Risale-i Nur Külliyatı - Ansiklopedik bilgi

Risale-i Nur , konu sırası takip etmeyen ve güncel, siyasi ve İslamî konularda Said Nursi tarafından 1925 yılında yazılmaya başlanmış, 24 yılda tamamlanmış kitapçıklardan oluşan bir külliyattırRisale-i Nur, yaklaşık 6000 sayfadan oluşan ve ayet sırası takip etmeyen bir tefsir külliyatıdır. Ancak bu tefsir çalışması dışında külliyat -inanç başta olmak üzere- siyasi, ahlaki, felsefi sorunları irdeleyen bir eserdir.

Yazar, bu kitapları 20. yüzyılın düşünce dünyasını derinden etkileyen, felsefi akımlar ve bilimsel gelişmeler neticesinde ortaya çıkan iman ve İslam´la ilgili köklü soru ve sorunlara karşı İslam´ın savlarını ispat etmek amacıyla yazmıştır. Bu çerçevede yaratıcının varlığı, iman, İslam,kaderkıyametahiret, peygamberlik, mucizeKur´anın Allah´ın sözü oluşu gibi inançla ilgili konularda, ayrıca mehdideccalMesihahir zaman gibi eskatoloji konularında yoğunlaşır. Yazar ayrıca varlığın gayesini anlama veya anlamlı kılma çerçevesinde "Ben kimim", "Nereden geldim", "Nereye gidiyorum" gibi aşkın sorulara İslami inançlar çerçevesinde cevaplar bulmaya çalışmıştır.

Risale-i Nur Külliyatı - Muhtelif yazılar

İçerik

Risale-i NurSaid Nursî´nin Kur´an´ın bir kısım ayetlerini günümüz tefsirlerden farklı olarak felsefi-teolojik bir bakış açısıyla yorumladığı eserlerdir. Risale-i NurKur´an´ın baştan sona tüm ayetlerini değil, özellikle imani konular (İslâm terminolojisindeki karşılığı ile kelâm) ile ilgili 300 civarında ayetini açıklamaktadır. Yazar kendisi tarafından ayetlere getirilen bu yorumlama metodunun, diğer ayetlerin tefsirlerinde de kullanılabilecek bir altyapı oluşturmasını hedeflemiştir. Risaleler dini emir ve yasakların nasıl uygulanacağı konusundan ziyade, niçin yapılması gerektiği ile ilgili sorulara felsefi cevaplar aramaktadır. Risalelerde amellerin nasıl yapılacağına dair çok az yazı bulunur. Namaz niçin kılınır?”,“İnsan niçin yaratıldı?”,“Bu Dünya´da ne işimiz var?”, “Namaz niçin belli vakitlerde eda edilir?”, “Ahiretin varlığının mantıksal örneklerle ispatı”, “Allah´ın varlığının delilleri nedir?” türünden soruların cevabı verilmeye çalışılır. Risale-i nurların bir açıdan bakıldığında fıkıh´a değil, kelâm´a yakın kitaplar olduğu, kelamcılara benzer argümanlar ile konuları tartıştığı söylenebilir.

Said Nursi´ye göre devir, islamın temel esaslarının ihmale uğradığı, iman hakikatlarına etraflıca hücum edilen bir devir olduğundan, bu devirde imanı kurtarmak diğer iman hizmetlerinden daha önemlidir. Tarikâtların vazifesini geçmiş devirlerde güzel bir şekilde ifa ettiklerini, fakat bu devirde tarikâttan ziyade hakikatın önemli olduğunu belirtmiştir. Geçmiş asırlarda tasavvuf yoluyla İslam´a hizmet eden Abdülkâdir GeylânîŞah-ı Nakşibendi ve İmam-ı Rabbani gibi âlimlerin bu zamanda bulunmuş olmaları durumunda bütün çabalarını iman esaslarının ve İslam akidelerinin kuvvetlendirilmesine sarfedeceklerini ifade etmiştir. "İmansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır." sözleriyle iman konularına verdiği önemi dile getirmiştir.

Said Nursi "Mevlânâ benim zamanımda gelseydi, Risale-i Nur´u yazardı. Ben de Mevlânâ zamanında gelseydim Mesnevi´yi yazardım, O zaman hizmet Mesnevi tarzındaydı, şimdi Risale-i Nur tarzındadır" sözüyle Risale-i Nur´un güncel ihtiyaçlara cevap verdiğini anlatır.

Risale-i Nur Külliyatı - Muhtelif yazılar
Tarihçe

Risale-i Nur Osmanlı alfabesi ile telif edilmiştir. Yazılıp çoğaltılmasında Ahmet Hüsrev Altınbaşak, Hafız Ali, Şamlı Hafız Tevfik, Tahiri Mutlu gibi talebeleri yardımcı olmuştur. Said Nursi’nin zorunlu ikamete tabi tutulduğu Isparta´ya bağlı Barla ve civarı köylerde, kendisine bağlı kişiler tarafından elle yazılmak sureti ile çoğaltılmaya başlanmıştır. Daha sonraları Said Nursi´nin izni ile başta Asa-yı Musa ve Şualar latin harfleri ile sınırlı sayıda basılmıştır. 1957 yılında ise bütün külliyat Said Nursi tarafından Latin harfleri ile bastırılmıştır.
Yazar, Risale-i Nur´dan önce Kur´an´ı baştan sona tefsir etmek amacıyla orijinal hali Arapça olan İşarat´ül İcaz isimli eseri yazmaya başlamıştır. Bu eserin yazımı, I. Dünya Savaşı´na denk geldiği için ancak Fatiha Suresi´ni ve Bakara Suresi´nin ilk 32 ayetinin tefsirine kadar devam etmiştir. Yazar, Kuran´ın tamamını bu şekilde 60-70 cilt olarak tefsir etmeyi düşünürken, çeşitli sebeplerle vazgeçmiştir.
Daha sonra 130 temel konudan oluşan Risale-i Nur´u telif etme kararı almıştır. Risale-i Nur serisinden ilk olarak Nurun İlk Kapısı’nı yazmıştır. Risale-i Nur, yazıldığı süre boyunca yazarı hakkında çeşitli suç isnatları ortaya çıkmış ve davalar açılmıştır. Günümüze kadar Risale-i Nur hakkındaki pek çok davada beraat kararı verilmiştir. Yazar, aleyhindeki kovuşturmalar, davalar veya mahkûmiyetler devam ederken Barla, Kastamonu, Emirdağ, Eskişehir, Denizli ve Afyon’da 23 yıllık süre zarfında eserlerini yazmaya devam etmiştir. 1970´lere kadar uzanan davalarda Risale-i Nur´un avukatlığını Avukat Bekir Berk yapmıştır. Uzun süren davalar sonucunda, Risale-i Nur´ların yasaklanmasına dair kararın hükmü kaldırılmıştır.
Risale-i Nur Külliyatı - Muhtelif yazılar
Külliyattaki kitaplar

  • Sözler
  • Mektûbat
  • Lem´alar
  • Şualar
  • Barla Lahikası
  • Kastamonu Lahikası
  • Emirdağ Lahikası
  • İşaratü-l İ´caz
  • Mesnevi-i Nuriye
  • Sikke-i Tasdik-i Gaybi
  • Asa-yı Musa
  • Zülfikar
  • Sirac-ün Nur
  • Tılsımlar
  • Tarihçe-i Hayat
  • İman ve Küfür Muvazeneleri
  • Muhakemat
  • Münazarat
  • Hutbe-i Şamiye
  • İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi (Divan-ı Harb-i Örfî)