Yolcu - Yolculuk - Ansiklopedik bilgi
Yolcu - Yolculuk

Yolcu
1. (isim) Yolculuğa çıkmış kimse
2. Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse
3. Doğması beklenen çocuk
4. İyileşmesi umutsuz hasta
5. İşten çıkarılması beklenen kimse

Yolculuk
1. (isim) Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde bir yerden bir yere gidiş veya geliş, gezi, seyahat, sefer
2. Bu gidiş gelişte geçen süre
3. Herhangi bir taşıtla bir yere gidip gelme
Yolcu - Yolculuk - Ayet mealleri
Bakara (Sığır) Suresi 184. ayet:
(Oruç) Sayılı günlerdir. Artık sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun). Zor dayanabilenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır). Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız, -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.

Bakara (Sığır) Suresi 185. ayet:
Ramazan ayı... İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur´an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa artık onu tutsun. Kim hasta ya da  yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah´ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz.

Bakara (Sığır) Suresi 283. ayet:
Eğer yolculukta iseniz ve katip bulamazsanız, bu durumda alınan rehin (yeter). Şu durumda eğer birbirinize güveniyorsanız, kendisine güven duyulan, Rabbi olan Allah´tan sakınsın da emanetini ödesin. Şahidliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse, artık şüphesiz, onun kalbi günahkardır. Allah, yaptıklarınızı bilendir.

Nisa (Kadınlar) Suresi 43. ayet:
Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahud kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Maide (Ziyafet) Suresi 6. ayet:
Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.

Maide (Ziyafet) Suresi 106. ayet:
Ey iman edenler, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırlanışında, aranızda içinizden adaletli iki kişiyi (şahid tutun.) Veya yolculukta olup size ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi (şahid tutun. İkisini) Şayet kuşkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız, onlar da (size): "Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiç bir değere değiştirmeyeceğiz ve Allah´ın şahidliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz." diye Allah adına yemin etsinler.

Enfal (Ganimetler) Suresi 41. ayet:
Bilin ki, "ganimet olarak ele geçirdiğiniz" şeylerin beşte biri, muhakkak Allah´ın, Resûlün, yakınların, yetimlerin, yoksulların ve yolcunundur. Eğer Allah´a, hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, iki ordunun karşı karşıya geldiği günde (Bedir´de) kulumuza indirdiğimize iman ediyorsanız (ganimeti böyle bölüşün). Allah, her şeye güç yetirendir. 

Yusuf Suresi 10. ayet:
İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf´u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın."

Yusuf Suresi 19. ayet:
Bir yolcu-kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) "ticaret konusu bir mal" olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi. 

Rum (Romalılar) Suresi 38. ayet:
Öyleyse yakınlara hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. Allah´ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler onlardır.

Kureyş (Kureyş Toplumu) Suresi 2. ayet:
Yaz ve kış yolculuğunda onları (güvenliğe kavuşturduğu ya da başkalarıyla) ısındırıp yakınlaştırdığı için,
Yolcu - Yolculuk - Kitap Tanıtım
İki Yolcu / Said Nursi´den İbretli Hikayeler 8

Veli Sırım
NESİL YAYINLARI

1 - Terzi ve Model 
2 - Emanet Çiftlik 
3 - İki Kardeş 
4 - Bin Bahçıvan 
5 - Askerin Görevi 
6 - Hayat Yolu 
7 - Hem Ziyaret, Hem Ticaret 
8 - İki Yolcu 
9 - En Kolay Kazanç 
10 - Konuşan Kurt
Yolcu - Yolculuk - Kitap Tanıtım
Üç Kaçak Yolcu

Yavuz Bahadıroğlu
NESİL YAYINLARI

Adil, İstanbul´un methini çok duymuştu. Görmek arzusuyla yanıyordu. Büyüyünce belki görecekti ama, o zamana kadar beklemesi imkansızdı. O, her düşündüğünü hemen yapmak isterdi. Hazır okullar tatilde iken şöyle bir İstanbul´a kadar uzanabilirdi.
Yolcu - Yolculuk - Muhtelif yazılar
Simurg, bir masal kuşudur

Uzun boynunda beyaz bir halka bulunan, safran tüylü, güzel sesli, insana benzer kocaman bir kuş...Kuşların sultanıdır Kaf Dağı’nın ardında yaşar.
Efsaneye göre, kuşlar, sultanlarını bulmak üzere toplanıp yola çıkarlar bir gün...
Yol uzun, yolculuk zorludur."Aşk Denizi"nden geçerler önce.. "Ayrılık Vadisi"nden uçarlar... "Hırs Ovası"nı aşıp, "Kıskançlık Gölü"ne saparlar...
Kuşların kimi Aşk Denizi’ne dalar, kimi Ayrılık Vadisi’nde kopar sürüden... Kimi hırslanıp düşer ovaya, kimi kıskanıp batar göle...
Yolculuk bittiğinde, Kaf Dağı’nın ardına sadece 30 kuş varabilmiştir. Sultanları Simurg’u bulamazlar orada… Sonunda sırrı, sözcükler çözer:
Farsça "si", "otuz" demektir. ömurg" ise "kuş"... "30 kuş", anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir.Ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.
"Simyacı" da, bu "kendinin efendisi olma" bilincini anlatır aslında... Mısır piramitlerinin eteklerinde hazine arayan Endülüslü çobana Simyacı’nın dediği gibi,
"Yolculuk bir öğrenme yöntemidir. Bilmemiz gerekenleri bize o öğretir."
Saklı hazineyi, vurulduğu sevgiliyi, kaybettiği ülkeyi arayan gezgin, büyük sınavlardan geçip yaman engeller aşarak kendi benliğine ulaşır, şuuruna kavuşur bu destanların Kaf dağlarında... Ve sonunda "kendi hazinesi"ni bulur...
Anlar ki, keşfedilecek ülke, insanın kendisidir.
Umut’u tanısam ona "Özgürlük, aradığın yerde olmayabilir, ama kalkıştığın yolculuk, seni özgürleştirebilir" demek isterdim.
Umut, bu sırdadır.Sır da Umut’ta...
Simurga da denir;  zumrud-u anka kuşudur
Yolcu - Yolculuk - Özlü sözler
  • Acz-i beşerî [insanın acizliği], fakr-ı insanî [çok şeye muhtaç oluşu] değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer (insanın) yolculuğu kesilmiyor, sür’at peydâ ediyor. 
  • Aşığın gönlünde bir denk varsa ancak Sevgilinin şeker dengidir Gönülde bir yolculuk düşüncesi varsa ancak Sevgiliye gitme ona kavuşma düşüncesidir. - Hz. Mevlana
  • Aşk bir seferdir.Bu sefere çıkan her yolcu, istesede istemese de tepeden tırnağa değişir.Bu yollara dalıp da değismeyen yoktur. - Şems-i Tebrizi
  • Aşk, yolculuk yaparken gördüğümüz dağlar gibidir. Ne kadar büyük olursa olsun bir bakmışsınız çoktan geçip gitmiş.
  • Behlül Dânâ´ya biri sormuş: Oğlum öldüğünde mezar taşına ne yazayım? Behlül Dânâ: Dün altımda olan çiçekler bu gün üstümde yeşerdi, ey yolcu anla ki şu toprak günahtan gayri her şeyi örter.
  • Bin kilometrelik bir yolculuk ilk adımla başlar.
  • Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir hayat yolculuğunda fırıldak olmanın ne anlamı var? Hep dik durmalı, hep düz yürümeli, hep doğrudan yana olmalı insan değil mi? - Muhsin Yazıcıoğlu
  • Dünya hayatı bir rüya gibidir senin için. Yolculuğu sen yaparsın, nereye gittiğini kader çizer. - Goethe
  • Ey nefsim! Deme "zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle şarhoştur." Çünkü ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşeri, fakr-ı insani değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sürat peyda ediyor.
  • Göğsünün içindekini hakiki gönül sanan kimse, / Hak yolunda iki üç adım attı da her şey oldu bitti sandı. / Aslında tesbih, seccade, tevbe, sofuluk, günahtan sakınma, bunların hepsi yolun başıdır. / Hak yolcusu aldandı da bunları varacağı konak sandı. - Hz. Mevlana
  • Hayat varılacak yer değil, yolculuktur. - Ralph Waldo Emerson
  • Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Dün tarih oldu. Yarın bir sır. Bugünün kıymetini bilin. - Can Dündar
  • Hile yıldırıma benzer onun ışığıyla yolcuların yolu görmelerine imkan yoktur. - Hz. Mevlana 
  • İnsan bir yolcudur. Sabavetten (Çocukluktan) gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder.
  • Kader hayatmızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten "ne yapalım ...kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin. - Şems-i Tebrizi
  • Karamsar olmak zor değil, zor olan çılgın bir fırtınadan sonra gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir. Kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç, bir tohumla baslar. En uzun yolculuklar ise, bir adımla baslar. Gerçek sevgiler ise bir tebessümle baslar. Annem her fırsatta çocuklarına güneşe doğru zıplamalarını öğütlerdi. güneşe ulaşamazdık ama hiç olmazsa ayaklarımız yerden kesilirdi. - Zora Neala Hurston
  • Kır kalemin ucunu bundan sonraki yolculuğumuz AŞK yolculuğudur. Aşk´ı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın.
  • Kucaklamaya, kollarının yetmeyeceği bir ağaç, bir tohumla başlar. En uzun yolculuklar bir adımla başlar. Gerçek sevgiler ise küçük bir tebessümle başlar.
  • Mutlu olmak için içinde bulunduğunuz andan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur. Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları da daha alçakta. Oysa mutluluk insanın boyu hizasındadır. - Konfüçyüs
  • Mutluluk varacağımız bir istasyon değil, yolculuk şeklidir.
  • Nice yollarla yolcular geçmiş. / Büyüyüp, serpilip fidanlıkta / Şöhret almış tebessümiyle şu gül / Ve dikenlerse nüktedanlıkta.
  • Sen yolcu bu yalan dünya hancıdır. / Öyle bir gün var ki yürekte sancıdır, / Yer gök bir olunca hesap sorulunca, / En sevdiğin bile senden davacıdır.
  • Tasavvuf, bence her şeyden önce içsel bir yolculuk. Hani etrafla uğraşmayı bırakmak. Kimseyi ötekileştirmemek. Bence tasavvufu benimseyen bir insan kimseye kin güdemez. Bilmediği insan hakkında atıp tutamaz. Çok basit şeyler söylüyorum ama… Unutmamak ki verdiğim her enerji bana geri dönüyor. Yani Mevlana şey gibi diyor; dünya bir dağın karşısına geçip seslenmeye benziyor. Ben ne dersem, yankısı bana geri geliyor. Çok basit gibi görünen ama çok temel kurallar var hayata geçireceğimiz. Tabi ki tasavvuf çok derin bir okyanus. Ama aynı zamanda tasavvuf gündelik hayata, bugüne, modern hayata uygulanabilecek bir yaşam felsefesi. Geride kalan bir şey değil. - Elif Şafak
  • Tek gerçek yolculuk, aynı gözle yüz değişik ülkeyi dolaşmak değil, aynı ülkeyi yüz değişik gözle görebilmektir. - Marcel Proust
  • Umutla yolculuk etmek, gidilecek yere varmaktan çok daha güzeldir. - Robert Louis Stevenson
  • Yolcular yanılır. Yollar yanılmaz.
  • Yolculuk etmeyi seviyorum ama varmaktan nefret ederim. - Albert Einstein
Yolcu - Yolculuk - Risale-i Nur Külliyatı
İşte, ey bedbaht ehl-i dalâlet ve sefâhet! Şu dehşetli sukûta karşı ve ezici me´yusiyete mukabil, hangi tekemmülünüz, hangi fünûnunuz, hangi kemâliniz, hangi medeniyetiniz, hangi terakkiyâtınız karşı gelebilir? ruh-u beşerin eşedd-i ihtiyaç ile muhtaç olduğu hakiki teselliyi nerede bulabilirsiniz? Hem, güvendiğiniz ve bel bağladığınız ve âsâr-ı İlâhiyeyi ve ihsanât-ı Rabbâniyeyi onlara isnad ettiğiniz hangi tabiatınız, hangi esbâbınız, hangi şerikiniz, hangi keşfiyâtınız, hangi milletiniz, hangi bâtıl ma´budunuz sizi, sizce idâm-ı ebedî olan mevtin zulümâtından kurtarıp kabir hududundan, berzah hududundan, mahşer hududundan, Sırat Köprüsünden hâkimâne geçirebilir, saadet-i ebediyeye mazhar edebilir? Halbuki, kabir kapısını kapamadığınız için, siz katî olarak bu yolun yolcususunuz. Böyle bir yolcu, öyle birisine dayanır ki, bütün bu daire-i azîme ve bu geniş hududlar onun taht-ı emrinde ve tasarrufundadır.

Sözler | Otuz İkinci Söz 

Sonra, dünyaya gelen o yolcu adama ve misafire, cevv-i sema denilen ve mahşer-i acâip olan feza, gürültüyle konuşarak bağırıyor: "Bana bak, merakla aradığını ve seni buraya gönderini benimle bilebilir ve bulabilirsin" der. O misafir, onun ekşi, fakat merhametli yüzüne bakar; müthiş, fakat müjdeli gürültüsünü dinler, görür ki:
Zemin ile âsumân ortasında muallâkta durdurulan bulut, gayet hakîmâne ve rahîmâne bir tarzda zemin bahçesini sular ve zemin ahalisine âb-ı hayat getirir ve harareti, yani yaşamak ateşinin şiddetini tâdil eder ve ihtiyaca göre her yerin imdadına yetişir. Ve bu vazifeler gibi çok vazifeleri görmekle beraber, muntazam bir ordunun acele emirlere göre görünmesi ve gizlenmesi gibi, birden cevvi dolduran o koca bulut dahi gizlenir, bütün eczaları istirahate çekilir, hiçbir eseri görülmez. Sonra, "Yağmur başına arş!" emrini aldığı anda, bir saat, belki birkaç dakika zarfında toplanıp cevvi doldurur, bir kumandanın emrini bekler gibi durur.

Şualar | Yedinci Şuâ