Sevgi - Ansiklopedik bilgi
Sevgi
Sevgi, (isim) İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu
Sevgi, bir nedene dayandırılamayan duygudaşlık.
Sevgi - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 165. ayet:
İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. 

Rum (Romalılar) Suresi 21. ayet:
Onda 'sükun bulup durulmanız' için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.

Mümtehine (Sorgulanan) Suresi 7. ayet: 
Belki Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı düşmanlık besledikleriniz arasında bir sevgi-bağı kılar. Allah, güç yetirendir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

Meryem Suresi 13. ayet:
Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi.

Meryem Suresi 96. ayet:
İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır.
Sevgi - Kitap Tanıtım
Sevginin Kökleri
Svagito R. Liebermeister
BUTİK YAYINLARI

"Sevginin Kökleri" aile dizilimi ile ilgilidir. Bu yöntem çekirdek ailede (anne, baba kardeşler) ve orijinal ailede yaşanan tüm karmaşık olayları farketmek için son derece güçlü ve etkili bir yöntemdir. 
Çoğu zaman aile sistemine getirilecek olan ani, çözüm odaklı müdahaleler derin sorunlara rahatlama ve anlayış getirir. 
Ve bu anlayış aile sistemi içerisindeki üyeler arasında sevgi akışını ve barışı sağlar. 
Bu kitap aile diziliminin temel kalıplarını anlamak isteyenler içindir. 
Ailelerdeki doğru rolleri bulmak için eşsiz bir el kitabıdır. 
Temel konuların basit bir dille anlatıldığı bu kitap tüm yaklaşımı ile geleneksel terapinin çok daha ötesindedir. 
Sevgi - Muhtelif yazılar
UNUTMAYALIM Kİ ...
Sevgisiz zeka, bizi küstah yapar.
Sevgisiz adalet, bizi dizginsiz yapar.
Sevgisiz diplomasi, bizi iki yüzlü yapar.
Sevgisiz başarı, bizi kibirli yapar.
Sevgisiz zenginlik, bizi haris yapar.
Sevgisiz uysallık, bizi hizmetkâr yapar.
Sevgisiz yoksulluk, bizi mağrur, aksi yapar.
Sevgisiz güzellik, bizi gülünç yapar.
Sevgisiz kudret, bizi zorba, despot yapar.
Sevgisiz çalışma, bizi köle yapar.
Sevgisiz sadelik, bizi değersiz yapar.
Sevgisiz yasa, kural, bizi tutsak yapar.
Sevgisiz siyaset, bizi bencil yapar.
Sevgisiz inanç, bizi bağnaz yapar.
SEVGİSİZ HAYAT...    ANLAMSIZDIR... ...…

SEVGİ BİZİ ÖZGÜR KILAR… (MI?)

“SEVGİ”YLE KALIN …
Sevgi - Muhtelif yazılar
ÖYLE BİRİNİ SEVİN Kİ
Öyle birini sevin ki , çünkü süz, olsun. Yağmurda gökkuşağınız, baharda sevdanız,  yokluğunda varlığınız, gözyaşınızda inciniz olsun. 
Öyle birine tutulun ki, aramak için uzaklara gitmeyeceğiniz kadar sizin olsun. Ne zaman aşktan,  yana söz duyarsınız kalbiniz çıldırmışçasına onun için gümbürdesin. Gün onunla başlasın. Gözleriniz uykudan uyandığında  aklınıza ilk gelen, “Sevgilim. canım" derken; yediverenler, onun kokusunu sunsun benliğinize. Gün yine onunla bitsin, uyurken ve de "seni seviyorum" derken o olsun. 
Öyle birini sevin ki , çünkü süz, olsun. Yağmurda gökkuşağınız, baharda sevdanız,  yokluğunda varlığınız, gözyaşınızda inciniz olsun. 
Öyle birine tutulun ki, aramak için uzaklara gitmeyeceğiniz kadar sizin olsun. Ne zaman aşktan,  yana söz duyarsınız kalbiniz çıldırmışçasına onun için gümbürdesin. 
Onun estirdiği karayel samyeline,  karanlıklar aydınlığa dönüşsün. O varken "ümitsizlik" pılını pırtısını toplayıp gitsin. Onunla zorluklar kolay olsun. Ve de o varsa her şey var olsun. 
Öyle birine yürekten sarılın ki, aranızdan rüzgar dahi geçemesin, kıyametin ayak seslerini duysanız bile o varsa yanınızda umurunuzda olmasın.. 
Öyle birinin olun ki, o kalbinizden çıkarsa şayet ruhunuz bedeninizden sökülecekmişçesine olsun. " Seni seviyorum" diyemediğiniz zamanda gözleriniz, ciğeriniz, ruhunuz sevginizi söyleyip dursun. 
Öyle birine bağlanın ki, yüreğinizin adımları onun adına yürüsün. İçinizden geçen şarkı o olsun ve de.... "İçimden geçen şarkı gittiğinde ne yaparım ben! “ diyebilirsiniz. 
Öyle birine gönül verin ki, gönlünüz onun ardından koşsun, önünde hiçbir mani olmasın.. 
Öyle birine Aşık olun ki, şiirinizin ilhamı, duanızın kaynağı "seviyor sevmiyorlara" gerek kalmasın onun da sizi sevdiği biri olsun               
Öyle birine vurulun ki, "ben seni fakatsız, nedensiz, çünkü süz seviyorum." Bakma sen şimdiki zaman eki kullandığıma. En geniş zaman olan sonsuz geniş zamanla diyorum ki "seni seviyorum".           
Adının geçmediği sözü dinlemiyorum..... Seni ölesiye ve öylesine çok seviyorum ki birbirimizi bağlayan ipler görülmeyecek Canımı da, yolumu da, gönlümü de yoluna döşedim. Bittiğim gün kalbimden çıktığın gündür. Canım benim, ben senin bana zor gelen taraflarını da seviyorum, her şeyinle; bilmediğim bilsen ürkeceğim, anlamadığım, anlayamayacağım yanlarınla seviyorum. Seni ismin ne "de" haliyle ne de "e"haliyle seviyorum.           
Seni yalın halinle seviyorum. Ben seni sevdiğim yerdeyim, her yerdeyim haykırabilirsiniz.
İŞTE BÖYLE BİRİNİ SEVİN Kİ SEVGİNİZ ÖLMESİN
Sevgi - Muhtelif yazılar
SEVGİNİN BEDELİ
Küçük oğlu annesine geldi ve ona kağıdı uzattı. Annesi ellerini önlüğüne kuruladıktan sonra kağıdı okumaya başladı;
Çimleri biçtiğim için 5 dolar
Odamı temizlediğim için 1 dolar
Alışverişe gittiğim için 50 sent
Küçük kardeşime baktığım için 25 sent
Çöpü attığım için 1 dolar
İyi bir karne getirdiğim için 5 dolar
Bahçeyi temizlediğim için 2 dolar
Toplam borç 14 dolar, 75 sent
Anne, umutla kendisine bakan oğlunun elinden kağıdı aldı ve kağıdın arka yüzüne şunları yazdı;
Seni 9 ay karnımda taşıdım BEDAVA
Hasta olduğunda başında bekledim, elimden geleni yaptım, senin için dua ettim BEDAVA
Yıllar boyu değişik nedenlerle senin için gözyaşı döktüm BEDAVA
Senin için geceler kaygı duyup, uykusuz kaldım BEDAVA
Oyuncaklarını topladım, yemeğini hazırladım giysilerini yıkadım, ütüledim
BEDAVA YAVRUM
ve bunların hepsini topladığın zaman gerçek sevginin bedelinin olmadığını görürsün, bedavadır çünkü...
Oğul annenin yazdıklarını okuyunca gözleri doldu.
Annesine baktı, "Anneciğim seni seviyorum" dedi ve kalemi alarak bu kağıda
"HEPSİ ÖDENMİŞTİR" yazdı. 
Sevgi - Muhtelif yazılar
KALBE SEVGİ YÜKLEME
Müşteri: Çok fazla teknik bilgim yok. SEVGİ yüklemek için ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: İlk adım olarak KALBİM dosyanızı açmanız gerekiyor. Açtınız mı?
Müşteri: Evet. Ancak su anda GEÇMİŞACILAR.EXE, DÜŞÜNDÜKÇE.EXE, HASRET.EXE ve GÜCENME.EXE isimli programlar da çalışıyor. Onlar çalışırken SEVGİ yükleyebilir miyim?
Yetkili: Problem değil. Yüklediğiniz anda SEVGİ otomatik olarak sisteminizden GEÇMİŞACILAR.EXE ‘yi silecektir. Bir süre daha geçici hafızanızda kalabilir ama artık diğer programlar etkilemeyecektir. SEVGİ er geç DÜSÜKGUVEN.EXE ‘yi silerek YÜKSEKGÜVEN.EXE isimli bir modül yükleyecektir. Ancak, siz HASET.EXE ve GÜCENME.EXE ‘yi mutlaka kapatmalısınız. Bu programlar SEVGİ ‘nin yüklenmesine engel olur. Onları kapatabilir misiniz lütfen?
Müşteri: Tamam, kapattım. SEVGİ otomatik olarak yüklenmeye başladı Bu normal mi?
Yetkili: Evet ama unutmayın ki bu sadece bir temel program. Üst versiyonlarının yüklenmesi için başka KALP ‘ler ile bağlantı kurmanız gerekiyor.
Müşteri: Ooooops… Daha şimdiden bir hata mesajı verdi. Ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: Mesaj ne diyor?
Müşteri: Hata 412-program iç sistemde çalışmıyor. Bu ne demek?
Yetkili: Endişelenmeyin. Bu sıradan bir problem. SEVGİ programının başka kalplerde Çalışmaya hazır olduğunu ama henüz sizin kalbinizde çalmadığını söylüyor. Bu karışık Programcılık terimlerinden biri, ama daha sade bir dille “Programın başkalarının sevebilmesi için öncelikle sizin kendi sisteminizi sevmeniz gerektirir” anlamına gelir.
Müşteri: Yani ne yapmam gerekiyor?
Yetkili: KENDİNİKABULLENME isimli dosyanın altındaki KENDİNİAFFETME.DOC, KENDİNEGÜVENME.TXT, DEGERBİLME.TXT ve İYİLİK.DOC isimli dosyalarının üzerine tıklayıp hepsini “KALBİM” dosyasına kopyalayın. Bir de KENDİKENDİNEKIRİTİK.EXE ‘yi tüm dosyalardan ve daha sonra da çöp kutunuzdan silerek tamamıyla yok olduğundan emin olun.
Müşteri: Başardım. Hey! KALP ‘im gerçekten tertemiz dosyalarla doluyor. GÜLÜMSEME.MPG şu anda monitörümde oynuyor ve SICAKLIK.COM, BARIŞ.EXE ve MEMNUNİYET.COM KALP ‘imin içine kopyalanıyor.
Yetkili: O zaman SEVGİ yüklendi ve çalışıyor. Şu andan itibaren her şeyle başa çıkabilmeniz gerekiyor. Yalnız telefonu kapatmadan son bir şey…
Müşteri: Nedir?
Yetkili: SEVGİ programı ücretsizdir. Onu ve onun tüm modüllerini tanıtın herkese verin. Karşılığında onlar da başkalarıyla paylaşacak ve sonucunda size tertemiz modüller geri dönecektir. İyi günler.
Müşteri: Size de!
Sevgi - Muhtelif yazılar
Gerçek sevgi

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: 
- Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?
Bakın göstereyim demiş, ermiş. 
Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. 
Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasındanda derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. 
Ermiş:
- Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz.
 diye bir de şart koymuş. 
Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. 
En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. 
Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. 
Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. 
- Buyurun deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.
İşte demiş ermiş, 
- Kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima. 
Sevgi - Muhtelif yazılar
Sevginin Kimyası

“Ey benim demir gibi sert, civa gibi ağır başlı, azot gibi yakıcı, klor gibi çekici, soygaz kadar kararlı, sevgi elektriğini ileten, organik nişanlım. Çatal karam, nikel krozem… 
Sabit bir kütlesi ve eylemsizliği olan hatta uzayda bir hacim kaplayan müstakbel eşim. Nasılsın, iyi misin, hava nasıl oralarda, üşüyor musun? Beni ve buraları sorarsan hidrojen gibi yanıcı, oksijen gibi yakıcıyım ve her an reaksiyona girebilecekken içimdeki yangını söndürmek için H2O olamıyorum bir türlü. Havalarsa, basıncı bir atmosfer civarında, etraf bir laboratuvar kadar kuru ve nemsiz, zemin futbol oynamaya müsait, deniz tuzlu, açıklarda yer yer kaba dalgalı. 
Derslerin nasıl, kırmızı turnusolu maviye çeviren bazik güzeli?.. Benimkiler iyi fakat maddi limit sıfır noktasının altında buz tutuyor. Cebimdeki paranın kimyasal değeri selülozla değil (kağıt para) ancak nikel-krom alaşımıyla ölçülebiliyor. 
Ama ne gam ne keder canımın iç yörüngesi? Değil mi ki hayatımda; koştuğu zaman ata, yüzdüğü zaman yata, deneylerde asetata, bir ismin önüne geldiğinde sıfata benzeyen, eğik başlı, tükenmez kalem kaşlı, tek gözlü, çift bant ekolayzırlı, anten kulaklı, elma yanaklı, altın dişli, önden çekişli, geniş iç hacimli, beş vitesli, saçları metalik boya, gözleri kara, memleketi ANKARA olan SEN varsın… Şunu unutmamalısın ki; sevgi konusunda sana karşı hep ekzotermiğim. Biz ikimiz bir tuzun bazıyla asidi gibiyiz. Hoşça kal. Büyüklerin protonlarından, küçüklerin nötronlarından öperim… 
Sevgi - Muhtelif yazılar
O’nun tarafından sevildiğimizi nasıl bileceğiz?

Rabbimizi çok sevdiğimizi ve O’nun tarafından sevildiğimizi nasıl bileceğiz?
Ne hal üzere bulunduğumuzu ve bu halimizin doğuracağı sonuçlarının neler olduğunu bilmek bizlere güç ve güven verecektir. 
Ne yapalım arkadaşlar? Bazen işte böyle kendimi yoğun anlamlı sorularla muhatap ediyorum. 
Ama inanın gerçekten bu sorular bir sürü boş şeyleri boş vermemi sağlıyor. 
Öyle ki bu sorulara cevap aramamın neticesinde bir takım yanlışlarımın seve seve yerlerini doğrularla değiştirdiğini görüyorum. 
Böylece hayatımın anlam kazandığını ve bir şeyler öğrendiğimin farkında olma sevinci içimi güldürüyor.
Dikkat edersek eğer yüce Rabbimiz de Kuran-ı Kerimin birçok yerinde bu konuya işaret ediyor.
Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Aydınlıkla Karanlık bir olur mu? Vb.
Arkadaşlar benim burada vurgulamak istediğim nükteyi Hz Musa (as) başından geçen bir hadiseyle biraz daha açıp netleştirmek istiyorum.

Denilir ki bir gün Hz Musa Allaha yalvarmış ve sormuş : 
- Ya Rab! Kulundan razı olduğunun, onu sevdiğinin belirtisi nedir? 
Yüce Allah buyurdu: 
- Ona itaatimi kolaylaştırırım. Bana karşı günah işlemesini önlerim. İşte bu durum benim ondan razı olduğumun bir belirtisidir.
Demem odur ki kendimizi biraz yoklamak ve kendi kendimize soru sormak…
Öyle ya! Her zaman soruları başkaları bize soracak değil ya!
Ve işte ilk sorumuz:
Rabbimizi çok sevdiğimizi ve O’nun tarafından sevildiğimizi nasıl bileceğiz?

Sevgi - Muhtelif yazılar
O ise benim sevdiklerimden…

Ramazan… Cuma günü… Cuma vakti… Cami… Cemaat tek tük camiye girmekte. İmam kürsüde… Girenlerin arasında… O… Hızır… Hızır (a.s.) da genç ihtiyar arasında onlardan biri gibi gidiyor bir köşeye oturuyor. Kürsüde imam sohbete başlıyor… Hızır’ın yanına kırklarında bir adam gelip oturuyor. Cami yavaş yavaş dolmakta. 
Adam, bir müddet sonra uyuklar bir vaziyette sallanıyor, ha uyudu ha uyuyacak. Hızır (a.s.) adamı dürtüklüyor:
- Uyuyacaksın, der.
Adam:
- Uyumam, beni rahat bırak. 
Hızır (a.s.) ses etmez, ancak ezan okundu okunacak, adam ha uyudu ha uyuyacak, bir daha dürtükleyerek:
- Uyuyacaksın dedim, der.
Adam:
- Ben de sana uyumam, beni rahat bırak dedim. Rahat bırak beni. Rahat bırak yoksa, Hızır olduğunu söylerim. Buradan çıkamazsın. Bu kalabalık sakalında bir tel bırakmaz. 

Hızır (a.s.) susar ve gözlerine kapar, boynunu büker Allah’a yönelerek:
- Ya Rabbim! Bu nasıl iştir. Bu kulun benim kim olduğumu bildi. Bu nasıl iştir ki bendeki listede bunun ismi yok. 

Cevap gelir:
- Sana verilen listede beni sevenlerin isimleri var. O ise benim sevdiklerimden…
Sevgi - Muhtelif yazılar
Sevginin Anahtarı

Uzun yıllar önce, Çin’de Li-li adında bir kız yaşıyordu.Günler günleri, yıllar yılları kovaladı ve çoğu genç kız gibi Li-li de günün birinde bir delikanlı ile evlendi. 
Li-li’nin kocası zengin biri değildi ama ailesine karşı sorumluluklarına dikkat eden biriydi. O yüzden, Lili’nin evini, kocasıyla birlikte dul kayınvalidesi ile de paylaşması gerekiyordu. 
Gelin görün ki, aylar geçtikçe, Li-li kayınvalidesiyle geçinmenin çok zor olduğunu anlamaya başladı. İkisinin de kişiliği çok farklıydı ve bu yüzden sık sık kavga ediyorlardı. Kavgalar gitgide o kadar şiddetlenmişti ki, konu komşu da evde olanlardan haberdar olmaya başlamıştı. 
Birkaç ay daha böyle geçtikten sonra, Li-li bu işin böyle gitmeyeceğinden iyice emin haldeydi. Bu durumun annesi ile eşi arasında kalan kocası için evliliği cehenneme çevirdiği de görüyor; eşi için de üzülüyordu. 
Li-li, bir çare bulabilme ümidiyle, baba tarafından aile dostları olan bir baharatçıya gidip derdini anlattı. Baharatçı, Li-li’ye bu işin kesin çözümünün kayınvalideyi ortadan kaldırmak olduğunu ama bu işi fark ettirmeden halletmesi gerekiyordu. O yüzden değişik bitkilerden hazırladığı bir ekstreyi Li-li üç ay boyunca azar azar kaynanası için yaptığı yemeklere koyacaktı. Zehir az az verilecek, böylece kayınvalideyi Li-li’nin öldürdüğü anlaşılmayacaktı. Yaşlı baharatçı, Li-li’ye zehiri azar azar verdiği üç ay içinde şüphe verici davranışlardan, özellikle kayınvalidesine karşı sert kavgalardan kaçınmasını tavsiye etti. 
Üç ay için sabredip kayınvalidesine olabildiğince iyi davranmalıydı. 
Baharatçının hazırladığı zehir ekstresini de alarak sevinç içinde eve dönen Li-li, baharatçının önerdiği planı adım adım uygulamaya başladı. Her gün en güzel yemekleri yapıyor, kayınvalidesinin tabağına zehiri azar azar damlatıyor, bu arada ona iyi davranmayı ihmal etmiyordu. 
Onun bu iyi muamelesi kayınvalideyi de etkilemiş, gün gün ona daha iyi davranmaya, haftalar geçtikçe de kendi kızı gibi sevgi ve ilgi göstermeye başlamıştı. Evde artık barış rüzgarları esiyordu.
Bu durum karşısında, Li-li yaptıklarından utanmaya başladı. Kayınvalidesinin aslında pek de kötü biri olmadığını, bilakis iyi bir insan olduğunu düşünmeye başlamıştı; ama yemeğine azar azar damlattığı zehirler yüzünden onun ölmesi de an meselesiydi artık.
Vicdan azabı içinde kıvranan Li-li, yaptıklarından pişman vaziyette yine baharatçıya gitti ve bu kez, verdiği zehiri kandan temizleyecek bir iksir yapması için kendisine yalvardı. Artık yaşlı kadının ölmesini istemiyordu.
Yaşlı baharatçı, Li-li’nin bu yalvarmaları karşısında gülmeye başladı. Li-li ise çok ciddiydi ve zehrin tesirini vücuddan atacak bir ilaç yapmasını ısrarla istiyordu.
- "Ah Li-li!" dedi baharatçı, "Sana zehir diye verdiğim şey, vücudu güçlendiren bazı bitki özlerinin bir karışımıydı yalnızca; çünkü, asıl zehir ikinizin kafasındaydı. Sen ona iyi davrandıkça bu zehir dağıldı, yerini sevgi ve anlayışa bıraktı."
Sevgi - Muhtelif yazılar
SEVİYORUM TANRIM!
 
 İnanç Tarihi dersimin öğrencilerinden biriydi Tommy. Uzun saçlı, değişik bir gençti. Sınıfta benimle en çok tartışan öğrenci oydu. Tanrı´ya kayıtsız şartsız inanmayı kabullenmiyordu. Mezun olurken bana imalı, imalı;
-Günün birinde Tanrı´yı bulacağıma inanıyor musun hocam? dedi.
-Hayır dedim, yavaşça.
-Yaaa dedi. Oysa senin, bu derste Tanrı´yı pazarladığını sanıyordum hocam... Kapıdan çıkıp gitmek üzereyken arkasından bağırdım:
-Tanrı´yı bulabileceğini düşünmüyorum. Ama o seni mutlak bulacak bir gün, eminim. Tommy, omzunu silkip yürüdü...

Mezuniyetten sonra izini kaybetmiştim ki, acı haberi kendisi getirdi bana... Ölümcül kansere yakalanmıştı. Odama girdiğinde; zayıflamış, çökmüştü... Kemoterapi, o uzun saçlarını dökmüştü... Ama gözleri halâ pırıl pırıldı...
-Birkaç haftalık ömrüm kalmış hocam. dedi.
-Sana bir şey sorabilir miyim? dedim.
-Tabii, dedi, Ne öğrenmek istiyorsun?
-Sadece 24 yaşında olmak ve ölmekte olduğunu bilmek nasıl bir şey?
-Daha kötüsü olabilirdi... 50 yaşında olmak, kafayı çekmek, kadınlarla beraber olmak ve müthiş paralar kazanmayı, yaşamak, sanmak gibi...Sonra niye geldiğini anlattı... "Okulun son günü sana Tanrı´yı bulup bulamayacağımı sormuş; "hayır" yanıtını alınca şaşırmıştım. Sonra, "ama o seni bulur" dedin... İşte bunu çok düşündüm. Doktorlar ciğerimden parça alıp kötü huylu olduğunu söylediklerinde; Tanrı´yı aramayı ciddiye aldım birden... Habis ur, diğer hayati organlarıma yayılmaya başlayınca, sabahlara kadar dualar etmeye başladım... Hiç birşey olmadı. Bir sabah uyandığımda; ilahi bir mesaj alma yolundaki umutsuz çabalarımdan vazgeçiverdim aniden. Ömrümün geri kalan vaktini; Tanrı, ölümden sonra hayat falan gibi şeylerle geçirmeyecektim. Daha önemli şeyler yapma kararı aldım. O zaman gene seni düşündüm... "En büyük mutsuzluk, sevgisiz bir hayat sürmektir, bundan daha kötüsü de bu dünyadan, sevdiklerine "Seni seviyorum" diyemeden gitmektir" demiştin...Son günlerimi bu eksiği gidermekle harcayacaktım işte...En zorundan başladım... Babamdan..." Oğlu yanına geldiğinde; babası, gazete okuyormuş.
-Baba, seninle konuşmam lazım. demiş Tommy.
-Peki, konuş oğlum.
-Yani, çok önemli bir şey...
Babası, gazeteyi 10 santim indirmiş o zaman aşağı;
-Neymiş o bakalım?
-Baba, seni seviyorum. Bunu bilmeni istedim. Tommy, gülümsedi, arkasını anlatırken... Babasının elinden yere düşmüş gazete... Hayatında hiç yapmadığı iki şeyi yapmış. Tommy´ye sarılmış ve ağlamış... Sabaha kadar konuşmuşlar. Babası, ertesi sabah işe gitmek zorunda olduğu halde... "Annem ve kardeşimle daha kolay oldu" diye devam etti Tommy... "Onlar da bana sarılıp ağladılar. Yıllardır bana söylemedikleri, söyleyemedikleri şeyleri anlattılar. Bütün bunları yapmak için bu kadar geç kalmış olmama üzüldüm sadece... Ölümün gölgesi üzerime düşünce; kalbimi açıyordum, bana, aslında çok daha yakın olması gereken insanlara..." Nefes aldı Tommy..." Bir gün baktım, Tanrı, orada... Hemen yanıbaşımda duruyor... Ona yalvardığım zaman, bana gelmemişti. Onun kendi programı vardı, kendi bildiği gibi yapıyordu. Gerçek olan şu ki, haklıydın... Ben, onu aramaktan vazgeçtiğim halde, gelip, beni bulmuştu."

-Tommy dedim. "Sandığından çok önemli şeyler söylüyorsun, tüm insanlığa... Sen, Tanrı´yı bulmanın en emin yolunu anlatıyorsun. Onu, sadece kendine ayırmak, sadece ihtiyaç duyunca aramak işe yaramaz... Ama hayatını sevgiye açarsan o, gelir seni bulur. Bunu anlatıyorsun farkında mısın?" Devam ettim; "Tommy, bana bir iyilik yapar mısın, bunları gelip sınıfımda da anlatabilir misin?

Bir gün tespit ettik. Ama Tommy gelemedi o gün... Ölümle hayatı sona ermemişti tabii... Şekil değiştirmiş, büyük bir adım atmıştı sadece... İnanmaktan, görmeye geçmişti... Ölümünden önce son bir defa konuşmuştuk.
-Söz verdiğim derse gelemeyeceğim, halsiz ve bitkinim hocam. demişti..
-Anlıyorum Tommy !
-Benim yerime onlara sen anlatır mısın hocam, sen anlatır mısın? Herkese, bütün dünyaya, benim için anlatır mısın?
-Anlatırım Tommy. dedim. Anlatırım, merak etme!
İnsanlara; "Seni seviyorum" demek için, ölümü beklemenize gerek yok, şimdi, hemen şimdi başlayabilirsiniz...Başlayın ki, hayatınız güzelleşsin, zenginleşsin.. Hem, şimdi başlamazsanız, belki de hiç söyleme şansınız olmayabilir.
Sevgi - Muhtelif yazılar
TÜM SEVDİKLERİNİZ İÇİN ŞUNLARI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURUN:

  • Eğer bu sabah hasta değil de sağlıklı uyanmışsanız, bir hafta sonrasını göremeyecek olan bir milyon insandan daha şanslısınız.
  • Bir savaş tehlikesiyle, işkence görme olasılığıyla, can korkusuyla karşı karşıya değilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz.
  • Buzdolabınızda yiyeceğiniz, üzerinizde elbiseniz, başınızı sokup uyuyabileceğiniz bir eviniz varsa dünyadaki insanların çoğundan daha zenginsiniz.
  • Bankada ve cüzdanınızda para varsa, dünyanın en ayrıcalıklı yüzde 8 i arasındasınız.
  • Anneniz babanız sağsa ve boşanmamışsa, siz bu dünyadaki ender kişilerden birisiniz.
  • Bu mesajı okuyabiliyorsanız, okuma-yazma bilmeyen 2 milyar kişiden  biri değilsiniz.....
Sevgi - Muhtelif yazılar
SEVGİ, BAŞARI VE ZENGİNLİK

Bir kadın, evinden dışarı çıkar ve uzun beyaz sakallı 3 tane yaşlı adamın evinin önünde oturduklarını görür. Onları tanımaz.

"Ben sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız" der.
"Lütfen içeriye gelin ve bir şeyler yiyin."
"Evin erkeği içerde mi?" diye sorarlar adamlar.
"Hayır" der kadın. "O dışarıda."
"Öyleyse içeri gelemeyiz" diye cevap verirler.

Akşam olup kadının kocası eve geldiğinde, kadın başından geçenleri kocasına anlatır.

"Git onlara söyle ben evdeyim içeri gelebilirler" der.

Kadın dışarı çıkar ve onları içeri davet eder.

"Hepimiz aynı anda içeri girmeyiz." der yaşlı adamlar.

Kadın öğrenmek ister;

"Niye giremezsiniz?"

Yaşlı adamlardan bir tanesi açıklar:

"Onun adı ZENGİN" der bir arkadaşını gösterir, ve bir diğerini işaret eder " O BAŞARI, ben ise SEVGİ." Sonra ekler;
"Şimdi, içeri gir ve kocanla konuş hangimizi evinizde istersiniz"

Kadın içeri girip söylenenleri kocasına anlatır. Adam duyunca neşelenir.
"Ne güzel!!" der, "Madem öyle, Zengini içeri çağıralım ve evimizi zenginlikle doldursun."

Karısı itiraz eder;
"Canım, niçin Başarıyı çağırmıyoruz?"

Bu sırada konuştuklarını evin diğer köşesinde bulunan gelinleri duyar. Zıplayarak gelir ve kendi fikrini söyler.
"Sevgiyi çağırsak daha iyi olmaz mı? Evimiz sevgiyle dolar!"
"Gelinimizin önerisini dikkate alalım" der adam karısına.
"Dışarı çık ve Sevgiyi bizim misafirimiz olması için davet et."

Kadın dışarı çıkar ve 3 yaşlı adama sorar;

"Hanginiz Sevgi? Lütfen içeri gel ve misafirimiz ol"

Sevgi ayağa kalkar ve eve doğru yürümeye başlar. Diğer iki yaşlı adamda onu takip ederler. Kadın şaşırmış bir şekilde Zengin ve Başarıya sorar;

"Ben sadece Sevgiyi davet ettim, siz niye geliyorsunuz?"

Zengin ve Başarı bir ağızdan cevap verirler;
- Eğer Zengin,´i yada Başarıyı davet etmiş olsaydın diğer ikisi dışarıda kalırdı, ama sen Sevgiyi davet ettin, O nereye giderse bizde oraya gideriz. Nerede Sevgi var ise, orada Başarı ve Zenginlik de vardır.
Sevgi - Muhtelif yazılar
Sevdirmek - Sevilmek

Eflatun´a iki soru sormuşlar. 

Birincisi;

"İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir?"

Eflatun tek tek sıralamış:

- Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler...

- Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, sonra sağlıklarını geri almak için para öderler...

- Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar...

- Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler...

Sıra gelmiş ikinci soruya;

"Peki sen ne öneriyorsun ?"

Bilge yine sıralamış:

- Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi "sevilmeye" bırakmaktır...

- Önemli olan; hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil "en az şeye ihtiyaç duymaktır". 
Sevgi - Muhtelif yazılar
SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR

Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği iki katlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı..Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi..
gölgeyi sever menekşeler derdi..Oysa öğretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara .Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı. Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi , her bitki güneşi severken,onlar neden gölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu Hande... Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler
bu yüzden bu kadar güzeldi. Herkesten farklı olursan, bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı. Daha o yıllarda farklı olmak için uğraş vermeye başladı. ilk olarak, okulda kimsenin yanına oturmak istemediği Hacer´in yanına oturmak istiyorum öğretmenim diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı. Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir ailenin kızı idi. Hande ise mühendis Kamil Beyin biricik kızı. Öğretmen pek oturtmak istemedi önce Hacer´in yanına Hande´ yi. Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın diye öğretmen Hande´nin annesini çağırdı. 
Annesi eve geldiklerinde Hande´ye sordu :
- Neden yavrum Hacer in yanına oturmak istiyorsun?
Hande cevap verdi :
- Geçen baharda menekşeler ekiyorduk hani anne, o gün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin, oysa her bitki güneşi sever. Menekşeler farklı, belki de bu yüzden bu kadar güzeller. Hacer´in yanına kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum. Belki Hacer de güzeldir, onu fark etmek istiyorum, dedi.
Annesinin ağzı açık kalmıştı. İlkokul 4.sınıf öğrencisi kızının olgunluğuna hayran kalarak 
- Peki kızım kimin yanında istersen oturabilirsin, " dedi.
Pazartesi Hande Hacer´in yanında oturmaya başladı. Hem Hande tedirgindi, hem Hacer. Birbirleri ile hiç konuşmuyorlardı. Diğer kızlarda soğumuştu Hande´den. Nasıl Hacer gibi dağınık, bir şeyi, iki kere anlatınca anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti.En çok alınan doktor Cemal Beyin kızı Esin´di. Anne babaları her hafta sonu görüşüyorlar, 
Hande ve Esin birlikte oynuyorlardı. Nasıl olur da kendi yerine Hacer´i seçerdi. Çok gururu kırılmıştı Esin´in. Hande ile konuşmuyordu.Bir gün Hande ve ailesi Esinlerle dağ köylerinden birinde gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştiler. Hande gene Esin´in somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu. İçin için de Hacer´e kızmaya başlamıştı arkadaşları ile arasının bozulmasına sebep olmuştu. Neden sanki bu kadar dağınıktı, neden her şeyi iki kerede anlıyordu? Yoksa aptal mıydı?Sonra menekşeleri hatırladı hemen düşüncelerinden utandı. Hacer farklı diye yargılamaması gerekiyordu. Hacer´in, kimsenin bilmediği güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücü ile inandı. Panayıra gittiklerinde Esin somurtarak karşısında oturuyordu, Hande ile konuşmuyordu.
Hande canı sıkıldığından biraz dolaşmak için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı. Hava iyice soğumuş ve ayaz iyice artmıştı, kar atıştırmaya başlamıştı. Hande karı çok seviyordu, yürüdü, yürüdü. Köye gelmişti. Bir evin önünde durdu. Evin penceresinde ki saksıya gözü ilişti. Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor menekşelerdi. Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç 
sevmezlerdi eve doğru bir adım attı. Kapıda beliren gölgeyi çok sonra fark etti bu Hacerdi. 
Hande´ye gülümsüyordu.
- Hoş geldin Hande buyurmaz mısın?, dedi.
Biraz ürkek, şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi. Oda sıcacıktı odun sobası her yeri ısıtmıştı. Menekşeler diyebildi sadece Hande...
- Bu soğukta ?
Hacer gülümsedi ;
- Onlar annem için, annem onları çok sever.
Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande.
"Annen hasta mı?" dedi.
"Evet 2 sene önce felç oldu ona ben bakıyorum, bizim kimsemiz yok, bir tek ineğimiz var onunla geçiniyoruz. Ama tüm işler bana baktığı için derslere çalışacak pek vaktim olmuyor, dedi Hacer utanarak. Bir de bizim köyden şehre araç yok, bu yolu her gün yürüyorum o yüzden de çok yorgun okula geliyorum dersleri anlamakta güçlük çekiyorum. Hande´nin gözleri dolmuştu. Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu. Çok merak etmiş olmalıydı. Dışarıya koştu ve annesine sarıldı, ağlıyordu. Bir müddet sonra anne bu Hacer diye tanıştırdı sıra arkadaşını. Hacer´in yaptığı sıcak çorbadan içtiler birlikte. Hande annesine anlattı Hacer´in hayatını, ağlayarak.
"Bir şeyler yapalım anne" dedi.
O hafta annesi ve Hande, Hacer´lere gidip annesi ve Hacer´i kendi evlerine taşıdılar. Hacer artık Handeler den okula gidip geliyordu, ne dağınıktı, ne de aptal. Sınıfın en iyi öğrencisi olmuştu. Seneler geçti Hacer ve Hande bir arkadaş değil, iki kız kardeşlerdi artık. Mor menekşeler Hande´ye Hacer´i armağan etmişti. Hacer´e ise hem Hande´yi, hem hayatı. Seneler sonra ikisi de evlendi. Hacer şimdi bir doktor. Hande´den vicdanın ne kadar önemli olduğunu öğrendi, hastalarına vicdanıyla birlikte şifa dağıtıyor. Hande ise bir öğretmen. Çocuklara farklı olan şeyleri sevmeyi de öğretiyor. Bir kızı var adı, Hacer Menekşe. Hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi Hande.
LÜTFEN SEVGİNİZE ÖNYARGI KOYMAYIN. HER ŞEY SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR SEVDİKTEN SONRA İSE SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR.
Sevgi - Muhtelif yazılar
Akrebi kurtarmak 

Hintli bir adam suda bata çıka ilerlemeye çalışan bir akrep görür.
Onu kurtarmaya karar verir ve parmağını uzatır ama akrep onu sokar.
Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya çalışır ama akrep onu tekrar sokar.

Yakınlardaki başka birisi ona, onu sürekli sokmaya çalışan akrebi kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler. Ama Hintli adam şöyle der: 

- Sokmak akrebin doğasında vardır. Benim doğamda ise sevmek var. Neden sokmak akrebin doğasında var diye kendi doğamda olan sevmekten vazgeçeyim?
Sevgi - Muhtelif yazılar
Ölümüne sevgi

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler.
Tek yaşam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi.
Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu.
Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu.
Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve "Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi.
Kan nakli ilerlerken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı,
ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu.. Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu:
"Hemen mi öleceğim?.."
Küçük doktoru yanlış anlamış, ablasına vücudundaki bütün kanı verip, öleceğini sanmıştı."
Sevgi - Muhtelif yazılar
PAPATYANIN HİKAYESİ

Koskoca bir bahçede harikulade çiçekler içinde bir papatya.. Ve papatya aşık olmuş, yanmış tutuşmuş ak sakallı bahçıvana.. Bir ümit bekliyormuş. Yüzlerce çiçeğin arasından Onunla, sadece onunla saatlerce ilgilensin.. Buz gibi suyunu sadece ona döksün istiyormuş.. Sadece ona değsin makası, Sadece ona gülsün dudakları.. Kıskanıyormuş bahçıvanı, kırmızı güllerden, sarı lalelerden, mor menekşelerden.. zambaklardan... Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş, Bembeyaz yapraklarını...
Bir gün, aşkı öyle büyümüş ki.. Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş.. Eğilivermiş boynu.. Toprağa bakıyormuş artık.. Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş.. Ayaklarını görüyormuş.. Buna da şükür diyormuş.. Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek.. Zaman akıp gidiyormuş.. Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.. Ne var sanki boynumu kaldırsa.... Bir kerecik daha görsem yüzünü diyormuş...
Ve işte bir gün...Bahçıvan papatyaya doğru yaklaşmış.. İncecik bedenini ellerinin arasına almış.. Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya.. Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı.. Hala göremiyormuş onu, ama bedeni kurtulmuş.. Uzun bir müddet sonra, bahçıvan uğramaz olmuş bahçeye.. Gelen giden yokmuş.. Kahrından ölecekmiş papatya..
Ama işte bir sabah... Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış.. Derin bir oh çekmiş.. Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş.. Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüş.. Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değilmiş.. Başka birisiymiş.. Adamın elinde bir de makas varmış.. Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru....
Ne güzel açmışsın sen öyle demiş.. Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış.. Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarısıymış.. Ama gövden seni taşımıyor demiş. Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış.. Ve bir hamlede bağını gövdesinden ayırmış.. Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini.. O ak saçlı, ak sakallı, yaşlımı yaşlı bahçıvanı hatırlamış.. Birde o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş.. Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini.. O her şeye rağmen, papatyaya emek vermiş.. Ona hiç bir zaman güzel olduğunu söylememiş, ama onu aslında hep sevmiş....
Papatya anlamış artık...
Sevgi, emek istermiş...
Yere düştüğünde son bir kez düşünmüş sevdiğini... Teşekkür etmiş ona içinden.. Son yaprağı da kuruduğunda, biliyormuş artık....
Gerçek sevginin, söylemeden, yaşamadan ve asla kavuşmadan var olabileceğini.
Sevgi - Muhtelif yazılar
Beni seviyor musun? 

Barış zihinsel engelli bir oğlan. Komşu apartmanda oturuyor. Hakkında fazla bir şey bilmiyorum. Bakkala girip çıkarken karşılaşıyorum. Dışarıya uğramış kocaman dişleriyle öyle çirkin, öyle güzel biri ki Barış... Gözüne kestirdiğine, "Kime geldin?" diye soruyordu bir ara. Sonra ne olduysa, buna, "Beni seviyor musun?" eklendi. Yaklaşıyor ve soruyor: "Beni seviyor musun?" Dağınık kirpi saçlı, bıyıklı, kambur bir oğlan, kahverengi gözlerini kocaman açıp bir şey diyor: 
- Efendim? 
- Beni seviyor musun? 
Bir an afallayıp, o gözlerin ışığına; 
- Seviyorum, diyorum. O, coşkuyla: 
- Ben de seni seviyorum, diyor ellerini birbirine katarak. 
Peşinden bazen bir kola istediği de oluyormuş ama benden istemedi hiç. İstese ne olur? 
Bir kola değil, iki buçukluk kola feda olsun ona. 
Fakat beş parmağın beşi bir değil. Haydar isminde biri var o apartmanda oturan. 
Bizim bir arkadaş onunla aynı dairede çalışıyor. Bir kısmını o anlattı bunların: 
Bu Haydar kardeş bakkaldan çıkarken bizim Barış´la karşılaşmış. Barış ona da sormuş beni seviyor musun, diye. 
Saf saf... Fakat Haydar o gün neresinden kalkmış bilinmez, "Neyini sevecem senin lan çirkin gudubet!" gibi bir şeyler söylemiş. 
Yazarken biz üzüldük. Sözler bir şey değil, yüzünde tiksintiyle kıvrılmış çizgiler, öfkeyle kısılmış gözleriyle öyle bir bakmış ki... 
Barış orada öylece ağzı açık kalakalmış. Başını öne eğmiş, susmuş, susmuş. Sonra sümüğünü çeke çeke bir köşede ağlamaya başlamış. İş burada bitmemiş tabii. 
Orada artık kimin gücüne gitmiş bilinmez, bir hatır sahibi bu işten rahatsız olmuş. 
Ertesi gün Haydar, yatağından âdeti olmadığı üzere sabah ezanıyla kalkmış. 
Fakat pür telaş, korkuyla karısını sarsıp uyandırmış. Karısı, "Kör olmayasıca, ne var?" diye muhabbetini dile getirmiş. Haydar önce konuşamamış. Ikınmış, sıkınmış,  kekeleye kekeleye ağzından bir şeyler çıkmış. Karısı gözlerini dikip ne diyor bu herif diye dikkat kesilmiş ki, ne duysun: 
- Beni seviyor musun? 
- Dellendin mi adam sen! Deyip sırtını dönüp yatmış kadın. 
Fakat Haydar´ın boğazında bir şey öyle soluğunu kesiyormuş ki, karısını sırkalayıp tekrar kaldırmış ve sormuş: 
- Ne olur kadın, söyle beni seviyor musun? Ha, beni seviyor musun? 
Kadın yatağında şöyle bir doğrulmuş, bir yandan ezan sesine karışan bu sözleri, adamın nursuz yüzünü, kendini, şu yattıkları odayı, daha bir sürü şeyi bir an peş peşe gözden geçirmiş. 
- Neyini seveyim senin be adam! Ömrümü çürüttün benim! Demiş hışımla. 
Haydar bey bir süre hastanede yatmış, daha sonra tekrar işine dönmüş. 
İş yerinde adı "Beni Seviyor musun Haydar"a çıkmış. O gün bu gündür odasına kim gelse, bir aralık, beni seviyor musun diye içli içli soruyormuş. 
Haydar´ın başından geçenleri bilmeyenler ufak tefek gürültü koparsa da, durum hep idare edilmiş.
Eski arkadaşları uzun zaman bunun dalgasını geçmişler.
Fakat Haydar iyi değilmiş işte. Dünyada seveni olmayan biri iyi olabilir mi? 
Derken, neden sonra Barış aklına gelmiş Haydar´ın. Barışlar bu arada Adıyaman´da, memleketteler.
Sen tut, ta oraya git, Barış´ı bul... Beni seviyor musun de... Barış bu, ne dediyse artık, Haydar ağa buraya uçarak geldi. 
Sevgi - Muhtelif yazılar

Bil bakalım ben kimim?

Elif, sınıfın kapısında durmakta ve gelen geçene bakmaktadır.
Dalgındır. O sırada arkasından uzanan bir çift el, gözlerini kapatır ve kişi: 

- Bil bakalım ben kimim?" diye sorar. 

Elif, yanıtı bulamamanın verdiği sıkıntıyla:

- Ooof... Bilmiyorum.

der. Sonra Elif´in yüzünü kapatan kız, ellerini kaldırıp, gülümseyerek Elif´e bakıp:
- Tanımıyorsun ki bilesin. 

deyince Elif çok şaşırmıştır ve 

- E.. Tanışırız o zaman.

diyerek elini uzatır, tokalaşırlar ve tanışırlar.
Elif ve Nilgün aynı okula giden, orta sonda okuyan ve ortak arkadaşlar bulunan iki öğrencidirler. Nilgün, insanlarla iletişimi  kuvvetli, kendine güveni yüksek, herkes tarafından sevilen ama kimi zaman zararsızca kapris yapmayı seven, rahat ve esnek, iyi bir insandır. Elif ise birçok kişiden farklı bir karaktere sahiptir. Hem çok duygusal hem de aşır siniri bir yapısı vardır. Oda ok iyi niyetli ve arkadaş canlısıdır. Aslında her insana güvenmenin yanlış olduğunu bilir ama yinede sonunda üzüleceğini bile bile hayatındaki insanlara güvenmeyi tercih eder çünkü içlerinde bu güveni hak edecek biri mutlaka vardır ona göre.

Elif´in karşısına bir kez çıkıp ta gönlüne girdiyseniz, ona bir defa olsun iyiliğiniz dokunduysa, siz ne yaparsanız yapın onun gözünde kötü bir insan olamazsınız, o gönülden asla çıkmazsınız ama verdiğiniz ilk izlenim kötüyse sonsuza dek öyle kalırsınız. Elif, etrafına karşı çok fedakar ve itaatkardır ama bu özgüveni kendisine karşı sağlayamaz. Bunun sebebi de "koruma" adı altındaki aile baskılarıdır. Belirli zamanlar ve belli saatler dışında dışarı çıkmasına, arkadaşlarıyla birlikte olmasına izin yoktur. Anne ve babasıyla da öyle parlak bir iletişimleri, "Hoş geldin", "İyi akşamlar" gibi cümleler haricinde de pek fazla diyalogları yoktu. Elif´in evde, sevdiği tek kişi, kendisinde iki yaş büyük olan ablası Selin´dir.
Bazen ablasıyla " Abla, sen olmasan ben bir dakika bilemem duramam bu evde, bıktım böyle yaşamaktan. Sanki burası hapishane, bizler suçlu, annemle babamda gardiyanlarımız" diye konuşmaktadır.
Elif ve Nilgün zamanla iyi arkadaş olmuşlar, liseyi de birlikte okumuşlardır. Mezun olunca da bağlarını koparmadılar, daha da güçlendi arkadaşlıkları. Sevgi, saygı ve güven üzerine kurulmuş, yaşam boyu sürecek bir dostluk halini almıştı. Her anı birlikte ama boş geçirilen kısa ömürlü arkadaşlıklardan değildi onların dostluğu. Tıpkı tanıştıkları günkü gibi saf, temiz ve içtenlikle sürüp gidecek olan bir dostluktur ya da onlar, o zamanlar gençliğin verdiği rahatlıkla öyle sanıyorlardı!
Aradan beş sene geçti, yirmi bir yaşına geldiler, ikisinin de sorumlulukları vardı artık. Üstelik Nilgün evlenmişti ve ev, iş, para kazanma, yaşam mücadelesi, aile hayatı derken insan kendine bile vakit ayıramıyordu. Böyle olunca da Elif ve Nilgün, eskisi kadar sık görüşemiyorlardı. Elif, henüz evli olmadığı için bu tür davranışların bilincinde değildi ve anlamda veremiyordu. Çünkü ona göre ne olursa olsun sevdiklerimiz ihmal edilmemeliydi. Yarım saat-bir saat olsun daha az uyuyup, o zamanı, bize değer veren insanlarla geçirerek gönüllerini almak hiç de zor değildi.
Elif bir yandan bunları konuşmak istiyor, bir yandan da "Böyle şeyler söylersem çok bencil bir arkadaş durumuna düşerim galiba" diye içinden kendi kendini sınıyor ve karar vermekte zorlanıyordu. An geldi, söyleme istedikleri dilinin ucuna kadar geldi ama hep kendini engelledi çünkü Nilgün´ü kırmak, bir bakıma boş yere sorun çıkarıp arkadaşlıklarını tehlikeye sokmak, hayatında isteyeceği en son şeydi.
Onlar eskiden tüm korkularını, heyecanlarını, aşklarını, sevinçlerini herkesten önce birbirleriyle paylaşırlardı.
Ne yani? Şimdi büyüdüler, ekmek kavgasına düştüler diye ya da içlerinden biri evlendi diye dostluğu randevuyla mı yaşayacaklardı? Ne garip dünya!
Elif ve Nilgün, arkadaşlıklarının dokuzuncu senesini doldurmak üzereydiler fakat telefonlar, konuşmalar, görüşmeler hiç yok denecek kadar azalmıştı. Yalnızca Elif, Nilgün´ü arıyordu ve sohbetleri çok sıradan geçiyordu. Nilgün´e göre kasıtlı bir sebep yoktu, her zamanki gibi vakitsizlikten ve yorgunluktan ibaretti durum oysa Elif, sevilmediğini düşünüyordu artık. Öyle ya, oda çalışıyordu, evli değildi ama onunda bir ailesi, yerine getirmesi gereken sorumlulukları vardı. Buna rağmen o, arkadaşlıklarını bir köşede unutup bırakmıyordu.
Elif´in ailesiyle yaşadığı sorunlarda gün geçtikçe artıyordu. üstelik koruyucu meleği, biricik ablası bir süre önce evlenip şehir dışına gelin gitmişti. Nilgün´de arkadaşıyla hiç ilgilenmiyordu. Elif, kendisini çok yanız hissediyordu. Bazen "Hayır, artık aramayacağım. Hep ben arıyorum" diye kendi kendine söyleniyor, kendince Nilgün´e kızıyor; bazen ise "Neyse, olsun. Biz zamanında kocaman, güzel bir dostluk yakaladık hem arkadaşlıklarda karşılık beklenmez. Bu seferde böyle oldu, ne yapalım? Canımız sağ olsun" derdi. Arkadaşını kaybetmek istemiyordu.
Bir gün yine, Elif, Nilgün´ü aradı.
Elif: Alo ne yapıyorsun?
Nilgün: İyi.. İşte.. Oturuyorum.
Elif: Bebek sesleri geliyor, neredesin sen?
Nilgün: Bir akrabadayız, sizin oralarda
Elif: İyi..
Nilgün: Sen ne yapıyorsun?
Elif: Hiiç.. Bende eve gidiyorum, yoldayım.
Nilgün: Tamam
Elif: Hadi iyi akşamlar
Nilgün: İyi akşamlar.
Bu konuşma, tahmin edilemeyecek kadar soğuk geçmişti ama Elif, artık bu ikilemden çok sıkılmıştı ve son bir adım daha atacaktı. O an yine telefon açtı:
Elif: Alo, bak ne diyeceğim madem bizim o taraftasın, on dakikalığına çık ta yüzünü görelim bari. Ne zamandır görüşemiyoruz! Belki cennete giderim ( Güler )
Nilgün: Kusura bakma görüşemem. Başka zaman. Ben, birazdan eve gideceğim.
Elif, hiç bir şey söylemez ve telefonu kapatırlar.
Canı çok sıkılmıştır. O, hayatında ilk kez çok sevdiği bir insanı gönül defterinden silmiş ve ilginç başlayıp güzelce devam eden bir dostlukta böylece tüm anlamını yitirmişti. Elif, şimdiye kadarki tüm arkadaşlıklarında fedakar ve vefalı davranan ama kıymeti bilinmeyen taraftı. Son olarak en yakın arkadaşıyla olumsuzluklar yaşadı, aile içi sorunları düzelmedi, ablası yanı başında değildi. Tüm bunların ardı sıra gelmesi, onu büyük bir bunalıma doğru sürüklüyordu. Nilgün´le yaşadığı bu olaydan sonra bir daha hiç kimseyle arkadaşlık kurmamaya yemin etti, hayata küstü ve daima yalnızlığı tercih etti oysa o, dost canlısıydı ve insanlara yakın olmayı severdi. Dolayısıyla yalnız kalmayı kaldıramıyor ancak yaşadıkları sebebiyle kimseyi görmekte istemiyordu. Geçirdiği buhranın doruk noktasına ulaştığı bir gün ailesi, onu odasında yanında üç boş hap kutusu ve elinde küçük bir kağıt parçasıyla, cansız olarak buldu. Kağıtta şu yazıyordu;
" Yiyorsun, içiyorsun
Gülüyorsun, ağlıyorsun
Çalışıyorsun, geziyorsun
Öyleyse yaşıyorsun Ademoğlu..
Dostluklarda, senden daha fazla bir şey istemiyor ki zaten! "
Elif´in ablası, olanları biliyordu ve onun isteğiyle bu durum, Nilgün´e haber verilmedi. Ancak aradan geçen yedi ayın sonunda Nilgün, bir gün alışveriş yaparken Handan´ı gördü. Handan, pek görüşmedikleri, eski-ortak bir arkadaşıydı Elif ve Nilgün´ün.
Handan: Merhaba naber?
Nilgün: İyi. Ne olsun? Koşturuyoruz işte
Handan: Şey.. Cenazede görmedim seni. Burada değildin herhalde.
Duymuştuk çok yoğun çalıştığını.
Nilgün: (Şaşkın) Ne cenazesi?
Handan: (Tereddütlü) Nasıl yani? Haberin yok mu?
Nilgün: (Tedirgin) Ne diyorsun Handan? Söylesene Allah aşkına!
Handan: Nilgün.. Şey.. Ben..
Nilgün: Söyle
Handan: Ama..
Nilgün: Hadi
Handan: (Korku ve endişeyle) Elif!...
Nilgün: (Telaşlı) Ne? Elif mi? Ne oldu Elif´e? Neden?
Handan: Elif intihar etmiş. Yedi ayı geçti neredeyse.. Halen bilmiyor muydun? Özür dilerim
Nilgün: Bana kimse bir şey söylemedi. ( Ağlar ve orada öylece düşüp kalır )
Nilgün, iki ay boyunca, girdiği şoktan dolayı kendini bilmeden yaşadı ve yavaş yavaş kendini toplamaya başlıyordu ancak çok üzgün ve pişmandı. Sürekli, Elif´i hayalinde görmekteydi. Elif yaşarken ona ayırmadığı tüm zamanları, o yaşamını yitirdikten sonra her gün mezarını ziyarete giderek geçiriyordu.
Elif, hayatını kaybedeli bir sene geçmişti. Bir gün Selin, Nilgün´ün evine gelmiş ve kapıdan, elindeki defteri uzatarak " Bu, kardeşimin şiir defteri. Sana verilmesini istemiş vasiyetinde." 
Nilgün kapıyı kapatır, çok duygulanmıştır. Hemen okumaya başlar.
Elif, şiirleri çok severdi, Nilgün ise nefret ederdi ama Elif, hayattayken, Nilgün´e de şiirleri sevdirmek için uğraşırdı hep, kendi yazdığı şiirleri ilk önce okuturdu. Aslında bu, Nilgün´ün de hoşuna giderdi.
Nilgün, tüm şiirleri kimi zaman tebessümle kimi zaman gözyaşlarıyla okuyordu. Son sayfaya geldiğinde ise adeta hıçkırıklara boğuldu:

Vasiyetimdir; Öldüğümü söylemeyin kimseye
Arkadaşlarım gelmesin cenazeme
Yaşarken yanımda olmayan
Mezarımın başında gözyaşı dökmesin boş yere
Üzülecek oldukları için değil
Dostlukları yalan olduğu için haber vermeyin diyorum onlara
Gelişleri de yalan olur, gidişleri de nasılsa.
Güya vefa borcunu ödemeye gelen sevgili dostlar:
Çok yol almışsınız, zahmet olmuş ama boşa yorulmuşsunuz
Bir zamanlar sizler için sevgiyle kat ettiğim yolları
Nasıl bir kalemde harcadıysanız
Şimdi bende tıpkı sizin gibi
Ne aştığınız bu yolları
Ne akıttığınız sahte gözyaşlarını
Umursamıyorum!
Nede olsa insan, sevgiyi hayattayken bilir, anlar
Oysa ben şimdi, toprağa karışmış bir canım
Anlayamam ve affedin size geri dönemem
Bu sevginiz için artık çok geç.

Sevgi - Özlü sözler
  • Ahlaksız insanlar genelde kendilerini daha özgür sanırlar, ama daha çok nefret veya sevgiyi hissetme kabiliyetleri eksiktir. - Charles Bukowski
  • Aklında bulunsun sevgilim; sen beni kandırmadın, ben inanmayı seçtim. - Can Yücel
  • Amellerin en hayırlısı sevdiğini Allah için sevmek buğzettiğine de Allah için buğzetmektir. - Muhammed bin Abdullah
  • Arzu, kendisinin; sevgi sevgilisinin yararını ortaya koyar. - Gasset
  • Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır. - Bailey
  • Aşk kızamığa benzer, insan ne kadar geç yakalanırsa o kadar ağır geçer.  -  Douglas Ferrola
  • Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur.  -  Antoine Bret
  • Ayni dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler.  - Mevlana
  • Belki de insan sevmeyi bilmediğinden değil, sevgisine layık biri olmadığından yalnızdır. - Can Yücel 
  • Belki sıkıca sarılabileceğimiz bir sevgilimiz olmadı, belki yalnızız.Ama bilinsin ki, adam gibi sevdiğimizdendir yalnızlığımız. - Aziz Nesin 
  • Bir adamın yalnızca tek bir kadını sevemeyeceğini öne sürmek, bir kemancının aynı müzik parçasını çalmak için farklı kemanlara ihtiyaç duyduğunu söylemek kadar saçmadır. -  Balzac
  • Bir yürek ki yanmaz yürek denir mi ona, sevmek haram yüreğinde ateş olmayana. Bir günü sevgisiz geçirdinse yazık, en boş geçen günün o gündür inan bana. - Ömer Hayyam
  • Birini sevmeye koyulmak başlı başına bir iş, bir girişimdir. Güç ister, yürek ister, körlük ister. Hatta başlangıçta öyle bir an vardır ki uçurumun üstünden sıçramak ister; düşünmeye kalkarsan aşamazsın onu. - Jean Paul Sartre
  • Büyük insanlarda, liyakat sahibi olanların kendilerini budalaca aşka kaptırdıkları görülmez. Büyük ruhlar ve büyük işler aşkla uzlaşmaz. -  François Bacon
  • Cennet sevgisi cennetlik yapar. - William Shakespeare 
  • Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.
  • Dünyada her şeyin bir ölçüsü tartısı vardır. Sevginin tartısı da fedakarlıktır. Fedakarlık yapmayanın sevgisine inanılmaz. -   Abdülaziz Bekkine
  • Eğer Rabbim seni bana yazmışsa, Benden kaçışın yok..! Lakin kader seni benden almışsa, Ağlamaya lüzum yok. -  Mevlana
  • Erkek az fakat sık sever, kadın ise çok ancak bir kez sever.  -  Basta
  • Eski sevgi paslanmaz. - İsveç atasözleri
  • Evlilikleri mutsuz kılan sevginin eksikliği değil, arkadaşlığın eksikliğidir. - Friedrich Nietzsche 
  • Ey sevgili.. Biz seninle bir salkımın iki aşık üzümüyken, başka şişelerde şarap olmuşuz, başka hayallerde harap olmuşuz. - Mevlana
  • Fena insanlar korkudan itaat ederler, iyi insanlar sevgiden. - Aristo
  • Gelin tanış olalım, İşi kolay kılalım, Sevelim sevilelim, Bu dünya kimseye kalmaz. -  Yunus
  • Geniş varlık denizinin her yanında geniş bir aşk akışı vardır. Fiziksel devinim, bitkisel yaşam, zihinsel yaşam... hep evrensel aşkın derece derece yükselen aşamalarını oluşturur. Aşağı derecelerinde yanılmayan aşk, akılla aydınlandığı zaman iyilik ve kötülüğe eğilim kazanır. Aşk kusursuz olmayan iyiliklerin üzerinde de vardır. Hatta irade, hile ve şiddet kullanmak yoluyla bir başkasının kötülüğüne çalışmış olsa bile yine aşka uyar. Kötülükler aşktan uzaklaşma oranında bir takım derecelere sahiptir ve kötülük aşka yaklaşmak için sarf ettiği üç oranında erdeme yaklaşmış olur... Cehennem bile adalet kadar aşkın eseridir.  - Dante
  • Gerçek sevgi, iyilik gördüğünde artmayan, kötülük gördüğünde eksilmeyendir. -  Muaz
  • Gülümseyenle, sevenle herkes iş yapmak ister. - Muhammed Bozdağ
  • Günün birinde hepimiz sonsuza dek susacağız. Onun için sevdiklerinize şimdi ‘Seni seviyorum,’ demekten çekinmeyin. -  George Eliot
  • Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir. - Tolstoy
  • Hareket etmenin nedeni "istek" ve "sevmektir", bu ise düşünmektir. Aşk tutkudur. İyi ya da kötünün ne olduğunu fark edemeyen insan nasıl sevebilir.  -  Epiktet
  • Her sevene güvenme. - İmam Şafii
  • Her şeyin ortası makbuldür, sevginin de. Sevdiğini gereğinden fazla sevmeyesin. Sevgini de, sadece yüreğinin eline vermeyesin. En çetin imtihan “sevgi”yle olanıdır. “Kişi ne kadar bahadır olsa da, muhabbete tuş olur.” diyen atanın sözünü aklından çıkarmayasın. Böyle imtihan olmamak, istikbalde neslinden utanmamak için gecelerin bağrında, seherlerin aydınlığında duaya durasın. Senin ideallerin ve geleceğe dair hedeflerin var oğul. - Şeyh Edebâli ( Osman Gazi´ye nasihatından )
  • Hiç sevmediği halde neden hep değerli olur bırakıp giden, Ve neden hiç düşünmeden teslim olur kalbin, Üstelik o seni hiç sevmemişken.  - Pablo Neruda
  • Hiçbir zaman anlayamazsın: Giden sevse gitmeyi ister miydi, Peki ya kalan sevse; gitmesine izin verir miydi! -  Pablo Neruda
  • Istırabın dağladığı sevgi kuvvetlidir. - Selma Lagerlöf
  • İkinci bir sevgi bulamazsak, birincisine uzun müddet bağlı kalırız. -  La Rochefaucauld
  • İnanç, sevginin inşa ettiği merdivenden çıkar ve umudun açtığı pencereden bakar. - Charles H. Spurgeon
  • İnsan sevme hissini israf etmemeli, kim ne kadar sevilmeye layıksa, onu o kadar sevmeli. - Necip fazıl Kısakürek
  • İnsan, sevgi ve inanç gibi büyük bir kuvvetten yoksun başlama noktasında ilerliyor ve amaca doğru gidiyorsa bu kavranılacak birşey değildir. - Albert Pike
  • İnsan, yalnız sevdiği zaman kötülük etmez.  - Anatole France
  • İnsanı sevgi geliştirir, musibetler olgunlaştırır.  - Eyyüp Sabri Osmanoğlu
  • Kalpler silahla değil, sevgi ve yüksek gönüllülükle yenilirler - Baruch Spinoza
  • Karanlık karanlığı defedemez: bunu sadece ışık yapabilir.Nefret nefreti defedemez: bunu sadece sevgi yapabilir. - Martin Luther King Jr 
  • Kendini sevenin rakibi olmaz.  -  Benjamin Franklin
  • Kişi sevince artık kendi dışındaki güçlerin insafına kalmış olmaz çünkü kendisi de güçlü bir varlık haline gelmiştir.  -  Leo Buscaglia
  • Korkar olduk artık "seviyorum" demeye. Kimi sahiden değiyor sevmeye, Kimi ise pişman ediyor insanı sevdiğine.  - Pablo Neruda
  • Mademki kendinde bir dert veya pişmanlık hissediyorsun; bu, Allah’ın sana olan yardımının ve sevgisinin bir delilidir. -  Mevlana
  • Mal,makam ve nam parayla ölçülebilir, ama sevginize paha biçilemez.  - Muhammed Bozdağ
  • Nankörlük sevginin mezarıdır.  - La Rochefoucauld
  • Ne sevgiye ne de nefrete yol açmamak dünya bilgeliğinin yarısıdır: hiçbir şey söylememek ve hiçbir şeye ınanmamak da öteki yarısı. - Arthur Schopenhauer
  • Öğrendikten, sevdikten sonra daha çok acı çekeceksiniz. -  Victor Hugo
  • Ölenlere acıma Harry.Yaşayanlara acı, ve hepsinden çok sevgisiz yaşayanlara. - J.K. Rowling 
  • Öyle birini sev ki, sen ölmek istediğinde o çoktan ölmüş olsun.
  • Paradoksu çözdüm, eğer acıyana kadar severseniz, artık acı duymaz olursunuz ve geriye sadece sevgi kalır. - Rahibe Teresa 
  • Sadece sevgiye tutunacak gücü olan yaşar. - Thedor Wiesengrund Adorno
  • Sen kendin, tüm evrendeki herkes kadar, kendi sevgi ve şefkatini hakediyorsun. - Buddha 
  • Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum - Gabriel García Márquez
  • Seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman, çünkü iki yüzüyle karşına çıkar hayat. -  Pablo Neruda
  • Seni Seveni Zehir Olsada Yut , Seni Sevmeyeni Bal Olsada Unut..! -  Mevlana
  • Seni seviyorsam sana ne bundan? - Friedrich Nietzsche
  • Senin için yapraklarını kopardığım papatyalardan özür diledim dün gece. Haklısınız dedim, ne sevdiği belli, ne sevmediği. - Pablo Neruda
  • Sevdiği için sevildiğini keşfetmek, gerçekten sevene sevilenin verdiği bir ders olmalı. "Nasıl? Seni yine de sevecek kadar alçak gönüllü mü? Yoksa, aptal mı? Yoksa-Yoksa-." - Friedrich Nietzsche
  • Sevdiğini elde edemezsen, elde ettiğini sevmeye çalış. - Corneille
  • Sevdiklerimizi çekiştirmeye başladığımızda onlardan kopmaya başladık demektir.
  • Sevgi birliğe, bencillik yalnızlığa götürür. -  Schiller
  • Sevgi, güzele duyulan istektir. - Lorenzo
  • Sevgi duyumsanmaktan ve bunun yüksek sesle ifade edilmesinden korkmaz.  - Leo Buscaglia
  • Sevgi her zaman ıstırap çeker, hiçbir zaman ne gücenir ne de intikam almaya çalışır. - Mahatma Gandhi
  • Sevgi her zaman karşılık görür, kin de. -  Dostoyevski
  • Sevgi için kültür düzeyi gerekir. - Eric Fromm
  • Sevgi ile nefret arasında çok ince bir çizgi vardır. Birisinden nefret ediyorsanız ve bir gün onu yenemeyeceğinizi anladığınız zaman onu sevmeye başlarsınız. Ve yine birisini seviyorsanız ve bir gün onu yenebileceğinizi düşündüğünüz zaman ondan nefret etmeye başlarsınız. - Peyami Safa
  • Sevgi ile yorulmadan ilerleriz. Sevgi ile, sadece onunla başkaları için fedakarlık yapabiliriz. - Kızılderili atasözleri
  • Sevgi insanı birliğe, bencillik de yalnızlığa götürür. - Friedrich Schiller
  • Sevgi insanlığın, şiddet hayvanlığın kanunudur. - Mahatma Gandhi
  • Sevgi ne kadar büyükse kederi de o kadar büyük olacaktır.  -  Spinoza
  • Sevgi ruhsal bir güçtür; yaratıkları fiziksel ellerinden değil, ruhsal boyutlarından tutup birbirine çeker. - Muhammed Bozdağ
  • Sevgi ruhun güzelliğidir. - Augustinus
  • Sevgi, ruhun yüce olan şeye kaymasıdır. - Eflatun
  • Sevgi sadece anı yaşar. Ne geriye dönüp eskinin iyi günlerinden bahsederek günümüzde geçmişin güvencesini bulur. Ne de yarın için yaşar. -  Leo Buscaglia
  • Sevgi teleskoptan bakar, kıskançlık ise mikroskoptan. - Josh Billings
  • Sevgi varlığın ve yapmanın; nefret yokluğun ve yıkmanın çekirdeğidir. -  Muhammed Bozdağ
  • Sevgi ve nefret kör değildir, ama etraflarında taşıdıkları ateş tarafından körleştirilirler. - Friedrich Nietzsche
  • Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.  -  Mevlana
  • Sevgili, evin köpeği ile iyi geçinmeye çalışır. - Moliére
  • Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz; iki başımız var, bir tek bedenimiz. Ne kadar dönersem döneyim çevrende; er geç başbaşa verecek değil miyiz ?! - Ömer Hayyam
  • Sevgin yoksa dost arama.  -   Sadi Şirazi
  • Sevginin olduğu yerde hayat vardır. - Mahatma Gandhi
  • Sevginin ölçüsü, ölçüsüz sevmektir. - Baruch Spinoza
  • Sevginin özü olan şefkat, karşılıksız sevgi ve fedakarlığın da kaynağıdır. Kahve Molası - İskender Pala
  • Sevginin verdiği güven ve rahatlık sizi gerilimden uzaklaştıracak, savunma sisteminizi güçlendirecektir. - Muhammed Bozdağ
  • Sevginin yıkamadığı bariyer mi var ? - Mahatma Gandhi
  • Sevgiye ve tutkuya açık bir kalp kadar dünyada değerli bir şey yoktur.- Johann Wolfgang von Goethe
  • Sevgiyi sosyalizmden çıkarmak, insanı sosyalizmin dışına itmekle birdir. - Yalçın Küçük
  • Sevgiyle kalmaya karar aldım...Nefret taşınmayacak kadar büyük bir yük. - Martin Luther King Jr
  • Sevilenin kusurlarını hoş görmeyen sevmiyor demektir.  -  Goethe
  • Sevilme isteği varsayımların en büyüğüdür. - Friedrich Nietzsche
  • Sevilmeden sevmekten daha feci bir şey yoktur. -  Ivan Turgenev
  • Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin.
  • Sevilmeyen bir insan her yerde ve her şeyde yalnızdır.  -  George Sand
  • Sevip ağlamak istiyorsanız kalbinizi, ağlayıp sevmek istiyorsanız aklınızı kullanın. - Ayn Rand
  • Sevmek acı çekmektir ve başka türlüsü sevgi olamaz. - Fyodor Dostoyevski
  • Sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek. Sevmek zevktir ama yanlız sevilmenin hiçbir zevki yoktur. -  Aristo
  • Sevmek birbirine değil, birlikte aynı noktaya bakmaktır.  -  Exuper
  • Sevmek keman çalmak gibidir, bilmeyen kötü sesler çıkarır. - Bolivya atasözleri
  • Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır. -  Balzac
  • Sevmek, iki defa yaşamaktır. - George Sand
  • Sevmek, inanmak demektir.  - Goethe
  • Sevmemek elimizde olmadığı gibi, ölünceye dek sevmek de elimiz de değil.  -  La Bruyere
  • Sevmesini bilene çok yakın olan, aklı ile anlamak isteyene de o kadar uzaktır, gizlidir. - Alexis Carrel
  • Sevmeye layık olmayanı hatırlayarak değerli etme! Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme. Unutma; sevgi yürekli olana yakışır. - Şems-i Tebrizi 
  • Susuz çiçek açmaz, sevgisiz mutluluk olmaz. - Maksim Gorki
  • Şah bile sevgiye köledir.  - Mevlana
  • Tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim.Sen beni hep bıraktın; Bense hep arkandan ağladım.
  • Tamamen sevemediklerinden, senin de sevginin tam olmadığına inanacaklar ve senden nefret edecekler ve nefretleri mükemmel olacak, parlayan bir elmas gibi, bir bıçak, bir dağ, bir kaplan, zehirli ot gibi, onların en iyi sanatı. - Charles Bukowski
  • Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
  • Varlık sezginin, duyunun ve aşkın bir sırrıdır. Bu kişi, bu şey yani bireysel, yalnız duyumda, yalnız aşkta, mutlak bir değere sahiptir. Sonlu ve sonsuz orada bulunur. Aşkın sonsuz derinliği ve aşkın gerçeği, bununla yalnız bununla kaimdir" "... En derin ve en yüce gerçekler duyumlarda saklıdır. Böylece genel olarak başımız dışında bulunan bir nesne varoluşun gerçek ve ontolojik belgesi aşktır, varoluşun aşktan ve duyumdan başka belgesi yoktur.  -  Feuerbach
  • Yalnız seni sevenleri sevmek sevgi değil, değiş tokuştur.  -  Cenap Şahabettin
  • Yalnızlık, adam olmayanın vereceği sevgiden, saygıdan yeğdir.  - Mevlana
  • Yaşam gülmeyi, sevgi hak etmeyi, vefa unutmamayı, dostluk sadık kalmayı bilenler içindir. -  Mevlana
  • Yeryüzü padişahların, kralların olsun. Cehennem kötü insanın olsun, cennet iyi insanın..Kim, ne olursa olsun, sevgili bizim olsun tek, canı, canımız olsun. - Ömer Hayyam
Sevgi - Şiir türü
Gerçek sevgiler bir tebessümle başlar

Karamsar olmak zor değil,
Zor olan çılgın bir fırtınadan sonra
Gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir...
Kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç,
Bir tohumla başlar;
En uzun yolculuklar, bir adımla başlar;
Gerçek sevgiler ise bir tebessümle başlar...
Annem her fırsatta çocuklarına
Güneşe doğru zıplamalarını öğütlerdi.
Güneşe ulaşamazdık ama
Hiç olmazsa ayaklarımız yerden kesilirdi.