Acele - Acele etmek - Ansiklopedik bilgi
Acele - Acele etmek

Acele
1. (sıfat) Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi
2. (zarf) Vakit geçirmeden, tez olarak
3. (isim) Tez davranma gerekliliği

Acele etmek
1. Çabuk davranmak, ivmek
2. Telaş etmek, sabırsızlanmak
Acele - Acele etmek - Ayet mealleri
Enam (Davar) Suresi 57. ayet:
De ki: "Ben, gerçekten Rabbimden kesin bir belge üzerindeyim, siz ise onu yalanladınız. Sizin kendisine acele ettiğiniz (azab) yanımda değildir. Hüküm yalnızca Allah´ındır. O, doğru haberi verir ve O, ayırd edenlerin en hayırlısıdır."

Enam (Davar) Suresi 58. ayet:
De ki: "Kendisine acele etmekte olduğunuz şey benim yanımda olsaydı, benimle aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu. Allah zulmedenleri en iyi bilendir.

Nahl (Arı) Suresi 1. ayet:
Allah´ın emri geldi, artık onda acele etmeyin. O (Allah), şirk koştukları şeylerden münezzeh ve yücedir.

İsra (Gece Yürüyüşü) Suresi 11. ayet:
İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir.

Meryem Suresi 84. ayet:
Onlara karşı acele davranma; biz onlar için ancak saydıkça sayıyoruz.

TaHa Suresi 84. ayet:
Dedi ki: "Onlar arkamda izim üzerindedirler, hoşnut kalman için, Sana gelmekte acele ettim Rabbim."

TaHa Suresi 114. ayet:
Hak olan, biricik hükümdar olan Allah yücedir. Onun vahyi sana gelip-tamamlanmadan evvel, Kur´an´ı (okumada) acele etme ve de ki: "Rabbim, ilmimi arttır."

Enbiya (Peygamberler) Suresi 37. ayet:
İnsan aceleden (aceleci olarak) yaratıldı. Size ayetlerimi yakında göstereceğim. Şimdi hemen acele etmeyin.

Neml (Karınca) Suresi 46. ayet:
Dedi ki: "Ey kavmim, neden iyilikten önce kötülük konusunda acele davranıyorsunuz? Allah´tan bağışlanma dilemeniz gerekmez mi? Umulur ki esirgenirsiniz."

Neml (Karınca) Suresi 72. ayet:
De ki: "Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile."

Ankebut (Dişi Örümcek) Suresi 53. ayet:
Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Eğer adı konulmuş bir ecel (tayin edilmiş bir vakit) olmasaydı, herhalde onlara azab gelmiş olurdu. Fakat kendileri şuurunda olmadan, onlara kuşkusuz apansız geliverecektir.

Ankebut (Dişi Örümcek) Suresi 54. ayet:
Azab konusunda senden acele (davranmanı) istiyorlar. Oysa cehennem, o inkâr edenleri gerçekten kuşatıp-durmaktadır.

Saffat (Saf Tutanlar) Suresi 176. ayet:
Şimdi onlar, bizim azabımızı mı acele istiyorlar?

Şura (Danışma) Suresi 18. ayet:
Onda acele edenler, (gerçekte) ona inanmayanlardır. İman edenler ise, ona karşı bir korku içindedirler ve onun gerçekten hak olduğunu bilirler. Haberiniz olsun; kıyamet-saati konusunda tartışanlar, gerçekte uzak bir sapıklık içindedirler.

Ahkaf (Kum Tepeleri) Suresi 24. ayet:
Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, "Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. Hayır, o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir. Bir rüzgar; onda acı bir azab vardır.

Ahkaf (Kum Tepeleri) Suresi 35. ayet:
Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, Onlar için de acele etme. Onlar, tehdit edildikleri şeyi (azabı) gördükleri gün, sanki gündüzün yalnızca bir saati kadar yaşamış(olacak)lardır. (Bu,) Bir tebliğdir. Artık fasık olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır mı?

Zariyat (Tozutup Savuranlar) Suresi 14. ayet:
"Tadın fitnenizi. Bu, sizin pek acele isteyip durduğunuz şeydir."

Zariyat (Tozutup Savuranlar) Suresi 59. ayet:
Artık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler.

Tegabun (Aldanış) Suresi 17. ayet:
Eğer Allah´a güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah Şekûr´dur (şükrü kabul edip çok ihsan eden), Halim´dir (cezayı vermekte acele etmeyendir). 

Kıyamet (Diriliş) Suresi 16. ayet:
Onu (Kur´an´ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip-durma.
Acele - Acele etmek - Hadisler
Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Her peygamberin müstecab (Allah´ın kabul edeceği) bir duası vardır. Her peygamber o duayı yapmada acele etti. Ben ise bu duamı kıyamet gününde, ümmetime şefaat olarak kullanmak üzere sakladım (kullanmayı ahirete bıraktım). Ona inşaallah, ümmetimin şirk koşmadan ölenleri nail olacaktır." 
[Buhârî, Da´avat 1, Tevhid 31; Müslim, İman 334, (198); Muvatta, Kur´an 26, (1, 212); Tirmizî, Daavat 141, (3597).]

Hz. Ali (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Hz. Abbâs (radıyallâhu anhümâ), Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)´a hayırda acele etmek maksadıyla daha senesi dolmadan, erken vakitte zekâtın verilmesi husûsunda sormuştu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu hususta ona müsâade etti." 
[Ebû Dâvud, Zekât 21, (1624); Tirmizî, Zekât 38, (678, 679).]
Acele - Acele etmek - Kitap Tanıtım
Acele Etme Çabuk Ol
Aydın Boysan
TÜRKİYE İŞ BANKASI YAYINLARI

“Önce: Bir Ömür Özetinin Sunuşu” ile başlayan ACELE ETME ÇABUK OL, Aydın Boysan’ın tükenmez neşesi, hayat tecrübesi ve samimi üslubuyla renklenmiş yeni kitabı. Usta yazar anılarını, gezilerini anlatırken de, eleştiri ve önerilerde bulunurken de ciddiyet ile mizahı harmanlayarak okurlarına sunuyor.
Saymaya kalkışmadan, kısa bir özet yaparak diyebilirim ki, çok çeşitli yaşam sahnelerinde, zevkler ile birlikte fırsatlar içinde gittim geldim, indim çıktım.
Yanlışlıklar kötü talih yüzünden doğdu, doğruluklar benim marifetimdi gibi sözler ağzımdan çıkmaz, çünkü aklımdan geçmez.
Pişman olmadığım huylarımdan birisi “öğrenmeyi öğrenmek”ten hiç vazgeçmemiş olmamdır.
Bu konuda bana yol gösteren sözlü ışıklardan birisine göre:
“Öğrenmek akıntıya kürek çekmek gibidir. Bırakıldığı anda
geriye sürüklenmekten kaçınılamaz.”
Aydın Boysan’ın okurlarıyla yıllardır sürdürdüğü sohbet, 38. kitabı ACELE ETME ÇABUK OL ile devam ediyor...
Acele - Acele etmek - Muhtelif yazılar
Hayatın ne getireceğini kimse bilmez

Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş.
Çok fakirmiş...
Ama çok güzel beyaz bir atı varmış.
Kral bu ata göz koymuş.
Aracılar göndermiş.
Fakir ihtiyara bir servet önermiş atı satması için.
"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "Bu, benim için bir at değil, bir dost."
Sonra da eklemiş.
"İnsan dostunu satar mı?"
Bir sabah kalkmışlar ki at yok.
İhtiyarın ahırı boş.
Köylüler ihtiyarın başına toplanmışlar.
"Seni ihtiyar bunak" demişler, "kralın bu atı sana bırakmayacağı, adamlarını gönderip atı çaldıracağı belliydi. Neden atı ona satmadın? Zengin bir adam olacaktın... Şimdiyse ne paran var, ne atın."
"Karar vermek için acele etmeyin," demiş ihtiyar. "Şimdilik sadece ’at kayıp’ deyin . Çünkü bildiğimiz gerçek bu. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa bir talih mi, henüz bunu bilmiyoruz. Atın kaybolması bir başlangıç, ardından ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz."
Köylüler ihtiyarla alay etmişler.
Gülmüşler onun haline.
İki hafta sonra at bir gece ansızın dönmüş.
Meğer çalınmamış.
Ahırından kaçıp dağlara gitmiş.
Dönerken de dağlarda rastladığı on iki atı peşine takıp getirmiş.
Atları gören köylüler gelip ihtiyardan özür dilemişler.
"Sen haklı çıktın ihtiyar," demişler. "Atının kaybolması bir talihsizlik değil bir talih oldu senin için. Eskiden bir atın vardı şimdi bir at sürüsüne sahipsin.
"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar köylü.
"Şimdilik sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Çünkü bildiğimiz o kadar. Bundan sonra ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Bu sadece başlangıç... Bir kitabın ilk sayfasını okur okumaz nasıl sonu hakkında fikir yürütebilirsiniz?"
Köylüler bu kez açıkça alay etmemişler ama içlerinden "bu adam şaşkın" diye geçirmişler.
Bir hafta geçmeden, ihtiyarın tek oğlu vahşi atları terbiye etmeye çalışırken attan düşüp bacağını kırmış.
Evin geçimini temin eden oğul uzun bir zaman için yatağa mahkum olmuş.
Köylüler gene gelmişler ihtiyara.
"Bu kez de haklı çıktın," demişler, "bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını kırdı. Uzun süre yataktan kalkamayacak. Sana bakacak ondan başka kimse de yok. Eskisinden daha da fakir olacaksın."
"Gene erken karar veriyorsunuz" demiş ihtiyar, "hiç ders almıyorsunuz. Hemen karar vermeyin. Oğlum bacağını kırdı. Bildiğimiz gerçek bu. Ondan ötesini bilmiyoruz. Biz hayatın sadece bir parçasını görebiliyoruz, ondan sonrasını göremiyoruz, onun için çabuk bir hüküm vermeyin."
Birkaç hafta sonra düşmanlar büyük bir orduyla ihtiyarın ülkesine saldırmışlar.
Kral seferberlik ilan etmiş.
Köye gelen görevliler köyün bütün gençlerini askere almışlar.
Sadece ihtiyarın bacağı kırık oğlunu bırakmışlar sakat olduğu için.
Köyü matem sarmış.
Ordularının yenileceğini ve askere giden bütün çocuklarının öleceğini düşünüyorlarmış.
İhtiyarın evine gelmişler yeniden.
"Gene haklı çıktın," demişler.
"Oğlunun bacağı kırık ama hiç olmazsa evinde, güvende. Oysa bizimkiler belki bir daha hiç geri gelmeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil, büyük bir şansmış meğerse."
İhtiyar başını sallamış.
"Siz hiç ders almıyorsunuz," demiş, "gene erken karar veriyorsunuz. Oysa ne olacağını, hayatın ne getireceğini kimse bilmez. Bildiğimiz tek bir gerçek var, benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde... Ama bunlardan hangisinin şans, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor." 
Acele - Acele etmek - Özlü sözler
  • Acele hareket yalnızca sinek yakalamaya yarar.
  • Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir, karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz. - La Tzu
  • Acele yapılan iş, pişmanlıkları da beraberinde getirir.
  • Aceleci insan tehlikelidir. - Periandros
  • Acelecilik, kudretlilerin değil, zayıfların işidir. - Nizamülmülk
  • Acelenin meyvesi yanlışlıktır. - Hz. Ali (r.a.)
  • Affetmekten utanmayın. Cezalandırmakta da acele etmeyin. - Hz. Ali (r.a.)
  • Allah, âlemi bir kere “kün” (ol!) demekle yaratmaya gücü yetmez miydi? Bundan şüphen mi var? - Hz. Mevlana
  • Allah, insanı yavaş yavaş tam kırk yılda kemâl sahibi yapar, olgunlaştırır. - Hz. Mevlana
  • Ay, geceye, yavaş olma konusunda ders verir; sıkıntının yavaş yavaş aşılacağını işaret eder ve şöyle der: “Ey ham, aceleci kişi! Dama dayanan merdivenden basamak basamak çıkılır. Ey tencere yavaş yavaş, ustaca kayna! Delice kaynayan yemek, lezzetli olmaz.” - Hz. Mevlana
  • Çabuk olun acele edin. Bir an evvel imanınızı kurtarın. Çünkü arkanızda alel acele bekleyen bir ecel var. - Hz. Ebubekir (r.a.)
  • Ecel erişmeden yapabileceğiniz hayırlı işler için acele ediniz. - Hz.Osman (r.a.)
  • Ey ham aceleci kişi! Dama dayanan merdivenden basamak basamak çıkılır. - Hz. Mevlana
  • Harekette acele edenin ayağı eteğine dolaşır.
  • Hayır işlerinde acele edin, çünkü arkanızdan acele gelen eceliniz var. - Hz. EbuBekir (r.a.)
  • Hayra niyet edince acele etki, nefsin seni yenip de niyetinden caydırmasın. - Hz. Ali (r.a.)
  • İki şey, aklı ve tedbiri bozar; biri acele etmek, diğeri de olmayacak şeyi istemek. - Hz. Ali (r.a.)
  • İyiliğin şerefi acele yapılmasındadır.
  • Kazanmak istediğin zaferleri erteleme bir gün karşına çıkabilir. Ama acele de etme ayaklarına dolanabilir.
  • Köpek bile önüne bir lokma atılınca önce koklar, sonra yer; O, burnu ile, biz ise aklımız ile koklarız. - Hz. Mevlana
  • Maksada sabırla erişilir, aceleyle değil. Sabret, doğrusunu Allah daha iyi bilir. 
  • Neden Adem’in yaratılması kırk sabah sürdü; o balçığı niçin yavaş yavaş insan haline getirdi (düşün). - Hz. Mevlana
  • Ölümüm, doğduğum günden itibaren, bana doğru yürümeye başladı. Hiç acele etmeden. - Jean Cocteau
  • Önümde üç adam gidiyordu. Baktım en öndeki aceleci adımlarla belli ki bir yere yetişmeye çabalıyordu. İşine ya da bir toplantıya. Bu adam hayata bir şeyler başarabilir dedim. İkinci adam o kadar hızlı olmasa da yavaş adımlarla bir yöne doğru gidiyordu. Tamam dedim bu da hayatta yavaş ta olsa bir şeyler başarabilir. En sondaki benim önümdeki ise boş boş bir amacı olmadan yönü belirsizdi. Dedim ki bundan bir şey olmaz. Sonra beynim bir an dondu kaldım. Ben onların da gerisindeyim. - Sıtkı Aslanhan - Hayata Gülümse eserinden
  • Sabırlı olun zira bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl gülebilir? Aceleci olmayın! Maksada sabırla erişilir , acele ile değil. Alelade otlar iki ay içinde, kırmızı gül ancak bir yılda yetişir. Tencerede bile yavaş ve ustaca kaynayan yemek, delice kaynayandan daha lezizdir. - Hz. Mevlana
  • Şüphe yok ki yavaş iş Rahman’dan acele iş de melûn şeytandandır. - Hz. Mevlana
  • Yavaşlık, Allah ışığıdır; çabukluk ise Şeytanın dürtmesinden meydana gelir. - Hz. Mevlana
Acele - Acele etmek - Risale-i Nur Külliyatı
Sual: "İfrat ediyorsun, hayali hakîkat gösteriyorsun. Bizi de techil ile tahkir ediyorsun. Zaman ahir zamandır, gittikçe fenalaşacak.
Cevap: Neden dünya herkese terakkî dünyası olsun da, yalnız bizim için tedennî dünyası olsun? Öyle mi? İşte ben de sizinle konuşmayacağım, şu tarafa dönüyorum, müstakbeldeki insanlarla konuşacağım: 
Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sakitane Nurun sözünü dinleyen ve bir nazar-ı hafî-i gaybî ile bizi temaşa eden Said´ler, Hamza´lar, Ömer´ler, Osman´lar, Tahir´ler, Yûsuf´lar, Ahmed´ler, vesaireler!.. Sizlere hitap ediyorum. Başlarınızı kaldırınız, "Sadakte" deyiniz. Ve böyle demek sizlere borç olsun. Şu muasırlarım, varsın beni dinlemesinler. Tarih denilen mazi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizin ile konuşuyorum. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennetasa bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır. Biz, hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki: Mazi kıt´asına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız; o bahar hediyelerinden birkaç tanesini medresemin Haşiye 1 mezar taşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden ve Horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız. Kapıcıya tenbih edeceğiz; bizi çağırınız. 
...
Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı