin tesbihât yapar." Şu hakikat-i hadîsiyenin bir mânâsı var, bir de sûreti var.

Sözler | Yirmi Dokuzuncu Söz