Onur - onurlandırmak - Ansiklopedik bilgi
Onur - onurlandırmak

Onur
1. isim İnsanın kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzetinefis
2. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar

Onurlandırmak: Kendisine saygı duyulan bir kimse, bir yere gelerek oradakileri mutlu etmek, onur kazandırmak, onurunu artırmak, şereflendirmek, şeref vermek
Onur - onurlandırmak - Ayet mealleri
Ali İmran (İmran Ailesi) Suresi 45. ayet:
Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu Allah kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih´tir. O, dünyada ve ahirette "seçkin, onurlu, saygındır" ve (Allah´a) yakın kılınanlardandır.."

Nisa (Kadınlar) Suresi 139. ayet:
Onlar, mü´minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. "Kuvvet ve onuru (izzeti)" onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, "bütün kuvvet ve onur," Allah´ındır.

Maide (Ziyafet) Suresi 54. ayet:
Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisine sevdiği mü´minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise "güçlü ve onurlu," Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah´ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.

Furkan (Ayırıcı) Suresi 72. ayet:
Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.

Neml (Karınca) Suresi 34. ayet:
Dedi ki: "Gerçekten hükümdarlar bir ülkeye girdikleri zaman, orasını bozguna uğratırlar ve halkından onur sahibi olanları hor ve aşağılık kılarlar; işte onlar, böyle yaparlar."

Duhan (Duman) Suresi 49. ayet:
"(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun."

Fetih (Fethetmek) Suresi 3. ayet:
Ve Allah, sana "üstün ve onurlu" bir zaferle yardım etsin.

Tekvir (Dolama) Suresi 19. ayet:
Şüphesiz o (Kur´an), üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Allah´tan getirdiği) sözüdür;
Onur - onurlandırmak - Bağlantılar
Gaye, İrade, Kararlılık ve Onur

Kendinizi Onurlandırın
Onur - onurlandırmak - Hadisler
Ebu Abdullah Zübeyr İbn-il-Avvam (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: 
"Sizden birinizin ipini alıp dağa gitmesi ve sırtında bir bağ odun getirerek onu satması ve Allah’ın bu sebeble onun şahsiyet ve onurunu koruması istediği verilse de verilmese de halktan dilenmesinden daha hayırlıdır." 
[Buhari, Zekat 50]
Onur - onurlandırmak - Kitap Tanıtım
Onurlu Bir Aşk 
EPSİLON YAYINLARI 
Mary Jo Putney

Damian Mackenzie bir lordun gayri meşru oğlu, bir kumarbaz ve yüksek sosyetenin en gözde serserisidir. Aynı zamanda Leydi Kiri Lawford´un da kahramanıdır: Onu kaçakçıların elinden kurtaracak kadar cesur, bugüne kadar tanıştığı her centilmenden daha onurlu ve bir erkeğin olması gerekenden çok daha çekici. Kiri´nin ona âşık olmaması mümkün müdür? 
Ne var ki Damian Mackenzie´nin sırları, soylu leydilerle flört etmesine engel olmaktadır - özellikle de en eski arkadaşlarından birinin kız kardeşiyle. Ancak Kiri´nin hızlı düşünmesi sayesinde İngiltere tahtı ölümcül bir tehditten kurtulur. Bu sayede Damian, genç kızın farz ettiği gibi kuralcı ya da saygın olmadığını anlar... Kiri, hiçbir erkeğin karşı koyamayacağı kadar çekicidir. 
"Romantik ve büyüleyici. Okurken mest olacaksınız." 
Eloisa James 
"Gerçeğe yakın karakterler ve zengin tarihi detaylar." 
Publisher´s Weekly 

Onur - onurlandırmak - Muhtelif yazılar
Kurdele

New York´ta yasayan bir öğretmen, Lise son sınıfındaki öğrencilerinin "diğer insanlardan farklı özelliklerini" vurgulayarak onurlandırmaya karar vermiştir. California Del Mar´dan Helice Bridges tarafından geliştirilmiş süreci kullanarak, her bir öğrencisini teker teker tahtaya kaldırdı. İlk önce öğrencilere sınıf ve kendisi için ne kadar özel ne kadar özel olduklarını belirtti. Sonra her birine üzerinde altın harflerle "Siz çok önemlisiniz" yazılı birer mavi kurdele verdi.Daha sonra kabul görmenin toplum üzerinde ne gibi etkileri olacağını anlayabilmek amacıyla sınıfına bir proje yaptırmaya karar verdi. 
Her bir öğrencisine üçer tane daha kurdele verip, onlardan bu töreni gerçek dünyada devam ettirmelerini istedi. Öğrenciler, daha sonra sonuçları takip edecek, kimin kimi onurlandırdığını tespit edecek ve bir hafta boyunca sınıfa bilgi vereceklerdi.Çocuklardan biri, gelecekteki kariyer çalışmaları için kendisine yardımcı olan yakınlarındaki bir şirketin üst düzey görevlisini onurlandırmış, adamın yakasına mavi kurdeleyi iliştirmişti. Ardından, iki tane daha kurdele vermiş ve ; "Sınıfça bu konuda bir projemiz var. Sizden onurlandırmanız için birini bulmanızı istiyoruz. Onurlandırdığınız insanlara ekstra kurdele de verin. Böylece onlarda bu projenin devam etmesi için başkalarını bulabilirler. Daha sonra, lütfen bana ne olduğu konusunda bilgi verin" diye rica etti. 
O gün üst yönetici, suratsız biri olarak bilinen patronunun yanına gitmeye karar verdi. Patronun odasına girdi ve onun "iş dünyasında bir deha olduğundan ötürü" onu takdir edip örnek aldığını söyledi. Bu mavi kurdeleyi yakasına takması için izin verip vermeyeceğini sordu? Şaşkına dönen patron ; " Tabi ki " şeklinde cevap verdi.Yönetici de mavi kurdeleyi, patronun tam kalbinin üstüne, ceketine iliştirdi.Ekstra kurdeleyi verirken de ; "Bana bir iyilik yapar misiniz?... Siz de bu kurdeleyi onurlandırmak istediğiniz birine verir misiniz?...Bunu bana veren çocuk, okulda bir proje yaptıklarını söyledi. Bu kabul görme töreninin devam etmesi gerekiyormuş. Böylece "bunun, insanları nasıl etkilediğini belirleyeceklermiş..." Dedi... 
O gece patron evine geldiğinde, on dört yaşındaki oğlunun yanına oturdu. "Bugün inanılmaz bir şey oldu" dedi."Ofisteydim. Üst düzey yöneticilerimden biri içeri geldi, bana hayran olduğunu söyleyip, "iş dünyasında bu kadar başarılı olduğum için" göğsüme bu kurdeleyi iliştirdi...Bir hayal etmeğe çalış... Benim bir dahi olduğumu düşünüyor..."Siz çok önemlisiniz" yazılı bu kurdeleyi tam göğsümün üstüne takti.Bana ekstra bir kurdele verdi ve onurlandıracak başka birini bulmamı istedi. Arabayla eve gelirken, bu mavi kurdeleyle kimi onurlandırabileceğimi düşündüm ve aklıma sen geldin...Ben "seni" onurlandırmak istiyorum. Günlerim aşırı yorucu geçiyor. Eve gelince sana pek ilgi gösteremiyorum. Bazen derslerden aldığın notları beğenmeyince veya odanı toparlamayınca sana bağırıp çağırıyorum... Oysa bu gece bir şekilde buraya oturup, sana benim için ne kadar farklı ve özel olduğunu söylemek istedim. Annen gibi sen de benim hayatımdaki en önemli insansın. Sen mükemmel bir çocuksun."Seni seviyorum" diye devam etti... Şaşkına dönen çocuk simdi ağlamaya başlamıştı...Bütün vücudu titriyordu...Başını kaldırdı, gözleri yas içinde olarak babasına baktı, ve : "Yarın intihar edecektim" baba, dedi..."Baba, ben senin... çünkü ben senin... beni hiç sevmediğini... beni hiç önemsemediğini düşünüyordum... Ama artık her şey çok farklı.Sen baba, şu an... oğlunun hayatını kurtardın!..."
Sizin de sevginizi duymak, hissetmek isteyen insanların var olduğunu sakın unutmayın...
Onur - onurlandırmak - Özlü sözler
  • Adalet… Onurlu yaşamak, başkasına zarar vermemek, herkese kendine ait olanı vermek. - Ulpianus
  • Bana çağ dışı diyorlarmış. Ne büyük bir onur! Ben bu çağın dışında kalmayayım da içinde mi boğulayım? - Necip Fazıl Kısakürek
  • Bir duruşu olmalı insanın! Sokak lambaları gibi dimdik! Işık vermeli dibine ve etrafına. Yine de ödün vermemeli mum misali kendinden. Gurur sözcüğünü "Onur" ile değiştirmeli lûgatından.  Eğer kuralları hiçe sayıp kuralsız yaşamaksa idol, bir onurunu, bir de şapkasını yanından ayırmamalı insan. Koltuğunun altına onurunu, başına şapkasını alıp EyvALLAH diyebilmeli. Kendisi olmalı insan.
  • Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen, ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen; eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse; eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen; sen bir insansın.
  • Hakedipte onurlandırılmamak, haketmeden onurlandırılmaktan iyidir. - Mark Twain
  • Haksızlıklar karşısında ezilmeyin. Çünkü hakkınızla birlikte onurunuzu da kaybedersiniz.
  • Hayatta para ile alınacak bir çok değerli şeyler olduğunu biliriz. Ama para ile hiçbir zaman onur veya temiz vicdan satın alınamaz. Gerçek sevgi ve dostluk para ile alınamaz. Bunlar hak edilerek kazanılır. Para ile ilaç alınır, ama sağlık alınamaz. Para ile yiyecek alınır ama iştah satın alınamaz. Para bir ev alabilir ama bir yuva alamaz. Para lüks şeyler alabilir ama kültür alamaz. Para eğlence alır ama mutluluk alamaz. Hayatta en iyi şeyler para ile alınamayanlardır. - New Age´den
  • İlkelerin olacak, seni satın alamayacaklar. Aptalların uydurduğu atasözlerine inanmayacaksın. "Paranın satın alamayacağı şey yoktur", "herşeyin fiyatı vardır." gibi sözlere kanmayacaksın. Onurunla, kimliğinle ve beyninle yaşayacaksın. Üreteceksin, seveceksin, sevileceksin, inançlarının arkasında duracaksın. Sevgilerin karşılıksız, yardımların gizli olacak. Seni attan, ottan ayıran özelliğin farkına varacaksın. Çünkü sen insansın ve bunu yakaladığın gün, bembeyaz yaşayacaksın. - Müjdat Gezen
  • İslam, insana onurunu kazandıran tek dindir. - Roger Graudy
  • Mal kaybeden, bir şey kaybetmiştir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.
  • Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur. - Mustafa Kemal Atatürk
  • Ne hayatı önemse çılgınca, ne de hafife al aptalca. Onursuz birliktelikler yerine, onurlu bir yalnızlık yaşa.
  • Yanılgılarla tüketilmiş bir yaşam hiçbir şey yapmadan tüketilmiş yaşamdan daha onurlu olduğu gibi daha yararlıdır da.
  • Yeryüzünde öğretmenlikten daha onurlu bir şey tanımıyorum. - Diyojen
  • Yoksul olup da kıskanç olmayanlar onurlu kişilerdir. - Henry Arlington
Onur - onurlandırmak - Risale-i Nur Külliyatı
İşte, şu dikkatli hıfz ve muhâfaza, elbette bir muhasebe içindir. Şimdi, en âdi raiyyetin en âdi muâmelelerini ihmâl etmeyen bir hâkim-i hafîz, hiç mümkün müdür ki, raiyyetin en büyüklerinden en büyük amellerini muhâfaza etmesin, muhasebe etmesin, mükâfat ve mücâzât vermesin. Halbuki, o zâtın izzetine ve gayretine dokunacak ve şe´n-i merhameti hiç kabul etmeyecek muâmeleler, o büyüklerden sudûr ediyor. Burada cezaya çarpmıyor.
Demek, bir mahkeme-i kübrâya bırakılıyor.

Sözler | Onuncu Söz 

Demek esbâb vaz´ edilmiş, tâ aklın nazar-ı zâhirîsine karşı kudretin izzeti muhâfaza edilsin. Zîrâ aynanın iki vechi gibi, her şeyin bir mülk ciheti var ki, aynanın mülevven yüzüne benzer, muhtelif renklere ve hâlâta medâr olabilir; biri melekûttur ki, aynanın parlak yüzüne benzer. Mülk ve zâhir vechinde, Kudret-i Samedâniyenin izzetine ve kemâline münâfi hâlât vardır; esbâb, o hâlâta hem mercî, hem medâr olmak için vaz´ edilmişler. Fakat, melekûtiyet ve hakikat cânibinde, her şey şeffaftır, güzeldir, kudretin bizzat mübâşeretine münâsiptir, izzetine münâfi değildir. Onun için, esbâb sırf zâhirîdir, melekûtiyette ve hakikatte tesir-i hakikileri yoktur.

Sözler | Yirmi İkinci Söz