Baba - Ansiklopedik bilgi
Baba

1. (isim) Çocuğu olan erkek, peder
2. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek
3. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme
4. Çatı merteği
5. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse
6. Anlayışlı, iyi huylu erkek
7. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı
8. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse
9. Ata
10. (sıfat) Çok kaliteli, üstün nitelikli
11. Tarikatların bazısında tekke büyüğü
12. Bu gibi kimselere verilen unvan
13. (denizcilik) Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme
14. (mimarlık) Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge
Baba - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 180. ayet:
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, meşru) bir tarzda vasiyette bulunması -Allah´a karşı gelmekten sakınanlara bir hak olarak- size yazıldı (farz kılındı).

Nisa (Kadınlar) Suresi 7. ayet:
Anne ve baba ile akrabaların bıraktıklarından erkekler için bir pay vardır; anne ve baba ile akrabanın bıraktıklarından kadınlar için de bir pay vardır. Bunun azından ve çoğundan farz kılınmış bir pay vardır.

Enam (Davar) Suresi 74. ayet:
Hani İbrahim, babası Azer´e (şöyle) demişti: "Sen putları ilahlar mı ediniyorsun? Doğrusu, ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum."

Araf (Orta Yer) Suresi 27. ayet:
Ey Ademoğulları, şeytan, anne ve babanızın çirkin yerlerini kendilerine göstermek için, elbiselerini sıyırtarak, onları cennetten çıkardığı gibi sakın sizi de bir belaya uğratmasın. Çünkü o ve taraftarları, (kendilerini göremeyeceğiniz yerden) sizleri görmektedir. Biz gerçekten şeytanları, inanmayacakların dostları kıldık.

Araf (Orta Yer) Suresi 71. ayet:
"Andolsun" dedi. "Rabbinizden üzerinize iğrenç bir azab ve gazab gerekli kılındı. Allah´ın kendileri hakkında hiç bir delil indirmediği ve sizin ile babalarınızın isimlendirdiği (düzüp uydurduğu) birtakım isimler (düzme tanrılar ve kurallar) adına mı benimle mücadele ediyorsunuz? Öyleyse bekleyedurun; şüphesiz, ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim."

Tevbe (Tövbe) Suresi 23. ayet:
Ey iman edenler, eğer imana karşı inkârı sevip-tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte bunlar zulmeden kimselerdir.

Tevbe (Tövbe) Suresi 24. ayet:
De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah´tan, O´nun Resûlü´nden ve O´nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah´ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.

Yusuf Suresi 4. ayet:
Hani Yusuf babasına: "Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) onbir yıldız, güneşi ve ayı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm" demişti.

İbrahim Suresi 10. ayet:
Resulleri dedi ki: "Allah hakkında mı şüphe (ediyorsunuz)? O, gökleri ve yeri yaratandır; O, sizi, günahlarınızı bağışlamak için davet etmekte ve sizi adı konulmuş bir süreye kadar erteliyor." Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan birer beşerden başkası değilsiniz. Siz bizi, babalarımızın taptıklarından çevirip-engellemek istiyorsunuz, öyleyse bize apaçık bir delil getirin." 

Kehf (Mağara) Suresi 80. ayet:
"Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü´min kimselerdi. Bundan dolayı,  onun kendilerine azgınlık ve inkâr zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk."

Kehf (Mağara) Suresi 82. ayet:
"Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu."

Meryem Suresi 14. ayet:
Ana ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba değildi.

Meryem Suresi 28. ayet:
"Ey Harun´un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi."

Meryem Suresi 42. ayet:
Hani babasına demişti: "Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve seni herhangi bir şeyden bağımsızlaştırmayan şeylere niye tapıyorsun?

Enbiya (Peygamberler) Suresi 52. ayet:
Hani babasına ve kavmine demişti ki: "Sizin, karşılarında bel büküp eğilmekte olduğunuz bu temsili heykeller nedir?

Şuara (Şairler) Suresi 70. ayet:
Hani, babasına ve kavmine: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?" demişti.

Neml (Karınca) Suresi 19. ayet:
(Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat."

Ankebut (Dişi Örümcek) Suresi 8. ayet:
Biz insana, anne ve babasına (karşı) güzelliği (ilke edinmesini) tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan şeyle bana ortak koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda, onlara itaat etme. Dönüşünüz banadır. Artık yaptıklarınızı size haber vereceğim.

Lokman Suresi 14. ayet:
Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması, iki yıl içindedir. "Hem bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız banadır."

Ahzab (Gruplar) Suresi 5. ayet:
Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Allah katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Ahzab (Gruplar) Suresi 40. ayet:
Muhammed, sizin erkeklerinizden hiç birinin babası değildir; ancak o, Allah´ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi bilendir.

Saffat (Saf Tutanlar) Suresi 85. ayet:
Hani babasına ve kavmine demişti ki: "Sizler neye tapıyorsunuz?"

Ahkaf (Kum Tepeleri) Suresi 15. ayet:
Biz insana, "anne ve babasına" iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi, otuz aydır. Nihayet güçlü (erginlik) çağına erip kırk yıl (yaşın)a ulaşınca, dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve senin razı olacağın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et; benim için soyumda salahı ver. Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben müslümanlardanım."

Ahkaf (Kum Tepeleri) Suresi 17. ayet:
O kimse ki, anne ve babasına: "Öf size, benden önce nice nesiller gelip geçmişken, beni (diriltilip) çıkarılacağımla mı tehdit ediyorsunuz?" dedi. O ikisi (anne ve babası) ise Allah´a yakararak: "Yazıklar sana, iman et, şüphesiz Allah´ın va´di haktır." (derler; fakat) O: "Bu, geçmişlerin masallarından başkası değildir" der. 

Mücadile (Mücadeleci Kadın) Suresi 22. ayet:
Allah´a ve ahiret gününe iman eden hiç bir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah´a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orda süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O´ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah´ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah´ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir. 

Mümtehine (Sorgulanan) Suresi 4. ayet:
İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır. Hani kendi kavimlerine demişlerdi ki: "Biz, sizlerden ve Allah´ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi (artık) tanımayıp-inkar ettik. Sizinle aramızda, siz Allah´a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin baş göstermiştir." Ancak İbrahim´in babasına: "Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah´tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez." demesi hariç. "Ey Rabbimiz, biz sana tevekkül ettik ve -içten sana yöneldik.- Dönüş sanadır."

Nuh Suresi 28. ayet:
"Rabbim, beni, annemi, babamı, mü´min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını arttırma."
Baba - Kitap Tanıtım
Babam ve Ben

Fatma Zehra Fidan
GENÇ HAYAT

Canım babacığım benim...
Beni şu anda görmüyorsun -beni en son ne zaman gördüğünü bilmem hatırlıyor musun?- ama sana bu satırları yazarken ağlıyorum. Gözyaşlarım, “canım babacığım benim…” sözlerimden sonra biriktiği yerde daha fazla kalamadı, durmadan akıyor. Evet… Benim babacığım. Gözyaşlarımın, salya sümük her şeyimin akıp birbirine karıştığı şu anlarda sana ilk mektubumu yazıyorum. 

Bundan annemin haberi yok. Aslına bakarsan, annemin şu dünya üzerindeki pek çok şeyden haberi yok. Çoğu zaman annemin baktığı yerde hiçbir şey görmediğini hemen anlıyorum. O anlarda nerelerde ne yaptığını bir bilebilsem… 
Baba - Muhtelif yazılar

Babasından kızına mektup

Cep telefonundan yayılan melodiyle uyanan Elif, isteksizce uzanıp alarmı kapattı, sonra kendini toplayıp ayağa kalktı. Uzun saçlarını toplamaya çalışırken gözleri saç fırçasını arıyordu. Bir hayli kalabalık olan çekmecede fırçasını bulduğu sırada gözü şifoniyerin üzerindeki zarfa takıldı. Zarfın içinden çıkan mektubu görünce şaşırmaktan kendini alamadı; bu babasının el yazısıydı.
Aynı evde oldukları halde kendisine mektup mu yazmıştı? Şaşırdı. Ne yazmıştı acaba? Mektupta ne yazdığını çok merak etmesine rağmen okula geç kalmamak için sadece ilk paragrafa göz atabildi:
"Kızım,
Son zamanlarda bizleri dinlemek konusunda isteksizlik duyduğun yüzünden okunuyor. Bu halin seninle yüz yüze konuşma isteğimi kırıyor; çünkü bir kabalık edersin de hiç istemediğim halde sana karşı ben de sert davranırım diye çekiniyorum. Bu yüzden ben de bazı nasihatlerimi sana mektupla iletmeye karar verdim.
Umarım bu nasihatleri yalçın kayalar gibi reddetmezsin de yumuşak topraklar gibi kabul edersin. Eğer kıymetini bilsen bu nasihatler senin gönül toprağında ne güller yeşertir..."
Elif; babasının böyle edebi cümleler kurabildiğini hiç bilmezdi.
Zaten babası az konuşan, daha çok anlatılanları dinleyen biriydi.
Hatta anlatılanlara bile pek fazla tepki vermeden dinlerdi. Kimseyle münakaşa etmez, her türlü bilgiçlik gösterileri karşısında susar, yokmuş gibi, sakin ve iddiasız bir insandı.
Bu yüzden kendisine mektup yazması Elif´te bir merak uyandırdı. Hem de böyle dikkat çekici bir başlangıç yapması, mektubun devamını merak etmesine sebep olmuştu; her ne kadar kelimesi, pek hoşuna gitmeyen duygular uyandırmış olsa da... Ancak zamanı olmadığı için devamını okulda okumak üzere mektubu çantasına koydu. 
Bir an önce hazırlanması gerekiyordu; okul servisi neredeyse gelmek üzereydi. Aceleyle bir yandan kitaplarını çantasına dolduruyor, bir yandan giyiniyordu.
Okul gömleğinin düğmeleri kapanmıyordu bir türlü! çekmiş mi ne? diye söylendi. Acilen vermem lazım bu kiloları. Yoksa..
İşin doğrusu okul gömleğini -annesinden gizli- terziye daralttırmıştı. Okuldaki pek çok kız da böyle yapmıştı, çünkü yapmayanlara hor bakılıyordu. Ancak terziye ölçü aldırırken aç mıydı; yoksa karnını içine mi çekmişti ne... İşte şimdi olmuyordu.
Ne olacaktı simdi? Geçen ay bol gelen gömleğin simdi dar gelmesini annesine nasıl açıklayacaktı? 
Ağlamaklıydı ama öte yandan bunları düşünecek zamanı yoktu şimdi.
Kendisini evden dışarı atarken; servisi de gelmişti.
Arkadaşları elinde mektupla görünce üzerine atlar, elinden kaparlar, sonra da  alay ederler korkusuyla mektubu ancak ilk teneffüste kimsenin olmadığı bir köşede açabilmişti.
Kuşamım, davranışlarım, arkadaşlarım hakkında eleştirilerdir büyük ihtimalle.. diye düşünerek biraz önyargılı, biraz da kendini savunmaya hazır bir duygu atmosferi içinde tekrar açtı mektubu.
Hemen ikinci paragrafa atladı gözleri:
"Kızım;
Sanma ki şimdi sana biz büyüklerin her zaman verdiği türden öğütler vereceğim. Aksine senin yaşındaki çocukların öğütlere karşı kendilerini nasıl kapattıklarını çok daha iyi öğrendim.
Belki sen bilmiyorsun ama ben seni daha iyi anlamak için çaba içindeyim. Ergenlik çağının ruh halini daha iyi anlamak için yol gösteren kitaplar okuyorum. Bu çağda nasıl bir kimlik bunalımı yaşadığınızı okuyorum. Kimliğinizi bağımsızca inşa etmek adına; kendinizi eşit bir fert olarak hissettiğiniz arkadaş çevresinin kabulüne ne kadar ihtiyaç duyduğunuzu daha iyi anlamaya başladım. 
Zaten bu çağların bir benzerini biz de geçirdiğimiz için anlamamız zor olmuyor; sizin aceleci heyecanlarınızı, kendi çapınızda verdiğiniz var olma mücadelesini anlıyoruz elbette..."
Elif yanına doğru gelen bir arkadaşı yüzünden okumasını kesmek zorunda kalmıştı. Gelen sınıfın en baskın karaktere sahip kızıydı:
"-Hey kızım! Ne yapıyorsun böyle yalnız?" diye meraklandı.
Elif, aceleyle mektubu cebine sokuşturup çıkarken:
"-Hiç, biraz kafamı dinlemek istedim." dedi. 
Beriki, onun gömleğini fark ederek alaycı bakışlarla süzdü ve:
"-Ne kız o gömleğin hali? Geçen seneden mi kaldı; yoksa kardeşinden mi?"
Elif karnını içeri çekip, düğmesini tekrar iliklerken kekeledi: 
"-Yok ya!.. Terzinin işi işte..."
Ancak bu açıklama kızların başına toplanıp kendisini incelemeleri, bilgiçlikle eleştirmelerine engel olamamıştı. En yakın arkadaşlarının bile:
"-Kızım ya, saf mısın nesin? Niye öyle yaptın, neden böyle yapmadın!" türünden akıl veren, hor gören, acıyan tavırları onu utandırmıştı. Yüzü kızarırken boğazında hıçkırıklar düğümlendi, aralarından sıyrılıp oradan uzaklaştı.
Hep böyle oluyordu. Neden?
Babasının demek istediği bu muydu acaba? Neden arkadaşlarının görüşleri onu bu kadar etkiliyordu? İnsanlar onu eleştirdiğinde, üstüne geldiğinde niçin böyle kötü duygular yaşıyordu?
Yine kuytu bir köşeye sığınırken cebinden tekrar mektubu çıkardı.
Kaldığı yeri bulana dek gözleri yasla dolmuştu. Babasının el yazısı bir nebze içini ısıtmıştı sanki.
"Canım kızım...
Önce şunu hiç unutma ki, insanlara kendini beğendirme isteğin fıtratında bulunan tabii, hatta iyi bir özellikten geliyor.
İnsanoğlu, gelişmeye, olgunlaşmaya, tamlığa kavuşmaya açık, hatta muhtaç bir varlık.
Kendini olgunluk ve şahsiyet bakımından beğenilecek bir hale eriştirmeye çabalaması gerek.
Takdir edilmek, bu gerekliliği başarmak için lazım bir enerji.
Ancak takdiri, takdire layık olan eğiticilerden, doğru kimselerden ve nihayette Yaratıcımızdan almaya çalışmak bize şahsiyet kazandırır.
Bu gerçeği anlamayanlar ne yazık ki, kendisini yanlış kişilere beğendirmeye çalışır, kusurlulardan takdir bekler ve neticede hatadan hataya sürüklenir.  Hiçbir zaman aradığı huzur ve değeri de bulamaz."
Elif şaşırmıştı; hiç böyle düşünmemişti. 
Ders zili çalmış, herkes sınıflara yönelmişti ama Elif yaşadığı bu utançtan sonra bir daha kimsenin yüzüne bakmak istemiyordu.
Bahçe kapısı kapanıp dışarıda kaldığında soğuk rüzgarı iliklerinde hissetti. Yaşadığı sıkıntıyla birlikte başından aşağıya ter boşaldığı için şimdi sırtı buz gibiydi.
İçi titriyordu; ama yalnız soğuktan değil; şu dünyada kendini yapayalnız hissetmesinden dolayı.
"Kızım, biz Hakk´ın kuluyuz. Kulluk da; zayıf ve noksan olanların, güçlü, tam ve kamil varlığa yaslanması demektir.
Biz müminler hakikatte zayıflığımızı bilir, bizi bu zayıflıktan kurtaracak olan Allah´a kulluk ederiz. Allah´ın beğendiği işleri yapar, O´nun yardımını umarız. 
O da bizi ebediyete uzanan kemal yolculuğumuzda halden hale çevirerek olgunlaştırır. 
Bunun için kendini beğenilmeyecek kullara beğendirme çırpınışı, her zaman hüsran getirmiştir.
Her şeyden önce öyle kullar acımasızdır, adaletsizdir, kararsızdır, dengesizdir.
Onlar için kendini yontan sonunda tükenir gider de yine kendini beğendiremez.
Bugün bir şey isterler, yarın başka bir şey. İstekleri gereksiz, hikmetsiz, yararsız; hatta bazen ifrat ve çirkin şeylerdir. Hem, bugün istedikleri şeyi yarın yine kendileri kınarlar."
Elif, şaşkınlık içindeydi. Sanki babası bugünlerde yaşadıklarını biliyor gibi yazmıştı. Gerçekten de arkadaşlarından bazıları bu ara onu tam da babasının dediği şekilde çok üzmüştü.
Gecen hafta sınıfın gözde kızlarından biri kendisini doğum gününe davet etmiş; ama gel gör ki davette yüzüne bile bakmamıştı.
Böyle davetlere gitmese, "eziksin" diyorlar; gidince de "gelmiş" diye hor görüyorlardı.
Hemen hemen pek çok konuda durum aynıydı; giyim-kuşam yönünden gösterişsiz olunca dalga geçiyorlar, güzel kıyafetler giyince de ya kulp takıyorlar; ya kıskanıp zarar veriyorlardı.
Bu yüzden son zamanlarda ne yapacağını şaşırmıştı. Dersi filan bırakıp onların çenelerinden kurtulmaya kilitlenmişti adeta; ama bu sanki işi daha da güçleştiriyordu. Okumaya devam etti: 
"Kızım..."
Artık bundan sonra okuduklarında babasına karşı hiçbir itirazı kalmamıştı. Onu ilk defa bu kadar dost ve yakında görüyordu. Onun üzerine titremesindeki sevgiyi, koruyuculuğu, sıcaklığı, samimiyeti yeni yeni fark ediyordu...
Elif, susamış birinin bir dikişte içişi gibi okuyordu mektubu; çünkü okudukları onun iç yangınını gerçekten de serinletiyordu.
Mektubun son arka sayfasını okumak için çevirirken bir yandan da okul binasına doğru yürüdü. Koridorda ilerlerken okumaya devam etti.
"Kızım, sakin beni yanlış anlama.
Bu demek değildir ki insanları sevme, kimseye aldırma. Aksine, insanları sev, acı ve anlayış göster. Yalnız hepsi de Yaratandan ötürü olsun.
Yani her şeyden önce kalbine Allah sevgisini yerleştir. O zaman daha şahsiyet sahibi olursun ve insanları daha doğru bir şekilde seversin; Allah sevgisinin güveninde olacağın için artık korku ve kırgınlıkların biter... Ne incitirsin ne incinirsin..."
Elif mektubu kalbine bastırarak sınıfa girdi. Gayet sakindi.
Az evvel ona takılanlar, yaptıkları tavrın etkisini görememenin şaşkınlığı içindeydiler. Kimse bir şey soramadı. Elif rahat bir nefes almıştı.
Son zil çaldığında çabucak sınıftan çıktı, eve gitmeden önce yapmaya karar verdiği bir iş vardı. Koşarcasına terzinin evine yöneldi...

Baba - Özlü sözler
  • Adettir; babanın topladığını oğlu saçar. -  Goethe
  • Akıllandıkça babalarımızın birer çılgın olduğuna inanırız; bizden daha akıllı olan oğullarımız da bizim için öyle düşünecektir. - Alexander Pope
  • Allah, anne-babaya iyilik yapmayı ilahi gazabtan korunma vesilesi kıldı. - Fatıma Zehra
  • Ana babalarımız tesadüfle, arkadaşlarımız seçimle kazanılır. - Delille 
  • Ana babanız doğumunuzdan sorumludur, yaşamınızdan değil.
  • Ana ve babanın evlatlarına duaları, bir peygamberin ümmetine duası gibidir. - Bişr-i Hafi Hz.
  • Anne gezindiğin bağdır. Baba yaslandığın dağdır. Ömrümün en güzel çağı annem babamla olandır.
  • Asıl yetimler, anadan, babadan değil, ilim ve ahlaktan yoksun olanlardır. - Hz. Ali (r.a.)
  • Aynı anadan babadan doğanlar, senin miras kardeşlerin; uzak yerlerden gelen, huyu suyu sana benzeyenler ise senin öz kardeşlerin sayılırlar. - Hz. Ali (r.a.)
  • Baba olduktan sonra göreceksiniz ki, kendi mutluluğunuzdan çok, çocuğunuzun mutluluğu ile mutlu olabilirsiniz. - Balzac
  • Baba olmak zor degildir. Ama babalık etmek zordur. - W. Maxwell
  • Baba: Bazen hiddetinden korktuğun, gücünü devleştirdiğin, her türlü sorumluluğu yükleyip de elinle ittiğin, bazen de arkadaş olup, gezdiğin, örnek aldığın, yüreğindeki sınırları sonsuza kadar açtığın, taptığın.
  • Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler. Çünkü babaları onu tutacaktır.  Bu güvendir.
  • Babalarınıza iyilik edin ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler. Halkın hanımlarına karşı iffetli davranın ki, hanımlarınız da iffetli olsunlar. - Caferi Sadık
  • Babam bana dedi ki; bana ettiğini evladından çekersin. Babama dedim ki; babana yapmasaydın benden çekmezdin. - Bob Dylan
  • Babana saygılı ol ki, oğlun da sana saygılı olsun. - Hz. Ali (r.a.)
  • Babanın faziletleri, çocukların servetidir. - Anatole France
  • Barışta; oğullar babalarını, savaşta; babalar oğullarını gömerler.
  • Başarının, ana babası çoktur, yenilgi ise; Yetimdir.
  • Ben bardak kırsam sakarım, Annem kırsa nazar. Babam kırsa o bardağın orda ne işi var. - Yılmaz Erdoğan
  • Ben on dört yaşımdayken babam o kadar cahildi ki, yakınımda olmasına dayanamazdım. Ama yirmi birime geldiğimde öyle çok şey biliyordu ki, yedi yılda nasıl öğrendiğine şaştım.
  • Bir adam babasının belki de haklı olabileceğini anladığında, onun yanlış olduğunu düşünen bir oğula sahip demektir.
  • Bir baba yüz öğretmene bedeldir. - George Herbert
  • Bir baba, çocuklarına sinirlendiği zaman, hemen hiddetlenebilir ve onları denetim altına almak için kuvvetini ve otoritesini kullanabilir. Bu eski bir paradigmadır. Ürünü kalıplanmış insandır. Sevgiye dayalı paradigma uzun vadeyi gözönüne alır ve çocuğun sorununu anlamya ve konuşarak ona yol göstermeye yönelir. - Doğan Cüceloğlu 
  • Bir babanın çocukları için yapabileceği en önemli şey, annelerini sevmektir. - Theodore Hesburgh
  • Bir babanın oğluna karşı öfkesi, evladın babasına duyduğu sevgiden daha tatlıdır. - M. Montherland
  • Bir genç babasına sorar; Baba evlenmek kaça mal olur? Baba cevap verir: Bilmiyorum oğlum, ben hala ödüyorum.
  • Bir gün babama, işleri diğer insanlar gibi yapamadığım için üzüldüğümü söyledim. Babamın nasihati: Margo, koyun olma. İnsanlar koyunları sevmezler. İnsanlar koyunları yerler. - Margo Kaufman
  • Bir takım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere, muskacılara talih ve hayatlarını emanet eden insanlardan mürekkep bir kütleye, medeni bir bir millet nazariyle bakılabilir mi? 
  • Birşeyler yazarken "gözyaşı" dedi babam. Gözyaşı ayrı mı yazılır dedim. Babam, "hiç göz yaştan ayrılır mı" dedi. - Yılmaz Erdoğan
  • Çocuklara, babalarının yeteneklerine göre değil, kendi yeteneklerine göre meslek bulmak gerekir. - Platon 
  • Çoğu zaman babama acıdığımı hissederdim, ona sevdiğimi söylemediğim için. Aslında kendime acıyordum. Benim söylemeye ihtiyacım, onun duymaya ihtiyacından daha fazlaydı. - Trevanian
  • Deney, aklın babası , belleğin anasıdır. - Thomas Fuller
  • Dünyanın en yakışıklı, zengin, başarılı adamı da olsan; Bir kadın seni çocuklarının babası olarak hayal edemiyorsa; sıfırsın. - C. Palahniuk 
  • En kötü babalar kimlerdir bilir misiniz? Gençliklerinde yaptıklarını unutanlar. - Diderot
  • En mükemmel kadın, çocuklarına babalarının yokluğunda baba olabilecek kadındır. - Goethe
  • Eşini öyle karşılaki; yanına geldiği zaman en doğru insana kavuştuğunu hissetsin. Zengini öyle karşılaki;gönlünü gördüğünde, kendi gönlünün fakirliğine kahretsin. Çocuğunu öyle karşılaki;eve geldiği zaman, en güzel yere geldiğini hissetsin.  Anneni öyle karşılaki;doğumundaki sancıları unutuversin. Babanı öyle karşılaki;ömür boyu bir başka çocuğa imrenmesin.
  • Evlatlarını sevmeyen babalar olabilir; ama, torununu çıldırasıya sevmeyen dede olamaz. - Victor Hugo
  • Evli bir adamda sadece bir adam gizlidir. Evli bir kadında ise bir adam, bir baba, bir anne ve bir kadın saklıdır. - Balzac
  • Hayatımızda en yüce, en güçlü, en faydalı dayanağımız;  Ana, baba evinden kalan hatıralarımızdır. - Dostoyevski
  • Hayır dua ettiğin evlat düzelmiyorsa sende hayır yoktur. - Eyyüp Sabri Osmanoğlu
  • İki kadına adamak istiyorum hayatımı: Biri erkeğim desin bana, diğeri sadece baba. - Oğuz Atay
  • İlk başta anne ve babalarımızın çocukları, sonra çocuklarımızın anne ve babası oluruz. Daha sonra anne ve babamızın anne ve babası, en sonunda da çocuklarımızın çocukları oluruz. - Milton Greenblatt
  • İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı, ancak baba olduğu zaman duyar. - Goethe
  • İnsanlar, ana babalarının ölümlerini unuturlar da, topraklarının elden gidişini unutmazlar. - Machiavelli
  • İsrailli çocuk: Benim babam söyledi; "Siz Filistinliler şeytanmışsınız, hayvanmışsınız." Filistinli çocuk: "Benim babam bir şey söyleyemedi; Siz öldürmüşsünüz."
  • Kendi kendinin efendisi olan baba,çocuğuna en güzel örnek olur.
  • Kibar ve asil olmak için üç üniversite bitirmek gereklidir. Birini dedeniz bitirecek, birini babanız, sonrada siz. - Bernard Shaw 
  • Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün köy ahalisi toplandı. İçlerinden birinde şemsiye vardı. (Bu inançtır.) Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler. Çünkü babaları onu tutacaktır. (Bu güvendir.) Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair garantimiz yoktur. Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız. (Bu ümittir.) Bu üçü varsa, hayatınız güzeldir.
  • Kuşku, keşiflerin babasıdır. - G. Galileo
  • Ne odunmuş babanız: Olmadı bir baltaya sap! / Ona siz benzemeyin, sonra ateştir yolunuz. / Meşe hâlinde yaşanmaz,o zamanlar geçti; / Gelen incelmiş adam devri, hemen yontulunuz. / Aman dikkatli olun: Bir kafanız yontulacak; / Sakın aldanmayın: İncelmeye gelmez kolunuz! 
  • O´ndan çok etkilendim..Bir göçmenin herhangi birinden iki kat fazla çalışması ve asla vazgeçmemesi gerektiğini bana öğreten babamdı. - Zinedine Zidane
  • Öz anne-babasını huzurevine gönderip, evde kedi köpek besleyen insanların olduğu bir ülkede yaşıyoruz. - Necip Fazıl Kısakürek  
  • Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak. - Necip Fazıl Kısakürek
  • Seni, annen kadar sevecek ve baban kadar merak edecek hiç kimse yoktur; O yüzden kimse bana aşk´tan bahsetmesin. - Aziz Nesin
  • Sevgiline gösterdiğin sevgiyi, saygıyı ve sabrı, anne ve babana da göster. Unutma ki, onlar karşılıksız severler.
  • Suçların anası yoksulluksa, babası da kafa yoksulluğudur.  - La Bruyere
  • Tartışma bitse bile söylenmeye devam eden canlıya anne, tartışma anında sırları dökene kardeş, tartışmayıp bağırana baba denir.
  • Zenginliğin en iyisi akıl zenginliğidir. En büyük fakirlik de ahmaklıktır. En büyük yalnızlık kendini beğenmektir. En büyük şeref güzel ahlaktır. Hz. Hasan, Babacığım bu dört tanesi. Bana diğer dördünü öğret. dediğinde ise Hz. Ali şöyle buyurur: Ahmakla arkadaş olmaktan sakın. Sana faydalı olmak isterken zararı dokunur. Yalancı ile arkadaş olmaktan sakın. Çünkü o sana uzağı yakın, yakını uzak gösterir. Cimri ile arkadaş olmaktan sakın. Çünkü o kendisine en çok ihtiyaç duyduğun anda senden uzaklaşır. Fasıkla, kötü kimse ile arkadaş olmaktan sakın. Çünkü o, çok değersiz bir şeye seni satar. - Hz. Ali (r.a.)
Baba - Risale-i Nur Külliyatı
Allahım! Senin rahmet ağacının en latîf, en şerif, en mükemmel ve en güzel meyvesi olan, âlemlere rahmet olarak ve Senin rahmet ağacının âhiret yurdu üzerine sarkan en süslü, en güzel, en parlak ve en yüce meyvelerine, yani Cennete ulaşmamıza vesîle olarak gönderdiğin zâta salât ve selâm eyle.
Allahım! Seçtiğin Peygamberinin hürmetine, bizi, anne ve babamızı Cehennem ateşinden koru. Bizi, anne ve babamızı iyilerle beraber Cennete koy. Duâmızı kabul buyur.

Sözler | Onuncu Söz

Hamd ve salâttan sonra: Ey bu Cami-i Emevîde bu dersi dinleyen Arap kardeşlerim! Ben haddimin fevkinde, bu minbere ve bu makama irşadınız için çıkmadım. Çünkü size ders vermek haddimin fevkindedir. Belki içinizde yüze yakın ulema bulunan cemaate karşı benim misalim, medreseye giden bir çocuğun misalidir ki, o sabî çocuk sabahleyin medreseye gidip, okuyup, akşamda babasına gelip, okuduğu dersini babasına arz eder. Tâ doğru ders almış mı, almamış mı? Babasının irşadını veya tasvibini bekler. Evet, bizler size nispeten çocuk hükmündeyiz ve talebeleriniziz. Sizler bizim ve İslâm milletlerinin üstadlarısınız. İşte, ben de aldığım dersimin bir kısmını, sizler gibi üstadlarımıza şöyle beyan ediyorum: 
Ben bu zaman ve zeminde, beşerin hayat-ı içtimaiye medresesinde ders aldım ve bildim ki: Ecnebîler, Avrupalılar terakkide istikbale uçmalarıyla beraber; bizi maddî cihette kurun-u vustâda durduran ve tevkif eden, altı tane hastalıktır. O hastalıklar da bunlardır:

Hutbe-i Şamiye | Arabi Hutbe-i Şamiye Eserinin Tercümesi