Yankı - Akis - Aksiseda - Ansiklopedik bilgi
Yankı - Akis - Aksiseda

1. (isim) Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, aksiseda, inikâs, akis, eko
2. Bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu, düşünce veya tepki, akis, inikâs
Yankı - Akis - Aksiseda - Ayet mealleri
Sebe Suresi 10. ayet:
Andolsun, biz Davud´a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin" (dedik) ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona demiri yumuşattık.

Abese (Surat Astı) Suresi 6. ayet:
İşte sen, onda "yankı uyandırmaya" çalışıyorsun.
Yankı - Akis - Aksiseda - Kitap Tanıtım
Çağrı ve Yankı

Llewellyn Vaughan Lee
İNSAN YAYINLARI

Bu kitabın yazarı, daha 17 yaşındayken Nakşibendi tarikatına katılan bir İngiliz. Yazar, tarikat içindeki eğitiminin kendisine sağladığı tasavvufi kültürün yanında psikoloji eğitiminin de etkisiyle kendisini rüya çalışmalarının içinde bulunmuş. Bu eserde yazar, tarikat içinde yer alan ve almayan çeşitli kimselerden derlediği rüyaları geleneksel psikoloji ve tasavvufun biçimlendirdiği dünyanın sembolizmi eşliğinde, bir ucu Jung psikolojisine diğer ucu simyaya kadar uzanan çeşitli izah şemalarıyla çözümlüyor ve çağdaş insanın idrakine sunuyor.
Yankı - Akis - Aksiseda - Muhtelif yazılar
YAŞAMIN YANKISI

Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. 
Birden çocuk ayağı takılıp düşüyor ve canı yanıp "AHHHHH" diye bağırıyor.
İleride bir dağın tepesinden "AHHHHH" diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor.
Merak ediyor ve:
- "Sen kimsin?" diye bağırıyor. Aldığı cevap "Sen kimsin?" oluyor.
Aldığı cevaba kızıp:
 - "Sen bir korkaksın!" diye tekrar bağırıyor. Dağdan gelen ses "Sen bir korkaksın!" diye cevap veriyor.
Çocuk babasına dönüp
- "Baba ne oluyor böyle?" diye soruyor.
- "Oğlum" der babası, "Dinle ve öğren!" ve dağa dönüp "Sana hayranım!" diye bağırıyor.
Gelen cevap "Sana hayranım!" oluyor. 
Baba tekrar bağırıyor, "Sen muhteşemsin!"
Gelen cevap; "Sen muhteşemsin!". 
Çocuk çok şaşırıyor, ama halen ne olduğunu anlayamıyor. Babası açıklamasını yapıyor:
- "İnsanlar buna yankı derler, ama aslında bu yaşamdır. Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir. Yaşam yaptığımız davranışların aynasıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev! Daha fazla Şefkat istediğinde, daha şefkatli ol! Saygı istiyorsan insanlara daha çok saygı duy. İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan sen de daha sabırlı olmayı öğren. Bu kural yaşamımızın bir parçasıdır, her kesiti için geçerlidir."
Yaşam bir tesadüf değil, yaptıklarınızın aynada bir yansımasıdır.
Yankı - Akis - Aksiseda - Özlü sözler
  • Ben kimsesiz seyyahı meçhuller caddesinin / Ben yankısından kaçan çocuk kendi sesinin - N. F. Kısakürek
  • Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi. 
  • Biz Cumhuriyet´in kanadı kırık çocuklarıyız. Uçmaya çalıştığımızda ne kadar canımız yansada kanat çırpışlarımız semada yankılanır.
  • Bu dünya, yaptıklarımızın yankılanıp tekrar bize döneceği bir dağdır. - Hz. Mevlana
  • Dil , bir ulusun aynasıdır. Bu aynaya baktığımız zaman , orada kendimizin gerçek yankısını görürüz. CHİLLER 
  • Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin ; Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin. - Şems-i Tebrizi
  • Tabiatta kadınlara son sözü söyleyebilecek tek şey vardır: Yankı.
  • Tasavvuf, bence her şeyden önce içsel bir yolculuk. Hani etrafla uğraşmayı bırakmak. Kimseyi ötekileştirmemek. Bence tasavvufu benimseyen bir insan kimseye kin güdemez. Bilmediği insan hakkında atıp tutamaz. Çok basit şeyler söylüyorum ama… Unutmamak ki verdiğim her enerji bana geri dönüyor. Yani Mevlana şey gibi diyor; dünya bir dağın karşısına geçip seslenmeye benziyor. Ben ne dersem, yankısı bana geri geliyor. Çok basit gibi görünen ama çok temel kurallar var hayata geçireceğimiz. Tabi ki tasavvuf çok derin bir okyanus. Ama aynı zamanda tasavvuf gündelik hayata, bugüne, modern hayata uygulanabilecek bir yaşam felsefesi. Geride kalan bir şey değil. - Elif Şafak
Yankı - Akis - Aksiseda - Risale-i Nur Külliyatı
Mâdem temsilden temessül bahsine geçtik. Temessülün çok envâından şu meseleye medâr olacak üç nevine işaret ederiz.
Birincisi, kesif maddî şeylerin akisleridir. O akisler hem gayrdır, ayn değil; hem mevâttır, ölüdür, hüviyet-i sûriyesinden başka hiçbir hâsiyete mâlik değil. Meselâ sen aynalar mahzenine girsen, bir Said binler Said olur; fakat zîhayat yalnız sensin, ötekiler ölüdürler. Hayat hâssaları onlarda yoktur.
İkincisi, maddî nurânînin akisleridir. Şu akis ayn değil, fakat gayr da değil; mahiyeti tutmuyor, fakat o nurânînin ekser hâsiyetlerine mâliktir, onun gibi hayy sayılıyor.
Meselâ, şems dünyaya girdi, herbir aynada aksini gösterdi. O akislerin herbirinde, güneşin hâssaları hükmünde olan ziyâ ve ziyâdaki elvân-ı seb´a bulunuyor. Eğer, farazâ güneş zîşuur olsa idi-harareti ayn-ı kudreti, ziyâsı ayn-ı ilmi, elvân-ı seb´ası sıfât-ı seb´ası olsaydı-o vakit, o tek ve yektâ bir güneş, bir anda herbir aynada bulunur, herbirisini kendine bir arş ve bir çeşit telefon yapabilirdi. Birbirine mâni olmazdı. Herbirimizle aynamız vâsıtasıyla görüşebilirdi. Biz ondan uzak iken, o, bize bizden daha yakın olurdu.
Üçüncüsü, nurânî ruhların aksidir. Şu akis, hem hayydır, hem ayndır. Fakat aynaların kabiliyeti nisbetinde tezâhür ettiğinden, o ruhun mahiyet-i nefsü´l-emriyesini tamamen tutmuyor.

Sözler | On Altıncı Söz

Ve hem, nasıl ki yeryüzünde bulunan parlak şeylerin güneşin akisleriyle parlamaları ve denizlerin yüzlerinde kabarcıklar ziyânın lem´alarıyla parlayıp sönmeleri, arkalarından gelen kabarcıklar gidenler gibi yine hayalî güneşciklere aynalık etmeleri bilbedâhe gösteriyor ki, o lem´alar, yüksek birtek güneşin cilve-i in´ikâsıdırlar ve güneşin vücudunu muhtelif dillerle yâd ediyorlar ve ışık parmaklarıyla ona işaret ediyorlar.

Sözler | Onuncu Söz