Ayna - Ansiklopedik bilgi
Ayna

1. (isim) Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat
2. Karagöz oyununda perde
3. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha
4. Atların diz kapağı
5. (sıfat) İyi bir durumda, yolunda
6. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey
7. (denizcilik) Küreğin yassı uç bölümü
8. (denizcilik) Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün
9. (denizcilik) Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı
Ayna - Kitap Tanıtım
Aynasını Arayan Adam

Necmettin Şahinler
İNSAN YAYINLARI

XIV. Yüzyılın başında ilk defa Venedik´te cam aynalar yapıldı. Bu cam aynaların arkaları civa-kalay karışımı olan ve adına "sır" denilen bir mâdeni örtüyle kaplanmıştı. XIX. Yüzyılda ayna üretiminde yeni ve ucuz tekniklerin ortaya çıkması ayna kullanımını önemli ölçüde yaygınlaştırdı. Artık günlük ihtiyaçtan dekoratif sanatlara, endüstriden mimariye kadar her alanda ayna kullanımına yer verildi. Kısacası; durgun su yüzeyinden başlayan ve zamanla cam, çeşitli madenler ve teknolojinin gelişmesiyle pratik ve modern aynalarda devam eden İnsân-Ayna birlikteliği günümüze kadar geldi. Ve görünen odur ki bu birliktelik insânın yeryüzü sahnesinden çekilişinin son ânına kadar var olacaktır.
Ayna - Muhtelif yazılar
Aynanız ağlıyor mu?

Duru bir sudan daha derindi ayna. Binlerce demir parçasının ateşte eritilip bir bütün demir parçası elde edildiği gibi onu da kim bilir kaç kum tanesinden elde etmişler, içine kim bilir daha neler katmışlardı.
İlk halini hatırlıyor, kendini göremiyordu... Yeni doğmuş bir çocuk gibi şuursuzdu.
Bir yanı siyah giyindiği gün içi gibi her yeri ışıldıyordu. Hele altın rengindeki çerçeveye sahip olduğu gün tacını giymiş kral gibi gülümsüyordu.
Beyaz bir duvara asıldı. Artık sırtını dayadığı duvara bir çivi ile bağlanarak onunla dost olmuştu.
Yaşamın bir penceresi olmuştu. Her şeyi olduğu gibi gerçek, tarafsız ve yorumsuz yansıtan bir pencere.
Ağlayanla ağlıyor, gülenle gülüyordu. Görmek istediği gibi bakanlar oluyordu aynaya. Onlara görmek istediklerini göstermenin, içinde açtığı yarayı anlayabilmek çok zordu.
Maskeli yüzlerin maskesiyle karşılaşmak, yüreklerindeki acımasızlığın riyanın vefasızlığın yüzlerine akseden yönleriyle karşılaşmak kolay değildi.
Özellikle geceleri, son ışık da terk edip gittiğinde, ayna sessiz sessiz ağlıyordu. Bazen kendi gözyaşlarını siliyor, bazen de yakalanıyordu. Neyse ki sıcaklık farkından oluştuğunu düşünerek siliyorlardı üstündeki damla damla yaşları. Oysa ayna ağlıyordu.
Kimi zaman yalnız başına kaldığında, bir gün dilinin çözülüp kendisine bakanlarla konuşacaklarını karşısında birine söyler gibi kendi kendine konuşuyordu:
"Siz insanlar ne tuhafsınız. Olduğunuz başka, olmak istediğiniz başka. Aradığınız başka, bulduğunuzu sandığınız daha başka. Dört bucakta aradığınız huzurun yanı başınızda olduğunu inatla görmek istemeyen garip varlıklar.
Bir gün ellerinizi şakaklarına dayayıp karşıma geçseniz... Düşünseniz... Kendi gözlerinizin içine baksanız derin derin. Her şeyin çaresini bulacaksınız. Huzurun, başarının, dostluğun, sadakatin, samimiyetin ta kendisini...
Sorun da içinizde, çözüm de... Maskeyi yırtmanın yolu da bu...
Bir kalem alıp elinize kendinizi çizseniz yüzünüzü nasıl çizersiniz. Masum çocukluğunuzun kaybolan hüznüyle mi?
Ya benim halim?... Sizi her saniye görmek istediğiniz şekille resmetmek zorundayım. En zoru da; olmak istediğinizi anlamakta çekiyorum.
Nelerinizi görmüyorum ki... Benden ayrı olduğunuzda yaptıklarınızı bile okuyorum yüzlerinizde.
Bazen uyarmak istediğim oluyor sizi, olduğunuz gibi gösteriyorum. "Şimdi kötü görünüyorum" diyorsunuz. Yine de kötü olduğunuzu kabullenmiyorsunuz. Sizin üzdüklerinizi unutup, sizi üzmekten korkarak eski halime çekiniyorum.
Az da olsa gözlerinizin içinin güldüğü oluyor. Bazen ilahi bir lütuf gibi samimice gözlerinizin yaşardığında sizi, ne çok seviyorum.
Gerçek hayatta yaptıklarınızı romanlarda, hikayelerde, filmlerde bir başkasının yaptığını gördüğünüzde; sanki onları siz yapmamışçasına mağdur olandan yana olup sizi temsil edene kızıyorsunuz. Ne büyük çelişki?.
Ben aynalığımdan utanıyorum. Ama siz...
Kendinize böyle yabancı olmasanız... Biraz olsun ruhunuzu dinleseniz karşımda. Kendinizi sorgulasanız...
İçinizden birinin dediği gibi "Suçlarınız yüzünüzde görünseydi biz aynaları satın almazdınız" Yüzünüzde maske var. Yaşlanınca maskeyi bir parça çıkarıyorsunuz. Bu kez de, aynalar yalan söylüyor diye yalancılıkla suçluyorsunuz.
Görmeyi bilseniz, görmek isteseniz, her biriniz bir ayna. Ama siyah gözlüklerle gizliyorsunuz gözlerinizi. Cenazelerde ağlamadığınız bilinmesin, dışarıda nereye baktığınız fark edilmesin diye.
Merhametin yokluğu, kıskançlığın hakimiyeti belli olmasın diye.
Yalan söyleyen dudaklarınızı boyalarla kapatıyor, kirlenen yüzünüzü fondötenlerle kremlerle örtüyorsunuz.
İmrenilecek halinizde yok değil. Siz, yanlışlarınızı bana göre çok kısa hayatınızda kolayca taşırken, ben doğruluğu sonsuza yakın taşımak zorundayım.
Fanilik bazen, ne güzel diyorum.
Bir tırtılın kelebeğe dönüştükten sonraki ömrü, gül bahçesinde de geçse en fazla bir gün.. Sizlerin de atmış, yetmiş, nihayet yüz yıl... Bu süreler içinde yer, içer çoğalır; dilediğiniz gibi yaşarsınız. Her gün üzerime konan karasinekler bile 3 gün yaşar.
Oysa ben büyüyemem, çoğalamam. Sekiz bin yıl önce Çatalhöyük´te var olan en eski atam bile sizin elinizde. Rahat bırakmamışsınız...
Sizin toprak olma hakkınız var. Biz aynaların kuma dönüşme hakkımız yok nedense?"
Ayna böyle söylüyor, kırılgan bir yürekle hayata tutunmaya çalışan insanlar gibi, beyaz duvara ufacık bir çiviyle tutunuyordu.
Duvar bir gün "yeter" dedi.
Çivinin prangasını çözdü.
Ayna yere düştü.
Kırıldı.
Şimdi ayna bir köşede özellikle geceleri, son ışık da terk edip gittiğinde, sessiz sessiz ağlıyor. Her şeye rağmen kendi doğrularıyla var olmanın mutluluk gözyaşları bir yandan; eğilenlerin, bükülenlerin açması haline yönelik hüzün bulutları diğer yandan. Sahi sizin de aynanız var mı? Aynanız ağlıyor mu?
Ayna - Özlü sözler
  • Açın herkese açabileceğiniz kadar kalbinizi, ummanlar gibi olsun inançlı olun. Kalmasın el uzatmadığınız bir hüzünlü gönül toleranslı olun, barışık olun ama önce kendinizle barışık olun. Aynaya bakın ama önce kendinizi (özünüzü) görün.
  • Anlayıştan birine iyilik etmek, köre ayna tutmaya benzer; farketmez.
  • Aynaya değil, aynadan görünene bak. 
  • Ben 4 kişiyim: 1. ben, 2. içimdeki, 3. Aynadaki, 4. Kalbimdeki. Ben´i geç, içimdeki zaten deli, kır aynadakini. Ya kalbimdeki? - P. Auster
  • Bencillik, gözüne takılmış ayna gibidir. O gözler nereye bakarsa baksın kendinden başka birini görmez.  - Hz. Mevlana
  • Bilemezsin sana verecek bir armağanı ne çok aradığımı. Hiçbir şey içime sinmedi. Altın madenine altın sunmanın ne anlamı var. Ya da okyanusa su. Düşündüğüm her şey Doğu’ya baharat götürmek gibiydi. Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok, çünkü Sen zaten bunlara sahipsin. O yüzden Sana bir ayna getirdim. Kendine bak ve beni hatırla. - Hz. Mevlana
  • Bilmezler yalnız yaşamayanlar, nasıl korku verir sessizlik insana; insan nasıl konuşur kendisiyle; nasıl koşar aynalara, bir cana hasret, bilmezler. - Orhan Veli
  • Bir aynada seyrettim alemin cümlesini. Aynam nokta sırrım nokta. Umduğum kadar büyük değilmiş, dünya nokta ben nokta. - N.Bekiroğlu
  • Bir elinde cımbız, bir elinde ayna / Umurunda mı dünya? - O. V. Kanık
  • Bir ülkenin sanat ve kültür hayatı bir bakıma o ülkenin uygarlık aynasıdır. - H. Taner
  • Cevap vermen gereken tek kişi, her sabah aynaya baktığında gördüğün kişidir. - R. Sharma
  • Davranışlar herkesin kendini seyrettiği bir aynadır. - Terence
  • Dil , bir ulusun aynasıdır. Bu aynaya baktığımız zaman , orada kendimizin gerçek yankısını görürüz. - Chiller
  • Dost dostun aynasıdır.
  • Dostun yüzü can aynasıdır. Hoh´layıp, puf´layıp onu buğulandırma! Sonra ayna seni göstermez olur. Toprak, dostu olan bahara kavuşunca coşar ve çiçekler açar. Sen topraktan daha aşağı değilsin.  Öyleyse dost kıymeti bil!
  • Düşünüyorum: O´ndan evvel zaman var mıydı? / Hakikatler, boşluğa bakan aynalar mıydı? - Necip Fazıl Kısakürek
  • Edep elbisesi mümin olanın üzerine giyip bir daha üzerinden asla çıkarmayacağı en güzel elbisedir. Efendimiz (s.a.v.) aynaya baktığı zamanlarda söylediği: Allah´ım yaradılışımı güzelleştirdiğin gibi ahlakımı da güzelleştir.
  • Ey dost aynaya iyi bak; bir güzelin ihtiyarlığındaki çirkinliğini düşün. Bir binanın harabeye nasıl dönüştüğünü hatırla. Aynadaki yalana güvenme. Aynada gördüğün fani güzelliklerin aldatıcılığını unutma. - Hz. Mevlana
  • Gençlerin aynada göremediklerini, yaşlılar bir tuğla parçasında okurlar. - Hz. Mevlana
  • Gitti Leylâ da Hüsn´ün ardısıra; / Aynalar baksın -artık- aynalara! - Arif Nihat Asya
  • Gönül aynası saf olmalı ki, orada çirkin suratı güzel surattan ayırt edebilsin.
  • Gönül aynası saf ve pak bir hale gelince, sudan ve topraktan hariç suretler görürsün. - Hz. Mevlana
  • Haritalara baktım, hiçbirinde evin yok. Ansiklopedilere baktım, hiçbirinde resmin yok. Sözlüklere baktım, hiçbirinde ismin yok. Aynada kendime baktım, seni gördüm. Benden başka yerin yok.  - Aziz Nesin
  • Hayat bir ayna gibidir.Gülümserseniz o da size gülümser. - Peace Pilgrim
  • Hayatta iki şeye güveniyorum. Biri aynaya baktığımda gördüğüme, diğeri yukarı baktığımda göremediğime.
  • Hayatta kimseyi kendin gibi görme. Çünkü sen gibi olan tek kişi, aynadaki yüzündür. - C. Palahniuk
  • Her insanın aynalara göstermediği bir yüzü ve kimselere söylemediği bir hüznü vardır.
  • Her seven, sevilenin boy aynasıdır. Sevmek, sevilenin o aynaya bakmasıdır. - Özdemir Asaf
  • Herşey sevgilidir, aşıksa bir perde; diri olan sevgilidir aşıksa ölü. Kimin aşka meyli yoksa kanatsız bir kuşa döner; eyvahlar olsun ona. Sevgilimin ışığı önde, artta olmadıkça nasıl önü-ardı akıl edeyim ben? Aşk bu sözün söylenmesini ister; ayna gammaz olmaz da ne olur? Aynan, biliyor musun, neden gammaz degil? Yüzünden toz, pas silinmemiş, arınmamış da ondan.
  • İkiyüzlü insanlar kendilerini aynada hangi yüzleriyle görürse görsünler. Gerçek onların iki yüzünüde sergiler.
  • İyi dostu olanın aynaya ihtiyacı yoktur. - Hz. Mevlana
  • İyi ki aynacı değilim. Her gün ayna kırardım. Sana baktığı için. Sen baktığın için.
  • Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam; / Geçip de aynaya, soran olmaz mı? - Necip Fazıl Kısakürek
  • Körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşısında gazel atma. - Hz. Mevlana
  • Önemli olan seni tamamlayacak ruhu bulmandır. Her peygamberin verdiği öğüt aynıdır: "Sana ayna olacak insanı bul". - Hz. Mevlana
  • Sanat gerçekliğe tutulan ayna değil, onu şekillendirmek için kullanılan çekiçtir. - Bertolt Brecht
  • Senin önünde parlak bir ayna gibi durduğumda, / içime baktım ve kendi yansımanı gördüm. / Sonra dedinki "seni seviyorum" / Oysa aslında sevdiğin içimdeki kendindin. / Nerdesin?
  • Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin ; Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin. - Şems-i Tebrizi
  • Üslup kişinin aynasıdır.
Ayna - Risale-i Nur Külliyatı
Hem işarettir ki, Zât-ı Rahmânirrahîmin delilleri ve aynaları olan zîhayat ve insan gibi mazharlar, o kadar o Zât-ı Vâcibü´l-Vücuda delâletleri kat´î ve vâzıh ve zâhirdir ki, güneşin timsâlini ve aksini tutan parlak bir ayna parlaklığına ve delâletinin vuzuhuna işareten, "O ayna güneştir" denildiği gibi, "İnsanda sûret-i Rahmân var" vuzuh-u delâletine ve kemâl-i münâsebetine işareten denilmiş ve denilir. Ve ehl-i vahdetü´l-vücudun mûtedil kısmı, -1- Lâ mevcûde illâ hû , bu sırra binâen, bu delâletin vuzuhuna ve bu münâsebetin kemâline bir ünvan olarak demişler.

Sözler | On Dördüncü Lemanın İkinci Makamı 

Her ölünün ruhunu Hazret-i Azrâil Aleyhisselâm mı bizzat kabzediyor? Yoksa aveneleri mi kabzediyorlar?
Bu hususta üç meslek var:
Birinci meslek: Azrâil Aleyhisselâm, herkesin ruhunu kabzeder. Bir iş bir işe mâni olmaz. Çünkü nuranîdir. Nuranî bir şey, hadsiz aynalar vasıtasıyla hadsiz yerlerde bizzat bulunabilir ve temessül eder. Nuranînin temessülâtı, o nuranî zâtın hassasına mÂliktir; onun aynı sayılır, gayrı değildir. Güneşin aynalardaki misalleri güneşin ziya ve hararetini gösterdiği gibi, melâike gibi ruhanîlerin dahi, Âlem-i misalin ayrı ayrı aynalarında misalleri, onların aynılarıdır, hassalarını gösterirler. Fakat aynaların kabiliyetine göre temessül ediyorlar. Nasıl ki Hazret-i Cebrâil Aleyhisselâm, bir vakitte Dıhye suretinde Sahabeler içinde göründüğü dakikada, binler yerde başka suretlerde ve Arş-ı Âzam önünde, şarktan garba kadar geniş ve muhteşem kanatlarıyla secde ediyordu. Her yerde, o yerin kabiliyetine göre temessülü varmış; bir anda binler yerde bulunuyormuş.
İşte, şu mesleğe göre, kabz-ı ruh vaktinde insanın aynasına temessül eden melekü´l-mevtin insanî ve cüz´î bir misali, Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâm gibi bir ulü´l-azm ve celÂlli ve hiddetli bir zâtın tokadına maruz olmak ve o misalî melekü´l-mevtin libası hükmündeki suret-i misaliyesindeki gözünü çıkarmak ne muhâldir, ne fevkalâdedir, ne de gayr-ı makuldür.

Mektubat | Yirmi Sekizinci Mektup
Ayna - Şiir türü
Cımbızlı Şiir

Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!
Orhan Veli Kanık